AktüelGazedda'nın GündemiKıbrıs SorunuKıbrıs adasının bölünmesi cinsiyet eşitliğini de olumsuz etkiledi

Kıbrıs’ta 1960 ve 70’lerde, etnik milliyetçilik ve neden olduğu çatışmalar ve savaş, ‘hegemonik erkeklik’i güçlendirerek cinsiyetçi toplumsal düşüncenin ve kadınlara yönelik şiddetin artmasına neden oldu.
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısTemmuz 24, 2020
Şiddete Karşı Yan Yana - LTB

Meril Taşeli

Kıbrıs’ta 1960 ve 70’lerde, etnik milliyetçilik ve neden olduğu çatışmalar ve savaş, ‘hegemonik erkeklik’i güçlendirerek cinsiyetçi toplumsal düşüncenin ve kadınlara yönelik şiddetin artmasına neden oldu.

Hegemonik erkeklik, erkek olmanın toplumsal olarak doğru ve normal yolu olarak kabul edilen belirli erkeklik ideallerini koruyarak destekler ve erkeklerin kadınlara göre toplumda daha baskın pozisyonda olmalarını sağlar. Aynı zamanda milliyetçiliğin ve ataerkilliğin varlığını koruması için önemli bir tamamlayıcı görevi görür.

Milliyetçi bakış açısında ana aktörler, uluslarının özgürlüğü ve onuru için savaşan ve kadınlarını koruyan cesur askerler yani erkeklerdir. Kadınlar ise ikincil, pasif rollere sahiptir. Bu roller, milliyetçiliğin yol açtığı çatışmalarda daha keskin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs’ın savaş döneminde çatışma içerisinde olan erkekler, milliyetçi, saldırgan, otoriter, güçlü ve şiddetli davranmak için baskı altındaydı.

Tecavüz ve cinsel şiddet savaşta güç sağlamak adına araç olarak kullanıldı

İki toplum arasında 1960’lı ve 70’li yıllarda süren çatışmalarda ve 1974’teki savaşta, askerler, kadınlara yönelik cinsel şiddeti ve tecavüzü diğer toplum üzerinde güç sağlamak adına araç olarak kullandı.

Tecavüze uğrayan Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk kadınların hikayeleri, her iki toplumda da çok az konuşuldu. Örneğin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yayıncılık sektörünün düzenleyici organı olan Kıbrıs Radyo Televizyon Kurumu’na göre, tecavüze uğrayan kadınların hikayeleri hakkında konuşmak yasadışıdır.

Savaş sonrası oluşan ‘kahraman’lık algısıyla pek çok erkeğin birden fazla Kıbrıslıtürk kadınla birlikte olduğu, nişanlanıp evlendiği ve çocuk yaptığı da çok az konuşulmuştur.

Tecavüze uğrayan Kıbrıslırum kadınların hikayelerinin kısmen ortaya çıkmasının tek nedeni, 1976’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Kıbrıslırum makamlarının Türkiye’ye karşı açtığı ve Türk askerlerinin tecavüz suçu işlediğini iddia eden davalar için hazırlanan rapordur. Raporda tecavüz olaylarının büyük ölçekte gerçekleştiği ve kadınların toplu olarak bazı yerlerde askerler ile cinsel birlikteliğe zorlandığı belirtilmişti.

Savaş zamanı gerçekleşen cinsel şiddetin hala cezasız kalması, Kıbrıs’ta hegemonik erkekliğin hakimiyetinin bugün de devam ettiğini göstermektedir.

Askerin varlığı iki toplumdaki hegemonik erkeklik anlayışını destekler

Her iki toplumda var olan mevcut asker sayısı ve Kıbrıs’ta askerin hala devam eden önemli rolü, savaşın neden olduğu hegemonik erkekliği beslemekte ve devamına sebep olmaktadır. 28 Avrupa Birliği üye ülkesinin sadece altısında zorunlu askerlik hizmeti bulunuyorken, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde ve kktc’de uygulanan zorunlu askerlik erkek egemen zihniyetinin devamı konusunda önemli bir unsur olarak değerlendirilebilir. Bu zorunlu askerlik uygulaması, Yunanistan ve Türkiye’deki zorunlu askerlik uygulamalarından daha katı ve uzun süreli bir uygulama olarak dikkati çekmektedir. 

kktc’de zorunlu askerlik hizmetine alternatif olarak Vicdani Ret seçeneği mümkün değildir. Erkeklerin silah tutmak istememesi, şiddeti reddetmesi ve barışçıl olması, toplum tarafından hala kabul görmemekte, toplum vicdani ret tercih eden erkeklere cinsiyetleri üzerinden dışlayıcı ve baskılayıcı olabilmektedir.

Daha önce, askerlik yapmış ancak seferberlik eğitimine katılmayı reddeden erkekler, askeri mahkeme aracılığıyla bir hafta hapse gönderildi. Hala bir barış anlaşması olamadığı ve Kıbrıs sorunu çözülemediği için, iki toplum da kendini güvensiz hissetmektedir ve bu yüzden Türkiye veya Yunanistan’da bile mevcut olmayan seferberlik politikalarına sahiptirler.

Ayrıca adadaki İngiliz ve Türk askeri üsleri de Kıbrıs’ta toplumsal düşünce yapısını etkileyen büyük bir askeri varlığın olduğunu gösterir. Türk askerlerinin varlığı direkt olarak adanın ayrılmasından ve Kıbrıs sorununun çözülememesinden kaynaklanıyor.

1994’te yayımlanan bir Birleşmiş Milletler raporunda, o zaman BM Genel Sekreteri olan Boutros Boutros-Ghali, adanın kuzeyi için, asker sayısı ve sivil nüfusu arasındaki oran açısından dünyanın en yoğun askerin bulunduğu bölgelerinden biri demişti.

Kıbrıslı kadınlar siyasette yeterince aktif değil

Avrupa’da feminizmin yaygınlaşmaya başladığı, feminist aktivistlerin siyaseti yönlendirmeye başladığı 20. yüzyılın sonlarında, Kıbrıs halkı içinde bulunduğu savaş ve çatışma döneminden dolayı feminist hareketten uzak kalmıştır.

İki toplumda da barış anlaşması müzakereleri de dahil olmak üzere kadınların siyasete katılımı oldukça düşük ve siyasetteki rolleri küçüktür. 2019’da bile, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde 56 parlamenterden sadece 10’u ve kktc’de de 50 parlamenterden sadece 9’u kadındı.

Kıbrıslı kadınlar yöneticilik pozisyonlarında yeterince yer alamıyorlar. Aynı zamanda yasamada kadın temsiliyeti oldukça düşük oranda. İki tarafın hiç kadın cumhurbaşkanı olmadı ve kadınlar şimdiye kadar cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neredeyse hiç yer almadılar.

Siyasette ve barış müzakerelerinde kadınların bakış açısının çok az yer alması ve farklı sosyal ve politik deneyimlerinin ve ihtiyaçlarının yeterince dikkate alınmaması cinsiyet eşitliğini destekleyen politikaların uygulanmasının daha az olası olduğu anlamına geliyor.

Cinsiyet sorunlarına siyasette yeteri kadar önem verilmiyor

Kıbrıs sorunu ve kktc’de izole kalmanın getirdiği politik ve ekonomik sorunlar, bugün hala Kıbrıs siyasetini doğrudan etkileyen en önemli unsur sayılıyor. Bu nedenle cinsiyet sorunları ikincil planda kalıyor ve bu sorunların çözümü için yeteri kadar dikkat ve çaba verilmiyor. Hem sağ hem sol camiada politikanın Kıbrıs sorunu odaklı olması algının farklı alanlara kayışına müsaade etmiyor ve bu da hak arayışında olan bireylerin marjinal görünmesine neden oluyor.

Cinsiyet sorunlarının göz ardı edildiğini gösteren bir politika örneği kürtaj politikasıdır. 1986’dan beri Yunanistan’da yasallaştırılan kürtaj, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde sadece 2018’den beri tamamen yasallaştırılmıştır. kktc’de ise kürtaj sadece 10. haftaya kadar yasal olduğu için hala tam olarak yasallaştırılmamıştır, ensest ve tecavüz vakaları için özel bir düzenleme yoktur ve kadın evli ise hem kadının hem de kocasının onayı istenmektedir.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde kilisenin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sürdürmekte önemli bir rolü vardır ve 1974’te Kıbrıslırum kadınların maruz kaldığı yoğun tecavüz olayları neticesinde kilise ilk kez kürtaja izin vermişti.

Ayrıca, kktc’de 2014 yılına, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de 1998 yılına kadar erkekler arası eşcinsel seks yasadışıyken, Türkiye’de 1858’den beri ve Yunanistan’da 1951’den beri yasaldır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde eşcinsel sivil birliğin mümkün olmasına rağmen, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde 2015’ten beri eşcinsel evlilik mümkünken, kuzeyde halen mümkün değildir. İki bölgede ise yasal cinsiyet değiştirme hakkı yoktur. Türkiye’de 1988’den ve Yunanistan’da da 2010’dan beri insanlar yasal cinsiyet değiştirme hakkına sahiptir.

Kıbrıs’taki LGBTI+ kişilerini destekleyecek politikaların eksikliği, hegemonik erkekliğin hükmettiğini ve geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri ile belirli erkeklik ve kadınlık ideallerinin toplumda zorlandığını gösterir.

Tanınmayan bir devlet olduğu için kktc’de kadın haklarını koruyan yasaların uygulanması nispeten daha zor

Bölünmenin sonucunda uluslararası olarak tanınmayan bir fiili devlet olarak kalan kktc, küresel siyasi ve yasal alanın bir parçası değildir. Kktc, bu nedenle uluslararası insan ve kadın hakları çerçevesini gerekli etkiyle uygulamak zorunda değildir ve bu kuralları uygulamamanın sonuç ve cezalarından genelde muaftır. Bu yüzden toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen ve kadın haklarını savunan yasa ve politikaların uygulanması yetersiz kalmıştır.

Mesela, 2020’de yayınlanan Kıbrıs’taki İnsan Ticareti Raporu’na göre, Kıbrıslıtürk yetkililer insan ticaretini önlemek için gereken minimum standartları yerine getirmediği gibi, bu yönde herhangi bir gözle görülür çaba da sarf etmemişlerdir ve yasadışı olmasına rağmen gece kulüplerinde ticari seks ve rıza dışı fuhuş olayları yaygındır.

Ayrıca, kktc’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi olmasına ve 2011’de İstanbul Sözleşmesi (Avrupa Konseyi Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi Sözleşmesi)’nin mecliste imzalanmasına rağmen sözleşmenin gerekleri hala uygulanmıyor.

Bu haber, lisans bitirme tez projemin kısa bir özetidir.

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

Music will never ends..