AktüelGazeddablogKapalı toplumların şantaj aracı: Kaset – Mehmet Erdem

BirGün yazarlarından Mehmet Erdem, bugünkü yazısında Kıbrıs’ı yazdı. Şantaj skandalını yazdığı yazısında Erdem, “Sedat Peker’in eline geçtiği söylenen seks kasetleriyle şantaj yapanın kim olduğu konusunda bilgimiz yok. Ama organize bir iş yapıldığı, belki resmi dokunulmazlıkları olanların da bu kayıtların alınmasına ‘yardım’ ettiği sonucunu çıkarabiliriz pekâlâ” dedi.
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısEkim 23, 2021
“insan_ticareti"
Gazedda_Patreon

BirGün yazarlarından Mehmet Erdem, bugünkü yazısında Kıbrıs’ı yazdı. Şantaj skandalını yazdığı yazısında Erdem, “Sedat Peker’in eline geçtiği söylenen seks kasetleriyle şantaj yapanın kim olduğu konusunda bilgimiz yok. Ama organize bir iş yapıldığı, belki resmi dokunulmazlıkları olanların da bu kayıtların alınmasına ‘yardım’ ettiği sonucunu çıkarabiliriz pekâlâ” dedi. Erdem’in yazısı şöyle:

Normal bir ülkede olsa, itirafları/ifşaatı hükümetler devirecek olan Sedat Peker’in bu sefer Kuzey Kıbrıs’ı karıştıran, bazı politikacılara ait seks kasetleri açıklaması bakalım nasıl sonuçlanacak? Adanın, hem de uzun yıllardır, kumar, fuhuş merkezi, yasadışı para için de “yüzer kasa” olduğunu bilenler elbette şaşırmadılar ama yine de bu kadarı, ada ölçüsünde bile fazla gerçekten.

Kuzey’in aralarında Başbakan’ın da olduğu siyasilerinin birer birer seks kasetleri çıkıyor ortaya. Yetişkin bireyler, rızaya dayalı olması koşuluyla ne halt yerlerse yesinler, kimseyi ilgilendirmemeli tabii ama işin çıkar gruplarıyla işbirliğinden kaynaklanan yanları var. Yani, siyasilere çıkar karşılığı kadın sağlandığı iddiaları ayyukta. Dolayısıyla, yöntem desteklenir gibi değilse de rezaletin ortaya çıkmasına itiraz edemiyor insan. Yapılan kimsenin yanına kar kalmasın elbette.

18’inci yüzyılda başladı

Ancak seks kaynaklı şantaj gerçekten çok çirkin bir yöntem. On sekizinci yüzyıldan beri vardır denir. O dönemler Sodomi olarak adlandırılan eşcinsellik büyük suçtu tabii. Bu yüzden eşcinsel erkekleri tuzağa düşürüp, sonra şantaj yaparak kolayca para koparırdı kimileri. Şantaj o zaman bile ahlaki kabul edilmemiş olmalı ki İngiltere’de, 1757 yılında suç sayılmış sonuçta. Hayli erken farkına varılmış demek ki. Meraklısına Angus McLaren’in yazdığı “Sexual Blackmail: A Modern History” adlı kitabı öneririm. Okuması çok da keyifli bir kitaptır. Tabii okuyunca insanların ne kadar kötü varlıklar olduğuna tanık olmak can sıkıyor. Gerçekten berbat varlıklarız.

Şimdi bu cinsel şantajın en yoğun olduğu dönem 1920’ler, 30’lar aslında, yani kapitalizmin ekonomik bunalım yılları. 20. yüzyıla girilmiş de olsa özellikle İngiltere’de hala meşhur Viktorya dönemi tutuculuğunun etkileri de sürmekte. Bu nedenle şantaj işe yarar bir geçim kaynağı çokları için. Ahlakı bahane edip aslında bunalım dönemlerinin yarattığı parasızlık ortamında başkalarından şantajla para koparmak çok yaygındı o dönemler. Tabii şantajlar eşcinsellik kaynaklı değildi her zaman.

Bir soylunun ya da toplumda etkili bir figürün aşk kaçamağı da şantaj konusu olabiliyordu. McLaren kitabında yıllarca ona buna şantaj yaparak para kazanan İngiliz ya da Amerikalı avukatlardan söz ediyor. Kitaba ilişkin bir eleştiri yazısında rastlamıştım, McLaren, Viktorya döneminin ünlü avukatı Sir George Lewis’ten söz etmemiş meğer. Bu adam, davalarında gerekli olan belgeleri bilgileri, rüşvet vererek sağladığı gibi, cinsel içerikli şantajlar yaparak da elde edermiş.

Şantajı kimler yapar?

Peker’in eline geçtiği söylenen seks kasetleriyle şantaj yapanın kim olduğu konusunda bilgimiz yok. Ama kasetlerin “çok özel” olduğunu düşünürsek organize bir iş yapıldığı, belki resmi dokunulmazlıkları olanların da bu kayıtların alınmasına “yardım” ettiği sonucunu çıkarabiliriz pek âlâ. Neden olmasın? Bu çoğunlukla böyle olmuştur çünkü. 1950’li yılların Londra’sında polislerin ek gelir kaynağının “eşcinsel erkekler” olduğunu yazıyor McLaren örneğin. Şantajcılar polisti yani. Altmışlı yıllarda da ABD’de eşcinsel erkekleri tuzağa düşürüp, şantaj yoluyla para alan 70 kişilik bir organize suç örgütü ortaya çıkarılmıştı ki, “şefleri” bir Şikago polisiydi.

Neyse ki özel hayatın gizliliği konusunda hassasiyet geliştikçe, şantajın suç olduğu kabul edildi kimi ülkelerin ceza yasalarında. Bizde de herhalde suçtur. Ancak hızı kesilse de yine seks içerikli kasetlerle şantaj vakalarına rastlıyoruz tabii.

Bu kasetlerin kurbanı olanların bazılarına hiçbir şey olduğu da yok bu arada. Örneğin şu Donald Trump hakkında onca iddia, kasetli belge olmasına rağmen bir tür dokunulmazlığa sahip sanki adam. İlişkiye girdiği kadınlara yaptığı ödemelerin varlığı bile kanıtlandı. Ama kadınlara saygısızlığını hiç gizlemeyen biri olarak ortaya çıkacak herhangi bir skandaldan korkması da beklenemezdi tabii.

Ama Trump’a tahammül edilse de hele çocuklar söz konusu olduğunda bu tahammül ortadan kalkıyor, iyi de oluyor. Missouri Valisi Eric Greitens ile Alabamalı siyasetçi Roy Moore’un reşit olmayanlarla seks ilişkilerine elbette gereken tepki gösterildi. Üstelik bunları kaydediyor da bu tipler. Bir yanıyla iyi, yaptıkları alçaklığın belgelenmesi de kolay oluyor en azından. Kaseti var mıydı yok muydu bilmiyorum ama Bill Clinton da aslında Monica Lewinsky ile ilişkisi ortaya çıktığında yalan söylemesiyle anımsanıyor. Soruşturmalar konu oldu, bir ara görevden alınmasından söz edildi ama sonuçta o da paçayı kurtarmış oldu. Elbette onunki rızaya dayalı bir ilişki olduğu için de herhalde kabul edilebilir sayıldı. Ancak pervasızlığına hâlâ hayret ederim Clinton’ın. Yakalanacağı korkusunu nasıl duymaz onun konumunda olan biri?

Yırtanlar da var

İster iki yüz yıl önce olsun ister günümüzde şantajın en çok ses getiren ya da sonuç alınan türü seks içerikli olanlar. Bizde de yakın zamanda iki partinin önemli figürleri kaset şantajıyla görevlerinden istifa ettirildi biliyorsunuz. Her politikacı Trump ya da Clinton gibi şanslı değil.

Politika etik kurallar üzerinde yapılıyor olsaydı, aslında kimseyi ilgilendirmeyen, hele de rızaya dayalıysa hiç ilgilendirmemesi gereken fantezilerin ortalığa saçılması bu kadar kolay olmazdı. Bizim gibi toplumlarda başkalarına yasak olanı kendilerine hak görenlerin ipliğinin, bu yolla olması dediğim gibi savunulamasa da, ortaya çıkarılması da iyi midir acaba, bilmiyorum ki?

Muhalefet kanallarının kapalı olduğu, görünmez bir dokunulmazlığa sahip olanların diledikleri her şeyi yaptığı bir toplumda bu şantajlar hiç de etkili olmuş değil. Baksanıza Peker, onca devletlu hakkında seks değilse de yolsuzlukların anlatıldığı kasetlerle inanılmaz iddialar ortaya attı, yaprak kımıldamadı. Ama seks kasetli şantajla en azından Kuzey Kıbrıs politikasında sarsıntı yaratmayı başardı.

İşin tadını almışa benziyor Peker. Yavrusundan anasına da sıçrayabilir bakarsınız.

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

LGBT kitapcık