Ekonomi Politikkoronavirus“Covid-19 toplumları otoriterleşmeye doğru götürebilir”

COVID-19 salgını ile hayatımızın değişeceğini çok kez duyduk. Bu anlamda, GazeddaKıbrıs olarak, değişimi ve beklentileri anlamak için hem sosyal medya aracılığı ile yurttaşlarla, hem de siyaset ve uluslararası ilişkiler konusunda akademik çalışmalar yapan kişilerle röportajlar gerçekleştirdik.
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısNisan 16, 2020
Nadir Görülen Hastalıklar Ağı

COVID-19 salgını ile hayatımızın değişeceğini çok kez duyduk. Bu anlamda, GazeddaKıbrıs olarak, değişimi ve beklentileri anlamak için hem sosyal medya aracılığı ile yurttaşlarla, hem de siyaset ve uluslararası ilişkiler konusunda akademik çalışmalar yapan kişilerle röportajlar gerçekleştirdik.

COVID19 sonrası dönemde yeni bir sosyal, politik, ekonomik ve hukuki dünya düzeni ortaya çıkar mı sorusunu ilk olarak Doğu Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sözen’e sorduk.

İşte Ahmet Sözen’in sorularımıza verdiği yanıt:

COVID19 sonrası dönemde yeni bir sosyal / politik / ekonomik / hukuki dünya düzeni ortaya çıkar mı? Sizce bu yeni dünya düzeninin temel unsurlarındaki değişiklikler neler olur ?

Sorunun cevabı belirsiz ve konuşmak için çok erken ancak birkaç biçimde akıl yürütmek mümkün olabilir.

Mesela, kurumsal anlamda “devlet” daha da önemli olacak.

Evet, bir tarafta ulus devlet tekrardan sahneye geliyor. Özellikle, sınırları olan devlet anlamında, sınırlar daha da güçleniyor. Devletler, bu süreçte istediği zaman sınırlarını kapatabileceğini gösteriyor.

Diğer taraftan, en gelişmiş devletlerde bile, (İtalya- İspanya vs.) bir bakıyorsun sağlık sistemi dökülüyor. Kendi halkına en “temel” hizmetleri düzgün götüremiyor.

Bu da devletin otoritesinin daha fazla sorgulanmasına neden oluyor.

Covid19 ilk çıktığı zaman güvenlik bilinci ulusal düzeydeydi. Ulusal bilinçle başlayana bu sürecin zaman geçtikçe küresel bilinci da tetiklediğini düşünüyorum.

Bir diğer boyut ise sivil toplumla ilgili;

Devletin- bazı devletlerin- en temel sağlık hizmetlerini verememesinden dolayı, özellikle sivil toplum veya yerel aktörler daha görünür olmaya başladı. Onların katkılarıyla bu aksayan hizmetler bir şekilde ikame edildi.

Esas soru “nereye gideceğiz?”

Bana göre tek bir değişimi düşünmemek gerek. Değişimlerden bahsetmemiz gerek.

Bir tarafta belki daha demokratik daha eşitlikçi bir devlet yapısına gidecek olan yerler olacak. Daha refah toplumu anlayışı gelişecek.

İşin bir başka bir boyutu, hayatın çevrimiçi olduğu. Bilişim hayatımızı kolaylaştırıyor ama bir başka bir alanda da özel hayatımız ve özel bilgilerimiz sistem içine girdi. Bu da son, James Bond Spectre filmindeki gibi, istihbarat teşkilatlarının birleşmesi örneklerini anımsatıyor. Ancak esas olan, devletin bizi daha da fazla zapturapt altında tutacağı…

Her şeyi bilebilecek olan bir devletten bahsediyoruz.

Bu bizleri otoritelerleşmeye doğru götürebilir. Devlet kontrol mekanizmaları daha da etkin bir biçime evrilebilir.

Farklı dönüşümler öngörmek mümkün olabilir.

Değişimlerin akümülasyonundan sonra belki daha net biçimde küresel anlamda nereye gideceğimiz sorusu net değil.

Şu an da ideal olarak nereye gitmeli?

Çok rahat bir şekilde, daha çoğulcu ve daha fazla enternasyonalizme ihtiyaç vardır diye düşünüyorum.

Benim bir için ideal, bir taraftan bu krizin çıkardığı sonuçlarla daha eşitlikçi düşünüp, uluslararası kurumları daha demokratik ve daha eşitlikçi kılmak bir taraftan.

Mesela bir WHO varsa, bunun sadece sözde değil gerçek anlamda daha fazla ağırlığı ve etkinliği olan bir kurum yapmak.

Bu ulus devletlerin izleyeceği adımlarla alakalıdır…

Bir taraftan uluslararası kurumların demokratik meşruluk problemlerini azaltıp daha eşitlikçi ve daha temsiliyeti güçlü kurumlar yaratmak gerekli.

Diğer tarafta da daha etkin daha katılımcı sivil toplumu ve yerel yönetimleri ittifakını düşünmek gerek

Uzun vadede devlet refah devletine yönelirken, uluslararası kurumları üstteki çerçevedeki gibi bir yere koymak, hem de devlet içindeki yapıları (yerel yönetimleri) daha da güçlendirip yetkileri ve gücü yerele yayması gerekli.

Oraya doğru gider miyiz?

Kısa vadede gidileceğini düşünmüyorum. Bu Covid19 bir başka tarafı kapitalizm büyük bir darbe yedi. Ancak, kapitalizmin karakteri çok rahat uyum sağlar.

Wallterstein’in sistem kriz yaşadığında ikame olur. Kapitalizm çok kriz yaşamıştır ama onu ikame edecek başka bir sistem çıkmamıştır. Elle tutulur bir alternatif oluşamadığı, çıkmamasının en büyük sebebi de kendisini buna uyarlamasıdır.

Devletler daha refah devletine uygun regülasyonlar yapabilir ama bu kapitalizmi ortadan yıkmaz.

Kısa vadede, iyimserliğim var. Bu dayanışma ve eşitlikçilik konusunda daha çok şeyler göreceğiz.

Bununla bağlantılı olarak küresel problemlere olan reaksiyonumuz ne olacak? “Devletlerin küresel ısınmaya karşı bir dayanışması var mı?” problemi gibi bir sorunla karşı karşıyayız.

Corona virüsü küresel bir problemdir. Buna karşı diğer küresel diye nitelendirilen problemlere karşı ne tür iş birlikleri yapacağız? Bunlara doğru evrilme olursa, ne ala ancak kısa vadede bu olmayacaktır diye düşünüyorum.

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

Music will never ends..