Yerleşikler geldi.
Geldiler, getirildiler, böldüler, kaldılar. Bir de Osmanlı’ya kadar geri gidiyorlar şimdi! Daha dur, daha dur…
Kucaklar ardına kadar açıktı onlara, hiç yabancılık çekmediler.
Ama o kucaklar, bu coğrafyanın gerçek yerlilerine- Rumca konuşan Kıbrıslılara, Ermenilere, Maronitlere, bu memleketi gerçekten seven Türkçe konuşan Kıbrıslılara kapandı…. Düşman, vatan haini oldu bu ülkeyi bütünüyle sevenler.
Yerleşimci Türk kolonyalizmi ferah bir kolonya kokusu gibi unutturdu size savaşın tüm pis kokularını.
Getirildiler, yerleştirildiler, kuruldular.
Geleceklerini garanti altına aldılar. Bu adanın yerlileri ‘yersiz’ oldu, dağıldı diaspora oldu…
Kıbrıs’a ve Kıbrıs kültürüne uyum sağlamak mı?
Hak getire.
Asimile ettiler.
Türkiyelileştirdiler.
Türk yerleşimci kolonizasyon politikalarıyla bu memleketi mahvettiler.
Kıbrıs’ın kuzeyinde artık Kıbrıs kalmadı.
Türkiye’de ne kadar kirli ve kötü şey varsa burada da vücut buldu. Hatta daha beteri, açık hava kışlası işte…
Geldiler… Misafir değil, kiracı değil, yerleştiler…
Sonra sahte, kukla hükümette vekil oldular.
Şimdi de size bağırıyor, sövüyor, hakaret ediyorlar.
Az bile size.
Hepsi müstahak.
***
Geldi, parayı buldu.
Mevkilere yerleşti.
Adları sahte diplomalara karıştı.
Kuruldular. Oturtuldular.
Öyle bir oturdular ki, bir daha kalkmamak için.
İşgal ve kolonizasyonun meyveleri yeşerdi.
Ağaç büyüdü.
Zaten daha en başından belli değil miydi bu işlerin buraya varacağı?
Kolonizasyonun meyveleri bir bir serpildi.
Askeri işgal rejimi içinde Kıbrıslı kukla milletvekilleriyle kavga ediliyormuş gibi bir algı yaratılıyor şimdi…
***
Siz Kıbrıslı kukla vekiller…
Sözde muhalifler…
Ve “gelen emekçi, giden emekçi, herkese eşit insan hakkı” adı altında memleketi mahveden sözde insan hakları savunucuları…
Evlerinden, yerlerinden , hatıralarından olan Kıbrılıları mı sığdıramadınız kucağınıza?
Bu coğrafyanın gerçek insanlarını savunsaydınız bugün bunları yaşamazdınız.
Maaşlar, rütbeler tatlı geldi, değil mi?
Hazır mısınız “istikrarlı iktidar” masalına?
“Hükümet gitsin, memleket sahte diploma, hırsızlık, rüşvet içinde perişan” diye bağıran CTP…
Sen çok mu şerefli, çok mu masumsun?
Duyan da sizi sütten çıkmış ak kaşık sanacak.
Oysa siz, güvenilecekler listesinin en sonunda yer alıyorsunuz.
İşgal rejiminin meşrulaştırıcılarısınız.
Çelişkiler yumağısınız.
Çok mu seviyorsunuz bu memleketi?
Samimiyetsizsiniz.
Birbirinizi yemeye devam edin.
***
Memleket yeniden doğacakmış…
İnsan gerçekten utanır.
Umut değil, daha büyük bir yıkım getirecek ilk siz olacaksınız.
Çıkmış bir “yerleşik” milletvekili, Kıbrıslı milletvekiline ayar veriyor.
Kıbrıslıyım diyene “ırkçı” diyen siz değil miydiniz?
Yıllarca bu hale gelmesine göz göre göre izin verdiniz.
Şimdi siz gelince, sizi kahraman ilan etmemizi mi bekliyorsunuz?
Şimdiki hükümet gidecek, siz geleceksiniz ve memleketi ayağa kaldıracaksınız…
Bu yalanı nasıl bu kadar rahat söyleyebiliyorsunuz?
İnsanda biraz utanma olur.
***
Bu memleket sizin değil.
Bu memleketin kuzeyi, Türkiye Cumhuriyeti’nin fiili işgali altında.
Hâlâ neyi tartışıyorsunuz?
Sizin “karar alanınız”, bir devletçilik oyunu oynamaktan ve kendi egonuzu tatmin etmekten öteye geçmiyor.
İradenizi, sınırlarınızı, sinir uçlarınızı,
her şeyinizi başkasının eline verdiniz.
Şimdi hiçbir şey yapamazsınız.
Zaten bu düzenin değişmesini de istemezsiniz.
O maaşları, o ödenekleri hangi gerçeklikte alabilirsiniz?
Neye dayanarak alabilirsiniz?
İşgal rejimi dışında eşittir sıfırsınız.
Vasıfsız bir vakasınız.
Yanılgının vücut bulmuş hâlisiniz.
İktidarınız da, muhalefetiniz de aynı:
Yüzsüz, arsız, hırsız, yalancı ve pişkinsiniz.
Hamasetin dibine batmış, üstü örtülü bir “solculuk”la kendinizi aklayamazsınız…



