AktüelEkolojiWMO Raporu: Küresel ortalama sıcaklık 1.1 derecenin üzerinde

2019 sona ererken, küresel sıcaklığın olağanüstü seviyelere çıktığı ve hava olaylarının çok etkili olduğu on yıllık bir dönemi geride bırakıyoruz.
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısAralık 3, 2019
Djumba Hotel & Cafe

2019 sona ererken, küresel sıcaklığın olağanüstü seviyelere çıktığı ve hava olaylarının çok etkili olduğu on yıllık bir dönemi geride bırakıyoruz. 

Madrid, 3 Aralık 2019 – 2019 yılı sona ererken, insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazlarının neden olduğu küresel sıcaklığın, buzul erimesinin ve deniz seviyesindeki yükselmenin olağanüstü derecede arttığı on yıllık bir dönemi geride bırakıyoruz. Beş yıllık (2015-2019) ve on yıllık (2010-2019) ortalama sıcaklıklarının bugüne kadar kaydedilen en yüksek sıcaklıklar olduğu kesinlik kazanmak üzere. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, 2019 yılı kaydedilen en sıcak ikinci veya üçüncü yıl olarak tarihe geçecek.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün Küresel İklim Durumu açıklamasına göre, 2019 yılında (Ocak-Ekim) küresel ortalama sıcaklığın, sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,1 C derece üstünde.

Atmosferik karbon dioksit konsantrasyonları 2018’de 407,8 ppm’e çıkarak rekor kırdı ve 2019 yılında da artmaya devam etti. Karbon dioksit atmosferde yüzyıllarca, denizlerde ise daha da uzun süre kalarak, iklim değişikliğini kilitliyor.

Rapora göre, deniz seviyesindeki yükselme ise, uydu ölçümlerinin başladığı 1993 yılından bu yana, Grönland ve Antartika’daki buzulların erimesine bağlı olarak hızlandı.

Isıyı ve karbondioksiti emerek tampon görevi gören denizler ise ağır bir bedel ödüyor. Okyanus ısısı rekor seviyelerde ve denizel sıcak hava dalgaları yaygınlaştı. Deniz suyu, endüstriyel dönemin başlangıcından yüzde 26 daha asidik. Hayati öneme sahip deniz ekosistemleri bozuluyor.

Eylül 2019’da Kuzey Kutup Denizi buz örtüsündeki erime uyduyla ölçülen ikinci en erime oldu ve Ekim’de ise erime devam etti. 2019 yılının bazı aylarında Antartika buz örtüsünde de rekor düzeyde erime kaydedildi. 

WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, “Şu anda acil olarak iklim önlemleri almadığımız takdirde, sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 3°C’nin üzerine çıkacağı bir gelecek bizi bekliyor. Paris Anlaşması hedefini tutturmak için olmamız gereken yolda değiliz,” dedi.

Talaas, “Günlük yaşamda iklim değişikliğinin etkileri aşırı ve“ anormal ”hava olayları olarak karşımıza çıkıyor. Ve 2019 yılında bir kez daha, hava ve iklimle ilişkili riskler çok sert oldu. Eskiden “yüzyılda bir kez” yaşanan sıcak hava dalgaları ve sel olayları daha düzenli olarak meydana geliyor. Bahamalar’dan Japonya ve Mozambik’ kadar  tüm ülkeler, yıkıcı tropik siklonların etkisine maruz kaldı. Orman yangınları Kuzey Kutbu ve Avustralya’yı kasıp kavurdu ”dedi.

“İklim değişikliğinin temel etkilerinden biri de daha değişken yağış modelleri. Bu, tarımsal verim için bir tehdit oluşturduğu gibi, nüfus artışı ile birlikte, kırılgan ülkeler açısından gelecekte önemli gıda güvencesi sorunları anlamına da gelecek ”dedi.

Rapor, hava ve iklim etkilerinin insan sağlığı, gıda güvencesi, göç, ekosistemler ve denizel yaşam üzerindeki etkilerine geniş bir bölüm ayırıyor. Bu bölüm, çeşitli Birleşmiş Milletler ortaklarından elde edilen verilere dayandırılıyor (Kkz. Editöre notlar).

Aşırı sıcaklık koşullarının, yaşlanan nüfus, kentleşme, kent ısı adası etkileri ve sağlık konusunda eşitsizliğin mevcut olduğu yerler başta olmak üzere, insan sağlığı ve sağlık sistemleri üzerindeki olumsuz etkileri giderek artıyor. 2018 yılında, sıcak hava dalgasına maruz kalan 65 yaş üzeri hassas nüfus, 1986-2005 referans seviyesine kıyasla, 220 milyon kişi arttı ve yeni bir rekora imza atıldı.

İklim değişkenliği ve aşırı hava olayları, küresel açlıkta görülen son artışın ana belirleyicilerinden, şiddetli krizlerin ise önde gelen nedenlerinden biri. On yıl süren istikrarlı bir düşüşün ardından açlık yeniden artıyor – 2018’de 820 milyondan fazla insan açlık çekti. iklim değişikliği ve aşırı hava olayları, 2018’de gıda krizinden etkilenen 33 ülkenin 26’sında, ekonomik şoklar ve çatışmalarla birlikte etmenlerin arasında yer alırken, bu 26 ülkeden 12’sinde yaşanan açlığın en önemli etmenleriydi.

Ocak-Haziran 2019 arasında, 10 milyonun üzerinde kişi yerinden edildi: Güneydoğu Afrika’da İdai Siklonu, Güney Asya’da Fani Siklonu, Karayipler’de Dorian Kasırgası, ve İran, Filipinler ve Etiyopya’da sel baskınları gibi tehlikeler yüzünden 7 milyon kişiyi yerinden edildi ve yoğun insani yardım ve korumaya muhtaç oldu. 

İklim Durumu Geçici Raporu, COP25 olarak bilinen ve 2-13 Aralık 2109’da Madrid’e gerçekleşecek BM iklim değişikliği müzakerelerine güvenilir bir bilgi kaynağı ve Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli IPCC raporunu tamamlayıcı nitelikte.

Tüm 2019 verilerini de içeren nihai rapor, Mart 2020’de yayınlanacak.

Ocak-Ekim 2019 ve 1981-2010 arasındaki sıcaklık farkı.

Küresel İklim Göstergeleri

2019 yılı sona ererken, en sıcak 10 yılı geride bırakıyoruz

Ocak-Ekim 2019 dönemi için küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi dönemin (1850-1900) 1,1 ± 0,1°C üstündeydi. Beş yıllık (2015-2019) ve on yıllık (2010-2019) ortalamalar en sıcak beş yıllık ve en sıcak on yılık dönemler olduğu neredeyse kesinlik kazandı. 1980’lerden bu yana, her on yıllık dönem bir öncekinden daha sıcak oldu. 2019’un kaydedilen ikinci ya da üçüncü en sıcak yıl olması bekleniyor. Son derece güçlü bir El Niño ile başlayan 2016 yılı en sıcak yıl olmaya devam ediyor.

Kuzey Kutbu’nun büyük kısmı 2019’da alışılmadık derecede sıcaktı. Güney Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Okyanusya dahil olmak üzere, çoğu karasal alan yakın zamanların ortalamalarından daha sıcaktı. ABD’nin Alaska eyaleti de olağanüstü sıcaktı. Buna karşılık, Kuzey Amerika’nın büyük bir bölgesinde sıcaklık yakın zamanların ortalamasının altındaydı.

Sera gazı konsantrasyonları rekor düzeyde

2018 yılında, sera gazı konsantrasyonları yeni yüksek seviyelere ulaştı; karbondioksit (CO2) mol fraksiyonu küresel ortalaması 407,8 ± 0,1 ppm’e, metan (CH4) milyarda 1869 ± 2 ppb’e ve azot oksit (N20) 331.1 ± 0.1 ppb’e çıktı. Bu değerler, sanayi öncesi 1750 seviyelerinin sırasıyla, yüzde 147,yüzde  259 ve yüzde 123’ünü teşkil ediyor.

2019 yılının küresel ortalama rakamları, 2020’nin sonuna doğru çıkacak ancak bir takım konumlara ait gerçek zamanlı veriler, CO2 seviyelerinin 2019’da artmaya devam ettiğine işaret ediyor.

Küresel ortalama deniz seviyesindeki artış hızlanıyor

Uydu altimetri kayıtları başladığı tarihten bu yana deniz seviyesi hep yükselmiştir ancak yükselmehızı, Grönland ve Antartika’da buz tabakalarının erimesine kısmen bağlı olarak, bu süre zarfında artmıştır. Küresel ortalama deniz seviyesi Ekim 2019’da,yüksek hassasiyetli altimetri kaydı yapılmaya başlandığından bu yana en yüksek değerine ulaştı (Ocak 1993).

Okyanus ısısı

Artan sera gazı konsantrasyonları nedeniyle iklim sisteminde biriken fazla enerjinin yüzde 90’ından fazlası okyanusa gidiyor. 2019 yılında, üst 700m’de (1950’lerde başlayan bir seride) ve üst 2000m’de (2005’te başlayan bir seride) ölçülen okyanus ısı içeriğinin rekor veya rekora yakın seviyelerde olduğu görüldü ve şu ana kadar bir önceki rekorun kırıldığı 2018 yılı ortalamasının üzerinde seyretti. 

Deniz yüzey sıcaklığının uydu ölçümleri, deniz ısı dalgalarını izlemek için kullanılabiliyor. 2019 yılında, okyanusların ortalama 1,5 ay boyunca olağandışı sıcaklıklara maruz kaldığı görüldü. Okyanusların büyük kısmında “Güçlü” (yüzde 38) olarak sınıflandırılan denizel ısı dalgaları meydana geldi (“Orta” yüzde 28). Kuzeydoğu Pasifik’in büyük bir bölümünde denizel ısı dalgası “Şiddetli” kategorisine çıktı.

Okyanus asitlenmesi devam ediyor

2009-2018 yılları arasında denizler, yıllık CO2 emisyonlarının yüzde 22’sini emerek iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı oldu. Ancak bununla birlikte, atmosferik CO2 konsantrasyonlarındaki artış denizlerin de kimyasını etkiliyor.

IPCC’nin Değişen Bir İklimde Denizler ve Kriyosfer Özel Raporu’na göre, 1980’lerin sonundan bu yana ortalama küresel deniz yüzeyi pH’ında on yıl başına 0,017-0,027 pH birimi oranında bir düşüş gözlemlendi, bu da Sanayi Devrimi’nin başlangıcından bu yana asiditede yüzde 26’lik bir artışa eşdeğer.

Deniz buzu erimesi

Kuzey Kutbu Denizi buzunun uzun dönemde erimeye devam ettiği 2019’da doğrulandı. Deniz buzlarının kapladığı alanının 2019 Eylül ayı ortalaması (genellikle o yılın en düşük değeri), kaydedilen en düşük üçüncü Eylül ayı ortalamasıydı. 

2016 yılına kadar, Antarktika deniz buzunda küçük ve uzun dönemli bir artış görülmüştü. 2016 yılının sonlarında ise ani ve aşırı düşüş meydana geldi. O zamandan beri, Antarktika’da deniz buzları nispeten düşük bir alan kaplamaya devam ediyor. 

Grönland buz tabakası

Grönland Buz Tabakası’nın Toplam Buz Kütlesi Dengesi (TMB), Eylül 2018 – Ağustos 2019 arasında 329 Gigaton (Gt) net buz kaybı yaşandığını gösteriyor. GRACE uydularından elde edilen veriler, Grönland’ın 2002-2016 döneminde yılda yaklaşık 260 Gt buz kaybettiğini, maksimum kaybın ise 458 Gt ile 2011-12’de meydana geldiğini gösteriyor.

Şiddetli hava olayları

Seller

Orta ABD, Kuzey Kanada, Kuzey Rusya ve Güneybatı Asya normalin üzerinde yağış aldı. Alaska ve Hawai hariç , ABD’de Temmuz 2018 – Haziran 2019 döneminin ortalama 12 aylık yağışı (962 mm) bugüne kadar kaydedilen en yüksek yağış miktarı oldu. 

Hint musonu başlangıcının ve bitişin gecikmesi, Haziran ayında büyük yağış açığı yaşanmasına neden oldu, ancak sonraki aylarda aşırı yağış meydana geldi.

Ocak ayında Güney Amerika’nın bazı bölgelerini yoğun yağış aldı. Arjantin’in kuzeyinde, Uruguay’da ve Güney Brezilya’da şiddetli seller  meydana geldi. Arjantin ve Uruguay’da yaklaşık 2,5 milyar ABD doları değerinde maddi kayıp yaşandığı tahmin ediliyor.

İran İslam Cumhuriyeti, Mart ayı sonlarında ve Nisan ayının başlarında meydana gelen sellerden son derecede etkilendi. Ekim ve Kasım aylarının başlarında Doğu Afrika’nın kuraklıktan etkilenen bölgelerinde şiddetli sel baskınları meydana geldi.

Kuraklık 

Kuraklık 2019’da Güneydoğu Asya’nın ve Güneybatı Pasifik’in birçok bölgesini etkiledi; birçok vaka Hint Okyanusu Dipol’unun güçlü pozitif aşamasıyla ilişkilendirildi. Endonezya ve komşu ülkelerde ve de daha kuzeydeki Mekong havzasının bazı bölgelerinde yıl ortasından itibaren olağandışı kuru koşullar hakim oldu. 2017 ve 2018’de Avustralya’nın iç kesimlerinin birçok bölgesini etkileyen uzun dönemli kuraklık koşulları, 2019’da daha da ağırlaştı ve daha fazla bölgeyi etkisini altına aldı. Avustralya genel ortalamasına bakıldığında, Ocak-Ekim dönemi 1902’den bu yana yaşanan en kurak dönem oldu.

Kurak hava koşulları, Orta Amerika’nın birçok bölgesini etkiledi. Honduras, Guatemala, Nikaragua ve El Salvador’da, Ekim ayındaki yoğun yağışlara kadar normalden çok daha kurak geçti. Şili de son derece kurak bir yıl geçirdi, 20 Kasım’a kadar Santiago’da görülen yağış miktarı (82 mm) uzun dönem ortalamasının yüzde 25 altındaydı.

Sıcak hava dalgaları

Avrupa’da Haziran ayı sonunda ve Temmuz ayı sonunda iki büyük sıcak hava dalgası meydana geldi. Fransa, 28 Haziran’da 46°C derece ile kendi rekorunu kırdı (bir önceki rekor ısının 1,9°C derece üzerinde). Almanya (42,6°C), Hollanda (40,7°C), Belçika (41,8°C), Lüksemburg (40,8 °C) ve Birleşik Krallık’ta (38,7°C) da ulusal rekorlar kırıldı. Sıcaklık İskandinav ülkelerinde de etkili oldu ve en yüksek sıcaklık Helsinki’de görüldü (28 Temmuz’da 33,2°C).

Avustralya son derece sıcak bir yaz geçirdi. Ortalama yaz sıcaklığı, bugüne kadar kaydedilenin neredeyse 1°C üzerindeydi ve Ocak ayı Avustralya’da kaydedilen en sıcak ay oldu. Avustralya’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgasının en belirgin özelliğinin sıcakların aralıksız devam etmesinin yanında, 24 Ocak’ta Adelaide’de görülen ve bugüne kadar bu şehir için kaydedilen en yüksek sıcaklık olan 46,6°C de dahil olmak üzere, bölge düzeyinde önemli aşırı değerler de görüldü. 

Yangınlar 

It was an above-average fire year in several high-latitude regions, including Siberia (Russian Federation) and Alaska (US), with fire activity occurring in some parts of the Arctic where it was previously extremely rare.

2019’da Sibirya (Rusya Federasyonu) ve Alaska (ABD) da dahil olmak üzere, bazı yüksek enlem bölgelerinde, ortalamanın üzerinde yangın görüldü. Kuzey Kutbu’nun bazı bölgelerinde de, daha önce çok nadir görülen, yangınlar meydana geldi.

Endonezya ve komşu ülkelerde yaşanan şiddetli kuraklık, 2015’ten bu yana görülen en önemli yangın mevsimine neden oldu. Brezilya’nın Amazonia bölgesinde bildirilen yangınların sayısı, 10 yıllık ortalamanın sadece biraz üzerindeydi. Güney Amerika’da 2010’dan bu yana en yüksek yangın sayısı görüldü. 

Tropikal kasırgalar

2019’da küresel tropikal kasırga aktivitesi ortalamanın biraz üzerindeydi. Kuzey Yarımküre’de, şu ana kadar, biriken kasırga enerjisi (ACE) ortalamanın sadece yüzde 2 üzerinde olmasına rağmen, 66 tropikal kasırga meydana geldi (yılın bu döneminde ortalama siklon sayısı 56). 2018-19 döneminde, Güney Yarımküre 27 kasırga ile mevsim ortalamasının üzerine çıktı.

Afrika’nın doğu sahilinde bugüne kadar görülen en şiddetli kasırgalardan Idai, 15 Mart’ta Mozambik’i vurdu ve birçok ölüme ve büyük hasara açtı. Idai, Malavi, Mozambik ve Zimbabwe’de 780,000 hektarlık tarımsal ürünün tahrip olmasına neden olarak, bölgenin gıda güvencesi açısından kırılganlığını daha da arttırdı. Idai ayrıca Zimbabwe’de en az 50 bin 905, Güney Malavi’de 53 bin 237 ve Mozambik’te 77 bin 019 kişinin yerinden olmasına yol açtı..

Yılın en yoğun tropikal kasırgalarından biri, Bahamalar’ı vuran kategori 5 şiddetindeki Dorian oldu. Son derece yavaş hareket ettiği ve yaklaşık 24 saat boyunca neredeyse sabit kaldığı için daha da büyük yıkıma yol açtı.

Tayfun Hagibis, 12 Ekim’de Tokyo’nun batısını vurdu ve şiddetli sele yol açtı.

İklimle bağlantılı riskler ve etkiler

Sağlık riski artmaya devam ediyor (Dünya Sağlık Örgütü)

2019’da Avustralya, Hindistan, Japonya ve Avrupa’da yaşanan rekor sıcaklıklar insan sağlığını etkiledi. Japonya’da yaşanan büyük bir sıcak hava dalgası, ülkeyi Temmuz sonundan Ağustos 2019’un başlarına kadar etkisi altına aldı ve 100’den fazla ölüm ve 18,000 hastaneye yatışa neden oldu. Avrupa, 2019 yazında iki önemli sıcak hava dalgası yaşadı. Haziran ayında Güneybatı’dan Orta Avrupa’ya kadar bir bölgeyi etkisi altına alan sıcak hava dalgası, İspanya ve Fransa’da birçok ölümle sonuçlandı. En önemli sıcak hava dalgası Temmuz ayı sonlarında meydana geldi ve Orta ve Batı Avrupa’nın büyük kısmını etkisi altına aldı. Hollanda’da, sıcak hava dalgası 2 bin 964 ölümle ilişkilendirildi.

1950’den bu yana iklim koşullarındaki değişiklikler, Aedes sivrisinek türlerinin dang virüsünü bulaştırmasını kolaylaştırarak, hastalık riskini arttırıyor. Buna paralel olarak, küresel dang humması vakaları son yıllarda çarpıcı bir şekilde arttı ve dünya nüfusunun yaklaşık yarısı şu anda enfeksiyon riski altında. 2019 yılında dünyada, 2018 kıyasla, dang humması vakalarında büyük bir artış yaşandı.

Gıda güvencesi olumsuz yönde etkilenmeye devam ediyor 

 (Gıda ve Tarım Örgütü FAO)

Güney Afrika’da, mevsimsel yağışların gecikti ve şiddetli kurak dönemler yaşandı. Bölgesel tahıl üretiminin beş yıllık ortalamanın yaklaşık yüzde 8’in altında olacağı tahmin ediliyor. 2020 Mart’a kadar bölgede, bir önceki yıla göre yüzde 10’dan fazla bir artışla, 12,5 milyon insanın şiddetli gıda güvencesizliği yaşaması bekleniyor.

Zayıf geçen uzun yağmur mevsimi nedeniyle Etiyopya, Somali, Kenya ve Uganda’nın birçok bölgesinde gıda güvencesi azaldı. Yaklaşık 12,3 milyon insan Afrika Boynuzu bölgesinde gıda güvencesine sahip değil. Ekim-Kasım 2019’da Somali şiddetli selden etkilendi.

Afganistan’ın bazı bölgelerini Mart 2019’da etkileyen on yılın en büyük sel baskını ile bağlantılı olarak, 13,5 milyon kişi gıda güvencesi kaybetti, 34 ilden 22’si ise hala 2018’de yaşanan ciddi kuraklığın etkileriyle başa çıkmaya çalışıyor.

Afetler yerinden olan nüfusu arttırıyor (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Göç Örgütü)

Ocak ve Haziran 2019 arasında 10 milyondan fazla kişinin ülkeleri içinde yerlerinden olduğu kaydedildi; Bunlardan, 7 milyon kişinin yerinde olmasına Güneydoğu Afrika’da Idai Kasırgası, Güney Asya’da Fani kasırgası, Karayipler’de Dorian Kasırgası, İran, Filipinler ve Etiyopya’da sel felaketleri neden oldu ve yoğun insani yardım ihtiyacına yol açtı.

Sel, kişilerin yerlerinden olmalarına en sık neden gösterilen doğal tehlike olarak kaydedildi. Sellerin, ardından fırtınalar ve kuraklıklar gösterildi. Asya ve Pasifik bölgeleri, hem ani hem de uzun vadeli nedeniyle, felaketlerle ilişkili iç göçe en yatkın bölge olmaya devam ediyor.

Aşırı hava şartları ile bağlantılı olarak yerinden olan kişi sayısı, 2019’un sonuna kadar üç kat artarak, yaklaşık 22 milyonu bulabilir. 

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda ne şirketlerin reklamlarıyla ne de siyasi partilerin katkılarıyla yaşıyor. Gönüllülerin emeği ve okuyucuların katkılarıyla üretmeye devam ediyoruz. Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Gazedda’nın daha da güçlenerek yoluna devam etmesi okuyucularının onu sahiplenmesinden geçmektedir. Kolektif yayıncılık ilkesiyle yayınlarını sürdüren Gazedda, yine aynı kolektif anlayış ile ihtiyaçlarını karşılamak, dayanışma kültürünü geliştirmek istemektedir. Gazedda’nın kazanç uğruna ne diğer tüm gazetelerin sahip olduğu şekliyle reklam piyasasına girmesi, ne de kendisine bir güç odağı bulup yamanması düşünülebilir. Kısacası bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gelin Gazedda için, Gazedda’nın okuyucularının dayanışma katkılarıyla bir fon oluşturalım. Tamamen müşterek, katılımcı ve demokratik bir şekilde Gazedda’ya, barış gazeteciliğine, kolektif yayıncılığa sahip çıkalım. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

Music will never ends..

Gazeddakıbrıs yurttaş gazeteciliği anlayışı ile yayın yapan, yurttaştan yana taraf olan ve gazetecilikte meslek etiği ilkelerine inanan bir yayın organıdır.
Gazeddakıbrıs unutulanları, unutturanlara inat hatırlatandır.
Gazeddakıbrıs her koşulda barıştan yanadır.
Gazeddakıbrıs yurttaşın kendisi, O’nun sözüdür.

Gazeddakıbrıs, 2019©