Vivian Avraamidou-Ploumbi | Politis
Darbe ve Türk işgalinin üzerinden 52 yıl geçtikten sonra, üniter devlet tartışması yeniden kamuoyunun gündemine geliyor. Bu tartışma, çoğu zaman iki toplumlu, iki bölgeli federasyona karşı bir görüş olarak ortaya konuyor. Ancak tarihsel sürecin önemli bir bölümü göz ardı ediliyor. İki toplum, üniter devlet temelinde bir çözüm için en son ne zaman müzakere etti? Görüşmeler kesintiye uğradığında hangi noktaya gelinmişti?
Toplumlararası görüşmeler, 1963-64 krizinin ardından Kıbrıs Cumhuriyeti kurumlarının yeniden işlerlik kazanmasını sağlayacak anayasal değişikliklerin yapılması amacıyla 1968 yılında başladı.
Altı yıl sonra müzakereler, somut anayasal hükümlerin hazırlanması aşamasına kadar ilerlemişti. Ancak o dönemi araştırmaya başlayıncaya kadar bilmediğim bir şey vardı: Anayasa uzmanları Mihalis Dekleris ve Orhan Aldıkaçtı, 13 Temmuz 1974’te ortak bir anlaşma taslağını tamamlamıştı. Toplumların kendi kendilerini yönetmelerine yönelik bazı düzenlemeler içeren üniter bir devlet öngören bu taslak, 16 Temmuz’da iki müzakereciye, Glafkos Kliridis ile Rauf Denktaş’a sunulacaktı.

Tarih beni sarstı. 13 Temmuz. Darbeden iki gün önce. Türk işgalinden yedi gün önce.
Henüz siyasi bir anlaşmaya varılmış değildi. Yine de altı yıllık müzakerelerin ardından kaydedilen önemli bir gelişmeydi. Peki bu konuda nasıl bu kadar az şey biliyorduk? Acaba yalnızca ben mi hatırlamıyordum? O yaz neredeyse 16 yaşındaydım. Yoksa bu gelişme, ardından yaşanan trajik olayların gölgesinde mi kalmıştı?
Darbeden önceki son günlerin gazetelerine dönmeye karar verdim. O günlerde sıradan bir okurun neler okuduğunu, Kıbrıs sorununa ilişkin nasıl bir izlenim edindiğini görmek istiyordum. Beni ikinci bir sürpriz bekliyordu.
Görüşmeler gazetelerde yer alıyordu, ancak çoğunlukla kısa haberlerle aktarılıyordu. Yaşanan gelişmelerin önemini okura hissettirecek hiçbir şey yoktu. Makarios ile Atina arasındaki çatışma, EOKA B’nin faaliyetleri ve giderek artan siyasi gerilim gündeme hâkimdi.
Anayasa uzmanları ortak metinlerini tamamlarken ülke felakete doğru sürükleniyordu. Birkaç gün sonra kesintiye uğrayan yalnızca yeni bir müzakere turu değildi. Üniter devletin esas alındığı son müzakere süreci de kesintiye uğramıştı. İstila, işgal ve iki toplumun coğrafi olarak birbirinden ayrılması, müzakerelerin konusunu kökten değiştirdi. Bundan sonraki görüşmelerde, köklü biçimde değişmiş bir gerçeklik içinde anayasal ortak yaşamın yolları aranacaktı. Kliridis, anılarında “1974’ün çifte felaketinin”, neyin mümkün olduğuna ilişkin değerlendirmelerin yeniden gözden geçirilmesine yol açtığını anlatıyor. Değişen yalnızca siyasi tutumlar değildi. Bu tutumların değerlendirilmesi gereken koşullar da değişmişti.
Aradan 52 yıl geçmesine rağmen üniter devlete dönüşün hâlâ gerçekçi bir seçenek olarak sunulması, bu süre içinde yaşananları ne kadar kolay göz ardı edebildiğimizi gösteriyor. Geçmiş bazen apaçık yanıtlar verir: Bizi o müzakerelerden ayıran yalnızca 52 yıl değil. Aramızda, Temmuz 1974’ün yarattığı Kıbrıs var. Bugün Kıbrıs sorununa ilişkin ortaya konan her önerinin aşması gereken mesafe işte budur.
Vivian Avraamidou-Ploumbis, tanınmış bir Kıbrıslı yazar ve ekonomisttir. 1958 yılında Mağusa’da doğmuş ve 1974’teki Türk askerî harekâtına kadar orada yaşamıştır. 1974 sonrasında ailesiyle birlikte şehirden ayrılmak zorunda kalmıştır.
Atina Üniversitesi’nde Ekonomi, ABD’deki Washington Üniversitesi’nde (Seattle) İstatistik eğitimi almıştır. Çok uluslu pazar araştırma şirketlerinde üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra 1997 yılında Prag’a (Çekya) yerleşmiş ve burada eşiyle birlikte inşaat sektöründe faaliyet gösteren kendi şirketlerini kurmuşlardır.
Edebi eserlerinde sıklıkla Kıbrıs’ın toplumsal belleği, göçmenlik, savaşın izleri ve memleketi Mağusa gibi temaları işler.




