• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Cuma, Ekim 9, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
23 °c
Vizakia
24 ° Cts
24 ° Paz
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Bir Tablet ve Biz

Anna Marangu, Uluburun batığında bulunan binlerce yıllık bir yazı tabletinden yola çıkarak Kıbrıs’ın Akdeniz’deki tarihsel yerini, toplumsal emeği ve bugün adaya karşı kaybolduğunu düşündüğü ortak sorumluluk duygusunu sorguluyor.

GÜNEYDEN YAZARLAR GÜNEYDEN YAZARLAR
9 Ekim 2026
Okuma Süresi: 6 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Anna Marangu | Philenews

Kimin kiminle neden yemek yediğini[1], yaklaşan siyasi kavgaları ve ayak oyunlarını, bitmek bilmeyen çekişmeleri ve melodramları, New York’taki karşılıklı suçlama yarışını[2], Atina’da Annoula hakkında yazılan kötü şeyleri[3], Mazo ve çevresindeki şarlatanlar yüzünden koparılan yaygarayı[4] yorumlamaktan kaçınmak için güzel bir fırsat.

Chrystalla Hadjidemetriou’nun dediği gibi, biz yazıyoruz yazmasına ama ne dinleyen var ne de bir şey yapan… Hayatımıza hükmeden ulusal, toplumsal ve siyasi keşmekeşin en çarpıcı kanıtı ise geçen salı, tam da bu yazıyı yazarken başımın üzerinden geçen iki F-16’nın lanet olası gürültüsüydü. Neden uçtular, ne amaçla uçtular, anlayamadım.

Bize cesaret vermek için mi? Askerî üstünlüğümüzü göstermek için mi? Düşmanı korkutmak için mi?

Böylesine açık bir provokasyona rağmen, yarım adaya sıkışmış küçük dünyamızın bütün o gürültüsünü ve olup bitenlerini bir kenara bırakıp kendi dünyama dönmeyi başardım. Hem de yara almadan. Yine de nasıl bir yerde yaşadığımızı düşünmeden edemedim.

Bu soruya yanıt aramayın, çünkü ortada yanıt yok. Okullarda da bulamazsınız, televizyon kanallarında da. Böyle meseleler kimsenin ilgisini çekmiyor. Üstelik izlenme oranlarını da ciddi biçimde düşürüyor. Kolay konular değil bunlar; araştırmak, uğraşmak, kafa yormak gerekiyor. Onun için de türlü türlü TikTok içeriği yukarıdan önümüze sürülüyor ki araştırmayalım, unutalım.

Nasıl bir yerde yaşadığımızı anlayabilmek için önce, Hatzis’in dediği gibi, dünyaya yukarıdan bakmak gerek. İnsan nerede olduğunu, çevresini nelerin ve kimlerin sardığını, kendisini nelerin şekillendirdiğini anlamalı ve bütün bunları özümsemeli.

Sonra da sağ salim yere inip bir kütüphaneye oturmalı. Tarih okumalı, hem de dikkatle. Bu toprakların neler yaşadığını, yaşadıklarıyla nasıl başa çıktığını öğrenmeli. Liderleri ve yönetimleri iyisiyle kötüsüyle değerlendirmeli. Nerede parladığımızı, o bomboş kafamız aklın sesini dinlemediğinde nerelerde ağır bedeller ödediğimizi görmeli. Kolay bir uğraş değil elbette. Ben de aradığım yanıtı bulamadım.

Boşuna uğraşıyorum, dedim kendi kendime. New York Metropolitan Sanat Müzesi’nin bir sergi kataloğunu karıştırmaya başladım. Derken gözüme şimşir ağacından yapılmış, katlanabilir ahşap bir yazı tableti ilişti.[5] Çok etkilendim, hikâyesini merak edip araştırdım. Uluburun batığında, narlarla dolu büyük bir küpün içinde bulunmuştu.

Gemi, o zamanların Vadedilmiş Toprakları olan Kenan diyarından yola çıkmıştı. Bugün o topraklara ne ad vereceğimi bilemiyorum. Kıbrıs’a uğramış, 354 talent Kıbrıs bakırı yüklemiş, ardından batıya doğru yoluna devam etmişti. Ama Türkiye’nin güney kıyılarında batmıştı.

Batığı Türk sünger avcıları buldu. Deniz dibinde gördükleri bakır külçelerini, kocaman kulakları olan bisküvilere benzettiler. Ardından Amerikalı bilim insanları geldi. Gemiyi ve değerli yükünü denizin derinliklerinden çıkarmak için tam 25 bin dalış yaptılar. Buluntuları incelediler, yükün nerelerden geldiğini belirlediler. İşte o hareketli, zengin ve seçkin Akdeniz dünyasından geriye kalan 22 bin nesnenin arasında bizim de izimiz vardı.

Gemi MÖ 14. yüzyılın sonlarında battığında, Kıbrıs bakır sayesinde altın çağını yaşıyordu. Kentlerimiz ve limanlarımız bütün Akdeniz’de tanınıyordu. Enkomi kralı, Mısır Firavunu’yla ve hemen karşı kıyıdaki zenginler zengini Ugarit’in kralıyla mektuplaşıyordu!

Kıbrıs, kendine özgü bir kimliği olan, siyasette ve ticarette söz sahibi bir adaydı. Bu topraklara ekonomik ve toplumsal refahı getiren yalnızca yöneticilerin akıllıca kararları değildi. Adada yaşayan insanların bizzat katılımı, herkesin emeği vardı bu başarının ardında. Madencilerin, işçilerin, kâtiplerin, sanatçıların, tüccarların… Adanın dört bir yanından insanların oluşturduğu büyük bir topluluktu bu.

Geç Tunç Çağı’ndan kalma bir batıkta ahşap bir yazı tabletinin bulunması, ilk bakışta önemsiz bir ayrıntı gibi görünebilir. Oysa bize, Kıbrıs’ın bir zamanlar Ege ile Yakın Doğu arasında uzanan gelişmiş ve kozmopolit bir ticaret ağının merkezinde yer aldığını hatırlatıyor.

Ada, jeopolitik konumu nedeniyle tarih boyunca kendi sınırlarını aşan, dünyayla bütünleşmiş toplumsal, ekonomik ve kültürel yapıların parçası oldu.

Bulunan tablet de o dönemde ne kadar gelişmiş bir bilgi birikimi ve teknik beceri bulunduğunun küçük bir kanıtı. Gemiye ilişkin bilgiler içeriyordu. Bugün gemi sicillerinde tutulan kayıtlara benzer bilgiler.

Yüzyıllara yayılan, insanlarla dolu ve çalkantılı tarihi boyunca Kıbrıs’ı ayakta tutanlar, bu topraklarda yaşamayı hiç bırakmayan, alın teri döken Kıbrıslılar oldu. Bazen başardılar, bazen başaramadılar. Hiçbir zaman kolay olmadı. Ama gurur duydukları topraklarının her karışını korumayı, ona özen göstermeyi, onunla bağlarını her şeyin önünde tutmayı hep bildiler.

Bugün eksikliğini çektiğimiz şey de tam olarak bu. Bu toprakların yeniden ayağa kalkmasına katkıda bulunma isteği ve iradesi eksik. Adayı, önümüzde beliren sayısız yeni kayalığa çarparak bir kez daha paramparça olmaktan kurtaracak iradeden yoksunuz…

Bunun yerine çoğumuz kendimizi dönemin parti yönetimlerine teslim ettik. Sonra da evlerimizin sıcaklığına çekildik. Kendi kapımızın önünü süpürdük, kendi ailemizin, kendi işimizin derdine düştük. Üstelik bütün bunları yaparken vatanımıza karşı görevimizi yerine getirdiğimize inanıp vicdanımızı da rahatlattık.

İnsanların oluşturduğu bir bütün olarak bu toplum dağıldı. Bunun tek sorumlusu da Türk işgali değil. Adanın bu tarafında büyük çoğunluk, kendi dünyasına çekilmiş, yaşadığı yerde olup bitenleri Instagram’dan izlemekle yetinen insanlardan oluşuyor.

Peki, biz nasıl bir yerde yaşıyoruz?


Editör notları

[1] Yazar, Demokratik Seferberlik Partisi’nin (DİSİ) eski genel başkanı Averof Neofitu ile mevcut genel başkanı Annita Dimitriu’nun, Politis gazetesinin yayıncısı Chris Panayiotou ve gazetenin yöneticisi Dionysis Dionysiou ile katıldığı, sonradan kamuoyuna yansıyan yemeği kastediyor. Neofitu, yemekte 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin siyasi taahhütlerde bulunulduğunu öne sürerken diğer taraflar herhangi bir anlaşma yapıldığını reddetti.

[2] Eylül 2026 sonunda New York’ta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yapılması beklenen Nikos Hristodulidis, Tufan Erhürman ve BM Genel Sekreteri António Guterres arasındaki üçlü görüşme gerçekleşmedi. Bunun ardından Kıbrıs sorununun iki tarafı arasında karşılıklı suçlamalar yaşandı.

[3] Annoula, Kıbrıslı şarkıcı Anna Vissi’nin sevgiyle kullanılan adıdır. Yazar, Atina’da Vissi hakkında yazılan olumsuz yorumlara gönderme yapıyor.

[4] Mazo, Yunan şarkıcı Giorgos Mazonakis’in lakabıdır. Şarkıcının 9 Eylül 2026’daki ölümünün ardından yaşanan tartışmalar kastediliyor.

[5] Şimşir, çok sert ve dayanıklı bir ağaç türüdür.

Kaynak: Philenews
Etiketler: akdenizkıbrıstarihtoplumsal hafızaUluburun Batığı
GÜNEYDEN YAZARLAR

GÜNEYDEN YAZARLAR

Bu adanın birden çok toplumu ve dili var. Gazedda'nın Kıbrıs'ın güneyinden derlediği ve/veya Türkçe'ye çevirdiği yazarlar.

Devlet ve Siyasi Liderliğimiz
GÜNEYDEN YAZARLAR

Devlet ve Siyasi Liderliğimiz

GÜNEYDEN YAZARLAR
8 Ekim 2026
Ulusal Bayramlar: Bölünmeyi Derinleştiriyor, Milliyetçiliği Güçlendiriyor
GÜNEYDEN YAZARLAR

Ulusal Bayramlar: Bölünmeyi Derinleştiriyor, Milliyetçiliği Güçlendiriyor

GÜNEYDEN YAZARLAR
5 Ekim 2026
Kıbrıs Sorunu: Öz ve Retorik
GÜNEYDEN YAZARLAR

Kıbrıs Sorunu: Öz ve Retorik

GÜNEYDEN YAZARLAR
1 Ekim 2026
Kıbrıs Sorunu… Psikoterapiye Gitseydi
GÜNEYDEN YAZARLAR

Kıbrıs Sorunu… Psikoterapiye Gitseydi

GÜNEYDEN YAZARLAR
15 Eylül 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft