AktüelGazeddablogProject Syndicate2020’nin Yedi Sırrı – Yanis Varoufakis

İskambilden bir ev. Bilinçsizce kabul ettiğimiz bir dizi yalan. Derin krizler sırasında kesinliklerimiz böyle görünüyor.
Project Syndicate Project SyndicateOcak 4, 2021
Gazedda_Patreon
Muzakere_CDF
Music will never ends..

Bu makale ilk kez 28 Aralık 2020 tarihinde Project Syndicate’te yayınlandı. Çeviri: Mertkan Hamit

İskambilden bir ev. Bilinçsizce kabul ettiğimiz bir dizi yalan. Derin krizler sırasında kesinliklerimiz böyle görünüyor. Bu tür olaylar, varsayımlarımızın ne kadar güvensiz olduğunu anlamamız için bizi şok ediyor. Bu nedenle bu yıl hızla gerileyen bir gelgiti andırdı ve bizi batık gerçeklerle yüzleşmeye zorladı.

İyi bir sebeple, küreselleşmenin ulusal hükümetleri etkisiz hale getirdiğini düşünürdük. Başkanlar tahvil piyasalarının önünde korkmuştu. Başbakanlar ülkelerinin fakirlerini (poor) görmezden geldiler ancak Standard & Poor’ları asla. Maliye bakanları Goldman Sachs’ın dolandırıcıları ve Uluslararası Para Fonunun sömürge valileri gibi davrandılar. Küreselleşmiş kapitalizmin sol kanat eleştirmenleri kadar medya patronları, petrol adamları ve finansörler, hükümetlerin artık kontrolde olmadığı konusunda hemfikirdi.

Sonra salgın baş gösterdi. Bir gecede, hükümetler pençeleri büyüdü ve keskin dişlerini gösterdi. Sınırları kapattılar ve uçakları yere indirdiler, şehirlerimize katı sokağa çıkma yasakları koydular, tiyatrolarımızı ve müzelerimizi kapattılar ve ölen ebeveynlerimizi rahatlatmamızı yasakladılar. Kıyametten önce kimsenin düşünemediği şeyi bile yaptılar: spor etkinliklerini iptal ettiler.

İlk sır böylelikle açığa çıktı: Hükümetler amansız gücü elinde tutuyor. 2020’de keşfettiğimiz şey, hükümetlerin muazzam güçlerini küreselleşmeyi zenginleştirenlerin kendi güçlerini kullanabilmeleri için kullanmamayı seçmeleriydi.

İkinci gerçek, pek çok insanın şüphelendiği ama söylenemeyecek kadar çekingen olduğu gerçeğidir: Para ağacı bir gerçektir. Ne zaman burada bir hastane veya bir okul için ödeme yapmaları istendiğinde yoksulluklarını ilan eden hükümetler, aniden ücretlerin ödenmesi, demiryollarının kamulaştırılması, havayollarının devralınması, araba üreticilerinin desteklenmesi ve hatta spor salonları ve kuaförlerin desteklenmesi için çok miktarda nakit buldular.

Normalde paranın ağaçlarda büyümediğini, hükümetlerin boş yere masrafa sebep olan eteğindeki taşları dökmesine izin vermesi gerektiğini söyleyenlerin dilleri tutuldu. Devletin harcama çılgınlığına kızmak yerine finans piyasaları bu gelişmeyi kutladı.

Yunanistan, bu yıl ortaya çıkarılan üçüncü gerçeğin mükemmel bir vaka çalışmasıdır: Ödeyebilme becerisi, en azından zengin Batıda siyasi bir karardır. 2015 yılında, Yunanistan’ın yalnızca 176 milyar Euro’luk milli geliri varken 320 milyar Euro’luk (392 milyar $) kamu borcuna sahipti. Ülkenin sorunları dünyanın her yerinden ilk sayfa haberleriydi ve Avrupalı ​​liderler iflasımıza rahmet okumuştu.

Bugün, kötü bir ekonomiyi daha da kötüleştiren bir salgının ortasında, 2015 yılına göre kamu borcu 33 milyar Euro daha yüksek ve gelirimiz 13 milyar Euro daha düşük olmasına rağmen Yunanistan artık bir sorun değil. Avrupa’nın karar verilecek yetkileri Yunanistan’ın iflasıyla uğraşmak için on yıllık bir süre yeterliydi, bu yüzden Yunanistan’ın ödeme gücü olduğunu ilan etmeyi seçtiler. Yunanlılar, servet ne olursa olsun (kamu veya özel) sürekli olarak sınırsız oligarşiye transfer eden hükümetleri seçtikleri sürece, Avrupa Merkez Bankası, ülkenin iflasını dışarda tutmak için ne gerekiyorsa yapacak – yani, gerektiği kadar çok Yunan devlet tahvili satın alacak.

2020’nin açığa çıkardığı dördüncü sır, gözlemlediğimiz yoğun özel servet dağlarının girişimcilikle çok az ilgisi olduğuydu. Jeff Bezos, Elon Musk veya Warren Buffett’in para kazanmak ve piyasaları viraj almak konusunda yetenekli olduğundan şüphem yok. Ancak biriktirdikleri ganimetin yalnızca küçük bir yüzdesi değer yaratan yaratımlarının sonucudur.

Amerika’daki 614 milyarderinin servetinde Mart ortasından bu yana yaşanan muazzam artışı düşünün. Topladıkları ek 931 milyar dolar, ek karlar yaratan herhangi bir yenilikten veya ustalıktan kaynaklanmadı. Merkez bankaları finansal sistemi varlık fiyatlarına ve dolayısıyla milyarderlerin servetinin fırlamasına neden olan imal edilmiş parayla doldururken, tabiri caizse uykularında daha da zenginleştiler.

COVID-19 aşılarının rekor hızda geliştirilmesi, test edilmesi, onaylanması ve piyasaya sürülmesiyle beşinci bir sır ortaya çıktı: bilim, devlet yardımına bağlıdır ve etkinliği halkın itibarından habersizdir. Pek çok yorumcu, piyasaların insanlığın ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde yanıt verme kapasitesi hakkında lirik ifadeler kullandı. Ancak ironi hiç kimsenin gözünden kaçmamalı: Bugüne kadarki en bilim karşıtı ABD başkanının yönetimi – bir yüzyılın en kötü salgını sırasında bile uzmanları görmezden gelen, sindiren ve alay eden bir başkan – bilim adamlarının bunu elde etmesini sağlamak için 10 milyar dolar ayırdı.

Ancak daha geniş bir sır var: 2020 kapitalistler için bir afiş yılı iken, kapitalizm artık yok. Bu nasıl mümkün olabilir? Kapitalizm başka bir şeye dönüşürken kapitalistler nasıl gelişebilir?

Kolay! Adam Smith gibi kapitalizmin en büyük havarileri onun istenmeyen sonuçlarını vurguladılar: tam da kâr amacı güden bireylerin başka hiç kimseyi saygısı olmadığı için, topluma hizmet ediyorlar. Çıkara dayalı ahlaksızlığı kamusal erdeme dönüştürmenin anahtarı, kapitalistleri kârlarını maksimize eden faaliyetler sürdürmeye zorlayan rekabettir. Rekabetçi bir piyasada mevcut mal ve hizmetlerin çeşitliliğini ve kalitesini artırırken aynı zamanda fiyatları sürekli düşürerek kamu yararına hizmet edildiği iddia edilir.

Kapitalistlerin daha az rekabetle çok daha iyisini yapabileceklerini görmek zor değil. Bu, 2020’nin ifşa ettiği altıncı sır. Rekabetten kurtulmuş olan Amazon gibi devasa platform şirketleri, kapitalizmin ölümünden ve onun yerine tekno-feodalizme benzeyen bir şeyin geçmesinden şaşırtıcı derecede başarılı oldu.

Ancak bu yıl ortaya çıkan yedinci sır, gümüş bir astarı temsil ediyor. Radikal bir değişimi gerçekleştirmek asla kolay olmamakla birlikte, her şeyin farklı olabileceği artık çok açık. Artık her şeyi olduğu gibi kabul etmemiz için hiçbir neden yok. Aksine, 2020’nin en önemli gerçeği, Bertolt Brecht’in uygun ve zarif aforizmasında ele alınır: “Her şey olduğu gibi olduğundan, hiçbirşey olduğu gibi kalmayacaktır.”

Çoğu kişinin unutmayı tercih edeceği bir yıl içinde teslim edilen bu ifşadan daha büyük bir umut kaynağı düşünemiyorum.

Project Syndicate

Project Syndicate

The Guardian, Le Monde, Al Jazeera, El Tiempo gibi dünyanın önde gelen gazeteleriyle de çalışan Project Syndicate'te yayımlanan makalelerden seçtiğimiz yazılar Aycan Akçın tarafından çevrilerek, GazeddaKıbrıs sayfalarında yayımlanmaktadır.

LGBT kitapcık