#ekimdevrimi

1918 Bakü Komünü | Ronald Suny

İktidara demokratik yollardan ve şiddet kullanmadan gelen Bakü Komünü liderlerinin hikâyesi, Rus Devrimi’yle ilgili pek çok efsaneyle çelişiyor.


Ronald Suny | Jacobin

Çeviri | Kontra Salvo


Rus Devrimi’yle ilgili çoğu kayıt tek bir şehri, Romanov rejiminin Şubat’ta çöktüğü ve Bolşevikler’in Ekim’de iktidara geldiği Petrograd’ı anlatır. Başkentteki işçiler, kadınlar ve askerlerin belirleyici olması kadar, bu devrimci yıl boyunca Rusya’nın dört bir yanındaki insanlar kendi devrimci hareketlerini başlattılar.

2414 kilometre güneydoğuda, Bakü’de, etnik köken, din ve sınıf, tarihin akışını değiştirecek ve devrimci liderlerin kararlarını etkileyecek kadar nüfusu bölmüştü. Oraya, petrol üzerine inşa edilmiş bu büyükşehire, Ekim geç varacaktı.

Vardığında, Kafkasya’nın Lenin’i Stepan Shahumian, halk için iktidarı demokratik bir şekilde şiddet kullanmadan kazanmayı denedi. İnşa ettiği Bakü Komünü’nün hikâyesi, Rus Devrimi ve ardından gelen iç savaşla ilgili önemli bir bakış açısı sağlıyor.

Petrol Şehri

Petrol, Bakü’yü, büyük ölçüde Müslüman köylerle çevrili kozmopolit bir işçi vahası olarak Güney Kafkasya’nın en büyük şehri haline getirdi. Bakü, yirminci yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nden daha fazla petrol üretiyordu. Çok kötü yaşama ve çalışma koşullarına rağmen yoksul göçmenler iş bulmak için petrol sahasına akın ettiler.

Bakü, sadece imparatorluk Rusyası’nın sanayi devriminin merkezi olmakla kalmadı, aynı zamanda işçi hareketinin de potası haline geldi. İşçiler ve sanayi arasındaki ilk toplu pazarlık anlaşması burada 1904’te imzalandı ve şehir, daha az konuksever diğer şehirlerde örgütleri ezilen, Sosyal Demokratlar, özellikle de Bolşevikler (örneğin Josef Stalin), için sığınak oldu.

Bakü’deki sınıf ayrımları etnik farklılıklarla eşleşiyordu. Yabancı yatırımcılar ve mühendisler, toplumsal hiyerarşide Ermeni ve Rus sanayicileri ve Azeri gemi sahipleriyle birlikte en üstteydiler. Rus ve Ermeni işçiler daha vasıflı pozisyonlardayken vasıfsız iş gücü Müslümanlar’dan oluşuyordu. En geçici ve zayıf işçiler oldukları için en kötü işler onlara kalıyordu.

İmparatorluğun Kafkaska’yla olan sömürüye dayalı ilişkisi, petrol gelirlerini toplamanın diğer tüm konuları geride bıraktığı Bakü’den başka hiçbir yerde bu kadar belirgin değildi. Ermeniler ve Ruslar’dan oluşan mülk sahibi seçkinler şehir yönetimindeydi ve alt sınıflar için refah sağlama konusu büyük ölçüde hayırseverlere bırakılmıştı. Siyasi kurumlarda çok az sayıda Hıristiyan olmayan temsilci vardı ve rejim, sık sık sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan ederek yerel hükumete veya hukukun üstünlüğüne duyulan güvene zarar veriyordu.

Hem sıradan insanlar hem de yönetici sınıflar reform istiyordu ama Çar, değişiklik için neredeyse hiç kurumsal yol sunmadı. Durum hukuk dışı örgütlenme gerektiriyordu ve devrimci eylemciler sayıca az olsalar da liderlik sağladılar, yön gösterdiler.

Sosyal Demokratlar ve Sosyalist Devrimciler (SR) Bakü’nün işçilerinin vasıf, ücret oranı ve etnik köken üzerinden bölünmüş olduklarını ve siyasetten çok ücretlerle ilgilendiklerini vurguluyorlardı. Neyse ki petrol şirketleri, alışık olmadık şekilde, başta vasıflılar olmak üzere işgüçlerini elde tutmak için taviz vermeyi kabul ediyorlardı.

Ekonomik kazanımlara odaklanan Aralık 1904 genel grevi, sekiz ila dokuz saatlik çalışma günü ve ücretlerde ve hastalık ödeneğinde ciddi artışlar elde etti. Sözleşme o kadar iyiydi ki Ham Petrol Anayasası adı takıldı.

Çar II. Nikolay’ın 1905’te “Ekim Manifestosu”nu yayınlayıp halkına sınırlı sivil haklar ve seçilmiş bir meclis bahşetmesinden sonra, o devrimci yılın sonunda çalışanların taleplerini dile getiren pek çok konsey gibi Bakü de İşçi Temsilcileri Sovyeti’ni kurdu.

Ama işçiler kendi ekonomik çıkarlarına odaklanmaya ve siyasetten uzak durmaya devam ettiler. Shahumian isyan ediyordu:

Genelde buradaki işçiler korkunç bir şekilde merkantilist bir grup. Bir yağlı parça daha koparmak ve “ikramiyeleri” yükseltmek için yeni bir ekonomik grev yapmayı düşünüp konuşuyorlar.

Amansız polis baskısına rağmen devrimciler, Çarlık rejiminin işçi hareketini bastırdığı ve çoğu radikali siyasetin dışına attığı veya sürgüne gönderdiği 1905’ten sonra dahi yeraltında varlıklarını sürdürdüler. Çalışmaları, Rusya’nın savaş makinesinin vitesi yükselttiği 1914’te kırk bin işçinin katıldığı güçlü bir grevle sonuç verdi.

Bu başarılar patlamak üzere olan gerilimleri örttü. Rus –ve Ermeni- çoğunluklu vasıflı işçiler sendikalara katılıp Sosyal Demokratlar’ın mesajlarını alırken Müslümanlar sadece gönülsüzce gösterilere veya grevlere katıldılar.

Gözlemciler “Tatarlardan” küçümser bir şekilde “siyah” veya “siyaseten bilinçsiz” olarak bahsediyorlardı. Müslüman işçilerin çoğu köylerine din liderlerine bağlı kaldılar. Küçük bir grup Müslüman entelektüelin sosyalizm ve milliyetçiliği anlatmasına rağmen Kafkasya’daki Müslümanların çoğunun siyasetle ilgisi yoktu.

Bakü’deki etnik ve dini bölünmeler Şubat 1905’te, Ermeniler ve Müslümanlar arasındaki gerilimlerin ayaklanmalar ve etnik gruplar arası katliamlar olarak patlak vermesiyle doruk noktasına vardı. Ermenilerin silahlandığı rivayetleriyle endişelenen Müslümanlar ilk önce saldırdılar. Polis ve askeriye bir şey yapmadan bekledi.

On yıl kadar önce Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermenileri savunmak için kurulan milliyetçi parti Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaklar), askerlerini topluluğu korumak için kullandı. Sosyal Demokratlar ve liberaller hükumetin hareketsizliğini kınadılar ve yetkilileri pogrom teşvik etmekle suçladılar. Şiddet sona erdikten sonra düşmanlıklar içten içe devam etti ve I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde insanlar bir başka şiddet patlamasının yakın olduğundan korkuyorlardı.

Artan ve Azalan Destek

Rusya’nın çoğu gibi Bakü de Şubat ve Mart aylarında kısa bir balayı dönemi yaşadı. Burjuvaların Kamu Örgütleri Yürütme Komitesi (IKOO) yeni seçilen işçi Sovyeti ve onun Bolşevik lideri Shahumian’la işbirliği yaptı. Rus ordusunun Osmanlı Anadolusu’na doğru ilerlemesiyle birlikte içeride birlik olmak önemli gibi görünse de eski toplumsal ve etnik düşmanlıklar şehirdeki barışı tehdide devam ediyordu.

Petrograd’da olduğu gibi Bakü’de de iki hükumet vardı. IKOO ve Bakü Sovyeti halkı etkilemek ve şehri kontrol etmek için yarışıyorlardı. IKOO, meslek sahipleri (avukatlar, devlet memurları )ve liberal entelektüellerden oluşurken Sovyet’te Sosyal Demokratlar (Bolşevikler ve Menşevikler), SR’ler ve Taşnaklar vardı. Rus işçiler ve askerler Ermeni toplumunun bir kısmıyla birlikte Sovyet’i desteklediler ama Müslümanlar 1917 yazına kadar büyük ölçüde dışarıda tutuldular.

IKOO’lu liberaller ve meslek sahipleri Bolşevikleri yasa ve düzen düşmanları, anarşi alameti olarak görüyorlardı. Bakü Sovyeti’nin SR’li çoğunluğu Petrograd Sovyeti’nin savaşa ve toplumsal barışa dair ılımlı duruşunu destekliyordu: “ülkenin tüm hayati güçlerinin” birliği ve ilhak veya tazminat olmaksızın demokratik bir barış çağrısında bulunuyorlardı.

Bolşeviklerin çoğu bahara kadar bu politikaları kabul ettiler ama Shahumian’ın daha radikal fikirleri vardı. Ona göre Şubat’ın burjuva-demokratik devrim “Avrupa’daki toplumsal devrimin başlangıcıydı ve kimin etkisi altında kaldığına göre giderek büyük bir toplumsal devrime dönüşecekti”.

Bunun dışında Shahumian’ın sıkı savaş karşıtı duruşu Bakü’deki askerler için sevilmeyen bir şeydi. Bir geri çekilmenin Osmanlı Ermenilerini tehlikeye atacağından ve hatta Türklerin Kafkasya’yı işgaline yol açacağından korkan Taşnaklar, Bolşevik çizgisini reddettiler. Bunun üzerine SR’leri destekleyen Rus askerleri, Mayıs ayında Shahumian’ı Sovyet başkanlığından indirdiler.

Ancak kuzey başkentlerinde ve çeşitli cephelerde olduğu gibi Bakü’deki devrim de 1917 yılı bahar sonu ve yazı boyunca sola kaydı. Ekonomik koşullar daha da kötüleşti ve Aleksandır Kerenski’nin yanlış planlanmış Haziran Saldırısı askerleri soğutmuştu.

Petrograd’da radikal işçiler ve denizciler, Temmuz başlarında Sovyet’i iktidarı almaya zorlayacağı umuduyla bir ayaklanmaya giriştiler. Sadece başarısız olmakla kalmadılar, aynı zamanda hem Bakü hem de Petrograd Sovyetleri’ni bir süreliğine, sonuçsuz devrimin suç ortağı olan görünen Bolşeviklere karşı hale getirdiler.

Lenin saklanmak için Finlandiya’ya gitti ve yeni Bolşevik Troçki tutuklandı. Shahumian ve yardımcısı Alesha Japaridze yoldaşlarını savundular ama başkentteki olaylar artık sorumsuz maceracılar olarak görülen Bolşeviklere zarar vermişti.

Ağustos ayında karşı devrimci General Lavr Kornilov’un Petrograd Sovyeti’ne karşı darbeye kalkışması nedeniyle bu algı hızla değişti. Bu esnada bu arada Bakü’de açlık kol geziyordu ve özellikle yoksul Müslümanları etkiliyordu. İşçiler büyük bir grev örgütlediler ve petrol baronları, sözleşme imzalamaları için baskı yapıldığında ayaklarını sürüyerek isteksizce de olsa anlaştılar.

Bu hoşnutsuzluk dalgası üzerinde yükselen yerel Bolşevikler iktidarın barışçıl bir şekilde Sovyetlere devredilmesi çağrısında bulundular. Lenin can havliyle yoldaşlarını iktidarı güç kullanarak ele geçirmeleri için teşvik etse de Shahumian ustaca, Bakü Sovyeti için yeni bir seçim yapılmasını ayarladı ve sonuçta Bolşeviklerin Sovyet’te temsiliyeti arttı. Partisi çoğunluğu elde edemese de Sovyet, IKOO’yu saf dışı etmek konusunda uzlaştı ve kendisini egemen ilan etti.

SR’nin hâkim olduğu Bakü Sovyeti Lenin’in hükumetini desteklemeyi reddetti. Ekim, Bolşeviklerin Bakü’de egemen parti olmasalar da öncü parti olduklarını göstermişti ama çoğu insan iktidarı ele geçirme girişiminin bir iç savaş ve etnik savaşı tetikleyeceğinden korkuyordu.

Sovyet, şehirde tartışmasız iktidar olmayı başaramadı. Hâlâ şehir meclisiyle çekişiyordu ve ılımlı sosyalistler tüm sınıfların koalisyonundan oluşan bir hükumete dönüş çağrısında bulunuyorlardı.

Şehirden sorumlu bir grup olmaması ve ülke çapında hükumetin dağılmasıyla birlikte şehre bir kriz havası hâkim oldu. Askerler Kafkas cephesini terk ederek protesto için çekilmeye başladılar ve bu bir Osmanlı işgalinin yolunu açtı.

İktidar Sovyet’e

1917’nin son aylarındaki genel seçimler, etnik milliyetçiliğin artan gücünü gösterdi. Gürcü Menşevikler Gürcü illerinde kazanırken önde gelen Müslüman partisi Musavat ve Taşnaklar kolayca Bakü ve çevresinde kazandılar. Güney Kafkasya’daki devrim, sınıf mücadelesinden etnik ve dini çatışmalara doğru dönüşüyordu.

Osmanlı İmparatorluğu ile aralarında Rus ordusu kalmayınca Bakü’nün Ermeni, Gürcü ve Müslüman toplulukları kendi askeri birliklerini kurmaya başladılar. Sovyet de sonradan kendi çok uluslu Kızıl Muhafızlarını kurdu.

Müslümanlar, kaçan askerleri silahsızlandırdılar ve Ocak 1918’de Shamkor’daki tek seferde trajik bir şekilde binlerce Rus’u öldürdüler. Bu olay, Müslümanların bölgedeki en etkili güç olduğunu kanıtladı. Olası müttefikleri Osmanlılar da savaş öncesi sınıra doğru hareket etmeye başladı. Shahumian’ın barışçıl bir devrim çabasına rağmen Bakü’yü kimin kontrol edeceğine silahlı adamlar karar verecekti.

Şehir içinde Ermeni güçler ve Müslüman birlikler Kızıl Muhafızlarından üstündü. Sovyet güçleri, çoğunun karşı devrimci tehdit olarak gördüğü Müslümanlara karşı Taşnaklarla taktiksel bir ittifak kurdu.

Shahumian artık üç taraftan silahlı mücadeleyle karşı karşıyaydı: Sovyet karşıtı güçlere karşı Bakü’de; Menşeviklerin Bolşevik Rusya’dan bağımsız bir Güney Kafkasya ilan ettiği Tiflis’te ve çatışmanın yiyecek tedarikinin Bakü’ye ulaşmasını engellediği büyük ölçüde Müslüman şehri olan Elizavetpol’de.

Mart sonunda Müslüman Vahşi Bölüğü’nü taşıyan bir gemi geldiğinde birden şehirde savaş patladı. Sovyet ve Ermeni güçleri şehrin Müslüman nüfusuyla savaştılar ve sonra Kızıl Muhafızlar toplarını Müslüman mahallesine yönelttiler. Müslüman-Sovyet çatışması olarak başlayan şey ayrımsız bir Müslüman karşıtı pogroma dönüştü.

Savaşın hemen ardından Müslümanlar şehirden kaçtı ve Ermeniler de Müslümanlara çok hoşgörülü davrandı diye Sovyet’i protesto ettiler. Bolşevikler bu sonuçlardan dolayı şoke oldular ama şehrin artık ellerinde olmasına sevinebilirlerdi. Shahumian Moskova’yı şöyle bilgilendirdi: “Bizim, Bolşeviklerin, etkimiz önceden de büyüktü ama şimdi kelimenin tam anlamıyla patron biziz”.

Sovyet iktidarı her ne kadar silahlı Taşnaklara dayansa da Bakülü Bolşevikler özellikle kendi üyeleri ve Sol SR destekçilerinden oluşan, Sağ SR’leri, Menşevikleri ve Taşnakları ise dışarıda tutan yeni bir hükumet kurdular. Halk Komiserleri Konseyi (Sovnarkom) ve Dış İlişkiler Komiserliği’yle birlikte Bakü Komünü artık Bakü’deki yaşamı radikal bir şekilde dönüştürme pozisyonundaydı.

Bakü Komünü

Komün, 1918’in Nisan ve Temmuz ayları arasında sadece doksan yedi gün yaşadı. Marks’ın 1871’deki Paris Komünü’yle ilgili görüşünü takip eden Bolşevikler, Sovyet’i ve Sovnarkom’u birleşik bir yürütme ve yasama organı olarak düşünmüşlerdi.

Komün, petrol sanayisini millileştirdi, meslek sahiplerinin direnişine rağmen eğitim ve yargı alanları reforme etmeyi denedi ve muhalif gazeteleri kapatsalar da şehri devlet terörüne başvurmadan yönetebileceklerine inandı.

Haziran ayında Shahumian, Elisavetpol’daki Müslümanların olası bir saldırısını önlemek için önceden bir saldırı başlattı. Şehrin liderliği Tiflis’e doğru ilerlemeyi tartışıyordu ama Bakü güçleri Kura Nehri’ne ulaştığı zaman Müslüman, Gürcü ve Osmanlı güçleri tarafından püskürtüldüler.

Şehir, Osmanlıların ele geçirmesi ihtimali karşısında çaresiz bir şekilde müttefikler arıyordu. Shahumian, Kazaklar ve İngilizlerle müzakere etti ama Moskova, şehrin yakınlarındaki General Dunsterville’in birliklerinin şehre girmesine izin vermesini yasakladı.

Yiyecek stokunu arttıramaması ve şehrin dışındaki Bakülü işçi ve köylüler arasındaki sınırlı desteği, Bolşeviklerin tabanını daralttı.25 Temmuz’da Sovyet’te yapılan oylamada 236’ya karşı 259’la İngilizleri davet etme kararı çıktı.

Shahumian şöyle dedi: “Henüz İngiltere’yi bulamadınız ama merkezi Rus hükumetini kaybettiniz. Henüz İngiltere’yi bulamadınız ama bizi kaybettiniz”. Hükumeti istifa etti, Bolşeviklerin olmadığı bir hükumet kuruldu ve İngilizler geldiler.

Eylül’ün ortasında, Osmanlılar şehri almak üzereyken Bakü komünü liderleri şehirden ayrılmaya karar verdiler ama gemileri güvenli Astrakhan limanı yerine Krasnovodsk’a yönlendirildi ve orada Türkmen SR’ler eski komiserleri tutukladılar.

Çoğu Bolşevik olan Bakülü yirmi altı devrimci çöle götürüldü ve idam edildi. 1920’de kemikleri çıkartıldı ve Bakü’nün merkez meydanına Sovyet şehitleri olarak tekrar gömüldüler. Sovyet sonrası Azerbaycan hükumeti Bakü Komiserleri anıtını yıkana dek yetmiş yıl orada kaldılar.

Devrimci Yenilgi

Bakü devriminin hikâyesi 1917’deki olaylar etrafında oluşan birçok efsaneyi yalanlıyor. Bakülü Bolşevikler iktidar açlığı içerisindeki dışarıdan gelen komplocular değil, şehirdeki işçi hareketinin içinde derin köklere sahip uzun süredir eylemcilik yapan sosyalistlerdi. İktidara ulaşmak için şiddet dışı bir yolu arayan, Sovyet’te kritik bir oylamayı kaybedince hükumetteki görevlerini barışçıl bir şekilde terk eden demokratlardı. Her ne kadar şehrin kontrolünü kanlı Mart günleri sayesinde elde etseler de Bakülü Bolşevikler iktidardayken düşmanlarına karşı terör uygulamadılar.

Sonuçta işçi sınıfındaki etnik ve toplumsal bölünmelerin üstesinden gelemediler, yiyecek krizini çözemediler veya düşmanlarına karşı başarılı bir kampanya yürütecek desteği bulamadılar.

Shahumian, Bakü’yü dönüştürmeye çalışırken Kafkasya’daki karşı devrime de son vermeyi denedi. Moskova’daki Sovyet hükumetini tanıyana kadar daha ılımlı sosyalist partilerin hükumetinde yer almasını reddetti. Ancak tabanı çok dardı ve Komün bir kere düştüğünde Bolşevikler taleplerini karşılayamadıkları işçileri kaybettiler.

Bakülü yirmi altı komiserin sonu ironik oldu: ılımlı, demokratik ve büyük ölçüde şiddetten uzak olan Shahumian, Japaridze ve diğerleri çok daha acımasız olan iç savaştaki karşıtlarının eline düştüler.

1918 yazının sonlarında, Rus Bolşevikler ve Beyaz karşıtları, demokratik yönetim fikrini bırakıp düşmanlarını yenmek için devlet terörü uygulayarak savaş mantığını benimsemişlerdi bile. Demokratik ve sosyalist Sovyetlerin zafer kazanacağı umudu o kirli mücadelede öldü.

The Baku Commune

Our special fall issue, “The First Red Century,” will be out soon. Subscribe or renew today! Most accounts of the Russian Revolution tell the story of one city – Petrograd, where the Romanov regime collapsed in February and the Bolsheviks came to power in October.