Bu kara parçasında artık bazı şeyler, yanlış anlaşılabileceği ihtimali yüzünden tehlikeli. Doğru olmasının pek bir önemi yok. Önemli olan şu: Birinin canı sıkılabilir mi?
Hele bir de yanlış anlaşılan şey bir haber, bir değerlendirme ya da eleştirel bir cümleyse… Vay yazanın, paylaşanın, hatta okurken “hımm” diye düşünenin haline.
2025’in son günlerinde, kendine hükümet diyen bazı yetkililer Ceza Yasası’nda birtakım değişiklikler yapmaya niyetlendi. Değişiklik metnini uzun uzun mutlaka oku tabii; hukuk, madde, ceza, hapis falan… Ama şimdi buradan diğer yola sapıp ayrılacaksan eğer, kısa özet:
Sus. Çünkü biri rahatsız olabilir.
Kim? Ne zaman? Neden? Belli değil. Ama olabilir. O ihtimal yeterli.
***
Biraz detaya inelim. Yapılmak istenen düzenlemelerle birlikte ifade özgürlüğü artık bir hak olmaktan çıkacak, dikkatle girilip çıkılması gereken, “kaygan zemin”de bir risk alanına dönüşecek. Yasa, eleştiriyi bastırmanın, kamusal tartışmayı yok etmenin ve “fazla konuşanı” usulca hizaya sokmanın çok amaçlı aparatına çevrilecek. Tornavida, pense, susturucu, tabanca… Ne ararsan var.
Ne? Tabanca mı? Sus, yasak!
Neyse, riskli alanlara girmeden yüce iktidarın izin verdiği sınırlarda konuşmaya devam. Tasarıda geçen kavramlara bir bakalım:
“Toplumsal tepki.” “Genel nefret.” “Tiksinme.”
Ceza yasasında ölçü dediğin şey delil, somutluk, kanıtlanabilirliktir ya… Artık o dönem kapandı. Çok geçmiş olsun! Bundan sonra duygu durumuna göre mahkumiyet!
***
Mesela ben yarın bir haber paylaşsam… Bir ihaleyle ilgili. Rakamları yazsam. Belgeleri koysam. Kaynaklarıyla işi anlatsam falan filan feslikan! Sonra insanlar öfkelense.
Burada bir duralım.
Bu öfke benden mi kaynaklandı, ihalenin kendisinden mi?
Çok emin olamadım şimdi!
Neyse; yeni düzenlemeye bakılırsa, bu belirsizlik benim başımı epey ağrıtabilir. Çünkü toplum “rahatsız olabilir”.
Toplum? Sayıca bir alt limit var mıdır acaba? Mesela kaç kişi? WhatsApp grubunda 5 kişi yeter mi? 5 kişilik bir WhatsApp grubum var da o sebeple şey ediyorum. Emojili tepki de sayılıyor mu?
***
O zaman artık haber yapılırken şunlar mı düşünülmelidir?
“Bunu yazarsam insanlar kızar mı?”
“Korkar mı?”
“Endişelenir mi?”
“Birinin tansiyonu çıkar mı?”
Eğer ölçüt buysa, gazetecilik yapmak toptan yasaklansın da artık kafamız rahatlasın.
***
Hava durumu bülteni hazırlayalım mesela:
Bölgemizin çok alçak bir basınç sistemi ile buz gibi ve nemli bir hava kütlesinin arasında sıkışıp kalması bekleniyor! G*tünüz donmasın, sıkı giyinin!
Buna alınan bir ‘topluluk’ da kesin çıkar ha! İşte o saat gerçekten s*çtık.
Ya da diyelim ki ben bir link paylaştım. Üstüne da bir cümle yazdım. Kişisel sayfamda ha! Öyle kendi arkadaş çevreme falan…
Birileri rahatsız oldu! Yahu manyak mısınız? Kendi sayfam, takılıyorum ben öyle… Engelle beni kafan rahat olur! Yook!
Yeni değişiklik ile bu benim problemim olabilir. Çünkü artık yalnızca içerik değil, içeriğin dolaşıma girmesi de suç potansiyeli taşıyor. Paylaşımı paylaşmak da riskli.
Bunu bilmem gerekiyordu değil mi? Doğruyu bilmemek suç, yanlış olduğunu bilmemek daha büyük suç.
***
Neyse, uzattım. Kızarlar şimdi! Bunu yazdım diye başıma bir iş gelir mi acaba şimdi?
Aklına mukayyet ol sayın okuyucu.
2026 acayip başladı!



