• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Pazar, Ağustos 16, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
26 °c
Nicosia
27 ° Pts
28 ° Sal
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Dom’dan Ren’e Köln’ün Peşinde

Bir şehri anlamak popüler yerleri gezerek olmaz.

Filiz Uzun Filiz Uzun
16 Ağustos 2026
Okuma Süresi: 12 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Bir şehri gezmek istediğimiz zaman genellikle internetten gezilecek yerlere bakar ya da giden birilerinden tavsiyeler alırız. Ben de gezeceğim tüm şehirleri önce araştırırım görmek istediğim yerleri listelerim ve evet Elbette ben de popüler olan birçok kişinin önerdiği yerleri gezer, görürüm. Bolca da fotoğraf çekerim.

Ancak bana göre en güzel yerler kimsenin önermediği sizin alıp başınızı gittiniz, kaybolduğunuz sokaklarda karşınıza çıkan sokaklar, binalar belki bir cafe, restoran, tarihi bir bina; beni en çok bunlar mutlu eder. Bir şehri anlamak popüler yerleri gezerek olmaz. Daha çok o şehirde yaşayan insanların gittiği yerlere bakmak, nerede yemek yediklerini öğrenmek, hangi sokaklarda eğlendiklerini bilmek gerekir.

Köln benim için bambaşka bir deneyim oldu. Çünkü kızım 6 aydır burada yaşıyor. Ve tatil yapmak için gittiğim şehirlerden daha uzun bir süre Köln’de kalıyorum. Bu yüzden Köln’ü sokak sokak, sakince gezme şansım oluyor.

İlk kez hem tren kullanımını öğrenmem hem de temel şeyleri anlamam için ilk turu birlikte yaptık Helin ile, işten döndüğü zaman. Sonra hep ben yalnız gezdim.

Gezmek istediğim yerler listemin en başında elbette Köln’ün simgesi Köln Dom vardı.

KÖLNER DOM (KÖLN KATEDRALİ); Köln’de gördüğüm ilk tarihi binaydı. Köln katedrali Köln’ün simgesidir. Biz akşam üzeri gittiğimiz için sadece dıştan gördük. İnanılmaz görkemli bir katedral. Dört tarafı da görülmeye değer. Akşam dediğime bakmayın. Akşam 8 olduğu halde hava kararmıyor burda. Işıkların yanması için gece 10 olması gerekiyor. Biz gittiğimizde akşamdı ancak hava kararmamıştı. Bence katedral en çok gece ışıkları açılınca güzel.

Köln Katedrali; UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Yapımına 1248 yılında başlanmış. İnşaat yüzyıllarca çeşitli nedenlerle durmuş ancak 1880 yılında tamamlanmış. 157 metre uzunluğundaki iki kulesi ile yıllarca dünyanın en uzun yapılarından biriydi. Götik tarzdaki mimarisi ile Avrupa’nın en iyi örneklerinden kabul edilir. II. Dünya savaşında hasara uğrasa da restore edilmiş.

İçini gezmek için ben başka bir gün gittim tek başıma. Katedral’e giriş ücretli içini gezmek 8 euro, seyir noktasına da çıkmak isterseniz 13 euro.

Gittiğim her şehirde mutlaka katedralleri ya da kiliseleri gezerim. Ve mutlaka dua ederim. Köln katedraline cuma saat 12’de gittim . Tam da cuma ayinine denk geldim. Kocaman katedralin içinde inanılmaz bir kalabalık vardı. Tam saat 12’de önce piyano ile ayin başladı. Ardından kadın papaz bir konuşma yaptı. Kadın din insanlarını ilk kez Almanya’nın Weimar şehrinde 25 Aralık Christmas ayininde görmüştüm. Dindar biri değilim ama her kilise ziyaretimde özellikle piyano ile ilahi çalınırken ağlıyorum. Sanırım topluca dua etmenin çok güçlü bir enerjisi var. Ve bunun da kadın erkek ayrımı yapılmadan yapılmasını çok güzel buluyorum. Bu tür ruhani mekanlarda insanlar kaybettiklerini hatırlıyor. Onlara dualar ediyor. Dolayısı ile duygulanmak çok normal.

Ayin bittikten sonra girdiğim her katedralde veya kilisede yaptığım gibi Birkan için bir mum yaktım. Bir tane de tüm kaybettiğim sevdiklerim için. Güzel dilekler de diledim.

Katedralin içi gerçekten görülmeye değer. Özellikle farklı dönemlere ait vitraylar. Dışardan giren güneşin yansımasıyla daha da güzel görünüyor.

Katedralin güneyinde yaklaşık 533 basamak çıkarak seyir noktasına ulaşabilir , yukardan Köln’ü, Ren Nehrini seyredebilirsiniz.

HOHENZOLLERN KÖPRÜSÜ; Kölner Dom’un hemen yanında, Köln’ün Ren nehri üzerindeki en meşhur köprüsü ve Köln kadedrali gibi simgelerinden biri. Köprüden trenler, yayalar ve bisikletliler karşıya geçilebiliyor. Köprü 1911 yılında tamamlanmış. Ancak II. Dünya savaşı sırasında Alman askerleri tarafından havaya uçurulmuş. Savaştan sonra tekrar inşa edilmiş. Köprünün en dikkat çekici özelliklerinden biri korkuluklara asılmış yüz binlerce aşk kilitleri. Bu yüzden bu köprüye Hohenzollern Aşk Köprüsü de deniyor. Sevgililer kilitlerin üzerine isimlerini ya da evlenmek istedikleri tarihleri yazarak köprüye asıyor. Özellikle akşam saatlerinde bolca romantik çifti köprüde öpüsüp kilitleri asarken görebilirsiniz. Bu geleneği başka şehirlerde de görmüşüm. Prag”da, Berlin’de. Ben son ve sonsuz aşkımla gittim köprüye, Helin’le. Bol bol da fotoğraf çektik.

MUSEUM LUDWIG; Ludwig müzesi Köln Katedrali ve Hohenzollern Köprüsünün arasında yer alıyor. O yüzden katedrale gelince müzeyi ve köprüyü de görebiliyorsunuz. Ben hergün buralardan mutlaka geçiyorum. Bu köprüde ilk kez yürümek bana çok iyi hissettirmişti. Hem yükseklik korkumu aşmama yardım etti hem de önce insanın kendine aşk hissetmesi gerektiğini hatırlattı bana.

Ludwig müzesi; Modern ve çağdaş sanat seviyorsanız kesinlikle görülmeye değer bir müze. Ben bir Pablo Picasso hayranı olarak ilk günden ziyaret ettim Ludwid müzesini. Müzenin en büyük özelliği, özellikle Pop Art, Picasso ve Alman dışavurumculuğu alanındaki güçlü koleksiyonlarıdır. Modern ve çağdaş sanatın en önemli Alman müzelerinden biri. Çok güçlü bir Pablo Picasso koleksiyonuna da sahip. Picasso’nun eserlerini Barcelona’daki Picasso müzesinde, Paris’te , Floransa’da Uffizi ve Galleria müzelerinde ziyaret etmiştik.

Ayrıca müzenin kalıcı koleksiyonunun yanı sıra geçici sergileri de oluyor. Şu anda 2026 programında HERE AND NOW: De/Collecting Memories from Turtle Island, Jana Euler projesi ve “Two Germanies circa 1980” adlı fotoğraf sergisi yer alıyor.

Ludwig müzesine giriş ücreti 13,5 euro. Bence değer.

ALTSTADT (ESKİ ŞEHİR); Katedral’e ve Hohenzollern Köprüsünü ziyaret ettikten sonra birkaç merdiven inerek Ren nehri kıyısında yürümek çok keyifli. 3-5 dk yürüyüp Altstadt’a ulaşıyorsunuz. Gezdiğim her şehrin mutlaka eski şehrini bulurum. Köln’ün de en güzel gezilecek yeri tarihi eski şehirdir. Üstelik Köln’ün eski şehri Ren nehri kıyısında.

Buradaki renkli renkli tarihi evler , ara sokaklar, kafeler, restoranlar çok güzel, tertemiz. Akşamları, cumartesi ve pazar günleri inanılmaz kalabalık oluyor. Ren nehrinde gemi turları bazen de gemi partileri oluyor. Alman’lar iş çıkışı yemek yemek, içkisini içmek için mutlaka dışarda oluyor. Güzel havanın tadını çıkartıyorlar. 40 derece sıcakta bile gemi partisine katılıyorlar. Güneşe hasret olduklarından bu yazın keyfini bol bol çıkarttılar diye düşünüyorum.

Buraları gezmek, oturup buz gibi bir Köln birası ile pomes yemek çok keyifli. Köln birası tam da bana göre. Almanlar bu birayı susadıklarında su niyetine içiyormuş. Alkol oranı düşük. Ama benim gibi pek birayla arası iyi olmayan ama soğuk birşeyler içmek isteyenler için şahane. Bu bölgede Köln Katedralinden sonra en dikkat çekici yapılarından biri de Groß St. Martin Kilisesi. Şu an tadilat nedeniyle içini gezmek mümkün değildi ama eski şehrin ara sokakları arasından, dışardan bile görünüşü harikaydı. Özellikle akşamları ışıklar yandığı zaman inanılmaz güzel görünüyor.

SCHOKOLADENMUSEUM KÖLN: Çikolata müzesi Haumart’ta çok güzel bir bölgede bulunuyor. Tarihi güzel binaların arasında. Ren nehri üzerinde. Müzeye ayrı bir köprü ile giriliyor. Ben bu alanı çok sevdim. Müzeyi gezerken camdan nehri seyredebiliyorsunuz. Ben öyle çok çikolata sever biri değilim. Yediğimde ise bitter tercih ediyorum. Ama bu müzeyi gezmeyi çok istemiştim. Müzede 5 bin yıllık kakao ve çikolata tarihi anlatılıyor. Kakao ağacından, hasadına, çekirdeğinin işlenmesinden çikolata haline gelmesine kadarki sürecini makinalarda görebiliyorsunuz. Küçük bir serada ise kakao ağacını birebir görebilirsiniz. Müzede sadece çikolata değil; benim en beğendiğim bölüm olan kahve bölümü de var. Çekirdeğin kahve olarak kullanılmaya başladığı yıllardan itibaren nasıl kullanıldığı, nasıl servis edildiği, kahve kutuları, kahve fincanları ve tarihi fincan setlerinin sergilendiği bölüm de görülmeye değerdi.

Müze ayrıca çikolata fabrikası olarak da kullanılıyor. Almanların en meşhur ve en pahalı çikolatası “Lindt” burada üretiliyor. Dilerseniz kendi çikolatanızı oluşturabilirsiniz. İçinde olmasını istediğiniz ürünleri seçerek kendiniz de yaratabilirsiniz. DYa da alt kattaki büyük Lindt mağazasından çikolata satın alabilirsiniz. Ben Helin için taze fabrikadan aldım. Müzenin çeşitli tatlıları ve kahveleri olan, Ren nehrine bakan şahane bir kafesi de var. Dışarıda da oturulabiliyor. Çikolata müzesine giriş ücreti; 17,5 euro.

KÖLNER RIESENRAD (DÖNME DOLAP); Çikolata müzesinin hemen yanında yer alıyor. Köln’ün birçok yerinden görülebiliyor. Köln’ü yukardan görmek isteyen binebilir. Ben binmedim. Sadece fotoğraf çekmekle yetindim.

MÜZİK GALA; Köln’e 2 adet kitap getirmiştim 2. kitabım bitmek üzereyken Helin “üzülme burda da Türk kitapçı var, çok beğeneceksin oraya gidebilirsin “ deyip Müzik Gala adındaki kitapçıyı tarif etti bana. Türkçe kitaplar, plaklar, CD’ler satan bir kitapçı. Sahibinin adı Hasan. Müzik Gala kitabevi ; Türklerin en çok yaşadığı Mülheim bölgesinde Keupstaße mahallesi olan Türk mahallesinde bulunuyor. Köln’de gördüğüm Türk mahalleleri arasındaki en “Türk mahalleydi” diyebilirim. Daha dükkan isimlerini okumadan anlamıştım bir Türk mahallesi olduğunu. Upuzun sokakta part edilmiş tek bir bisiklet yoktu. Ama her dükkanın önünde park edilmiş lüks bir araba vardı. Sanırım tüm köln’de gördüğümden daha çok Mercedes ve BMW gibi lüks araçlar gördüm. Dönerciler, çiğ köfteciler ve baklavacıların haricinde bu mahallede çokça kuyumcu ve türk marka ev eşyaları satan dükkanlar da vardı. Karanlık ve sigara kokan hahvehaneler. Bu sokaktaki apartmanlar yine Türkler tarafından satın alınmış. Türklerin yaşadığı ve esnaf olduğu bir sokak. Koca sokakta bir Alman görmedim. Kadınlar genellikle kapalıydı. Cadde boyu tüm konuşmalar Türkçeydi. Diğer Türk mahallesi olan Ehrenfeld’de bu kadar Türkçe konuşan duymamışım.

Ama kitapçı Hasan ve dükkanında tanıştığım yeğeni Deniz çok güzel insanlardı. Çok güzel sohbet ettik. Türkiye’den konuştuk, Almanya’ya ve Kıbrıs’a göç eden Türklerden.

“Neden bu sokakta hiç bisiklet yok” diye sordum. “Biz Türkler bisiklet sevmeyiz” dedi şakayla. “Türkler çalışır çabalar araba alır”. Hasan 30 yıldır, Deniz ise 12 yıldır Almanya’da yaşıyor. İkisi de o sokakta yaşamıyor. “Yaşanmaz buralarda” diyor çok gürültülü ve tehlikeli. Başka bölgede yaşıyorlar. Türkiye’de tatildeymiş Hasan yeni gelmiş. Hem Türkiye’nin şu anki halini hem de Almanya’da yaşayıp Türkiye’de şu anki iktidarı destekleyenleri iyi analiz edebiliyor. Her gittiğinde daha da bozulmuş olduğunu görebiliyor Türkiye’nin. Kahve Almanya’dan pahalı diyor. Hakikaten öyle. “Kıbrıs’ta da öyle “ diyorum ben de.

Müzik Gala’ya girer girmez Türkçe arabesk müzik sesi karşılıyor sizi. Gurbetçiler seviyor arabesk müziği. Plaklar ve kitaplar daha çok solcu yazarların kitaplarında. Deniz gezmişin kitapları baş köşede. Zülfü Livaneli’nin tüm serisi. “Buradaki Türkler kitap okuyorlar mi?” diye soruyorum. Gençler alıyor diyor. Bence çok iyi yapmış Hasan bu kitabevinji açarak. Okumalı gençler. Okumalı aydınlanmalı.

“Tüm dükkanların isimleri Türkçe, izin veriyorlar mi size burada?” diye soruyorum Hasan’a; “Sadece Türkçe değil istersen Kürtçe, istersen Ermenice koyabilirsin; burası demokratiki bir ülke” diyor yanıtlıyor. Türkiye’de kürtçe koysan taşlarlar seni” diye de ekliyor. “burada hangi dinden, hangi ırktan olduğuna bakılmaz. Kurallar var uyacaksın” diyor. Alman’lara minnet duyuyor. Bize kucak açtılar, iş sahibi, ev sahibi olduk, insan gibi yaşıyoruz diyor.

Hasan 12 ay askerliğini Mağusa’da yapmış , tatil için gelmeyi çok istemiş ama hiç gelememiş. Söz verdiler geleceklermiş ve beni de arayacaklarmış.Uzun zamandır bulamadığım bir kitabı da Müzik Gala’da buldum aldım. Instagramda takipleştik, yazmak için de izin aldım ve ayrıldım. Güzel ve değişik bir gün oldu benim için.

Köln’ün her sokağı görülmeğe değer. Kafanızı nereye çevirseniz bir güzellikle karşılaşıyorsunuz. Sıkılmadan, yorulmadan saatlerce yürüyorsunuz. Daha keşfedilecek çok sokak, denenecek çok tatlılar var burda.

Ben daha buralardayım. Haftaya Köln’ün farklı güzelliklerini sizlerle paylaşacağım. Şimdilik Köln’den kucak dolusu sevgiler.

Etiketler: almanyagezigöçkentKölnren nehri
Filiz Uzun

Filiz Uzun

Sağlık Eğitimcisi

Köln Gibi Yürünebilir Şehirler Yaratabilir misiniz?
Filiz Uzun

Köln Gibi Yürünebilir Şehirler Yaratabilir misiniz?

Filiz Uzun
9 Ağustos 2026
Memleket de Ben de Eskisi Gibi Değiliz!
Filiz Uzun

Memleket de Ben de Eskisi Gibi Değiliz!

Filiz Uzun
2 Ağustos 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft