• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Salı, Mayıs 12, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
27 °c
Nicosia
22 ° Çar
22 ° Per
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Dilencisi Olup Dünyanın…

Çağ, yine aynı çağ, “dönüm dönüm ölüm çağı!” 

TÜGE DAĞAŞAN TÜGE DAĞAŞAN
12 Mayıs 2026
Okuma Süresi: 4 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Bir gün kapı kapı dolaşacağım dünyayı

Dilencisi olup hayatın

Yaşamı iliklerine kadar sömürüp

Çiçekler dizeceğim parmaklarıma

Gülümseyip duracağım aynadaki bana

Susacağım ağlayan yaralarıma

Kimse bilmeyecek yolumu 

Kimse duymayacak huyumu

Tüm pencerelerini kapatıp hayatın

Paspas yapacağım ayaklarımın altına

Yaşamı silip gireceğim içeri

Yaşımı silip çıkacağım dışarı

Kapısız olacak evimin 

Anahtarı asılı duracak bahçe duvarında

Kim görse şaşıracak

Kim bilse çıldıracak

Yine de hiç kimse anahtarı almayı başaramayacak

…

Dilime yerleşen sözler, şiire döndü de yüzünü; yine de kimseler yüzüme dönemedi yüzünü.

Maskelerini eline alanlar gördü de yüzümü, maskeleri yüzünde olanlar bilemedi hiç yüzümü.

Şöyle bir baktım da penceremden dışarı, ne kadar insan ayağı, adımlıyor sokağı. İzleri duruyor yolun her yanında, izleri düşüyor yolun her yanına. İzleri üzerine iz bırakırım korkusuyla çıkamıyorum artık dışarıya. 

…

Çiçeklere bakıyorum; yerde, büyükten küçüğe sıralanmış olan saksı çiçeklerine, yanında bir çöp, oturduğum yerden kalkıp kafamdaki düşünceleri bir bir atmak istiyorum içine: “Çöp atmak yasaktır” diye yazarak yanındaki boş duvara. 

Koltuk taşıyan adamlara “çöpü de alınız” deyip “bir kişinin gücüyle kalkmaz” demek; “içindeki ağırlıktan.”

Danışmada kimse yok diye içimdeki düşünceleri danışamam ve çiçekler yine sıralanmış danışanın masasına da; bu sefer aynı boyda. Aynı modelde ve yan yana. Açıklayıcı bir “kitapçık,” “hoş geldiniz” bir levha ve “hoş olmayan duygularla” bir bekleyiş doktorun kapısında. Ağrı sıfır. Ağrı kaybolmuş, korkusundan. Artık yok. Ağrı bir var bir yok. Ağrı insan gibi. İnsan ağrı gibi. İnsan ağır, kendine ağır bir zaman.

Fiziki ağrının ruhsal ağrıyı yenme konusunda verdiği savaşta en çok hangisi yaralıyor hâlâ seçebilmiş değilim yaşadığım bu çağda. Fakat üzerinde “yaklaşmak yasaktır” diyen bir tüp kamyonunda gidiyor gibi olan hayatlarımıza el sallıyorum korkusuzca.

Takvim rakamlardan kurulu bir zaman yanılgısı, çağ hangi çağ, dönem hangi dönem. Dönümlerle ayrılmış ülkemin hangi dönümüne bassam ayaklarım çamur altında. Ayaklarım çirkef, ayaklarım bataklığa maruz bir kara orman.

Ormanların hızla yok olup, ağaçların daha hızla kesildiği bir zamanda, dönümleri pay ediyorlar her dönem ve sınıfta kalan bir halk ayağa kalkamıyor çünkü ayakları bastıkları bataklıkta.

Gömüldük, gömdük, yedik yuttuk ama en çok da yok olduk, bittik. Kara haberci değilim -yok asla- kara haberlere bakmamak adına sosyal medya hesabı dahi kullanmam. Geç almak için kara haberleri belki de, belki de sırf ruhsal ağrıdan. Fiziki ağrıya sebep olanlara, ruhsal ağrıya neden olanlara tanık olmaktan. Dil yarasını okumaktan-görmekten. Yok, yapamıyorum, bakamıyorum, okuyamıyorum. Yine de kaçmıyorum da olandan. İzliyorum zaman zaman, görüyorum fakat hiçbir habere de güvenemiyorum bu yaratılan sanal ortamdan.

Yok ettiler dedi bir dost, sohbet sırasında. Yok ettiler her şeyimizi. Yok olduk. Her toplumu, her şehri yok etmeye kurulu onların saatleri, onlar için önemli değil hiçbir canlı ne de olsa. Canlı cansız ne varsa kemirip emip silip yutuyorlar. Yutacaklar çünkü onlar rahatsızdır kendileri dışında her varlıktan.

Çağ, yine aynı çağ, “dönüm dönüm ölüm çağı!” 

Ölümün üzerine kocaman binalar inşa etmeye çalışıyorlar.

Ve başarıyorlar. Kocaman binaları içine de önce ölmüş insanlarımızı yerleştiriyorlar.

TÜGE DAĞAŞAN

TÜGE DAĞAŞAN

"Zamana sığmaya çalışan"

Kıştan Kalan Soğukluk
Tüge Dağaşan

Kıştan Kalan Soğukluk

TÜGE DAĞAŞAN
13 Nisan 2026
Ağırdık Zamana
Tüge Dağaşan

Ağırdık Zamana

TÜGE DAĞAŞAN
17 Mart 2026
Hamnet
Tüge Dağaşan

Hamnet

TÜGE DAĞAŞAN
5 Mart 2026
Kırmızı Pasaportlu Dedem; Cemal Dayı -Solina-
Tüge Dağaşan

Kırmızı Pasaportlu Dedem; Cemal Dayı -Solina-

TÜGE DAĞAŞAN
18 Şubat 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.