• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Salı, Ekim 13, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
22 °c
Vizakia
22 ° Çar
21 ° Per
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Nikos Muduros: Kıbrıs Sorunu Artık Kıbrıslı Türk Toplumunda Siyasi Olarak “Satmıyor”

Gazedda Gazedda
13 Ekim 2026
Okuma Süresi: 7 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Kıbrıs’ın kuzeyinde seçim tartışmalarının merkezinde Kıbrıs sorunundan çok yolsuzluk, ekonomi, altyapı ve Türkiye ile ilişkiler bulunuyor. Nikos Muduros’a göre bu tablo, uzun süredir sonuç üretmeyen müzakere süreçlerinin yarattığı hayal kırıklığının da bir göstergesi.

Haravgi’den Mihalis Mihail’in yaptığı söyleşide, Kıbrıs Üniversitesi Türk ve Ortadoğu Çalışmaları Bölümü Öğretim Üyesi Nikos Muduros, seçim öncesi siyasi dengeleri, Yeniden Doğuş Partisi’nin değişen konumunu, Tufan Erhürman’ın sağdan ve soldan karşı karşıya kaldığı baskıları ve Ankara’nın Kıbrıs’ın kuzeyindeki siyaset üzerindeki etkisini değerlendiriyor. Söyleşi, Türkiye–İsrail rekabetinin Doğu Akdeniz’de yarattığı yeni gerilimlerin Kıbrıs sorununu nasıl daha karmaşık hale getirdiğine de uzanıyor.

Söyleşi: Mihalis Mihail | Haravgi

İşgal altındaki bölgeler “seçim öncesi” bir dönemde. Bugün güç dengeleri nasıl şekilleniyor ve “seçim kampanyasında” hangi konular öne çıkıyor?

Bugüne kadar yayımlanan kamuoyu yoklamalarına göre Cumhuriyetçi Türk Partisi seçimlerde birinci parti olarak görünüyor. Ancak tek başına çoğunluğu elde ederek “hükümet” kurabileceğini gösteren herhangi bir anket yok. Bu özellikle önemli, çünkü işgal altındaki bölgelerde “parlamenter” bir sistem işliyor ve siyasi partiler arasındaki nihai güç dengesi belirleyici oluyor.

O halde bir koalisyon “hükümetini” daha olası mı görüyorsunuz?

Evet. En azından “seçim kampanyasının” şu anki aşamasında, yeniden bir koalisyon “hükümetinin” ortaya çıkması daha olası görünüyor. Hangi partilerin bu koalisyonda yer alabileceği ise 6 Aralık’ta oluşacak “seçim” dengelerine bağlı olacak. Dolayısıyla yalnızca hangi partinin birinci çıkacağını bilmek yeterli değil. Meclisteki sandalye dağılımına ve hangi işbirliklerinin mümkün olabileceğine de bakmak gerekiyor.

“Seçim” tartışması hangi konular üzerinde yoğunlaşıyor?

Tartışma daha çok yolsuzluk, ekonomi yönetimi ve ekonomik kalkınma meselelerine odaklanıyor. Bunun yanında Türkiye ile ilişkiler, özellikle de altyapı konusu ve Ankara ile işbirliği içinde yürütülecek kritik projeleri kimin yöneteceği önemli bir yer tutuyor. Örneğin internet, doğal gaz ve elektrik altyapısından söz ediyoruz. Dolayısıyla en azından seçim kampanyasının ilk aşamasında tartışmalar Kıbrıs sorunu ve müzakereler etrafında değil, Kıbrıslı Türk toplumunun gündelik yaşamını doğrudan etkileyen meseleler etrafında dönüyor.

Öne çıkan yeni bir siyasi gelişme var mı?

Önemli gelişmelerden biri, Yeniden Doğuş Partisi’nin neredeyse bütün Kıbrıslı Türk siyasi partileriyle, Kıbrıslı Türk sağındaki güçler de dahil olmak üzere, ilişkilerinin belirgin biçimde kötüleşmesi. Ağustos sonundaki trajik gemi faciası ve parti başkanının fiilen “bakanlar kurulundan” uzaklaştırılmasının ardından Yeniden Doğuş Partisi son derece kutuplaştırıcı bir siyasi söylem benimsedi.

Bu kutuplaşma nasıl ifade ediliyor?

Partinin söyleminde toplumun Türkler ve Kıbrıslılar olarak ayrıştırılması giderek daha belirgin hale geliyor. Parti, ciddi bir siyasi darbe aldığının farkında olduğu için seçim tabanını yeniden bir araya getirmek amacıyla yerleşimci kimliği meselesini daha fazla öne çıkarıyor. Aynı zamanda Yeniden Doğuş Partisi aracılığıyla kendini ifade eden yerleşimcilerin bir kesimi, işgal altındaki bölgelerin siyasi yaşamında artık farklı bir rol talep ediyor gibi görünüyor: Yürütme erkinde daha fazla görev ve iktidar yapıları içinde daha güçlü bir temsil. Yani geçmişte daha çok oyları büyük hükümet partilerine taşıyan bir parti olma rolünden farklı bir konum talep ediliyor.

Sözde cumhurbaşkanı ile “hükümet” arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturalım. Bunlar iki farklı iktidar merkezi mi?

Aynen öyle. Kendine özgü bir “parlamenter” sistem var. Bu sistemde Kıbrıslı Türk liderin özellikle Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci konusunda özel bir yetkisi bulunuyor. Doğrudan “seçilmesi” ona siyasi ağırlık ve halktan gelen bir meşruiyet kazandırıyor. Ancak yürütme erkinin gündelik işleyişi üzerindeki etkisi sınırlı. Yürütme erki, “parlamentodaki” güç dengeleri sonucunda ortaya çıkan “başbakan” ve “bakanlar kurulu” tarafından kullanılıyor.

O halde “milletvekili” seçimleri Kıbrıs sorunu açısından da doğrudan önem taşıyor mu?

Elbette, dolaylı da olsa. İşgal altındaki bölgelerde çok büyük ölçüde Türkiye’ye bağımlı olan yürütme erki; ekonomi, altyapı, mülkiyet meselesi, vatandaşlıklar ve toplumsal ve siyasi gerçekliği etkileyen başka kritik alanları yönetiyor. Bütün bunlar bir şekilde Kıbrıs sorununun seyrini de etkileyebilir. “Hükümet” müzakereleri yürütmüyor, ancak elbette siyasi tutumları var. Nitekim Kıbrıslı Türk “parlamentosunda” zaman zaman Kıbrıs sorununa ilişkin kararlar da tartışılıp kabul edildi. Bunlar yürütmeye ilişkin kararlar değil, dönemin Kıbrıslı Türk liderliği üzerinde siyasi baskı oluşturmanın bir yolu olarak gündeme geldi.

Kıbrıs sorunu etrafında yeniden bir hareketlilik yaşandığı düşünüldüğünde, konunun “seçim öncesi” tartışmalarda yer almaması garip değil mi?

Birbirine paralel iki ayrı dünya var. Liderlikler düzeyinde sınırlı bir hareketlilik görülüyor. Ancak toplum düzeyinde bu hareketlilik belirsiz, istikrarsız ve somut sonuç üretmeyen bir süreç olarak algılanıyor. Müzakere sürecinde kayda değer bir ilerleme sağlanamaması nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı yerleşmiş durumda. Bu nedenle Kıbrıs sorunu bugün Kıbrıslı Türk toplumundaki siyasi eğilimleri önemli ölçüde değiştirebilecek bir mesele değil.

Bu durum Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’ı nasıl etkiliyor?

Erhürman iki farklı yönden eleştiri alıyor. Sağdan, Ankara’nın iki devletli çözüm tezini bütünüyle benimsemediği için eleştiriliyor. Soldan ise solun bir kesimi tarafından, federasyondan yana yeterince açık bir tutum sergilemediği ve Kıbrıslı Rum tarafına bu yönde baskı yapmak için daha dinamik girişimlerde bulunmadığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Dolayısıyla “seçilmesinden” önce yaratılan beklentilerin boşa çıktığı mı görülüyor?

En azından kısmen. Kıbrıslı Türk lider belirli çıkmazlarla karşı karşıya. Kıbrıs sorununa ilişkin tutumu, esaslı müzakerelerin başlaması için bazı ön koşullar içeriyor ve bu yaklaşım Kıbrıslı Türk solunun önemli bir kesiminde şaşkınlık yaratıyor. Bir yanda, onu partisinin geleneksel görüşlerini göz önünde bulundurarak destekleyen seçmenlerin baskısı var. Diğer yanda ise Ankara’nın tercih ettiği çözüm modeline ilişkin net çizgisi bulunuyor. Dolayısıyla Erhürman, önceki dönemlerle kıyaslandığında daha zor bir noktadan başlıyor.

Daha geniş bölgesel faktör ne ölçüde belirleyici?

Son derece önemli. Kıbrıs sorunundaki gelişmeler yalnızca doğrudan ilgili aktörlere bağlı değil. Türkiye’nin öncelikleri belirleyici ağırlığını korurken, son dönemde Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin artan önemi de buna ekleniyor. Ankara, İsrail’in Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini yakından izliyor ve bu gelişmeyi, işgal altındaki bölgelerdeki etkisini daha da güçlendirme çabalarında hesaba katması gereken bir unsur olarak görüyor gibi görünüyor.

Bu durum Kıbrıs sorunu açısından koşulları daha mı zorlaştırıyor?

Evet. Doğu Akdeniz’deki rekabet, zaten karmaşık olan tabloya yeni bir boyut daha ekliyor. Aynı zamanda Türk dış politikası bugün özellikle Gazze, Filistin meselesi ve genel olarak Ortadoğu bağlamında İsrail ile yaşanan gerilime özel bir ağırlık veriyor gibi görünüyor. Türk liderliğinin kamusal siyasi söylemine ve önceliklerine dikkatle baktığımızda, bu konuların gündemin üst sıralarında yer aldığını görüyoruz.

Peki bu bölgesel karşı karşıya gelişin etkisi sonuçta nedir?

Doğu Akdeniz’deki dengeler ve rekabetler Kıbrıs sorununu dolaylı ama açık biçimde etkiliyor. Bugünkü koşullarda Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanması, zaten karmaşık ve zorlu olan bir ortama yeni jeopolitik öncelikler eklediği için durumu daha da ağırlaştırıyor.

Kaynak: Haravgi
Etiketler: ctpdoğu akdenizkıbrıs sorunuseçimtufan erhürman
Gazedda

Gazedda

Sınırların ötesine bakan özgür bir kolektif. | A free collective looking beyond borders. | Μια ελεύθερη συλλογικότητα που κοιτάζει πέρα από τα σύνορα.

Diego Armando Aparicio: Queer, Henüz Gelmemiş Olandır
SÖYLEŞİ

Diego Armando Aparicio: Queer, Henüz Gelmemiş Olandır

Gazedda
19 Eylül 2026
The Flycatcher (Sinekçi): Kıbrıs’ın Unutulmuş Ortak Mücadelesi
SÖYLEŞİ

The Flycatcher (Sinekçi): Kıbrıs’ın Unutulmuş Ortak Mücadelesi

Gazedda
18 Ağustos 2026
200 Anıt, 15 Yıl, İki Toplum: Kültürel Mirasın Açtığı Ortak Yol
SÖYLEŞİ

200 Anıt, 15 Yıl, İki Toplum: Kültürel Mirasın Açtığı Ortak Yol

Gazedda
15 Ağustos 2026
Melis Karabulutoğlu: Artık Ev Kavramını Tek Bir Yerle Tanımlamıyorum
SÖYLEŞİ

Melis Karabulutoğlu: Artık Ev Kavramını Tek Bir Yerle Tanımlamıyorum

HAKAN ÇOBAN
8 Temmuz 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft