• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Çarşamba, Haziran 24, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
36 °c
Nicosia
28 ° Per
28 ° Cum
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Dublin’den Kyiv’e Bir Yolculuk 

Dublin’den Kyiv’e uzanan bu yolculuk, yalnızca bir varış hikâyesi değil; savaşın, göçün, sınırların, aidiyetin ve eve dönüşün insan bedeninde ve hafızasında bıraktığı izlere dair kişisel bir tanıklık.

HASAN YIKICI HASAN YIKICI
24 Haziran 2026
Okuma Süresi: 10 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Bazı yolculuklar vardır, yola çıkarken, yolda veya yolculuk sonunda bile hala gerçek olduğuna inanmakta zorluk yaşarsınız. Ukrayna’ya, hem de savaş zamanlarında Kyiv’e gideceğime uzun zaman inanamadım. Hâlâ bunu yapabilmiş olmamıza inanmakta zorluk çekiyorum. 

Aylar önce Mariia yaz başında ailesini ziyaret etmek için Kyiv’e gitmek istediğini söyledi. Rus işgali başladığında Ukrayna’dan ayrılmıştı. O günden sonra ülkesine hiç ziyarette bulunmadı. “Gelmek zorunda değilsin, riskleri her ikimiz de biliyoruz” dedi. Çok düşünmeden “beraber gidiyoruz” dedim. 

Aradan aylar geçiyor. Tüm seyahat planını çok önceden ayarlıyoruz. Hayatımın en uzun yolculuğuna çıkacak olacağımı zaman içinde idrak ediyorum. Yolculuktan önce doğal olarak Ukrayna’ya, oradan haberlere ve ülkenin azar azar tarihine göz atmaya çalışıyorum. Elimin altında, tüm yolculuk boyunca da bana eşlik edecek olan Ukraynalı popüler tarihçi Serhii Plokhy’nin The Russo-Ukrainian War kitabı var. Kitap sadece güncel Rus işgalini konu almıyor, Ukrayna’nın Rusya ve diğer imparatorluklarla tarih içerisindeki kolonyal ilişkilerini de anlatıyor, tarihsel bir perspektif sunuyor. Haberlerde ise sadece ölüm var. Özellikle Haziran ayının ilk haftasında neredeyse her güne Rusya’nın Kyiv’e yaptığı büyük drone ve balistik füze saldırıları ile uyandık. Yola çıkacağımız gün yaklaştıkça, Kyiv’e yapılan saldırıların yoğunluğu ve şiddeti de arttı. Mariia ile her ikimiz de tedirginiz haliyle, fakat yolculuğu iptal etmeyi düşünmüyoruz.  

*** 

Valizler hazır, not defteri, kitap, kulaklık, fotoğraf makinesi, pasaport, yolda yiyeceklerimiz… Mariia, babası Vladimir ve ben yola çıkıyoruz. Sadece Dublin’den Kyiv’e varış iki güne yakın bir süre tutacak. Önce Dublin’den Slovekya’ya, Ukrayna sınırına yakın bir kasaba olan Kosice’e uçuyoruz. Orada bir gün geçirdikten sonra akşam üzeri bizi Ukrayna’nın sınırına, Chop’a götürecek olan treni alıyoruz.

Trende, istasyonunda tanıştığımız Olena ile aynı bölümde oturuyoruz. Olena da Dublin’de yaşıyor. Kyiv’e uzun zamandır görmediği ve askerde, sınırda görev yapan iki çocuğunu görmek için gideceğini söylüyor. Tedirgin ve endişeli çünkü çocuklarının izine çıkıp çıkamayacağından emin değil. “Onlara sarılmadan bu endişem geçmeyecek” diyor.  Olena ile Mariia yolculuğun büyük kısmında Ukraynaca konuşuyor. Birbirlerine hikayelerini anlatıyorlar. Trende çevreme bakıyorum, ağırlığı kadın ve çocuklarından oluşan bir yolcu profili var. Kimisi koltuklarda uyuyor, kimisi sessizce sohbet ediyor. 

Kosice-Chop yolculuğu üç saate yakın sürecek, gün batımı, gökyüzünde ışık paralel seyretmeye başlıyor. En sevdiğim. Tam karşı çaprazımda oturan Olena’nın yüzüne ve gözlerine hafif bir ışık dokunuyor. Etrafımda oturan herkes mülteci veya göçmen, ben dahil. Birbirimize dokunmamızı sağlayan görünmez bir bağ var.

*** 

Slovekya sınırından geçerken tren duruyor. Tam üç kez, üç faklı polis ve asker grubu pasaportlarımızı ve çantalarımızı kontrol ediyor. Benim AB vatandaşı olduğumu gördüklerinde hiç soru sormuyorlar, çantama bakmıyorlar bile. Fakat trende bulunan ve hepsi Ukraynalı olan yolcuların çantalarını tek tek kontrol ediyorlar. Kısa süre içerisinde kendimi rahatsız ve kötü hissediyorum. Sanki ben bir ayrıcalığa sahibim ve diğer yolcular AB vatandaşı olmadıkları için ekstra denetime maruz kalıyorlar. Neyseki bu denetimler çok fazla zaman almıyor. Kontrollerin ardından tren hareket ediyor. Ukrayna’ya giriş yapıyoruz. Gece çökmek üzere. Camdan dışarısında akşam maviliği var. Eski köy evleri, bir klise, boş, yeşil ve ağaçlarla dolu araziler; Chop’dayız. Burada Ukrayna polisi tarafından pasaport kontrolü yapılacak ardından ise yaklaşık 15 saat sürecek bir tren yolculuğuna başlayacağız.

***

Olena ile farklı kompartımanlarda yolculuk yapacağız. Pasaport kontrolünden birlikte geçiyoruz, treni beraber bekliyoruz. Büyük mavi bir tren yaklaşıyor. Olena ile sarılıyoruz. Çocukları ile güzel zaman geçirmesini diliyoruz. Dublin’de yollarımızın tekrar kesişeceğinden eminiz. Tren sadece büyük değil aynı zaman eski. Mariia’nın babası Vladimir, trenin Sovyetler zamanında yolculuk yaptığı trenlerden olduğunu söylüyor hicivli bir gülümsemeyle. Hayatta Sovyetler zamanından kalma bir trende yolculuk etmek de varmış demek! 

*** 

Trene yerleşiyoruz. Kelimenin en basit anlamıyla trene yerleşiyoruz. Dar ve loş ışıkla ‘aydınlatılmış’ koridorda toplam dört kişinin yerleşebileceği ikli adet ikili ranzanın olduğu odamızı arıyoruz. Ranzada en son 2012 yılında askerdeyken uyumuştum. Nasıl bir hafıza gömüsü ise, ranzaları görür görmez yıllar öncesine, askerlik zamanlarına gittim birden. Kısa bir şokun ardından yeniden Kyiv trenine döndüm.

Daracık odada, valizlerden ihtiyacımız olan şeyleri çıkartıyor, ardından valizleri ranzaların altına yerleştiriyoruz. Kompartımandaki diğer odalarda da aynı telaş ve hareketlilik var. Herkes birbiriyle bir şeyler konuşuyor. Haliyle ben hiçbir şey anlamıyorum. Sadece insanların hareketlerinden ve yüz mimiklerinden onları okumaya çalışıyorum. Herkeste bir yorgunluk var. Avrupa’nın farklı farklı şehirlerinden birçok insan aynı trende buluşuyor. Sadece yol yorgunu değiller, aynı zamanda savaşın savurduğu hayatlarının yükü, kaybı ve belirsizliği ile de yaralılar. Şimdi hepsi evine doğru yolda. 

***

‘Lüküs’ odamıza yerleşiyoruz. Mariia’nın babası Vladimir yolculuk boyuca çoğu zaman sessiz ve kendi dünyasındaydı. Vladimir kendisini Ukraynalı olarak tanımlamıyor, kendisini Rus olarak tanımlıyor. Savaşa dair Mariia’dan farklı görüş ve duyguları var. Çoğu zaman bu konuyu konuşmuyorlar, konuşmamayı seçiyorlar çünkü konuşmaya başladıkları anda tartışma sertleşiyor. Rusya’nın Ukrayna ile tarih boyunca hep kolonyal bir ilişkisi oldu. Bu kolonyal ilişki sadece stratejik veya kaynakların sömürülmesi bağlamında değil, aynı zamanda ulusal ve sosyal kimliğin asimilasyonu şeklinde de seyretti. Gerek Sovyetler’den önce, gerek Sovyetler döneminde gerekse de hâlâ bu böyle. Şehir isimleriden, ulusal kimlik tanımına, yönetimden, sosyal ve kültürel baskıya kadar Rusya Ukrayna üzerinde klasik kolonyal stratejileri tarih boyunca çeşitli boyutları ile uyguladı. Aslında bugünkü Rusya işgalinin köklerini imparatorluk dönemlerindeki sömürgeci ve fetihçi tarihsel bağlamda bulabiliriz. Bu konuya daha sonra geri döneceğim, fakat tren yolculuğu boyunca farklılıklar olmakla birlikte Kıbrıs ile Ukrayna’nın benzer kolonyal dönemeçlerden geçtiğini ve bu dönemeçlerdeki ortaklıkların da çok belirgin olduğunu ifade etmekte fayda var. 

*** 

Bir yandan herkes odasına çekilip sessizleşirken, diğer yandan da tren karanlığın içinde yol almaya başlıyor. Dışarıdan düdük sesleri, ardından trenin hareket ederken çıkarttığı raylardan gelen sesler… 15 saatlik bir tren yolculuğuna başlıyoruz. Odaya girip uzanmadan, koridorda zaman geçiyorum.

Burada biraz fotoğraf çekiyorum. Işıklar, açılıp kapanan kapılar, tren penceresinden içeriye giren rüzgarla savrulan küçük gri perdeler, tren raylarından gelen sesler, camdan dışarıya, karanlığa bakan yüzler. Gece uzun, geceden sonrası da uzun. Ara ara bir savaş bölgesinde olduğumuzu ve savaşın daha da şiddetli yaşandığı bir kente doğru yol aldığımızı düşünüyorum. İnsanlar burada hayatlarını sürdürüyorlar! Bu düşünceye saplanıp kalmıyorum. Son yıllarda bazı düşüncelere saplanıp kalmamayı öğrendim. Odaya dönüyorum. Odamızdaki dördüncü ranzada orta yaşlarda bir Ukraynalı kadın uyuyacak. Tanışıyoruz, ingilizcesi çok iyi değil ama  Mariia’nın çeviri ile anlaşıyoruz. Daha önce Kıbrıs’a iki kez, Larnaka ve Limasol’a tatil için gitmiş ve çok beğenmiş. Limasol’a tekrar gitmek istiyor. “Fakat orada çok fazla Rus var” diyor, tek negatif unsur olarak bunu gösteriyor. Kuzeye geçip geçmediğini soruyorum, kuzeye geçmeye korktuğunu, orada kendisini güvende hissetmeyeceğini düşündüğü için geçmediğini söylüyor. Bunu söyleyen insanla savaşın olduğu bir ülkede aynı trendeyiz. Ne yalan söyleyim ben de bazen kendimi Kıbrıs’ın kuzeyini ziyaret etme düşüncesinden ürkenken buluyorum. 

***

Sohbetin ardından herkes uyukuya çekiliyor. Yolculuk boyunca belki toplam 3 saat uyuyabiliyorum. Sabah ağarırken yavaş yavaş nerelerden geçtiğimizi de görmeye başlıyorum. Yağmurun altına mavi yağmurluğuyla, hiçliğin ortasında yürüyen yaşlı bir kadın görüyorum, tren yolu çalışanlarının mesaiye başladığını görüyorum, eski, yıkık dökük, turuncu boyası soyulmuş bir binanın önünde oturan işleri görüyorum, onların fotoğrafını zihnimde çekiyorum. Odadaki herkes uyanıyor. Kyiv’e birkaç saat kaldı. Dublin’den ve Slovekya sınırından aldığımız yolluklarla kahvaltı yapıyoruz. Trende kahve servisi var fakat bedava değil. Kahve değil ama kahvenin servis edildiği bardaklar çok hoşuma gidiyor. Kyiv tren istasyonuna yaklaşırken mavi trenlere ve arka planda yükselen binalara takılıyor gözüm. Bizi neler bekliyor acaba? Mariia yıllardan sonra ilk kez doğup büyüdüğü ve hala bağını koruduğu özlediği şehri ile, Kyiv ile kucaklaşacak. Onun için çok daha karmaşık, kompleks ve duygusal bir yolculuk, her şeyiyle. Onun Kyiv ile olan bağını anlamaya çalışırken kendime Lefkoşa ile olan bağımı soruyorum. O bağa ne oldu, hangi geçmişin yıkıntısı altında kaldı? Mariia’nın gözlerine Kyiv’e ulaşmanın heyecanını ve ışığını görüyorum. Bu beni mutlu ediyor. Üç ay önce nasıl olacak, başarabilecek miyiz acaba diye kaygılandığımız yolculukta şimdi artık Kyiv’deyiz…  Tren yavaşlayıp dururken, birbirimize sarılarak “başardık” diyoruz…

*** 

Trenden inerken aynı zamanda birçok insanın birbiriyle kavuşmasına ve sarılmasına da şahit oluyoruz. Kamera her zaman boynumda asılı. Etrafıma bakıyorum. Omuzumda bir çanta, sol elimde taşıdığım valiz, sağ elim kamerada… Tren istasyonunda neler olduğunu anlamaya çalışırken bir çifti birbiriyle kucaklaşıp öpüşürken görüyorum. Tüm yüklerimle birlikte hızlıca davranıp deklanşöre basıyorum. Hafiften “out of focus” fakat kabul edilebilir derecede. Kyiv’de çektiğim ilk fotoğrafım. Bunun heyecanı ile etrafıma bakıyorum. Yağmur yağıyor, Mariia ve babası önde çıkışa doğru yürüyor. Tren istasyonunda anlamadığım bir anons yapıyorlar, insan sesleri, birbirine çiçek veren insanlar… Şimdi Kyiv’deyiz. 

Devam edecek  

Etiketler: dublingöçkıbrıskolonyalizmKyivmülteciliksavaştanıklıktren yolculuğuukraynayolculuk
HASAN YIKICI

HASAN YIKICI

Yersiz, yurtsuz...

Miles Davis ile Yürümek, Miles Davis’i Yürümek
HASAN YIKICI

Miles Davis ile Yürümek, Miles Davis’i Yürümek

HASAN YIKICI
8 Haziran 2026
Endülüs’te Bir Düş Şehir: Sevilla
HASAN YIKICI

Endülüs’te Bir Düş Şehir: Sevilla

HASAN YIKICI
20 Mayıs 2026
“Ne Zaman Bir Kent Anlatsam Venedik İle İlgili Bir Şeyler Söylüyorum”
HASAN YIKICI

“Ne Zaman Bir Kent Anlatsam Venedik İle İlgili Bir Şeyler Söylüyorum”

HASAN YIKICI
16 Nisan 2026
Cellatlar ve Yobazlar
HASAN YIKICI

Cellatlar ve Yobazlar

HASAN YIKICI
16 Mart 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.