#katalunya

Katalunya: Referandumdan Cumhuriyete mi? | Söyleşi

Katalunya’daki genel grev devam ederken antikapitalist CUP’tan Lluc Salellas’la bağımsızlıkçı hareketin bir sonraki adımıyla ilgili konuştuk.


Kaynak | Jacobin

Çeviri | Kontra Salvo


Birkaç gündür Katalan siyaseti hareketliydi. İspanyol devletinin yasadışı kabul ettiği, hafta sonu yapılan bağımsızlık referandumu acımasız bir baskıyla karşılaştı ve çevik kuvvetin müdahalesi sonucu 800 kişiden fazlası yaralandı.

İspanyol Başbakanı Mariano Rajoy, uluslararası medyanın kınamalarından etkilenmedi ve iki milyondan fazla oy kullanılmış olmasına rağmen bir referandumun gerçekleştiğini inkâr etti. Ona göre olaylar “demokratlara karşı çirkin eylemler”di.

Madrid’deki sağcı Halk Partisi (PP) hükumeti, İspanyol milliyetçisi duyguları ateşleme ve solu güç bir duruma sokma umuduyla ayrılıkçı harekete karşı uzlaşmaz yaklaşımını sürdürecek gibi görünüyor. Önde gelen Katalan bağımsızlıkçı isimler çoktan tutuklandı ve isyana teşvikle suçlandılar bile.

Ama bağımsızlıkçı hareket bastırıyor; ilk olarak bölgenin tarihindeki en büyük genel grevle ve kısa zaman sonra da çoğu kişinin beklediği gibi Katalan parlamentosunun bağımsızlığı ilan etmesiyle.

Bağımsızlıkçı hareketin en radikal bileşeni, 2015’teki bölgesel seçimlerde üç yüz bin oy alan ve parlamentoda on sandalye kazanan antikapitalist Halk Birliği Adayları (CUP) partisi. Jacobin’in Avrupa editörü Ronan Burtenshaw, CUP merkez komitesinden LlucSalellas’la son zamanlardaki gelişmeler ve önlerindeki yolu konuştu.

1 Ekim’den önce İspanyol hükumetinin referanduma karşı çıktığını biliyordunuz ama bastırmak için bu seviyede bir şiddet kullanılacağını bekliyor muydunuz?

Hayır, beklemiyorduk. Sandık merkezilerine gelmelerini bekliyorduk, referandumu engellemeye çalışacaklarını düşünüyorduk ama şiddet seviyesinin bu kadar aşırı olacağını düşünmemiştik. Fotoğraflarda da gördüğünü gibi ayrımsız bir şiddet vardı ve yaşlılar, çocuklar dâhil olmak üzere herkes risk altındaydı.

Açıkçası ilk tepkimiz polise ve aynı zamanda böylesi bir karşılık verdiği için devlete öfke duymak oldu. Ama aynı zamanda üzüntü de vardı. Bu konuda bölünmüş olsak bile, halkın demokratik ve sivil haklarıyla ilgili asgari bir ortaklığı paylaştığımızı düşünüyorduk. Kırmızı çizgileri aşmaya karar verdiler ve İspanya’nın birliğinin halkın haklarından önce geldiğini açıkça vurguladılar.

Sonrasında Başbakan Rajoy’un şiddeti inkâr ettiği ve İspanya’yı dünyaya örnek olarak sunduğu konuşmasına tepkiniz ne oldu?

Bir açıdan inanamamazlık vardı. Rajoy’un siyasetini biliyorum ama konuşmasını gerçekliğe dayandırmasını beklerdim. Dinlerken bazı noktalarda gülmeye başladım. Bununla birlikte ne kadar sorumsuzca ve tehlikeli olduğunu da fark ettim. O konuşma bana savaşımızın ne kadar da önemli olduğunu hatırlattı: eğer kazanamazsak, hükumetlerin demokratik ifadelere şiddetle karşılık vermesi yayılacak. Bu hafta sonu Katalunya’daydı ama burada son bulmayacak. Avrupa çapında normalleştiğini görebiliriz.

Avrupa Birliği kurumları müdahalenin ardından Katalunya’yı pek de desteklemedi. Avrupa Komisyonu cansiperane bir şekilde Rajoy’un arkasında durdu. Bunu bekliyor muydunuz?

Son günlerde Katalunya’ya verilen ciddi bir uluslararası destek olduğunu söylememiz gerek. Yakın tarihte ilk defa Avrupa’daki lider siyasetçilerin demokratik haklarımızı savunduğunu ve İspanyol devletinin şiddetini kınadığını gördük. Küçük ama önemli bir değişim.

Aynı zamanda CUP olarak AB’nin gerçek bir uluslararası kurum olmadığını, dostlarını korumak üzere hareket eden bir devletler grubu olduğunun farkındayız. AB her şeyden önce Katalunya’da hiçbir şeyin neoliberal ekonomiyi bozmasını istemiyor. Yani hayal kırıklığına uğramadık, nasıl davranacaklarını zaten biliyorduk.

[merkez sol Sosyalist Parti] PSOE’den Podemos ve Birleşik Sol’a dek İspanyol solunun tepkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

İspanyol siyasetinde iki blok var. Biri PP, PSOE ve Yurttaşlar. Bunlar parlamentonun yüzde 71’ini oluşturuyorlar. Biraz fazla şiddet olduğunu söylüyor olabilirler ama referandumu bastırmak için çevik kuvvet gönderilmesini destekleyerek Rajoy’un hafta sonu yaptıklarını savundular.

Diğer blok ise Podemos ve Birleşik Sol. İlk bloktan farklılar ve baskıyı gerçekten eleştirdiler. Katalunya’da bir referandumu açıkça destekliyorlar. Ama aynı zamanda Podemos’un açıklamasında önemli bir eksik vardı: Rajoy Başbakan olmasaydı farklı olabilirdi diyorlar. Ne yazık ki PSOE de olsa üç aşağı beş yukarı aynı olurdu. Özellikle de anayasayı değiştirmek istiyorsanız parlamentonun yüzde 66’sına ihtiyacınız var. Podemos, PSOE’yi Katalunya’ya karşı farklı bir yaklaşım benimsemesi için etkilese bile bunun çok uzağındayız.

Bu hafta sonuna kadar İspanya’nın diğer yerlerinde Katalunya’nın bağımsızlığına destek vereneler çok azdı. Halk sınıfları arasında dahi güçlü Katalan karşıtı duygular vardı. Bu hafta sonu yaşanan baskının çapının bunu değiştirebileceğini düşünüyor musunuz?

Bu hafta sonu yaşanan baskının ardından İspanyol devleti temiz, Katalanlar kötü çocuktur inanışını savunmak güç olmalı. Bazı insanların fikirlerini değiştireceğini umut ediyoruz. Ama yaygın bir değişim olması pek muhtemel değil. İspanya’nın tek bir ülke ve tek bir halk olduğu fikri ülkede ve sınıflarda gerçekten çok güçlü. Farklı hükumetler, eğitim, medya ve gerçekten farklı bir siyasi atmosferle birlikte muhtemelen ancak üç dört nesil sonra değişebilir. Kısa vadeli bir proje değil.

Bu tavrın sürmesinin nedenlerinden birisi de İspanyol medyasının bu hafta sonuna dair gösterdiği yaklaşım. Neler olduğunu gösteren tek bir televizyon kanalı vardı. Diğerleri çizgi film, gezi veya spor programları verdiler. Onları izleyerek İspanya’da önemli hiçbir şey olmadığına inanmak mümkündü. Ve baskıyı veren medya da genellikle ya en dramatik görüntüler vermedi ya da oylamayla ilgili aksaklık iddialarını vermeyi tercih etti. Çok fazla manipülasyon vardı ve bu yıllardır böyle.

İspanya’da Solun, Katalunya’nın bağımsızlığına dair en çok ortaklaştığı eleştiri, hareketin ülkenin en zengin bölgelerinden birindeki ayrılıkçılığı temel alması, destekleyenlerin çoğunun Madrid’e bu kadar katkı yapmama isteğiyle harekete geçmesi. Solcu bir bağımsızlık yanlısı olarak bu argümana nasıl yanıt veriyorsunuz?

Bu argüman sağcı bağımsızlıkçı hareketin mantığının bir parçası. Birkaç yıl önce “İspanya bizi soyuyor” sloganıyla öne çıkıyordu. Ama bugün en önemli şeylerden değil. Katalunya’ya gelip toplantılarda konuşan insanları dinleyecek herhangi bir İspanyol solcu böyle bir şey değil, demokrasi ve sivil haklardan söz edildiğini duyacaktır. İspanyol devletinin sadece işçi olarak değil Katalanlar olarak da kendilerini temsil etmediğini tartışan insanları duyacaktır.

Katalunya parlamentosunun geçirdiği son on beş yasa İspanyol devleti tarafından iptal edildi. Ama bunlar bağımsızlıkla ilgili yasalar değillerdi. Zulümden kaçanlara sığınma hakkı verilmesi, enerji şirketlerinin halkın elektriğini kesmesinin yasaklanması, daha yüksek asgari ücret gibi toplumsal konularla ilgili yasalardı. Özerkliğimizi halkın yaşamını iyileştirmek için kullanmak istedik ve engellendik. Halk bunu gördü ve karşılık verdi. Katalunya’nın geleceğine karar vermek istediler ve bu şimdiki anlaşmayla mümkün değil.

Ama özellikle bu gelir aktarma sorununa gelirsek; CUP, bağımsız Katalunya’nın geçiş döneminde belirli bir süre boyunca İspanya’nın yoksul kısımlarına ödeme yapması gerektiğini söyledi. Bunun kısa bir zaman olmasına gerek yok, yirmi veya otuz yıl olabilir. Bu bölgelerin birden bire parasız kalmasını istemiyoruz. Bizler enternasyonalistiz ve İspanya’daki işçiler ve yoksullarla dayanışma içindeyiz.

Katalunya’da bugün yapılan genel grevin anlamı nedir? Etkisi ne olacak?

Bugün Katalunya tarihindeki en büyük genel greve şahit oluyoruz. Katalan sendikal hareketi, tüm bağımsızlık yanlısı partiler ve Podemos’un bölgesel partisi ve Barcelona en Comú’nun da aralarında olduğu diğer sol gruplar grevi desteklediler.

Küçük dükkânlardan kamu kurumlarına ve taşımacılığa dek çok geniş çaplı bir iş durdurma yaşandı. Toplamda elliden fazla yol kapatıldı ki bu malların taşınmasını büyük ölçüde engelledi. Sadece Barcelona’da da yaşanmadı. Bölgesel başkentlerden Girona’da 50.000 kişilik bir gösteri vardı. Kentin nüfusunun 100.000 olduğunu düşünürsek kentin tarihinde en büyük gösteriydi.

Grev hafta sonu yaşanan şiddete karşı düzenlenmişti ama aynı zamanda Katalan hükumeti tarafından Katalan Cumhuriyeti’nin ilan edileceğini uman insanlarla birlikte çok sayıda Cumhuriyetçi temaya da sahipti. Grevin ve gösterilerin büyüklüğünün bu süreci hızlandıracağını bekliyorum.

Katalan siyasetinde hızlı birkaç gün yaşandı. Bundan sonra ne olmasını bekliyorsunuz?

Bir sonraki adım Katalan parlamentosunun bildirgesi olacak. Tam olarak içereceğini hala bilmiyoruz ama bir cumhuriyetin ilan edilmesinin olacağını umuyoruz. Haftanın sonuna doğru olması gerekiyor. Son günlerdeki kitlesel gösteriler hafta boyunca devam edecek ve muhtemelen duyuru sırasında zirveye varacak. Aynı zamanda bildirgeyi savunmak için muhtemelen buranın ve İspanya’nın ekonomisi üzerinde etkisi olacak çeşitli sembolik eylemler olacak.

Amaç, Katalan, İspanyol ve uluslararası temsilcililerin olduğu masaya bildirgeyi koymak ve müzakere etmek. Aynı zamanda Katalan hükumetinin bağımsız bir hükumet gibi hareket ederek Katalan halkını yetkilerine saygı duymaya ve vergi gibi yükümlülüklerini kendisine karşı yerine getirmeye cesaretlendirmesini bekliyoruz.

İspanyol devleti muhtemelen anayasanın 155. Maddesini özerkliğimize tam olarak son vermek üzere kullanmayı deneyecektir. Diğer siyasi isimler gibi Katalunya başkanını da tutuklayabilirler. Eğer bu olursa sokaklar ayağa kalkacak ve ciddi bir karşılaşma olacaktır. Bağımsızlıkçı hareketin bu kampanyasında uzun bir süre etkili bir şekilde yer almaya hazır –beni bir milyon kadar tahmin ediyorum- çok sayıda insan var. İspanyol devletinin bu büyüklükte bir hareketi bastırması kolay olamayacak.

Belirttiğiniz şey radikal bir sivil itaatsizlik senaryosu. Ama şu anda bağımsızlıkçı hareket merkez sağ ve merkez sol isimlerin liderliğinde. Bunlar da öylesi bir dramatik kırılmaya liderlik edecek tipte insanlar değiller. CUP, bu karşılaşma büyüdükçe Solun liderliği alacağını hesaplıyor mu?

Son altı veya yedi yıldır Katalunya’da halk siyasi partilerin önünde. Sokaklar hareketi ileriye ittiler ve partileri daha az muhafazakâr olmaya zorladılar.

Eğer senaryo yukarıda dediğim gibi gelişirse partiler bunu karşılamak için pozisyonları değiştirmek zorunda kalacaklar. İspanyol devleti müzakere etmek istemiyor, yani merkez politikaların yeri yok, mücadeleyi yönlendirebilecekleri alternatif bir yol yok. Baskıyı ılımlılıkla karşılayamıyorsunuz, halk bunu desteklemiyor. Son beş yılda PP hükumeti soruna herhangi bir çözüm önerisiyle gelmedi. Bunun değişeceğini düşünmüyorum.

Hareket çoktan Sola kaydı, bahsettiğim yasalar bunun bir işareti ki bunlar merkez sağ tarafından dahi desteklenen toplumsal önlemlerdi. Sokakların Katalunya’da yeni, aşağıdan yukarıya bir şeyler olduğuna dair bir fikri var. Konumunu korumak isteyen her siyasi aktörün buna saygı duyması gerekiyor.

03.10.2017

Catalonia: From Referendum to Republic?

Amid a general strike in Catalonia, we speak to Lluc Salellas of anticapitalist party CUP about the next steps for the independence movement. It has been a dramatic few days in Catalan politics. Brutal repression met this weekend’s independence referendum – deemed illegal by the Spanish state -with over 800 injured in a crackdown by riot police.