• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Pazar, Temmuz 19, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
31 °c
Nicosia
30 ° Pts
30 ° Sal
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Kıbrıs 1974: Herkes Her Şeyi Biliyordu

NURİ SILAY NURİ SILAY
19 Temmuz 2026
Okuma Süresi: 35 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris
Gizliliği kaldırılmış ABD belgeleri, Washington’un darbeden iki ay önce Makarios’un devrilmesini, Türkiye’nin askerî müdahalesini ve Kıbrıs’ın bölünmesini ihtimaller arasında değerlendirdiğini gösteriyor. Yunan cuntasının fiilî lideri Ioannidis’e güçlü bir uyarı yapılması istendi; ancak ABD’nin Atina Büyükelçiliğinin itirazları sonucunda mesaj yumuşatıldı. Yunanistan Savaş Konseyinin 20 Temmuz sabahı yaptığı toplantının ses kaydı ise İoannidis’in Türk kuvvetlerinin nereden ilerleyeceği ve nerede duracağı konusunda dikkat çekici bir kesinlikle konuştuğunu gösteriyor.
Belgeler, ABD’nin darbe başladığında önceliğini anayasal düzenin yeniden kurulmasından çok NATO dengesi ile Sovyetler Birliği’nin etkisinin sınırlandırılmasına verdiğini ortaya koyuyor. Darbeden sonra hazırlanan resmî iç değerlendirme ise Amerikan girişimini “zayıf ve kararsız” olarak niteleyecekti.

15 Temmuz 1974 sabahı, Yunanistan’dan görevlendirilen subayların komuta ettiği Kıbrıs Millî Muhafız Ordusu, Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı darbeyi başlattı. Başkanlık Sarayı ağır silahlarla hedef alındı. İlk saatlerde Makarios’un öldüğü bildirildi; yerine EOKA-B ile ilişkili Nikos Sampson getirildi.

Darbenin parolası: “Aleksandros hastaneye yatırıldı”

Darbenin başlatılması için önceden belirlenen parola “Aleksandros hastaneye yatırıldı” idi. Darbenin seyrini bildirmek üzere başka parolalar da hazırlanmıştı. “Aleksandros iyiye gidiyor” ifadesi operasyonun başarıyla ilerlediğini, “Aleksandros ağır hasta” ise darbenin kötü gittiğini bildirecekti.

Kostas Venizelos’un Yunanistan Parlamentosu’nun Kıbrıs Dosyası’ndaki bilgilere dayandırdığı aktarıma göre, “Yıldırım” ibaresi taşıyan darbe emri 15 Temmuz 1974 sabahı saat 08.17’de, 49 protokol numarasıyla gönderildi. Emri, darbenin Kıbrıs’taki komutanı olarak görevlendirilen Mihail Georgitsis imzalamıştı. Mesajın, Kıbrıs’taki askerî birliklerin yanı sıra darbenin planlandığı Atina’daki Yunan Silahlı Kuvvetleri karargâhına da iletildiği belirtiliyor.

Parolaların, alternatif durum mesajlarının ve komuta zincirinin önceden hazırlanmış olması, darbenin aşamaları önceden düzenlenmiş bir askerî operasyon olduğunu gösteriyor.

Washington açısından ise yaşananlar hiç de beklenmedik değildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve istihbarat birimleri, darbeden yaklaşık iki ay önce Makarios’un devrilmesini veya öldürülmesini, Yunanistan’ın Kıbrıs’a müdahalesini, Türkiye’nin askerî karşılığını ve adanın fiilen bölünmesini farklı senaryolar altında değerlendirmişti.

Mayıs ayından itibaren Washington’a ulaşan raporlar, Yunan cuntasının fiilî lideri Dimitrios Ioannidis’in Makarios’u iktidardan uzaklaştırmayı düşündüğünü gösteriyordu. ABD’nin Lefkoşa Büyükelçiliği, böyle bir girişimin Türkiye’nin askerî müdahalesini tetikleyebileceği konusunda uyarıyor; Washington’daki Kıbrıs uzmanları Atina’ya açık bir mesaj gönderilmesini istiyordu.

Ancak ABD’nin Atina Büyükelçisi Henry Tasca, Ioannidis’le doğrudan karşı karşıya gelmeye yanaşmadı. Washington’un istediği uyarı yumuşatıldı, daha alt düzey ve dolaylı kanallara bırakıldı.

Darbeden sonra ABD Dışişleri Bakanlığının kendi tutumunu incelemek için hazırladığı rapor, kesin darbe gününü gösteren bir istihbarat bulunmadığını belirtiyordu. Ancak diplomatik müdahaleyi gerektirecek kadar bir çok tehlikeli işaret vardı ve Amerikan girişimi, raporun kendi ifadesiyle, geriye dönüp bakıldığında “zayıf ve kararsızdı.” (Office of the Historian)

Darbe, işgal ve taksim senaryoları

6 Mayıs 1974’te, darbeden yaklaşık iki ay önce, ABD yönetimi için “Kıbrıs Acil Durum Çalışması” başlıklı gizli bir rapor hazırlandı.

Yakın Doğu ve Güney Asya Bakanlıklararası Grubu tarafından hazırlanan çalışma, Kıbrıs’ta ortaya çıkabilecek altı ayrı senaryoyu inceliyordu. Bunlar arasında toplumlararası görüşmelerin çökmesi, yeni bir şiddet dalgası, Enosis yanlılarının darbe girişimi ve Yunanistan hükümetinin Makarios’u iktidardan uzaklaştırması vardı.

Altıncı senaryo ise Yunanistan ile Türkiye’nin birlikte veya birbirine paralel hareket ederek Kıbrıs’ı askerî olarak işgal etmesi ve adayı bölmesiydi.

Raporda Makarios’un öldürülmesi veya devrilmesi de ayrıca değerlendiriliyor; böyle bir gelişmenin siyasi dengeyi değiştireceği, istikrarsızlığı artıracağı ve toplumlararası şiddeti tetikleyebileceği öngörülüyordu. (Office of the Historian)

Raporun önemi yalnızca darbe ve taksim ihtimallerini önceden tartışmış olmasından kaynaklanmıyordu. Rapor, ABD’nin elindeki esas aracın Yunanistan ve Türkiye üzerindeki diplomatik ve siyasi nüfuz olduğunu açıkça belirtiyordu. Bu nüfuzun kriz başladıktan sonra değil, olaylar kontrolden çıkmadan önce kullanılması gerektiği savunuluyordu.

Rapora göre hiçbir şey yapmamak, Yunanistan veya Türkiye’yi rahatsız etmekten kaçınmayı sağlayabilirdi. Fakat bu pasiflik, Kıbrıs’taki krizin iki NATO üyesi arasında askerî çatışmaya dönüşme riski taşıyordu. Raporda ayrıca, Kıbrıs’taki önceki krizlerinin yarattığı aciliyet duygusu zamanla zayıfladıkça Washington’un giderek daha pasif bir tutuma yöneldiği belirtiliyordu. (Office of the Historian)

Washington’un kendi çalışması, hareketsizliğin yaratabileceği sonucu darbeden iki ay önce tarif etmişti.

Washington’un Kıbrıs’taki öncelikleri

6 Mayıs tarihli çalışma, ABD’nin Kıbrıs’la neden ilgilendiğini de açık biçimde ortaya koyuyordu.

Washington açısından temel tehlike, toplumların güvenliği ya da adanın bölünmesi değil, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasındaki çatışmaların NATO üyeleri Yunanistan ve Türkiye’yi savaşa sürüklemesiydi. Böyle bir savaş, NATO’nun güneydoğu kanadını parçalayabilirdi.

İkinci büyük kaygı Sovyetler Birliği’ydi. Washington, Kıbrıs’taki bir krizin Moskova tarafından bir NATO komplosu olarak yorumlanabileceğini ve ABD-Sovyet ilişkilerini daha geniş bir coğrafyada etkileyebileceğini hesaplıyordu.

Raporda ayrıca Britanya’nın Kıbrıs’taki egemen üslerinin “dost ellerde” kalmasının ABD açısından önemli olduğu belirtiliyordu. Washington, Kıbrıs’ı öncelikle adanın anayasal düzeni ve toplumların hakları üzerinden değil; NATO dengesi, Sovyetler Birliği’nin bölgedeki etkisi, Birleşmiş Milletler’deki güç mücadelesi ve Britanya üslerinin güvenliği üzerinden değerlendiriyordu. (Office of the Historian)

Bu stratejik çerçeve, darbe günü Washington’da yapılan görüşmelerde yeniden ortaya çıkacaktı.

17 Mayıs: Güçlü bir uyarı düşünülüyor

ABD Dışişleri Bakanlığının 10 Eylül 1974 tarihli “Kıbrıs Darbesi Sonrası Değerlendirme” raporu, Washington ile ABD’nin Atina ve Lefkoşa büyükelçilikleri arasında yaşanan görüş ayrılıklarını gün gün kayda geçiriyor.

Belgeye göre Dışişleri Bakanlığı, 17 Mayıs’ta Atina Büyükelçiliğine Yunan liderliğiyle, Ioannidis dahil olmak üzere, doğrudan temas kurulmasını önerdi. Amaç, Makarios’a karşı girişilecek bir hareketin yaratacağı tehlikeler konusunda Atina’yı uyarmaktı.

Atina Büyükelçiliği bu öneriye karşı çıktı.

Büyükelçi Henry Tasca’nın başında bulunduğu Atina Büyükelçiliği, Ioannidis’e doğrudan baskı yapılmasının ABD’nin Yunanistan’daki güvenlik çıkarlarını tehlikeye atabileceğini düşünüyordu. Atina’daki Amerikan diplomatları, Kıbrıs nedeniyle daha geniş ABD-Yunanistan ilişkilerinin ve NATO’nun güney kanadının riske atılmasından çekiniyordu. (Office of the Historian)

Henüz darbe gerçekleşmeden önce Washington içindeki temel ayrım böyle ortaya çıkmıştı.

Lefkoşa’daki diplomatlar, Makarios’a karşı bir hareketin Türkiye’nin sert tepkisine yol açabileceğini düşünüyor; Atina’daki Amerikan elçiliği ise Ioannidis’e baskı yapılmasının Amerikan çıkarlarına zarar vermesinden çekiniyordu.

CIA raporları ve Lefkoşa’nın uyarısı

29 Mayıs’ta CIA’dan gelen bilgiler, Ioannidis’in Makarios’u iktidardan uzaklaştırma ihtimalini değerlendirdiğini gösteriyordu.

Ioannidis, Yunanistan’ın Makarios’u kısa sürede ve az kan dökerek devirebilecek güce sahip olduğuna inanıyordu. Türkiye’nin böyle bir harekete sessiz kalabileceğini düşünüyor; ancak henüz kesin karar vermediğini de belirtiyordu.

Aynı gün ABD’nin Lefkoşa Büyükelçiliği, Atina’ya erken bir Amerikan girişimi yapılmasını istedi. Lefkoşa’daki değerlendirmeye göre, Yunan subaylarının komuta ettiği Millî Muhafız Ordusunun Makarios’u devirmeye girişmesi Türkiye’nin askerî müdahalesini ve ardından Yunanistan-Türkiye savaşını tetikleyebilirdi. (Office of the Historian)

Atina Büyükelçiliği ise 31 Mayıs’ta doğrudan uyarıya yönelik itirazını sürdürdü.

Washington, 8 Haziran’da tutumunu yumuşattı. Yunanistan’a düşük profilli bir kaygı mesajı verilmesinin yararlı olabileceği belirtildi, ancak bunun nasıl yapılacağı Tasca’nın takdirine bırakıldı.

Haziran ortasında konu Ioannidis’e veya cuntanın karar merkezine değil, Yunanistan Dışişleri Bakanlığındaki Kıbrıs masası yetkilisine iletildi. ABD Dışişleri Bakanlığının daha sonra hazırladığı değerlendirme, bu müdahaleyi açıkça “düşük profilli” olarak nitelendirecekti. (Office of the Historian)

İlk uyarı girişimi böylece doğrudan siyasi baskı olmaktan çıkıp alt düzey bir diplomatik temasa dönüşmüştü.

Ioannidis, Makarios sonrasını Türkiye ile konuşmayı düşünüyordu

19 Haziran’da CIA’nın elde ettiği yeni bilgiler, Ioannidis’in seçeneklerini daha somut biçimde tartıştığını gösteriyordu.

Ioannidis, Yunanistan’ın Kıbrıs’tan tamamen çekilmesi ile Makarios’u devirdikten sonra adanın geleceğini doğrudan Türkiye ile görüşmesi seçenekleri arasında henüz karar vermediğini söylüyordu.

Makarios’u Türkiye’nin de başlıca düşmanı olarak görüyor ve Ankara’nın onun uzaklaştırılmasını kabul edebileceğine inanıyordu. Türkiye buna yanaşmazsa, Kıbrıs ve Ege’deki sorunları kapsayan daha geniş bir Yunanistan-Türkiye anlaşması önermeyi düşünüyordu. Ioannidis açısından en büyük belirsizlik Sovyetler Birliği’nin tepkisiydi. (Office of the Historian)

Bu bilgiler, Yunan cuntasının yalnızca Makarios’u devirmeyi değil, darbenin ardından Kıbrıs’ın geleceğini Türkiye ile pazarlık konusu yapmayı da değerlendirdiğini gösteriyordu.

Bu bilgiler beraberinde Atina’daki antidemokratik askeri cunta rejimi ile Ankara arasındaki iletişimin boyutunu da sorgulanır hale getiriyor.

Kriz derinleşirken ABD Atina ve Ankara Büyükelçilikleri hemfikir

24 Haziran’a gelindiğinde Tasca da Makarios ile Ioannidis arasındaki çatışmanın kritik bir aşamaya ulaştığını kabul ediyordu. Buna rağmen Ioannidis’e doğrudan Amerikan uyarısı yapılmasına hâlâ karşıydı.

Tasca, bunun yerine NATO ve Birleşmiş Milletler genel sekreterlerinin devreye sokulmasını önerdi. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği de bu yaklaşımı destekledi.

Lefkoşa Büyükelçiliği ise 27 Haziran’da Makarios’un asıl çatışmasının yalnızca EOKA-B ile değil, Ioannidis ve Millî Muhafız Ordusuyla olduğunu belirtti. Lefkoşa’ya göre Enosis yanlısı bir darbe, Türkiye’yi hızla harekete geçirebilirdi. Ioannidis’e mutlaka ulaşılması gerektiği vurgulanıyordu. (Office of the Historian)

Washington’un farklı merkezlerinde tehlikenin varlığı konusunda büyük bir anlaşmazlık kalmamıştı. Tartışma, Ioannidis’e ne kadar açık ve ne kadar sert bir mesaj verileceği üzerindeydi.

29 Haziran: Washington doğrudan uyarı istedi

28 Haziran’da CIA, Ioannidis’in Makarios’un kendisini bir hesaplaşmaya zorlaması ihtimaline karşı danışmanlarıyla birlikte acil durum planları hazırladığını bildirdi.

Bir gün sonra ABD Dışişleri Bakanlığı, Atina Büyükelçiliğine daha açık bir talimat gönderdi.

Telgrafta Ioannidis’in Makarios’u devirmeyi ciddi biçimde düşündüğünün çeşitli raporlardan anlaşıldığı belirtiliyordu. Böyle bir hareketin Kıbrıs’ta kaos yaratabileceği, Yunanistan ile Türkiye’yi karşı karşıya getirebileceği, Sovyetler Birliği’ni krizin içine çekebileceği ve ABD-Sovyet ilişkilerini zorlaştırabileceği kaydediliyordu.

Tasca’dan, uygun gördüğü kanal aracılığıyla, ABD’nin Makarios’un şiddet yoluyla iktidardan uzaklaştırılmasına güçlü biçimde karşı olduğunu Ioannidis’e bildirmesi istendi. (Office of the Historian)

Bu, Washington’un o tarihe kadarki en açık uyarı talimatıydı.

Fakat mesaj, istendiği açıklıkta iletilmedi.

Uyarı nasıl zayıflatıldı?

Tasca, 1 Temmuz’da Washington’un talimatına itiraz etti.

Yunan yönetiminin ABD’nin şiddete karşı olduğunu zaten bildiğini savundu. Ioannidis’e doğrudan gitmek yerine, Amerikan tutumunu cuntaya yakın başka isimlere aktardığını ve Yunanistan Cumhurbaşkanı Fedon Gizikis’le yapacağı görüşmede barışçı çözümden söz edeceğini bildirdi.

Gizikis’le görüşen Tasca, Yunanistan’ın toplumlararası görüşmelere bağlılığından ve şiddete karşı olduğunu açıklamasından memnuniyet duyduğunu söyledi. Bu görüşmenin Ioannidis’e aktarılacağını düşündüğünü bildirdi.

Ancak Washington’un talep ettiği açık mesaj, yani ABD’nin Makarios’un zorla devrilmesine güçlü biçimde karşı olduğu uyarısı, Ioannidis’e doğrudan iletilmedi. Henry Kissinger başkanlığındaki ABD Dışişleri Bakanlığı da Tasca’nın itirazını aşacak yeni ve bağlayıcı bir talimat göndermedi. (Office of the Historian)

Bu aşamada “Ioannidis’e hiçbir mesaj ulaşmadı” demek mümkün değil. Fakat resmî kayıtların gösterdiği şudur: Washington’un istediği doğrudan ve güçlü uyarı, Ioannidis’e aynı açıklık ve ağırlıkla ulaştırılmadı.

11 Temmuz’a gelindiğinde CIA’ya ulaşan bir bilgi de bunun caydırıcı bir sonuç yaratmadığını gösteriyordu. Ioannidis, Tasca’nın Kıbrıs ve Ege konularındaki politika çizgisinden memnun görünüyordu. (Office of the Historian)

Makarios’un mektubu ve çelişkili istihbarat

2 Temmuz’da Makarios, Yunanistan Cumhurbaşkanı Gizikis’e gönderdiği mektubu kamuoyuna açıkladı. Mektupta Yunanistan’dan görevlendirilen subayların Kıbrıs’ın egemenliğini aşındırdığını belirtiyor ve bunların büyük bölümünün Millî Muhafız Ordusundan çekilmesini talep ediyordu.

Aynı gün Atina’da darbenin komuta planı kesinleştirildi

Makarios’un mektubunu kamuoyuna açıkladığı gün, Atina’da darbe artık genel bir niyet olmaktan çıkmış; tarihi, komuta zinciri ve uygulayıcıları belirlenen bir askerî operasyona dönüşmüştü.

Kostas Venizelos’un Yunanistan Parlamentosu’nun Kıbrıs Dosyası’nda yer alan ifade ve tanıklıklardan aktardığına göre Ioannidis, Makarios’u devirme düşüncesini en az Şubat 1974’ten itibaren Cumhurbaşkanı Fedon Gizikis, Başbakan Adamantios Andrutsopulos ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Grigorios Bonanos’la görüşüyordu.

Bonanos, Yunanistan Parlamentosu Araştırma Komisyonu’na 16 ve 17 Aralık 1986’da verdiği ifadede bu görüşmeleri şöyle anlatıyordu:

“İoannidis’in gerekçelerini bilmiyorum. Ancak Makarios’u devirme düşüncesinin Şubat 1974’ten beri aklında olduğu ve bunu Andrutsopulos, Gizikis ve benim bulunduğum bir ortamda gündeme getirdiği gerçektir.”

Tanıklıklar kararın kesin tarihi konusunda farklılık gösteriyor. Bonanos, görüşmelerin Şubat 1974’te başladığını; Gizikis, darbe kararının Nisan ayında alındığını; Ioannidis’e yakınlığıyla bilinen tanık Pilihos ise kararın 15 Temmuz’dan iki veya üç ay önce verildiğini söylüyordu. Ancak bu anlatıların ortak noktası, Makarios’un mektubundan önce darbe fikrinin kararlaştırılmış ve üzerinde çalışılmakta olduğuydu.

Aynı aktarıma göre 2 Temmuz 1974 günü saat 19.30’da Bonanos’un Silahlı Kuvvetler Komutanlığındaki ofisinde bir toplantı yapıldı. Toplantıya Ioannidis, Bonanos, Tümgeneral Pavlos Papadakis, Tuğgeneral Mihail Georgitsis ve Albay Konstantinos Kombokis katıldı.

Bonanos, Makarios’un askerî darbeyle devrilmesi kararının hükümet ve askerî yönetim tarafından alındığını katılımcılara bildirdi. Darbenin 15 Temmuz günü saat 07.30’da başlatılması kararlaştırıldı; Georgitsis darbenin komutanı, Kombokis ise komutan yardımcısı olarak görevlendirildi. Georgitsis’e verilen emrin, Millî Muhafız Ordusu Genelkurmayı ve komutanı Korgeneral Denisis devre dışı bırakılarak doğrudan iletildiği aktarılıyor.

Daha sonra değiştirilen temel ayrıntı başlangıç saati oldu. Darbe saat 08.20’de başladı. Saatin, sabah 07.30’da yollardaki yoğunluğun daha fazla kan dökülmesine yol açabileceği gerekçesiyle değiştirildiği ileri sürüldü.

Bu tanıklıklar, Makarios’un mektubunun darbe kararının nedeni olduğu iddiasını zayıflatıyor. Mektup, aylar önce görüşülmeye başlanan ve en geç 2 Temmuz’da operasyonel ayrıntıları belirlenen planın önüne çıkan son siyasal gelişmelerden biriydi.

ABD Dışişleri Bakanlığının İstihbarat ve Araştırma Bürosu ise Makarios’un Yunan subaylarının geri çekilmesi yönündeki talebinin, Makarios ile İoannidis arasında doğrudan bir hesaplaşmayı tetikleyebileceğini değerlendiriyordu.

Buna rağmen istihbarat raporları çelişkili olmaya devam etti. 3 Temmuz’da CIA, Ioannidis’in Sovyetler Birliği’nin tepkisi ve Türkiye’nin hareketi yanlış yorumlaması ihtimali nedeniyle Makarios’u devirmekten şimdilik vazgeçtiğini bildirdi.

12 Temmuz tarihli başka bir CIA değerlendirmesi de Ioannidis’in Makarios’un uzaklaştırılmasının kontrol edilemeyecek sonuçlar doğurabileceğini düşündüğünü aktarıyordu. Ancak bu rapor Washington’a darbenin başladığı 15 Temmuz günü ulaştı. (Office of the Historian)

Darbeden hemen önce Washington’un elinde kesin tarihli bir operasyon planı olduğuna dair elimizde bir veri yok. Fakat Makarios ile Ioannidis’in hesaplaşmaya ilerlediği, Ioannidis’in darbe seçeneğini düşündüğü ve Millî Muhafız Ordusunun bu amaçla kullanılabileceği biliniyordu.

Darbe tehlikesi Kıbrıs basınına kadar yansımıştı

Darbe tehlikesi yalnızca Amerikan istihbarat raporlarında ve diplomatik yazışmalarda yer almıyordu. Darbeden on gün önce Kıbrıs basınında, EOKA B ile Millî Muhafız Ordusu içindeki Yunan subaylarının geniş kapsamlı bir harekâta hazırlandığına ilişkin ayrıntılı haberler yayımlanıyordu.

Kostas Venizelos’un aktardığına göre AKEL’in yayın organı Haravgi, 5 Temmuz 1974 tarihli haberinde EOKA B yöneticilerinin “20 Temmuz’dan önce uygulanmak üzere” var olan düzeni bozma ve kan dökme planı hazırladığını yazdı. Habere göre aktif ve yedek güçler beş büyük kentte, özellikle “öldürücü darbenin indirileceği” Lefkoşa’da toplanacaktı.

Haravgi’nin haberinde planın, Millî Muhafız Ordusu askerleriyle güvenlik güçleri arasında zincirleme olaylar çıkarılmasını, hükümet ve siyaset yetkililerinin öldürülmesini, geniş çaplı karışıklık yaratılmasını ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı, radyo istasyonu, CYTA ile diğer kritik kurumların ele geçirilmesini öngördüğü belirtiliyordu. EOKA B üyelerine kamuflaj üniformaları dağıtıldığı ve gerekli güçlerin hazır tutulduğu da ileri sürülüyordu. Haberde Lefkoşa, planın “öldürücü darbenin indirileceği” merkez olarak tanımlanıyor; yaklaşık 650 Yunan subayının görevde kalacağı dönem için ise “söz konusu unsurdan yararlanılması” ifadesinin kullanıldığı aktarılıyordu.

Haberde 20 Temmuz tarihi özellikle vurgulanıyordu. Çünkü bu tarihten sonra Millî Muhafız Ordusundaki yaklaşık 5 bin askerin terhis edilmesi ve ordunun mevcut yapısının zayıflaması bekleniyordu.

EDEK’in yayın organı TA NEA da 5 Temmuz tarihli manşetinde Millî Muhafız Ordusu içinde isyan çıkarılması ve kan dökülmesi planından söz ediyor, bu hazırlığın arkasında Atina’nın bulunduğunu yazıyordu.

Fileleftheros ise 6 Temmuz 1974 tarihli ana haberinde Makarios’un açıklamalarına yer verdi. Gazete haberi, “Kıbrıs’ta diktatörlük kurma girişimi” ve “devletin ortadan kaldırılmasına ve Millî Muhafız Ordusunun işgal ordusuna dönüştürülmesine izin verilmeyecek” başlıklarıyla yayımladı.

Makarios, kendisine yöneltilen bir soruya verdiği yanıtta şöyle diyordu:

“Atina ile Lefkoşa arasındaki ilişkilerde yaşanan uyumsuzluğun başlıca nedenleri, Millî Muhafız Ordusu’ndaki bazı subayların tutumu ve askerî rejim mensuplarının EOKA B’nin suç teşkil eden faaliyetlerine karışmasıdır.

Kıbrıs’ta diktatörlük kurmaya ve Millî Muhafız Ordusu’nu ülke içinde bir işgal ordusuna dönüştürmeye yönelik kabul edilemez eğilimler ortaya çıkmıştır.

Atina’dan yönlendirilen EOKA-B’nin terör faaliyetleri devam ettiği sürece iki hükümet arasındaki iş birliği zor olacaktır.”

Darbe uyarıları yalnızca gazetelerde yayımlanmakla da kalmadı. Kostas Venizelos’un aktardığına göre dönemin Kıbrıs İstihbarat Servisi Başkanı Georgios Tombazos, Makarios’un talimatıyla 6 Temmuz 1974’te yaklaşan darbeyi önlemek için yardım istemek üzere üç günlük gizli bir yurt dışı görevine çıktı.

Tombazos, hangi ülkeye gittiğini daha sonra da kamuoyuna açıklamadı. Ancak 29 Nisan 1979’da AGON gazetesine verdiği röportajda, Atina cuntasının Georgios Grivas’ın ölümünden önce EOKA B ile birlikte bir darbe planı üzerinde çalıştığını ileri sürdü. Tombazos’a göre bu plan, Trodos’un ele geçirilmesini ve Yunanistan’la birleşmenin ilan edilmesini de içeriyordu.

Bu haberler, darbe tehlikesinin yalnızca kapalı istihbarat kanallarında dolaşmadığını; Kıbrıs’ta kamuoyuna kadar yansıyan somut bir tehdit olarak tartışıldığını gösteriyor.

Makarios’un bütün bu uyarılara rağmen cuntanın açık bir askerî darbeye girişmeyeceğine neden inandığı ise hâlâ yanıt bekleyen bir sorudur.

Makarios’a verilen güvence

12 Temmuz’da ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi Rodger Davies, Makarios’la görüştü.

Davies, ABD’nin Yunan hükümetine şiddetin Kıbrıs’taki sorunları ağırlaştıracağını bildirdiğini ve Atina’nın Washington’un Doğu Akdeniz’deki istikrarı tehdit eden faaliyetlere karşı olduğunu bildiğini söyledi.

Makarios’a verilen mesaj, Washington’un darbe tehlikesine karşı Yunanistan’a etkili bir uyarıda bulunduğu izlenimini yaratabilecek nitelikteydi.

Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığının darbeden sonra hazırladığı iç değerlendirme, bu bilginin Makarios için fazla rahatlatıcı olmuş olabileceğini kabul ediyordu. Çünkü Atina’da gerçekte yalnızca sınırlı ve daha alt düzey girişimler yapılmıştı. (Office of the Historian)

Davies’in Makarios’u bilerek yanılttığına ilişkin elimizde bir kanıt yok. Makarios’un Atina’daki uyarının ne kadar zayıflatıldığını tam olarak bilememesi de elbette bir ihtimaldir. Makarios, ABD’nin Yunan cuntasına daha güçlü bir uyarı verdiğini düşünmüş olabilir. Ioannidis ise Washington’un Kıbrıslı Rumlar arasındaki bir harekete ciddi biçimde karşı çıkmayacağı sonucuna varmış olabilir. Bunu kesin olarak bilmiyoruz.

Fakat bir şeyi kesin olarak biliyoruz; ABD’nin darbe sonrası değerlendirmesi, Atina’daki zayıf müdahalenin Yunan cuntası tarafından Ioannidis’in planlarına sessiz bir razı oluş gibi yorumlanmış olabileceğini açıkça kabul ediyordu. (Office of the Historian)

Tasca’nın elindeki telgraflara ilişkin tanıklıklar

Yunanistan Parlamentosu’nun Kıbrıs Dosyası kapsamında aktarılan bazı tanıklıklar, Tasca’nın Washington’dan gelen uyarı talimatlarını yalnızca bildiğini değil, bu telgrafları Yunanistan’daki bazı siyasi ve diplomatik isimlere gösterdiğini de ileri sürüyor.

Kostas Venizelos’un aktardığına göre Büyükelçi Angelos Vlahos, Tasca’nın kendisine Kissinger’dan geldiği belirtilen iki telgrafı gösterdiğini söyledi. Bu telgraflarda Tasca’dan Ioannidis’i bulması ve Makarios’a karşı harekete geçmekten vazgeçirmesi isteniyordu.

Evangelos Averof da Kıbrıs Dosyası kapsamında verdiği ifadede, Makarios’un mektubunun Atina’ya ulaşmasıyla darbenin başlaması arasındaki dönemde, muhtemelen 10 veya 12 Temmuz’da Tasca’dan benzer bilgiler aldığını anlattı. Averof’a göre Tasca kendisine Kissinger’dan gelen üç telgrafı göstermişti.

Averof, bu bilgiyi Nikos Kranidiotis’e iletmediğini; telgrafların ABD’ye ait gizli belgeler olması nedeniyle içeriklerini paylaşmadığını söyledi. Bunun yerine başka bir kaynaktan aldığı darbe uyarısını Kranidiotis’e aktardığını belirtti.

Ancak anlatımlar doğruysa, önemli bir çelişki ortaya çıkıyor: Tasca, Ioannidis’e güçlü ve doğrudan bir uyarı iletilmesini isteyen talimatları biliyor, hatta bunları cuntanın dışındaki bazı Yunan isimlere gösteriyordu; fakat aynı mesajı darbenin gerçek karar merkezine aynı açıklık ve ağırlıkla ulaştırmıyordu.

Bu tanıklıklar iki soruyu daha da önemli kılıyor: Tasca, elindeki açık talimata rağmen İoannidis’le neden doğrudan karşı karşıya gelmedi? Washington’daki üst yönetim, büyükelçinin bu direncini neden aşmadı?

15 Temmuz: “Dinamik çözüm”

15 Temmuz sabahı saat 06.00’da Henry Kissinger’a sunulan Ulusal Güvenlik Konseyi notunda, Yunan subaylarının yönettiği Millî Muhafız Ordusunun Kıbrıs hükümetini devirdiği ve Makarios’un öldüğünün bildirildiği yazıyordu.

Not, yaşananları Ioannidis’in son haftalarda üzerinde düşündüğü Makarios sorununa yönelik “dinamik çözüm” olarak tanımlıyordu.

Darbenin ilk açıklamalarında olayın Kıbrıs’ın ve Kıbrıslı Rum toplumunun iç meselesi olduğu vurgulanıyor; dış politikanın değişmeyeceği, toplumlararası görüşmelerin sürdürüleceği ve Kıbrıslı Türklere yönelik bir hareket bulunmadığı belirtiliyordu. (Office of the Historian)

Washington’un ilk iki hedefi

Aynı sabah Beyaz Saray’ın Durum Odası’nda Washington Özel Eylem Grubu toplandı. Toplantıya Henry Kissinger başkanlık etti; Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının, CIA’nın, Genelkurmayın ve Ulusal Güvenlik Konseyinin üst düzey yetkilileri katıldı.

Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Joseph Sisco, ABD’nin iki acil hedefini açıkladı:

Yunanistan ile Türkiye arasında savaş çıkmasını önlemek ve Sovyetler Birliği’nin krizden yararlanmasını engellemek.

Sisco, Kıbrıs’ın toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığının korunması gerektiğini de belirtti. Ancak Washington’un sessiz hareket etmesini ve durumun uluslararasılaştırılmamasını önerdi.

Aynı toplantıda, o aşamada Yunanistan ile Türkiye arasında bir danışıklı dövüş gördüğüne dair kanıt bulunmadığını da söyledi. (Office of the Historian)

Kissinger’ın yaklaşımı da aynı stratejik eksendeydi. Birleşmiş Milletlerin devreye sokulması, krizin Sovyetler Birliği’nin de dahil olacağı uluslararası bir meseleye dönüşmesi ihtimali üzerinden değerlendiriliyordu.

Washington’un ilk refleksi, Makarios’un derhal geri dönmesini veya anayasal düzenin hızla yeniden kurulmasını sağlamak olmadı. Öncelik, iki NATO müttefiki arasında savaşı önlemek, Sovyetler Birliği’ni krizin dışında tutmak ve gelişmeleri düşük profilde yönetmekti. (Office of the Historian)

20 Temmuz: “Onları sonra durduracağız”

15 Temmuz darbesinin Türkiye’nin askerî müdahalesine yol açabileceği de, ABD belgelerinde haftalar öncesinden tartışılmıştı. Beş gün sonra bu öngörü gerçeğe dönüşürken, Atina’daki Savaş Konseyinde yapılan konuşmalar darbenin mimarı Dimitrios İoannidis’in Türkiye’nin adaya başlattığı askeri harekata nasıl baktığını da ortaya koyuyordu.

Aleksis Papahelas’ın araştırmasıyla yayımlanan 20 Temmuz 1974 tarihli ses kaydında İoannidis, Türk kuvvetlerinin Girne’ye çıkmasını ve belirli bir noktaya kadar ilerlemesini beklediğini söylüyor, ilerleyişin nerede duracağı konusunda kesin konuşuyordu. Başbakan Adamantios Andrutsopulos buna karşı çıktığında İoannidis şu yanıtı verdi:

“Ama onları sonra durduracağız. Sonra durduracağız. Limanı ve Girne’yi aldıktan, Girne’yi Lefkoşa’ya bağladıktan sonra duracaklar. Bundan eminiz.”

Darbeyi düzenleyen Cunta’nın lideri Dimitrios Ioannidis

Bu konuşma, İoannidis’in Türk kuvvetlerinin Girne’den adaya çıkmasını ve Lefkoşa’ya uzanan bağlantıyı oluşturmasını beklediğini; bu ilerleyişin derhal durdurulmasını öngörmediğini ya da istemediğini gösteriyor. Türk ordusunun bir noktada duracağına ilişkin kesin sözleri ise bu beklentinin hangi bilgiye, varsayıma veya güvenceye dayandığı sorusunu açık bırakıyor. (Skai.gr)

Ancak kayıt, Yunan cuntasının Türk ilerleyişini hemen durdurmaya kararlı olduğu anlatısıyla bağdaşmıyor. İoannidis, Türk kuvvetlerinin Girne’yi ele geçirerek Lefkoşa’ya uzanan bir koridor oluşturmasını geçici olarak kabullenmiş görünüyor ve ilerleyişin bundan sonra duracağı konusunda dikkat çekici bir kesinlikle konuşuyordu.

Çöken güvenceler: “Bizi fena hâlde kandırdılar”

Savaş Konseyi kaydının daha erken bir bölümünde İoannidis, “Bizi fena hâlde kandırdılar! Daha ne istiyoruz?” diyordu. Aynı konuşmada yaşananları NATO’ya bağlayarak, “Bunu bize NATO hazırladı. Bu artık fiilî bir durum” ifadesini kullanıyordu.

SKAI’nin toplantıya ilişkin anlatımına göre Başbakan Andrutsopulos, ABD Büyükelçisi Tasca ile Joseph Sisco’nun farklı tutumlarından söz ederek, “Madem adanın bölünmesini istiyorlar, neden bunu açıkça söylemiyorlar?” diye sordu. Bonanos ise onu keserek Amerikalıların ve Türklerin verdikleri güvencelerin artık geçerli olmadığını belirtti.

Bonanos daha sonraki anlatımında İoannidis’in kendisine defalarca Türklerin müdahale etmeyeceğini, Amerikalıların Makarios’un devrilmesinden yana olduğunu ve her durumda Yunan cuntasının yanında duracağını söylediğini ileri sürdü. Bu anlatımlar, cuntanın darbe öncesinde Türkiye’nin müdahale etmeyeceğine ve ABD’nin kendisini koruyacağına ilişkin güçlü bir beklenti taşıdığını gösteriyor. Ancak bu beklentinin hangi somut Amerikan veya Türk mesajına dayandığı ve gerçekten resmî bir güvence verilip verilmediği henüz ortaya konmuş değil.

Bu nedenle ses kaydı, ABD belgelerinde önceden öngörülen darbe, Türk müdahalesi ve fiilî bölünme zincirinin Atina’daki karar merkezinde nasıl karşılandığını gösteren önemli bir tarihsel kayıt niteliği taşıyor ve şu soruları açıkta bırakıyori:

İoannidis, Türk kuvvetlerinin Lefkoşa’ya uzanan bir koridor kurmasını neden kabulleniyor ya da bekliyordu?

İoannidis, Türkiye’nin askeri harekatıyla ilgili bilgileri kimden, nereden almıştı?

Yunanistan’daki darbeci cunta, ABD Atina Büyükelçiliği, Türkiye ve NATO arasında nasıl bir ilişki ve bilgi akışı vardı?

Washington kendi politikasını sorguladı

Darbeden sonra ABD Dışişleri Bakanlığı içinde bir değerlendirme süreci de yaşandı.

İstihbarat ve Araştırma Bürosu Direktörü William Hyland’ın 10 Eylül 1974’te Kissinger’a sunduğu “Kıbrıs Darbesi Sonrası Değerlendirme” raporu, 17 Mayıs’tan 15 Temmuz’a kadar gelen istihbaratı ve yapılan diplomatik girişimleri yeniden inceledi.

Rapor, darbenin kesin gününü ve saatini gösteren bir uyarı bulunmadığını kabul ediyordu. Ancak ulaşılan sonuç yine de önemliydi.

Washington’un elinde diplomatik harekete geçmeyi gerektirecek kadar çok tehlikeli işaret bulunuyordu. Atina Büyükelçiliği, henüz önemli CIA raporları ulaşmadan önce bile Dışişleri Bakanlığının uyarı girişimlerine direnmişti. Ioannidis’in Makarios’u devirmeyi düşündüğüne ilişkin bilgiler geldikten sonra yapılan müdahale ise düşük profilli kalmıştı.

Rapora göre istihbaratın bir bölümü çelişkiliydi ve Ioannidis’in kasıtlı yanlış bilgiler vermiş olması mümkündü. Ancak eldeki işaretler, daha güçlü bir diplomatik girişimi gerektiriyordu. Yapılan müdahale “zayıf ve kararsızdı” ve bu tutum Atina’da Ioannidis’in planlarına sessiz bir razı oluş gibi yorumlanmış olabilirdi. (Office of the Historian)

ABD’nin kendi iç incelemesi, meseleyi yalnızca bir istihbarat eksikliği olarak görmüyordu. Sorun, mevcut işaretlerin nasıl değerlendirildiği ve diplomatik nüfuzun kullanılıp kullanılmadığıydı.

Boyatt’ın itirazı: Kriz önlenebilir miydi?

Kıbrıs masasından Thomas Boyatt, 9 Ağustos 1974’te Dışişleri Bakanlığının resmî İtiraz Kanalı üzerinden bir muhtıra sundu.

Boyatt sıradan bir dış gözlemci değildi. 6 Mayıs tarihli acil durum çalışmasını hazırlayan iki diplomattan biriydi ve Kıbrıs dosyasının doğrudan içindeydi. (Office of the Historian)

Boyatt, Washington’daki bölge uzmanlarının 17 Mayıs’tan itibaren tehlikeyi gördüğünü; Atina Büyükelçiliğinin Ioannidis’e doğrudan uyarı yapılmasına karşı çıktığını ve Amerikan mesajının etkisiz kaldığını savunuyordu.

Ona göre Ioannidis’e güçlü ve doğrudan bir uyarı verilseydi darbe önlenebilirdi. Darbeden sonra Sampson’ın uzaklaştırılması ve darbeye katılan Yunan subaylarının geri çekilmesi için Atina’ya baskı yapılsaydı Türkiye’nin askerî müdahalesinin önüne geçilmesi de mümkün olabilirdi.

Boyatt, bu değerlendirmelerin kesin biçimde kanıtlanamayacağını kabul ediyordu. Ancak zayıf veya belirsiz mesajların Ioannidis’i caydırmadığını; ABD ile Yunan cuntasının gerçek karar merkezi arasında anlamlı bir siyasi iletişim kurulamadığını düşünüyordu.

Muhtırada ABD politikasının sahada Türkiye’nin hedefleri lehine sonuç verdiği ve adanın bölünmesinin Kıbrıs sorununu çözmeyeceği de savunuluyordu. Boyatt’a göre taksim, Yunanistan ile Türkiye arasında yeni ve kalıcı bir çatışma sınırı yaratacak, NATO’nun güneydoğu kanadını sürekli istikrarsızlaştıracaktı. (National Security Archive)

Dışişleri Bakanlığının cevabı

Boyatt’ın muhtırasına 9 Aralık 1974’te Politika Planlama biriminden Samuel W. Lewis tarafından resmî cevap verildi.

Cevap, Amerikan politikasının kusursuz olduğunu savunmuyordu. Ancak Boyatt’ın daha güçlü baskının darbeyi ve ardından gelen gelişmeleri önleyebileceği yönündeki sonucuna karşı çıkıyordu.

Lewis’e göre Atina’dan gelen istihbarat çelişkiliydi ve ABD’nin Ioannidis üzerindeki etkisinin ne kadar güçlü olduğu bilinmiyordu. Sert bir Amerikan uyarısı Ioannidis’i geri adım atmaya zorlayabilirdi; ancak Yunan cuntasını daha da öfkelendirmesi, ABD’nin Yunanistan ve Türkiye’deki askerî tesislerini tehlikeye atması da mümkündü.

Darbe sonrasında Sampson’ın ve Yunan subaylarının uzaklaştırılması için baskı yapılmasının Türkiye’nin askerî müdahalesini kesin olarak engelleyeceği de söylenemezdi.

Washington bu nedenle Britanya’yı garantör ülkeleri görüşmeye çağırmaya yöneltmeyi, Türkiye’yi caydırmayı ve Yunanistan ile Türkiye’yi kamuoyu önünde açıkça mahkûm etmeden savaştan uzak tutmayı tercih etmişti. Bakanlığın savunusuna göre bu politika tam olarak başarılı olmamış, ancak Yunanistan-Türkiye savaşı önlenmiş ve ABD’nin iki müttefik arasında arabuluculuk yapabilme kapasitesi korunmuştu. (National Security Archive)

Boyatt’ın muhtırası ile Bakanlığın cevabı birlikte okunduğunda Washington içindeki asıl tartışma görünür hâle geliyor.

Tartışma yalnızca darbe ihtimalinin bilinip bilinmediği değildi.

Asıl mesele, Ioannidis’i durdurmak için Amerikan-Yunan ilişkilerinin, NATO tesislerinin ve daha geniş stratejik çıkarların ne ölçüde riske atılacağıydı.

Bilinmeyen darbe değil, tercih edilen önceliklerdi

Gizliliği kaldırılmış belgeler, Washington’un darbenin kesin gününü ve saatini önceden bildiğini net olarak göstermiyor.

Fakat 15 Temmuz’a giden yolun çok önceden tahmin edildiğini net olarak gösteriyor.

ABD yönetimi, Makarios ile Ioannidis arasındaki çatışmanın tehlikeli bir aşamaya ulaştığını biliyordu.

Ioannidis’in Makarios’u devirmeyi düşündüğüne ilişkin CIA raporları alıyordu.

Millî Muhafız Ordusunun darbede kullanılabileceğini değerlendiriyordu.

Böyle bir girişimin Türkiye’nin askerî karşılığını ve Yunanistan-Türkiye savaşını tetikleyebileceğini öngörüyordu.

Ioannidis’e açık bir uyarı gönderilmesini tartışmış ve sonunda bu yönde talimat vermişti.

Fakat Atina Büyükelçiliğinin itirazı karşısında bu mesajın doğrudan ve güçlü biçimde iletilmesinde ısrar etmedi. Büyükelçi Henry Tasca’nın kimlerle nasıl bir ilişki içerisinde olduğu, hangi planların parçası olduğu yönünde elimizde net bir veri şu an için yok. 

Washington’un kendi iç değerlendirmesi, yapılan girişimin yetersizliğini kabul etti. Dışişleri Bakanlığındaki Kıbrıs uzmanları daha kararlı davranılması gerektiğini savundu. Atina Büyükelçiliği ve üst yönetim ise Yunanistan’la ilişkileri, Amerikan güvenlik çıkarlarını ve NATO’nun bölgedeki konumunu tehlikeye atabilecek bir hesaplaşmadan kaçındı.

Bu nedenle 15 Temmuz’a giden süreç yalnızca çelişkili istihbaratla açıklanamaz.

Ortada siyasi bir tercih de vardı.

Ioannidis’e açıkça karşı çıkmanın yaratacağı riskler, Kıbrıs’ta bir darbeyi önlemek için göze alınmadı. Uyarı yumuşatıldı, sorumluluk farklı diplomatik kanallara dağıtıldı ve Makarios’a gerçekte yapılandan daha güçlü bir müdahale varmış izlenimi verildi.

Darbe gerçekleştiğinde Washington’un ilk önceliği Kıbrıs’ın anayasal düzenini geri getirmek değil, Yunanistan ile Türkiye arasında savaşı ve Sovyetler Birliği’nin krize dahil olmasını önlemekti.

Kıbrıs, büyük güçlerin ne olduğunu bilmediği bir krize değil; risklerini önceden hesapladığı,  NATO’nun çıkarlarını korumak amacıyla bu riskleri önlemek için gerekli siyasi ağırlığı kullanmadığı bir felakete sürüklendi.

Belgelerin ortaya koyduğu tablo, Kıbrıs’ın öngörülemeyen bir felaket yaşamadığını gösteriyor. ABD yaklaşan darbeyi, Türkiye’nin askerî müdahale ihtimalini ve adanın bölünme tehlikesini biliyordu. Buna rağmen Kıbrıs’ın bağımsızlığını, anayasal düzenini ve toplumlarının güvenliğini korumak yerine NATO’nun güneydoğu kanadını, askerî üslerini ve kendi emperyal çıkarlarını öncelediler. Ulaştığımız belgeler, krizin planlayıcısı olduklarını net olarak yazmıyor. Ancak krizi önlemek için kullanabilecekleri siyasi ağırlığı bilinçli olarak kullanmadıklarını net bir şekilde ortaya koyuyor.  Krizi kendi stratejik dengelerini sarsmayacak biçimde yönetmeyi seçtiler. 

“Aleksandros hastaneye yatırıldı” parolası ile gerçekleştirilen 15 Temmuz darbesi, 20 Temmuz’da başlayan Türkiye’nin askerî müdahalesi ve ardından “Ayşe tatile çıksın” parolası ile 14 Ağustos’ta başlayan ikinci harekat.

Bu iki parola arasında Kıbrıs’ın anayasal düzeni çöktü; darbe, işgal ve bölünme adım adım ilerledi.


Belge künyeleri

“Contingency Study for Cyprus”
Yakın Doğu ve Güney Asya Bakanlıklararası Grubu, 6 Mayıs 1974. Foreign Relations of the United States, 1969–1976, Cilt XXX, Belge 75. Kaynak: ABD Ulusal Arşivleri, S/S–I Files, Lot 83 D 411, Box 3418, NSC Contingency Plans: Cyprus. Gizlilik derecesi: Secret. (Office of the Historian)

ABD Dışişleri Bakanlığından Atina ve Lefkoşa büyükelçiliklerine telgraf
29 Haziran 1974. Foreign Relations of the United States, 1969–1976, Cilt XXX, Belge 77. Kaynak: ABD Ulusal Arşivleri, Nixon Presidential Materials, NSC Files, Box 594, Country Files, Middle East, Greece, Vol. IV. Gizlilik derecesi: Secret; Priority; Nodis. (Office of the Historian)

Ulusal Güvenlik Konseyi personelinden Henry Kissinger’a memorandum
15 Temmuz 1974, saat 06.00. Foreign Relations of the United States, 1969–1976, Cilt XXX, Belge 79. Kaynak: ABD Ulusal Arşivleri, Nixon Presidential Materials, NSC Files, Box 592, Country Files, Middle East, Cyprus, Vol. II. Gizlilik derecesi: Secret. (Office of the Historian)

Washington Özel Eylem Grubu toplantı tutanağı
15 Temmuz 1974, Beyaz Saray Durum Odası. Foreign Relations of the United States, 1969–1976, Cilt XXX, Belge 80. Kaynak: ABD Ulusal Arşivleri, Nixon Presidential Materials, NSC Institutional Files, Box H-096, WSAG Meetings. Gizlilik derecesi: Top Secret; Codeword. (Office of the Historian)

“Cyprus Coup Post Mortem”
İstihbarat ve Araştırma Bürosu Direktörü William Hyland’dan Henry Kissinger’a memorandum, 10 Eylül 1974. Foreign Relations of the United States, 1969–1976, Cilt XXX, Belge 148. Kaynak: Kongre Kütüphanesi, Kissinger Papers, Box CL 124. Gizlilik derecesi: Secret; Nodis. (Office of the Historian)

Thomas Boyatt’ın İtiraz Muhtırası ve Samuel W. Lewis’in cevabı
“Critique of the Substantive Handling of the Cyprus Crisis”, 9 Ağustos 1974; resmî cevap, 9 Aralık 1974. Kaynak: ABD Ulusal Arşivleri, Dışişleri Bakanlığı kayıtları; National Security Archive tarafından yayımlanan gizliliği kaldırılmış belgeler. Gizlilik derecesi: Secret. (National Security Archive)

20 Temmuz 1974 Savaş Konseyi ses kaydı

Atina’daki Yunanistan Savunma Bakanlığı binasında gerçekleştirilen Savaş Konseyi toplantısı, 20 Temmuz 1974. SKAI’nin aktardığına göre toplantı, Silahlı Kuvvetler Başkanı Grigorios Bonanos’un talimatıyla güvendiği bir subay tarafından kaydedildi. Ses kaydı, Aleksis Papahelas’ın hazırladığı Σκοτεινή Δεκαετία 1964–1974 (Karanlık On Yıl 1964–1974) belgesel serisinin “Το Σκοτεινό Δωμάτιο” (Karanlık Oda) başlıklı son bölümünde 18 Kasım 2024’te yayımlandı. İlgili bölüm: “İoannidis 20 Temmuz Savaş Konseyinde: ‘Girne’ye girmelerine izin verelim, sonra müdahale ederiz.’” Senaryo: Aleksis Papahelas. Yönetmen: Stefanos Bertakis (Skai.gr)

Kostas Venizelos’un Hellas Journal yazısı

“Atina Cuntası ve Adadaki İşbirlikçileri, EOKA B ile Birlikte 1972’den Beri Darbeye Hazırlanıyordu: ‘Aleksandros Hastanede’, Kıbrıs Felakete Sürükleniyor…”, Hellas Journal, 24 Temmuz 2024. Yazı, Yunanistan Parlamentosu’nun Kıbrıs Dosyası’ndaki tanıklıklara, 1974 tarihli Kıbrıs basınına ve dönemin aktörlerinin daha sonraki ifadelerine dayanıyor. 

Etiketler: abdBritanyaCIAgizli belgeHenry KissingeristihbaratkıbrısmakariosnatoNikos SampsontürkiyeyunanistanYunanistan Cuntası
NURİ SILAY

NURİ SILAY

Aktivist/Vicdani Retçi

Darbe Sabahı Atina’nın Önündeki İstihbarat Raporu: 15 Temmuz 1974’te Ne Biliniyordu?
BELLEK & TARİH

Darbe Sabahı Atina’nın Önündeki İstihbarat Raporu: 15 Temmuz 1974’te Ne Biliniyordu?

Gazedda
16 Temmuz 2026
Kıbrıs: 15 Temmuz 1974 ve Bir Fotoğraf
BELLEK & TARİH

Kıbrıs: 15 Temmuz 1974 ve Bir Fotoğraf

Gazedda
15 Temmuz 2026
Kutlu Adalı’nın Ölüm Tehditleri Aldığı Yazı
BELLEK & TARİH

Kutlu Adalı’nın Ölüm Tehditleri Aldığı Yazı

Gazedda
6 Temmuz 2026
Sopa ve Sıpa | Kutlu Adalı
BELLEK & TARİH

Sopa ve Sıpa | Kutlu Adalı

Gazedda
6 Temmuz 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft