Adanın Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumu veya daha doğrusu Kıbrıs’ın Yunanca konuşan toplumu ve Türkçe konuşan toplumunun arasındaki ilişkiler çerçevesinde, Yunanca ve Türkçe dillerinin iki varyantının benzerliği ile ilgili çeşitli argümanlar kullanılmaktadır. Bu argümanlar çoğu zaman bu iki dil varyantının kelime hazneleri arasındaki benzerliğe dayanmaktadır. Gerçekten de kelimelerin ve daha özelde alıntı kelimelerin arasındaki benzerlik (καππέλλον – gabbella, τραπέζιν – drabez, θκιάολε – gavvolem, εξίκκιν – eksik, taraf – τταράφιν, gılık – κιλίκκιν, πιλέ (μου) – bile(m), πέρκι(μου) – belki(m), (ι)μίση(μου) – -miş) adadaki iki dil topluluğunun1 arasındaki yıllarca süren temasların bir göstergesidir. Buna rağmen, adanın iki dil topluluğunun oldukça yüksek bir alıntı kelime sayısını paylaşması, iki ayrı dil varyantının2 benzerliğinin kanıtı değildir. Bu durum, yalnızca iki dil topluluğunun konuşurlarının3 sistematik bir şekilde temasta olduğunun bir kanıtıdır. O halde, Kıbrıs’ın iki dil varyantı ve bu bağlamda bu iki dil varyantının konuşurları arasındaki benzerlik veya benzerlikler hangi noktada yatıyor olabilir?
İki dil topluluğu arasındaki benzerlik sadece dilsel değil aynı zamanda dil dışı özelliklerden de kaynaklanabilmektedir. Diğer bir ifadeyle, doğal konuşurları tarafından dil varyantlarının nasıl karşılandığı, nasıl değerlendirildiği ya da nasıl korunduğundan da kaynaklanabilmektedir. Genelde dil varyantlarının değerlendirilmesi herhangi bir objektif kritere dayanmamaktadır ve bunun ana nedeni de bu değerlendirmenin dil varyantının özüne ve yapısına odaklanmıyor olmasıdır. Tam aksine, bu değerlendirme, dil varyantının hem resmi dili olmayan dil topluluğunun içindeki hem de geniş bir etnik alanının içindeki rolüne ve statüsüne odaklanmaktadır. Dolayısıyla, bir dil varyantının örneğin ‘köylü’ veya ‘komik’ olarak nitelendirilmesi bu dil varyantının yapısını ve özelliklerini yansıtmamaktadır. Yani bu nitelendirme, bir dil varyantının sözcük dizimi ya da yan cümlelerin yapısıyla ile ilgili değildir. Örneğin: (Standart Türkçe) «Ayakları çiçekli olan masayı getir!», (Kıbrıs Türkçesi) «Getir o masacığı osu/(o)şu ayakları çiçeklidir». Veya bu nitelendirme, dil varyantının morfolojik ve fonolojik (biçimbilimsel ve sesbilimsel) özellikleriyle de ilgili değildir. Örneğin: (Standart Türkçe) «Sen sevda mısın, yoksa, yalan dolan?» şarkısının sözlerinin, (Kıbrıs Türkçesi) ile «Sen sevda mın, yoksa yalan mın, dolan mın?» olarak Kıbrıslı sanatçı Buray tarafından Türk televizyonunda yer alan ‘Beyaz Show’ programında aktarıldığında katılımcılarda gülme tepkisi uyandırması bu tip farklılıklardan kaynaklanmamaktadır. Aksine, bu durum, resmi olmayan ile resmi olan dil varyantları4 – yani Kıbrıs Türkçesi ile Standart Türkçe – arasındaki ilişkinin nasıl olmasının veya nasıl sunulmasının hedeflendiğinden kaynaklanmaktadır. Ve bu, öyle bir hedeftir ki, iki dil varyantının farklılıklarını kullanarak, bir dil varyantının değerini düşürmeye ve dolayısıyla da onun diğer dil varyantının tahakkümüne girmesine hizmet eder. Ayrıca, bu süreci kimin başlattığı veya hedefin kim olduğu da kayda değer bir önem taşımamaktadır. Sonuç olarak, gülme tepkisi uyandıran şey, Kıbrıs Türkçesindeki «Sen sevda mın, yoksa yalan mın, dolan mın?» sorusunun yapısı (morfolojik ve fonolojik) değil, bunun Standart Türkçedeki «Sen sevda mısın, yoksa, yalan dolan?» sorusuyla yersiz şekilde kıyaslanıyor olmasıdır. Yukarıda da görüldüğü üzere, bu, aralarında yüzeysel farklılıkların olmasının beklendiği Türkçenin iki ayrı varyantı arasında yapılan yersiz bir karşılaştırmadır. Sapmalardan değil farklılıklardan (çeşitlilik anlamında) söz etmekteyim. Bunun nedeni de ‘sapmalardan’ bahsedilirken mantıklı ölçütler olmaksızın, belli bir dil varyantının standart/örnek olarak kabul edilmesinin bir ön şart olmasıdır. Bunun sonucunda, diğer dil varyantlarının standarda ‘sadık’ kalmadıkları veya standardı birebir takip etmedikleri yersiz şekilde düşünülmektedir.
Çeşitli televizyon programlarında, özellikle de Türk televizyonlarında, Kıbrıs Türkçesinin sıkça alay (sarcasm) konusu edildiğini, gülme tepkisi uyandırdığını ve gülmenin ardından ‘çok tatlı ve sevimli/şirin geliyorlar kulağa’ gibi yorumlara maruz kaldığını gözlemlemekteyiz. Tabii ki bu, Kıbrıs Yunancası için de Rum televizyonlarında sıkça meydana gelmekte olan bir durum. Öncellikle, kuşkusuz olarak bir dil sistemi/ bir dil varyantı ‘tatlı’ veya ‘sevimli’, hatta ‘kaba/köylü’ olarak nitelendirilemez ve bazılarının gülme tepkisini uyandırmasının (tabi ki sunulanın içeriği komik değilse) bilimsel bir dayanağı yoktur. Sözü edilen bu tepki, resmi dil varyantına nazaran farklılıkları olan bir dil varyantının yukarıda da bahsedilen değerlendirmenin yansıması olarak, dil sisteminin içkin özelliklerinden kaynaklanmamaktadır. Fakat bu tepki çok iyi ‘öğretilmiş’ bir reaksiyon teşkil etmektedir. Bu tepki, iki Kıbrıs dil varyantının konuşurlarının önemli bir kesimi tarafından ortakça kabul edilen şu görüş üzerinden de görülmektedir: kendi dil varyantını, özellikle bazı sözcüklerin telaffuzunu değiştirerek, resmi dil varyantlarına daha yakın bir biçimde kullanmaları, onları daha ‘nazik’ duyuldukları yönünde bir yanılsamaya yönlendirmektedir. Bu algının oluşmasında da resmi dil varyantının eğitimde kullanılması belirleyici bir rol oynamaktadır. Yani, sözü edilen tepkinin verildiği ana kadar zaten, ilk aşamada eğitim sistemi aracılığıyla iki dil varyantı arasında bir kıyaslama yapılmış ve her biri belli alanlarla ilişkilendirilmiş olmaktadır. Sonuç olarak da, Kıbrıs Türkçesine karşı bu tepki, gerek Standart Türkçe gerekse Kıbrıs Türkçesi konuşurlarından gelse bile bu iki dil varyantı arasında otomatikman hiçbir temele dayanmayan ve bilim dışı bir ayrıma işaret etmektedir. Şöyle ki, bu dil varyantlarından biri herhangi bir alanda (bilim, sanat vesaire) rol üstlenebilir bir dil varyantı olarak görülürken, diğeri de bu rolü üstlenmek için ‘layık’ ve ‘yeterli’ bulunmamaktadır. Bu yüzden bu varyantın konuşurlarının bu ‘yetersizliği’, bu ‘eksikliği’ gidermeleri için resmi dil varyantını da bilmesi ve kullanması gerektiği yersiz şekilde düşünülmektedir.
Başka bir deyişle hem resmi olan hem de resmi olmayan dil varyantının konuşurlarının dolaylı bir biçimde bir dil varyantının dışlanmasına katıldığı görülmektedir. Burada dışlanmadan kastedilen ise, hem herhangi bir dil varyantının her türlü içeriği ifade edebilme kabiliyeti açısından hem de buna bağlı olarak bu dil varyantını kullanan dil topluluğunun ihtiyaçlarını karşılayabilme yeterliliği bakımından söz konusu olan dışlanmadır. Bu dışlanma, aynı zamanda (devlet için) resmi olan ve resmi olmayan dil varyantlarının eşit görülmemesine ilişkindir. Ayrıca aynı dil ailesine ait tüm dil varyantlarının (resmi olan ve resmi olmayan, örneğin: Standart Türkçe – Kıbrıs Türkçesi) eşit bir ilişki içinde yer alabilme olanağından da dışlanması söz konusudur.
Yukarıda bahsedilen bu durum, örneğin okul ortamında, bir Kıbrıslı Türk ya da Kıbrıslı Rum öğrencinin yazdıklarında veya söylediklerinde – ister istemez – yer alan ‘Kıbrısça’ unsurların düzeltilmesi sürecine bakıldığında açıkça anlaşılmaktadır. Düzeltilen unsurlar, kendi dil varyantına göre yanlış değildir. Ancak, eğitim sisteminin bu tür müdahaleleri ve düzeltmeleri sonucunda, öğrencinin dil varyantının ‘yanlış’, ‘zayıf’, ‘yetersiz’, ‘yalnızca günlük hayatta kullanılabilir, yüksek düzeyli kullanıma uygun değil’ olduğu yönünde bir algı kayda geçmektedir. Sonuç olarak, gerçekliği yansıtmayan, oldukça etkili bir biçimde fakat dolaylı bir şekilde öğretilmiş bir değer yargısı söz konusudur.
Sonuç olarak Kıbrıs’taki iki dil topluluğu arasındaki benzerlik, iki dil varyantının arasında var olan sözcüksel ödünçleme sürecinden kaynaklanan ve sözcüksel düzeyde görülen benzerliklerle sınırlı değildir; aynı zamanda bu benzerlik (resmi olmayan) dil varyantlarının, konuşurları tarafından resmi olan dil varyantlarına kıyasla nasıl değerlendirildiği ve algılandığı biçimde de ortaya çıkmaktadır. Her iki dil topluluğunun konuşurları hem kendi dil varyantlarının (sözde) ‘hiyerarşik aşağılığını’ hem de okul ortamında öğretilen resmi dil varyantının ‘hiyerarşik üstünlüğünü’ benzer şekilde deneyimlemektedir.
Ayrıca, iki dil topluluğunun bizzat kendi konuşurlarının bilinçli veya bilinçsiz şekilde bu algının bir parçası olması (katılması) ve bu hiçbir bilimsel kritere dayanmayan dil varyantı sınıflandırmasını kabul etmesi bir hayli enteresandır. Her iki dil topluluğu da bir yandan kendi dil varyantları için olumlu ve koruyucu duygular beslemekte, öbür yandan da aynı konuşurlar paralel olarak sözü edilen bu dil hiyerarşisini benimsemektedir.
Bu süreç, tabii ki de Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ‘dilsel’ ve kültürel kimlikleri çerçevesinde de değerlendirilebilirdi. Bu süreç, iki dil topluluğunun kullandıkları dil varyantı çiftleri (Kıbrıs dil varyantı ve resmi dil varyantı) arasında bir denge kurma ya da bu dengeyi sürdürme yönündeki çabalarını ortaya koymaktadır. Bu çaba, resmi dil varyantına belirli özellikler ve roller atfederek bir yandan da bu özellikleri ve rolleri resmi olmayan dil varyantından çıkararak ya da ondan dışlayarak gerçekleşmektedir.
Sonuç itibarıyla, konuşurları; Yunanca ve Türkçe’nin dil varyantlarının doğal özelliklerinden kaynaklanmayan aynı sebeplerden dolayı kendi dil varyantını ve okulda öğretilen resmi dil varyantını aynı biçimde yaşamakta, hissetmekte ve karşılamaktadır. Bu denklemden Kıbrıs Türkçesi ile Kıbrıs Yunancası arasındaki dilsel benzerlikleri çıkarsak bile, burada betimlenen ve dil varyantalarının yapısından kaynaklanmayan benzerlik iki temel nedenden dolayı geçerliliğini yitirmeyecekti. Birincisi, resmi dil varyantının resmi olmayan dil varyantı üzerindeki dayatılmış tahakkümü ortadan kalkmış değildir. İkincisi ise, resmi olmayan dil varyantının konuşurlarının (ister Kıbrıs Türkçesi ister Kıbrıs Yunancası olsun) bu tahakkümün, doğrudan ya da dolaylı biçimde bir parçası olduğu (katıldığı) ve bu algıyı benimseyip çoğu zaman yeniden ürettiği gözlemlenmektedir.
- dil topluluğu: aynı dil varyantını paylaşan, anlayan ve kullanan belirli bir insan grubudur.
↩︎ - dil varyantı: Belli bir dil ailesine ait ‘diyalekt’, ‘ağız’ veya ‘şive’ gibi terimler yerine bu makalede “dil varyantı” terimi kullanılmaktadır.
↩︎ - (dil) konuşuru: Belli bir dil varyantı anadili olan; belli bir dil varyantını konuşan kimse. ↩︎
- Standart/ölçünlü dil terimi yerine “resmi olan dil varyantı” terimi kullanılmaktadır. ↩︎