• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Salı, Eylül 29, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
21 °c
Vizakia
22 ° Çar
22 ° Per
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Herkesin Uçak Gemisi Olmak…

Doruk Ekingen, Euripides Evriviades ile yaptığı söyleşiden hareketle Kıbrıs’ın dış güçlerin stratejik hesapları içindeki yerini, güvenlik meselesini ve ortak Kıbrıs fikrini tartışıyor.

DORUK EKİNGEN DORUK EKİNGEN
29 Eylül 2026
Okuma Süresi: 13 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Geçtiğimiz haftalarda sosyal medyada Kıbrıs sorunuyla ilgili oldukça dikkat çeken bir tartışmaya denk geldik.

Al Arabiya’da yayımlanan programda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eski diplomatlarından Euripides Evriviades ile Türkiyeli akademisyen Prof. Dr. Hasan Ünal karşı karşıya gelmişti.

Tartışma sertti.

Türkiye’nin Kıbrıs’taki rolünden güvenlik meselesine, iki devletli çözümden Doğu Akdeniz’deki jeopolitiğe kadar birçok konuda birbirlerinden oldukça farklı görüşler ortaya koydular.

Biz de CyTopic olarak bu tartışmayı izledikten sonra Euripides Evriviades’i yayınımıza davet ettik.

Amacımız Al Arabiya’daki tartışmayı tekrar etmek değildi.

Tam tersine, orada ortaya çıkan görüşleri daha uzun, daha sakin ve daha ayrıntılı biçimde konuşmak istedik.

Yaklaşık bir buçuk saat boyunca Kıbrıs kimliğinden Türkiye’nin rolüne, garantilerden federasyona, İngiliz üslerinden İsrail’le ilişkilere kadar birçok konuyu ele aldık.

Söyleşinin sonunda aklımda kalan en güçlü düşünce ise şuydu:

Kıbrıs sorunu yalnızca iki toplumun anlaşamamasıyla açıklanabilecek bir mesele değil.

Belki de adanın en büyük sorunlarından biri, yüzyıllardır kendi kaderini başka devletlerin stratejik hesaplarının gölgesinde yaşamaya çalışması.

Kıbrıs gerçekten sadece iki toplum arasındaki bir problem mi?

Evriviades’in hem Al Arabiya’daki tartışmada hem de bizim söyleşimizde en fazla vurguladığı konulardan biri jeopolitikti.

Kıbrıs sorununu yalnızca Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin anlaşamaması şeklinde okumanın büyük bir hata olduğunu düşünüyor.

Çünkü Kıbrıs hiçbir zaman boşlukta duran bir ada olmadı.

Türkiye’nin çıkarları var.

Yunanistan’ın çıkarları var.

İngiltere’nin iki egemen üs bölgesi var.

Amerika’nın bölgede stratejik çıkarları var.

İsrail’in çıkarları var.

Avrupa Birliği var.

Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik, deniz yetki alanları ve askeri dengeler var.

Evriviades’in söylediği şekliyle, bütün bunları görmezden gelip Kıbrıs sorununu yalnızca “Rumlar ve Türkler anlaşamıyor” şeklinde açıklamak, sorunun büyük bir bölümünü kaçırmak anlamına geliyor.

Bence bu son derece önemli.

Çünkü adanın içindeki anlaşmazlıklar gerçek olsa da, Kıbrıs’ın tarihi hiçbir zaman yalnızca Kıbrıslılar tarafından şekillendirilmedi.

Dış güçlerin çıkarları, ittifakları, korkuları ve hesapları da bu hikâyenin her zaman bir parçası oldu.

Kıbrıs batmayan uçak gemisi mi?

Evriviades söyleşide Kıbrıs’ın coğrafi konumunu anlatırken oldukça çarpıcı bir ifade kullandı.

Kıbrıs’ın tarih boyunca büyük güçler tarafından bir tür “batmayan uçak gemisi” gibi görüldüğünü söyledi.

Doğu Akdeniz’in ortasında, Orta Doğu’ya yakın, Avrupa’ya yakın, Süveyş’e yakın, enerji yollarına yakın bir ada.

Bu coğrafya bazen avantaj.

Ama çoğu zaman da yük.

Evriviades’in yaklaşımı oldukça netti:

Kıbrıs kimsenin askeri platformu veya stratejik piyonu olmamalı.

Çünkü Kıbrıs’ın güvenliği üzerine konuşurken bile çoğu zaman Kıbrıs’tan çok başka ülkelerin güvenlik çıkarlarını konuşuyoruz.

Türkiye’nin güvenliği.

Yunanistan’ın güvenliği.

İngiltere’nin üsleri.

NATO’nun çıkarları.

İsrail’in bölgesel güvenliği.

Peki Kıbrıs’ın güvenliği?

Türkiye neden bu kadar merkezi?

Evriviades Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki rolüne oldukça açık yaklaşıyor.

Onun görüşüne göre Türkiye bugün Kıbrıs sorununda en güçlü dış aktör ve “anahtarı elinde tutan” ülke.

Bunun sebebi yalnızca Kıbrıslı Türklerle olan kültürel ve siyasi ilişkiler değil.

Askeri varlık.

Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarlar.

Deniz yetki alanları.

Enerji.

Bölgesel güç dengesi.

Evriviades’e göre Türkiye, Kıbrıs’ı yalnızca Kıbrıslı Türkler üzerinden değerlendirmiyor; aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki daha geniş stratejisinin bir parçası olarak görüyor.

Bu görüş tartışılabilir.

Ama önemli bir soruyu ortaya çıkarıyor:

Kıbrıs sorunu çözülse bile, Kıbrıs büyük devletlerin stratejik hesaplarından gerçekten kurtulabilecek mi?

Evriviades’in cevabı buna rağmen evet.

Bunun kolay olmayacağını kabul ediyor.

Ama 2026 yılında Kıbrıs’ın hâlâ garantör devletlere ve dış güçlere bağımlı bir güvenlik sistemiyle yaşamasını çağ dışı buluyor.

İngiliz üsleri meselesi

Söyleşide İngiliz üslerini de sorduk.

Bu konu özellikle son dönemde bölgedeki savaş ve gerilimlerle birlikte yeniden gündeme geldi.

Akrotiri ve Dhekelia üsleri yalnızca Kıbrıs tarihinin bir kalıntısı değil.

Bugün de aktif askeri öneme sahip bölgeler.

Evriviades üslerin statüsünün tamamen değiştirilmesinin şu anda siyasi olarak gerçekçi olmadığını düşünüyor.

Hukuki olarak tartışılabilecek yönleri olduğunu kabul ediyor.

Ama Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bugün bu konuda yeni bir cephe açmasının pek olası olmadığını söylüyor.

Bununla birlikte çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor:

Bu üsler Kıbrıs’ı istemediği çatışmaların içine çekebilir.

Bölgede bir savaş çıktığında, Kıbrıs halkının kontrolünde olmayan askeri tesislerin faaliyetleri nedeniyle adanın hedef haline gelmesi ihtimali ortaya çıkıyor.

Ve bu da çok temel bir soruyu yeniden gündeme getiriyor:

Bir ülkenin güvenliği üzerinde gerçekten söz sahibi olabilmesi için kendi toprakları üzerindeki askeri faaliyetler üzerinde ne kadar kontrol sahibi olması gerekir?

İsrail Kıbrıs’ı savunur mu?

Evriviades’in geçmişte İsrail’de büyükelçilik yapmış olması nedeniyle kendisine İsrail-Kıbrıs ilişkilerini de sorduk.

Bu bölüm bence özellikle ilginçti.

Çünkü Güney’de son yıllarda İsrail ile ilişkiler bazen bir tür stratejik ittifak gibi sunulabiliyor.

Evriviades ise buna daha temkinli yaklaşıyor.

İsrail ile olan ilişkinin bir işbirliği olduğunu, bir ittifak olmadığını söylüyor.

Hatta oldukça açık şekilde:

“İsrail bizim için savaşmayacak.”

diyor.

Benzer şekilde Yunanistan’ın da herhangi bir kriz halinde otomatik olarak Kıbrıs için savaşa gireceği varsayımına şüpheyle yaklaşıyor.

Bu aslında çok basit ama önemli bir gerçek.

Devletler dostluk üzerinden değil, çıkarlar üzerinden hareket ediyor.

Bugün çıkarlar örtüşebilir.

Yarın örtüşmeyebilir.

Bu nedenle başka bir ülkeyi “bizi koruyacak güç” olarak görmek her zaman tehlikeli.

Evriviades’in düşüncesi burada yine aynı noktaya dönüyor:

Kıbrıs kendi güvenlik mimarisini kendi insanlarının çıkarları üzerine kurmalı.

“Daha fazla asker, daha fazla güvenlik” mi?

Tartışmanın doğal olarak en zor bölümlerinden biri garantiler ve askeri güvenlikti.

Kıbrıslı Türklerin 1960’larda yaşadığı korkular gerçek.

Kıbrıslı Rumların 1974’te yaşadığı travmalar gerçek.

Bu korkuları yok sayarak çözüm üretmek mümkün değil.

Ama Evriviades’in yaklaşımı şu:

Bir toplumun mutlak güvenliği, diğer toplumun mutlak güvensizliği haline gelmemeli.

Bir taraf kendisini ancak yabancı askerlerin varlığıyla güvende hissediyorsa, diğer taraf aynı askerleri tehdit olarak görüyor.

Bu yüzden güvenlik meselesinin yalnızca askeri güç üzerinden tanımlanmasının yanlış olduğunu düşünüyor.

Ona göre güvenlik aynı zamanda hukuk.

Kurumlar.

İnsan hakları.

Ekonomi.

Sağlık.

Çevre.

Uluslararası denetim.

Ve güvenilir devlet yapıları demek.

Kıbrıs’ta en çok ihtiyacımız olan şey, “kim kimi koruyacak?” sorusundan çıkıp “hangi sistem herkesin kendisini güvende hissetmesini sağlayacak?” sorusuna geçmek.

Geçmişin tarihini değil, geleceğin tarihini konuşmak

Evriviades söyleşinin bir noktasında bence bütün konuşmanın en güzel cümlelerinden birini kullandı.

Kıbrıslıların geçmişte ne yaşandığı konusunda hiçbir zaman tamamen anlaşamayabileceğini söyledi.

Belki gerçekten anlaşamayacağız.

1963’ü farklı anlatacağız.

1974’ü farklı anlatacağız.

Kimin ne zaman hata yaptığını farklı değerlendireceğiz.

Ama ardından başka bir soru sordu:

Geçmişin tarihi üzerinde anlaşamıyorsak, geleceğin tarihi üzerinde anlaşabilir miyiz?

Bence Kıbrıs sorununun özünde belki de tam olarak bu soru var.

Çünkü geçmiş üzerinde yüzde yüz uzlaşmak zorunda değiliz.

Ama gelecekte nasıl bir ülkede yaşamak istediğimiz konusunda ortak bir vizyon oluşturmak zorundayız.

2040 yılında nasıl bir Kıbrıs istiyoruz?

Askeri üslerle dolu bir Kıbrıs mı?

Türkiye ile Yunanistan arasındaki her krizde yeniden tedirgin olan bir ada mı?

Yoksa dış güçlerle iyi ilişkiler kuran ama kimsenin stratejik uzantısı olmayan bir ülke mi?

Kıbrıs kimin ülkesi?

Söyleşinin sonunda benim aklımda kalan soru buydu.

Türkiye için Kıbrıs stratejik.

Yunanistan için önemli.

İngiltere için askeri.

İsrail için bölgesel.

Avrupa Birliği için siyasi.

Amerika için Doğu Akdeniz güvenlik mimarisinin bir parçası.

Ama bizim için?

Bizim için burası yalnızca haritadaki stratejik bir nokta değil.

Evimiz.

Evriviades’in ortak Kıbrıslılık üzerine söyledikleri de bu yüzden önemliydi.

Kıbrıslı Türklerin Türk kültürüyle bağını koruması ile Kıbrıslı olması birbirine zıt değil.

Kıbrıslı Rumların Yunan kültürüyle bağını koruması ile ortak Kıbrıs kimliği de birbirine zıt değil.

Ermeniler, Maronitler ve diğer toplumlar da bu ortak yapının parçaları.

Evriviades Kıbrıs’ı bir yorgana benzetiyor.

Farklı parçalar var.

Ama hepsi aynı bütünü oluşturuyor.

Bence Kıbrıs’ın geleceğini konuşurken tam olarak buradan başlamamız gerekiyor.

Kimliğimizi başkalarının kimliğine karşı kurmak yerine, kendi ortak ülkemizin etrafında kurmak.

CyTopic’te Evriviades ile yaptığımız bu söyleşinin benim için en önemli tarafı da buydu.

Al Arabiya’daki sert tartışmayı izledikten sonra meseleye yalnızca “kim haklı?” diye bakmak yerine daha büyük bir soru sormaya başladık:

Kıbrıs gerçekten kendi kaderini kendi eline alabilir mi?

Belki bunun cevabını bugün bilmiyoruz.

Ama şunu biliyoruz:

Kıbrıs bir satranç tahtası değil.

Burada yaşayan insanlar da piyon değil.

Ve gelecekte gerçekten birleşik, güvenli ve bağımsız bir Kıbrıs istiyorsak, bunu başka devletlerin stratejik hesaplarının üzerine değil, burada yaşayan insanların ortak çıkarlarının üzerine kurmamız gerekecek.

Etiketler: doğu akdenizgüvenlikjeopolitikkıbrıskıbrıs sorunu
DORUK EKİNGEN

DORUK EKİNGEN

(PhD) Doktora Araştırmacısı | CyLingo Kurucusu

İki Başmüzakereci, Bir Ada ve Bitmeyen Son Kilometre
DORUK EKİNGEN

İki Başmüzakereci, Bir Ada ve Bitmeyen Son Kilometre

DORUK EKİNGEN
14 Eylül 2026
Kıbrıs’ta Asıl Göz Ardı Ettiğimiz Sağlık Sorunu
DORUK EKİNGEN

Kıbrıs’ta Asıl Göz Ardı Ettiğimiz Sağlık Sorunu

DORUK EKİNGEN
15 Ağustos 2026
Bir Zamanların Yeşil Adası Betonun Altında 
DORUK EKİNGEN

Bir Zamanların Yeşil Adası Betonun Altında 

DORUK EKİNGEN
25 Mayıs 2026
Esas Nefreti Kim Yayıyor?
DORUK EKİNGEN

Esas Nefreti Kim Yayıyor?

DORUK EKİNGEN
14 Mayıs 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft