• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Pazar, Eylül 27, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
23 °c
Vizakia
22 ° Pts
22 ° Sal
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

“Alpler’in Venedik’i” Annecy 

Filiz Uzun, Fransa’nın Alp eteklerindeki Annecy kentini; gölü, kanalları, tarihi yapıları, gastronomisi ve gündelik yaşam kültürü üzerinden anlatıyor.

Filiz Uzun Filiz Uzun
27 Eylül 2026
Okuma Süresi: 13 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Fransa seyahatimde beni en çok şaşırtan şehirlerden biriydi Annecy oldu. Çok beğendim. Kızım Helin de öyle “burada yaşayabiliriz” dedik ikimizde. Hem huzurlu hem eğlenebileceğimiz hem her türlü sporu yapabileceğimiz hem de kaliteli bir yaşam için ideal bir şehir, Annecy. Orda kaldığım 15 gün boyunca hep bunu düşündüm. Buralarda doğan insanlar ne kadar şanslı. 

Kışın kayak yapılacak Alp dağları, Kano, yelken yapıp yüzecekleri Annecy gölü ve çevresinde şahane plajları, göl kenarında kilometrelerce uzanan yürüyüş,  koşu ve bisiklet yolları ile her mevsim spor yapabileceğiniz bir şehir. O kadar çok koşan insan var ki sizin de koşasınız geliyor. Üstelik şahane bir manzaraya karşı. 

Sanırım şu ana kadar gördüğüm en şahane kafeler Annecy’deydi.  Şehir merkezinde her gün farklı bir kafede oturdum. Küçücük ama öyle bir dekorasyonla süslenmiş ki kafeler girdiğinizde kendinizi kraliyet ailesine çaya davet edilmiş gibi hissedeceğiniz bir kalite hissediyorsunuz. Bazılarına da giremedik rezervasyon gerekiyor kolay kolay da rezervasyon yaptıramıyorsun. Muhtemelen müdavimleri var.  

Helin de ben de giyinmeye, süslenmeye meraklıyız ama Fransa seyahatimizde bir o kadar daha dikkat ettik. Çünkü ortam sizi şık olmaya davet ediyor. Kafelerde çay içtiğiniz çay setinden tatlı sunumuna, garsonların ya da kafe sahiplerinin sizi karşılamasına kadar inanılmaz bir kibarlık var. Fransızca zaten çok güzel bir dil. Ve bana göre çok da seksi bir dil. Özellikle Fransızca konuşuyorsanız daha da ilgileniyorlar. İyi ki Helin’in Fransızcası vardı. 

Annecy gezdiğim hiçbir şehre benzemiyor demiştim. Gerçekten öyle. Gerçek Fransızların çoğunlukta yaşadığı bir şehir. Yabancı ya da başka ülkelerden göç çok fazla almayan bir şehir. Muhtemelen çok pahalı olmasından kaynaklı olabilir. Bu yüzden Fransız kültürünü çok daha görebileceğiniz bir şehir Annecy. 

Ben kasım-aralık aylarında,  Christmas zamanlarında gitmiştim.  Avrupa’nın birçok şehrinde olduğu gibi Annecy’de de her yer ışıl ışıl süslenmiş, şehir merkezine de Christmas market kurulmuştu. Özellikle akşamları şehir çok güzeldi. Her türlü yiyecek, şarap, tatlı ve hediyelik eşyaları markette bulabiliyorduk. Özellikle şarapları şahaneydi. 

Annecy;  Sadece “güzel bir şehir” değil, göl, dağ, tarih, mimari, gastronomi ve Fransız yaşam tarzının aynı yerde buluştuğu özel bir kent bana göre. 

ANNECY’YE NEDEN ALPLERİN VENEDİK’İ DENİLİYOR?

Annecy’nin Vieille Ville (Eski Şehir) bölgesinden Thiou Nehri ve kanallar geçiyor. Nehir kenarındaki renkli tarihi binalar, taş köprüler, çiçeklerle süslenmiş kanallar ve dar Arnavut kaldırımlı sokaklar şehre gerçekten farklı bir görünüm veriyor. 

Bu nedenle Annecy’ye uzun zamandır “Venice of the Alps – Alpler’in Venedik’i” deniliyor. Bu yalnızca turistik bir slogan değil; şehrin kanalları ve tarihi dokusu bu benzetmenin temelini oluşturuyor.

ANNECY’NİN TARİHİ

Annecy’nin hikâyesi, bugün turistlerin hayranlıkla baktığı rengârenk evlerden, kanallardan ve gölden çok daha eski. Şehrin geçmişi yaklaşık 5 bin yıl öncesine, Neolitik döneme kadar uzanıyor.

Antik çağda bölgeye Allobroges adlı Galya topluluğu hâkimdi. Romalılar döneminde ise bugünkü Annecy’nin biraz dışında Boutae adıyla önemli bir Gallo-Roman yerleşimi gelişti. Ancak Roma İmparatorluğu’nun zayıflaması ve bölgedeki saldırılarla birlikte Boutae önemini kaybetti. Yerleşim zamanla bugünkü Annecy’nin bulunduğu bölgeye doğru taşındı.

Annecy’nin asıl yükselişi ise Orta Çağ’da başladı. 13. yüzyılda Annecy’nin kaderini değiştiren önemli bir gelişme yaşandı. Cenevre Kontları, siyasi nedenlerle merkezlerini Annecy’ye taşıdı. Böylece şehir yalnızca ticari bir yerleşim olmaktan çıkıp önemli bir siyasi ve idari merkez haline geldi. Bugün şehrin üzerinde yükselen Château d’Annecy, o dönemin gücünü ve zenginliğini hâlâ taşıyor.

1401 yılında Annecy, Savoy Hanedanı’nın egemenliğine girdi. Annecy’nin Fransa’ya kesin olarak katılması ise 1860 yılında, Savoy’un Fransa’ya ilhak edilmesiyle gerçekleşti.

19.yüzyıl Annecy için bir başka dönüm noktasıydı. Demiryolunun 1866’da şehre ulaşması, Annecy’yi dış dünyaya daha kolay bağladı. Gölün doğal güzelliği, dağları ve tarihi dokusu keşfedildikçe turizm gelişmeye başladı.

Roma’nın izleri, Orta Çağ’ın kaleleri, Savoy döneminin yapıları, kanallarıyla gelişen eski şehir, göl kıyısındaki 19. yüzyıl turizmi ve Alpler’in ortasında yaşayan modern bir Fransız kenti…

PALAİS DE L’ÎLE

Thiou Nehri’nin ortasındaki küçük bir ada üzerine inşa edilmiş olan Palais de l’Île, 12. yüzyıldan itibaren farklı amaçlarla kullanılmış; idari bina, adliye, darphane ve hapishane olarak hizmet vermiş. Bugün Annecy’nin en çok fotoğraflanan tarihi yapılarından biri. 

Ben de hemen hemen her gün önünden geçtim ve kendimi 12. yy’daymış gibi hissettim. Palais De L’ile’nin önündeki tarihi köprü üstünde fotoğraf çekmek de çok popüler. Köprüyü geçtiğiniz zaman sandüviç yapan mekanları buluyorsunuz. O soğuk havada gezdikten ve acıktıktan sonra baget arası Raclette inanılmaz lezzetli oluyor ve elbette  yanında da sıcak şarap.

ANNECY GÖLÜ

Şehrin asıl büyük hazinesi ise Lac d’Annecy. Göl, Alpler tarafından çevrelenmiş ve son derece berrak, turkuaz renkli sularıyla ünlü. Göl çevresinde plajlar, yürüyüş yolları, bisiklet yolları, su sporları ve tekne gezileri bulunuyor. Resmî turizm sitesi gölü; dağlar, kaleler, doğa alanları, plajlar ve bisiklet rotalarıyla birlikte bölgenin merkezindeki doğal unsur olarak tanımlıyor.

Gölün çevresinde bisikletle dolaşmak da oldukça popüler. Göl çevresindeki bisiklet altyapısı, manzarayı seyrederek bölgeyi keşfetmek isteyenler için önemli bir avantaj. Fransızlar Almanlar kadar bisikleti taşıma aracı olarak kullanmasa da genellikle spor amaçlı kullananlar var. Ya da Annecy’yi keşfetmek isteyenler kullanıyor. Fransızlar daha sıklıkla koşuyorlar. 

CHÂTEAU D’ANNECY – ANNECY ŞATOSU

Château d’Annecy, Annecy’nin eski kentinin hemen üzerinde, şehre hâkim bir tepede bulunan görkemli bir Orta Çağ şatosudur. Bugün hem kentin tarihini anlatan önemli bir müze hem de Annecy’nin ve gölün panoramik manzarasını izleyebileceğiniz en güzel noktalardan biri.

Şatonun geçmişi 12. yüzyıla kadar uzanıyor. Başlangıçta Cenevre Kontlarının ikametgâhlarından biri olan yapı, zaman içinde Savoy Hanedanı’nın etkisi altına girdi.

Özellikle 13. ve 16. yüzyıllar arasında önemli değişiklikler geçirmiş. Savunma amacı taşıyan bir Orta Çağ kalesinden, soyluların yaşayabileceği daha gösterişli bir konuta dönüşmüş.

Şatonun en dikkat çekici bölümlerinden biri Tour de la Reine (Kraliçe Kulesi). Büyük yuvarlak kuleleri, kalın taş duvarları ve yüksek konumu, yapının başlangıçta ne kadar güçlü bir savunma sistemi olduğunu gösteriyor.

Şato bugün Musée-Château d’Annecy olarak kullanılıyor. Müzede yalnızca şatonun tarihi değil, bölgenin kültürel ve sanatsal geçmişi de sergileniyor. Özellikle Orta Çağ ve Rönesan dönemlerinden eserler, bölgesel sanat heykel ve resim mobilyalar, göl çevresinin tarihi, çağdaş sanat, Alpler ve Annecy bölgesiyle ilgili koleksiyonlar yer alıyor. 

Şatoya çıktığınızda Annecy’nin turuncu, sarı ve pastel renkli tarihi evlerinin üzerinden Vieille Ville’yi, Thiou Nehri’ni ve uzakta Annecy Gölü’nü görebiliyorsunuz. Gölün arkasındaki Alpler ise manzarayı tamamlıyor.

Annecy’nin renkli sokaklarının ve kanallarının üzerinde yükselen Château d’Annecy’ye çıktığınızda, aslında yalnızca bir şatoyu değil, yüzyıllar boyunca bu coğrafyada yaşananların izlerini seyrediyorsunuz. Aşağıda kanallarıyla masal şehir Annecy, karşıda turkuaz renkli göl ve arkasında Alpler… Şatonun tarihinden çok, bu manzaranın insanın hafızasında bıraktığı iz kalıyor.

PONT DES AMOURS – ÂŞIKLAR KÖPRÜSÜ

Annecy’de gölün kıyısında yürürken karşınıza çıkan Pont des Amours, yani Âşıklar Köprüsü’ne gelmeden bu şehrin romantik yüzünü tam anlamıyla keşfetmiş sayılmazsınız. 1907 yılında yapılan bu zarif metal köprü, bir yanda Jardins de l’Europe’u, diğer yanda Pâquier’yi birbirine bağlıyor. Altından Canal du Vassé’nin suları göle doğru süzülürken, önünüzde masmavi Annecy Gölü ve arkasında Alpler uzanıyor.

Aslında köprünün kendisi oldukça sade. Onu özel yapan şey, konumu ve manzarası.

Bir tarafınızda Annecy Gölü, diğer tarafınızda ağaçlarla çevrili parklar; ileride gölün ve Alplerin muhteşem görüntüsü… Özellikle sabahın erken saatlerinde veya gün batımında oldukça etkileyici. Kanalda süzülen kuğular ve ördekleri seyretmek de çok keyifli. 

Annecy’deki bu köprünün âşıkların buluştuğu, birbirlerine aşklarını ilan ettiği ve köprünün üzerinde öpüşen çiftlerin sonsuza kadar birlikte kalacağı yönünde romantik bir inanış var.

Son bir yılda sanırım 3-4 farklı şehirde aşk köprülerini ziyaret ettim. Hade hayırlısı diyelim ☺

FRANSIZ GASTRONOMİSİ

Annecy ve Haute-Savoie denince Fransız mutfağının Alp tarafıyla karşılaşıyorsunuz. Özellikle: Tartiflette, Raclette, Fondue,  Reblochon peyniri ve gölden çıkan balıklar bölgenin gastronomik kimliğinin önemli parçaları. 

Tartiflette: Temel malzemeleri patates, Reblochon peyniri, soğan ve füme et veya lardons. Patates ve soğan pişirildikten sonra üzerine bol miktarda Reblochon konuluyor ve fırında peynir tamamen eriyene kadar pişiriliyor.

Raclette: hem peynirin adı hem de peynirin eritilerek servis edildiği yemeğin adı. Raclette peyniri ısıtılıyor; eriyen kısmı sıyırılarak tabağa alınan haşlanmış patateslerin üzerine dökülüyor. Yanında genellikle turşu, kornişon ve çeşitli şarküteri ürünleri bulunuyor. Ya da eritilmiş peyniz baget ekmek arasına konulup salam ve domatesle servis ediliyor. Fransız Alpleri’nin soğuk kışları için neredeyse ideal bir yemek: sıcak, yağlı, tuzlu ve çok doyurucu

Fondue Savoyarde:  Fondü denince akla gelen o meşhur erimiş peynir tenceresi. Savoyard fondüde genellikle Beaufort, Comté ve Emmental gibi peynirler kullanılıyor. Peynir beyaz şarapla eritiliyor ve ortaya koyu kıvamlı, sıcak bir peynir karışımı çıkıyor. Masaya konulan tencerenin etrafında herkes uzun çatallarla küçük ekmek parçalarını erimiş peynire batırarak yiyor.

Buradaki güzellik biraz da yemeğin kendisinden ziyade paylaşma biçimi. Tek bir tencerenin etrafında toplanmak, Savoy mutfağının samimi ve sosyal tarafını ortaya çıkarıyor.

Ben denedim ama erimiş peynirle aram pekiyi olmadığından bir iki parçadan sonra daha fazla yeyemedim. Ama sunumu çok hoşuma gittiğinden birkaç kez biz de sipariş ettik.  

Reblochon Peyniri:  Burada ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Reblochon, Haute-Savoie’nin en karakteristik peynirlerinden biri ve Tartiflette’in temel malzemesi. İnek sütünden yapılan, yumuşak ve kremsi yapılı, dışı yıkanmış kabuklu bir peynir. Genellikle küçük yuvarlak tekerlekler halinde satılıyor.

Ve elbette Fransız’ların vazgeçilmezi tatlılar; 

Tarte aux myrtilles: Yaban mersinli tart  Alpler bölgesinde yetişen myrtille (yaban mersini) ile hazırlanan ince hamurlu bir tart. Genellikle üzerine pudra şekeri serpilerek servis ediliyor.

Gâteau de Savoie: Bölgenin en eski ve geleneksel tatlılarından. Oldukça hafif, süngerimsi ve yumuşak bir kek. Un yerine veya una ek olarak patates nişastası kullanıldığı tarifler bulunuyor.

Rissoles savoyardes: Bunlar daha çok meyveli küçük hamur tatlıları. İnce hamurun içine elma, armut veya ayva gibi meyveler konularak hazırlanıyor. Bazı yöresel tariflerde kurutulmuş meyveler veya reçel de kullanılıyor.

Bugnes:  Annecy’de ve genel olarak Rhône-Alpes bölgesinde karşılaşabileceğiniz geleneksel bir hamur tatlısı. İnce hamur kızartılıyor ve üzerine pudra şekeri serpiliyor. Görünüşü biraz lokmayı, biraz da ince donutları andırıyor. Özellikle Carnaval (Karnaval) döneminde tüketilmesiyle biliniyor.

Elmalı ve dağ meyveli tatlılar: Haute-Savoie’nin geleneksel mutfağında elma, armut, yaban mersini, ahududu gibi meyveler önemli. Bu nedenle Annecy’deki pastanelerde klasik Fransız pastalarının yanında bölgesel meyvelerle hazırlanan tart ve keklere de sık rastlanıyor.

Annecy’nin bir başka özelliği: Animasyon sinemasının başkenti olmasıdır.

Annecy, Uluslararası Animasyon Film Festivali ile dünya çapında tanınıyor. Festival 1960’tan beri düzenleniyor ve şehir bugün animasyon sineması açısından uluslararası ölçekte önemli bir merkez kabul ediliyor. Her yıl Haziran ayında düzenlenen festival önümüzdeki yıl 13–19 Haziran 2027 tarihlerinde yapılacak.

Annecy’den ayrılırken aklımda kalan yalnızca turkuaz renkli gölü, Alpler’in heybeti, kanalları ya da rengârenk evleri olmadı. Bu şehir bana, güzel ve kaliteli yaşamanın da bir “kültür” olduğunu hatırlattı. Bizim çok da hasret olduğumuz bir kültür. 

Spor yapmanın, iyi yemek yemenin, şık giyinmenin, bir kafede saatlerce oturmanın, doğanın içinde olmanın ve bütün bunları telaş etmeden yaşayabilmenin mümkün olduğunu gördüm. 

Belki de bu yüzden Annecy’den ayrılırken içimden “ne güzel şehir” demekten çok, “insan böyle bir yerde yaşlanmak ister” diye geçirdim. Helin’le  “Burada yaşayabiliriz” dememiz de sanırım boşuna değildi. Annecy, gezip gördüğüm şehirlerden biri olarak kalmadı; aklımın bir köşesinde, bir gün geri dönmek isteyeceğim şehirlerden biri olarak kaldı. Helin’e binlerce kez teşekkür ettim beni Annecy ile tanıştırdığı için.  

Belki de bir şehri güzel yapan yalnızca sahip olduğu manzaralar değil, size kendinizi nasıl hissettirdiğidir. Annecy bana iyi hissettirdi. Bazı şehirlerden ayrılırken arkanızda bıraktığınız şey bir şehir değil, geri dönme isteğidir.

“Annecy’den ayrıldım ama galiba Annecy benden ayrılmadı.” 

Haftaya Fransa’nın çok güzel iki şehriyle tanıştıracağım sizi. 

Şimdilik sağlıkla ve hoşcakalın ……

Etiketler: AlplerAnnecyfransaGastronomigeziŞehir Kültürü
Filiz Uzun

Filiz Uzun

Sağlık Eğitimcisi

“Bir Şatonun Gölgesinde Yaşamak…”
Filiz Uzun

“Bir Şatonun Gölgesinde Yaşamak…”

Filiz Uzun
20 Eylül 2026
Almanlar Gülüp Eğlenirken Bize Hep Ağlamak Düşüyor! 
Filiz Uzun

Almanlar Gülüp Eğlenirken Bize Hep Ağlamak Düşüyor! 

Filiz Uzun
13 Eylül 2026
Köln’ün Dışında Tarihin İçinde
Filiz Uzun

Köln’ün Dışında Tarihin İçinde

Filiz Uzun
23 Ağustos 2026
Dom’dan Ren’e Köln’ün Peşinde
Filiz Uzun

Dom’dan Ren’e Köln’ün Peşinde

Filiz Uzun
16 Ağustos 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft