Son günlerde Ektam emekçilerinin mücadelesi üzerine yaşananları takip ederken çalışma hayatında benim de deneyimlediğim bir soruyu yeniden düşünmeye başladım: Aynı işi yapan insanlar neden farklı ücretler alır? Neden farklı sözleşmelerle çalıştırılır? Neden farklı haklara sahip olur?
Bir iş yerinde yıllarca aynı masada, aynı işi yapan iki kişinin maaş bordrolarına bakıldığında ortaya çıkan fark, çoğu zaman ne beceriyle ne de emekle açıklanabilir. Eşit işe eşit ücret, en temel anlamıyla aynı işi yapan ve aynı emeği ortaya koyan insanların farklı koşullara mahkûm edilmemesi gerektiğini ifade eder. Kıbrıs’ın kuzeyinde birçok sektörde ücret, yapılan işin niteliğine göre değil, sermayenin kurduğu güç ilişkilerine, işverenin pazarlık üstünlüğüne ve çalışanların ne ölçüde örgütlü olduğuna göre belirlenir. İşçiler birbirinden kopuk bırakıldığında emek bireysel pazarlıkların konusu olur. Böyle bir sistemde güç kimin elindeyse, ücreti de o belirler.
***
Sendikalaşma çalışma hayatı açısından temel bir meseledir. Sendikalar yalnızca ücret pazarlığı yapan yapılar değildir. Çalışanların haklarını kolektif biçimde savunabilecekleri örgütlü yapılardır. Bir işyerinde sendika yoksa çalışanların ücret, çalışma koşulları ve iş güvencesi büyük ölçüde işverenin inisiyatifine kalır. Bireysel hak aramanın sınırları vardır, oysa örgütlü mücadele çalışanların pazarlık gücünü artırır ve hakların korunmasını mümkün kılar.
Nitekim bugün çalışma hayatında sıkça karşılaşılan tabloya bakıldığında bu fark açıkça görülür: Aynı işi yapan kişiler farklı ücretler alabilmekte, benzer sorumluluklara sahip çalışanlar farklı hak ve güvencelerle karşılaşabilmektedir. Zorunlu fazla mesai kayıt altına alınmamakta, izin hakları işverenin takdirine bağlı olarak sınırlandırılabilmektedir. Çalışanların talepleri ise çoğu zaman işten çıkarma tehdidiyle karşılaşmaktadır.
Ücretlerin keyfi biçimde belirlendiği ve çalışanların birbirleriyle rekabet etmek zorunda bırakıldığı bir çalışma düzeninde eşitlikten söz edilemez. Böyle bir sistem, çalışanların ortak hareket etmesini zorlaştırır ve ücretlerin işveren tarafından belirlenmesini kolaylaştırır.
Ektam emekçilerinin mücadelesi burada somut bir örnek sunmaktadır. Ortaya koydukları kararlılık, örgütlü mücadelenin nasıl sonuç üretebileceğini bir kez daha gösterdi. Kazanım dediğimiz şey kendiliğinden gelmez. Dayanışmayla, direnişle ve geri adım atmadan yürütülen ortak mücadeleyle elde edilir. Ektam emekçilerinin elde ettiği sonuç yalnızca kendi işyerleriyle sınırlı okunmamalıdır. Emeğin örgütlendiğinde nasıl bir güç haline geldiğini bütün topluma göstermektedir.
Bu mücadelenin kendi çalıştığım sektör de dahil diğer tüm iş alanlarındaki emekçiler için de bir örnek oluşturmasını umuyorum. Çünkü haklar ancak birlikte hareket edildiğinde korunabilir. Sendikal örgütlenme ve dayanışma güçlendikçe çalışanlar ücret, çalışma koşulları ve iş güvencesi konusunda daha güçlü bir konuma gelir.
Eşit işe eşit ücret talebi önemlidir; çünkü emeğin değerinin keyfi biçimde belirlenmediği, çalışan haklarının korunduğu daha adil bir çalışma hayatı ihtiyacını dile getirmektedir. Bu nedenle örgütlenme meselesini yeniden düşünmek gerekiyor.
Kim bilir? Belki de çalıştığımız yerlerde örgütlenmenin vakti geldi de geçiyor bile…
Fotoğraf: DEV-İŞ



