Mağusa’da voleybol topuna dokunmamış insan neredeyse yoktur. Yıllarca jenerasyonlar arası iletişimin en güçlü kaynaklarından biri oldu. Gerek amatör gerek profesyonel turnuvalar bu şehre uzun yıllar renk kattı.
Spor, hele ki kadın ve erkeklerin aynı sahayı paylaşabildiği bir spor olan voleybol, Mağusa’da kadın ve erkeklerin dostane ilişkiler kurmasına da büyük katkı sağladı. Birçok dostluk voleybol kortlarında başladı. Bu spor bazen babadan oğla, anneden kıza adeta bir bilezik gibi aktarıldı.
Yazları Bedi’s’e gidip canınız çekerse, hangi seviyede olursanız olun sahaya atlayabilir ve bahsettiğim bu duyguyu bizzat deneyimleyebilir, hatta belki de hissedebilirsiniz.
Biz de Yağmur’la Mağusa kortlarında tanışıp ilişkimizi Brüksel kortlarında sürdürdük.
Şimdi gelin, Yağmur’un hayatına ve voleybolun ona kattıklarına birlikte bakalım.

Yağmur Kalfaoglu kimdir? Seni tanımayan biri için kendini nasıl anlatırsın?
İngiltere’de uçak mühendisliği okuduktan sonra hayallerimin peşinden gidip ilk işim için Belçika’ya taşındım. 21 yaşında, TUI’de uçak tasarım mühendisi olarak çalışmaya başladım ve TUI Belçika’nın CAMO bünyesinde, en genç, tek kadın ve yabancı mühendisi oldum. Yeni bir ülkede, farklı bir kültürde, genç yaşta sorumluluk almak bana kendime güvenmeyi öğretti. Voleybol oynamayı, yemek yapmayı ve hayvanları çok seviyorum. Hayatta her şeyin dengede güzel olduğuna inanıyorum. Çok çalışırken kendine zaman ayırmayı, hedeflerin peşinden giderken keyif almayı unutmamaya çalışıyorum.
Neden Belçika? Neden Brüksel? Seni oraya götüren hikaye neydi?
Belçika aslında uzun vadeli planımın bir parçası değildi. Mezun olduktan sonra karşıma çıkan bu fırsat biraz “leap of faith” oldu. Çok hesaplanmış değil, daha çok cesur bir adım. Ama tam da bu yüzden benim için çok değerli bir tecrübeye dönüştü. Kendimi geliştirirken aynı zamanda hayatımda sağlam bir düzen kurabildiğimi hissettim. İngiltere’den sonra ikinci bir ülkede hayata sıfırdan başlamak bana hem esneklik hem de özgüven kazandırdı. Bazen her şeyin en ince detayına kadar planlı olması gerekmiyor. Bazen sadece inanıp adım atmak gerekiyor.
Erkeklerin egemen olduğu bir sektörde kadın olmanın dezavantaj olduğunu düşündün mü?
Sorunun dezavantajla ilgili olduğunu biliyorum ama açıkçası ben duruma tam tersinden bakıyorum. Elbette bazı zorluklar var ancak havacılık sektöründe kadın olmanın bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Farklı bir bakış açısı, farklı problem çözme yöntemleri ve bazen başkalarının fark etmeyebileceği yeni bir perspektif sunuyoruz.
Kariyerimin başlarında daha çok engellere odaklanırdım, şimdi ise masaya ne kattığıma odaklanıyorum. Bu bakış açısı sektörü daha güçlü kılıyor ve bunun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Bu yüzden hayır, kadın olmayı bir dezavantaj olarak görmüyorum.
Sharkslar nasıl gidiyor? Voleybola devam ediyor musun?
Voleybol oynuyorum ve spora zaman ayırmayı seviyorum. Spor benim için hem enerjimi atmak hem de zihnimi toparlamak demek. Takım sporu yapmak iş hayatında da bana çok şey katıyor.
Ama son zamanlarda biraz yavaşlamayı ve dinlenmeye alan açmayı seçiyorum. Çünkü dengeye inanıyorum, bazen ilerlemek için durup nefes almak da gerekiyor.
Voleyboldan öğrendiğin ve bugün iş hayatında da kullandığın bir ders var mı?
Voleyboldan öğrendiğim en önemli şey takım çalışması ve esneklik. Sahada hızlı karar almayı, sorumluluk paylaşmayı ve her şey her zaman istediğimiz gibi gitmediğinde uyum sağlamayı öğrendim. Bu becerilerimi mühendislik projelerinde ekip içinde işbirliği yaparken ve sorunlara hızlı çözümler üretirken uyguluyorum.

Uçaklarla ilgili insanların pek bilmediği ama seni hala şaşırtan ilginç bir şey var mı?
Uçakların nasıl havada kaldığını düşündünüz mü? Çok basit bir dilde anlatacak olursak, uçakların havada kalmasının sırrı aslında hem kanatlarda hem motorlarda gizli. Kanatlar özel bir şekilde tasarlanmış: üstleri kavisli, altları düz. Uçak ilerlerken, kanadın üstünden geçen hava altından geçen havadan daha hızlı akar. Bernoulli prensibine göre, hız arttıkça basınç düşer. Bu yüzden kanadın üstündeki hava basıncı daha düşük, altındaki daha yüksek olur ve işte bu fark, uçağı yukarı kaldıran kuvveti, yani kaldırma kuvvetini yaratır.
Ama havada süzülmek tek başına yeterli değil, uçağın ileri gitmesi lazım ki kanatlar hava akımıyla kaldırma kuvveti üretebilsin. İşte burada motorlar devreye giriyor. Motorlar, uçağı ileri doğru iten dev bir itme kuvveti sağlar. Bu ileri hareket, kanatlardan geçen havayı hızlandırır ve Bernoulli prensibi sayesinde uçağın havalanmasına yardım eder.
Yani uçaklar, kanatlarıyla havayı manipüle edip kaldırma kuvveti yaratırken, motorlarıyla da bu kaldırma kuvvetinin oluşması için gereken hızı sağlar. Motorlar olmasa uçak kanatları tek başına uçamaz, kanatlar olmasa motorlar havada süzülemez. İkisi birlikte mükemmel bir uyumla çalışıyor. Tam bir tasarım harikası.
Partnerin Arthur’la nasıl tanıştın? (İstersen pas geçebilirsin hahaha — bunu tamamen spontane bırakabiliriz.)
Arthur’la bir kader tanışmasaydı diyebiliriz. O zaman Boeing’den iş teklifi almıştım ve Belçika’dan gidiş partimde onunla tanıştım. Hayat benim arkamdan planlar yapıyormuş diyebiliriz. Hayatıma kattığı birçok güzellik dışında, yerli hayata adapte olmama ve Franzıscamı akıc hale getirmeme çok katkı sağladı.
2025’te yaptığın en çılgın şey neydi? Böyle “ben bunu nasıl yaptım ya” dediğin bir an?
2025 benim için çok özel bir yıldı. Bu yıl, hayatımın aşkıyla evlendim, aileme Belçika’da hayatımı kurduğum yeri gösterdim, şirketimin en büyük projelerinden birine proje lideri olarak seçildim ve genç bir kadın mühendis olarak Boeing’in AB merkezindeki etkinliğinde panelist olarak yer aldım. Hem kişisel hem profesyonel olarak hayatımın dönüm noktalarını yaşadığım bir yıl oldu.
Sınırsız bir bütçen olsa ve Kıbrıs’ta bir proje yapacak olsan neler yapardin?
Sınırsız bütçe değil de gerçekçi ve yapılabilecek şeylere bakarsak, bir uçak mühendisi olarak ülkemin altyapı ve ulaşımını geliştirmeye odaklanırdım. Öncelikle havalimanlarının kapasitesini artırarak hem yerli hem de yabancı turistler için ulaşımı kolaylaştırır, ülkemizin turizm potansiyelini güçlendirirdim.
Aynı zamanda, gençlerimize iş olanakları sağlayacak projelerle onları ülkede tutmayı ve havacılık ile teknoloji alanlarında yeteneklerini geliştirmelerini desteklemeyi hedeflerdim. Bu sayede hem ekonomiyi hem turizmi canlandırmış hem de KKTC’nin uluslararası alanda tanıtımına katkıda bulunmuş olurdum.
Yaşadığın bir başarısızlık neydi ve bundan ne öğrendin?
Yaşadığım bir başarısızlık, başarıyı başlangıçta nasıl tanımladığımla ilgiliydi. Kariyerimin başlarında başarıyı hızlı ilerlemek olarak görüyordum. Birkaç yılda bir iş değiştirmek, sürekli bir rolden diğerine geçmek, hep bir sonraki ünvanın peşinden gitmek.
Ama zamanla başarıların hızla veya sürekli hareket etmekle ilgili olmadığını fark ettim. Aslında başarı derinlikle ilgilidir, uzmanlık geliştirmek ve bulunduğun yerde gerçek etki yaratmakla.
Bu değişim bana gerçek gelişimin, öğrenmek, katkıda bulunmak ve yolculuğun tadını çıkarmak için kendine zaman verdiğinde gerçekleştiğini öğretti. Bu yüzden bugün başarıyı kariyerimin başında düşündüğümden çok farklı tanımlıyorum ve bu zihniyet değişimi kariyerimdeki en değerli derslerden biri oldu.
“Şu an seni dinleyen 18 yaşındaki Yağmur’a bir cümle söyleyebilseydin, ne derdin?”
Nasıl bu kadar cesursun ?
Geri gidip 18 yaşındaki kendime hiçbir şey değiştirmemesini söylerdim. O tam olarak olduğu gibi olmalı, çünkü hataları, başarısı ve cesareti olmadan bugün olduğum insan olamazdım. Her yanlış adım, her risk ve her küçük zafer beni bugünkü ben yaptı. Ve işte bu yüzden geçmişime minnettarım.
Geleceğe nasıl bir miras bırakmak istersin?
Benim için miras, ardımda bıraktığım unvanlardan değil, dokunduğum insanlardan, dönüştürdüğüm kültürden ve açtığım yollardan oluşmalı. Çünkü gerçek güç, birlikte büyüyen bir topluluk yaratmaktan gelir.
Havacılıkta kalıcı bir kültürel değişimin parçası olmayı hayal ediyorum. Çeşitliliğin istisna değil, norm olduğu, herkesin sesinin duyulduğu için iş birliğinin güçlendiği, güvenlik ve inovasyonun, farklı bakış açılarıyla daha da yükseldiği bir gelecek. Eğer bir iz bırakacaksam, bu iz başkalarına alan açan, cesaret veren, “ben de yapabilirim” dedirten bir iz olmasını isterim.
Mirasımın özünde insanlar var. Bilgiyi paylaşan, başkalarını yukarı taşıyan, her bireyin değerli olduğunu hissettiren biri olarak hatırlanmak isterim.



