Hristos Aristodimu | Afoa
1-On yıllardır sabahtan akşama kadar kulaklarımızı “suçlu” göçmenlerden, “tecavüzcü” Müslümanlardan ve “ahlaksız” komünistlerden söz ederek dolduran aynı siyasetçiler, milyarderler ve güç sahipleri; bizi sözde “medeniyetimizi tehdit eden tehlikelerden korumak” için sokaklara ordular ve faşistler çıkaran aynı insanlar, onlarca yıldır insanlığa karşı işlenen en büyük ve en ahlaksız suçun içinde yer alıyor: çocuk istismarı.
2-İnsanlığın en korkunç ama aynı zamanda örgütlü suçlarından birinin içinde devlet başkanları, siyasetçiler, iş insanları, prensler, hâkimler, polisler, ajanlar, istihbarat servisleri, akademisyenler ve sanatçılar bulunuyor. “Epstein Sınıfı” yalnızca Epstein ya da Trump’tan ibaret değil. Bu, istedikleri her şeyi istedikleri anda yapabileceklerini ve kimseye hesap vermeyeceklerini düşünen milyarderlerden oluşan bütünlüklü bir ağdır. Onların çevresinde ise koruyan, gizleyen, örgütleyen, destekleyen ve sessiz kalan çok daha geniş bir çevre vardır. Bu, birkaç kişinin işlediği münferit suçlardan ibaret değil; sistemin tamamına yayılan bir suç düzenidir. Biz sıradan insanların “suç işlememesi” için hayatlarımızın sürekli denetlendiği bir dünyada, bunun yaşanıyor olması ayrıca büyük bir ironi ve çelişkidir.
3-Epstein Sınıfı, her şeye sahip olabilecek para ve güce sahip milyarderlerden oluşuyor. İstedikleri her şeye, istedikleri anda ulaşabiliyorlar ve onları durdurabilecek hiçbir şey olmadığını düşünüyorlar. Bu durum kaçınılmaz olarak onları daha fazlasını istemeye, hâlâ sahip olamayacakları bir şey kalıp kalmadığını sınamaya itiyor. Kendilerini sıradan insanların sınırlarının üstünde görüyorlar. İnsanlığın ortak ilkelerinin, kurallarının ve değerlerinin de üzerinde olduklarına inanıyorlar. Nihai tabuyu bile çiğneyebileceklerini düşünüyorlar. Bu “nihai tabu”nun neredeyse her zaman çocuklara yönelik cinsel şiddet biçimini alması tesadüf değil. Epstein Sınıfı, en savunmasız bedenleri tüketilebilir gören patriyarkal düzenin en tepesidir.
4-Bizi yöneten bu milyarder sınıfı, kadınları, çocukları ve yoksulları birer nesne gibi görüyor. Kadınlar onlar için yalnızca eğlence aracı olan bedenlerden ibaret. Çocuklar da öyle. Yoksullar ise sadece onlara hizmet etmek için var. Bizler ise her gün çalışarak, geçinmeye uğraşarak, kira ödemeye çalışarak ve çocuk büyütmeye çabalayarak tam da bu milyarderleri daha da zenginleştirmeye devam ediyoruz.
5-Epstein dosyaları yalnızca aşırı kadın düşmanlığı, cinsiyetçilik ve insan hayatını, hatta çocukların hayatını değersizleştirme meselesi değildir. Aynı zamanda sınıfsal bir meseledir. İstismara uğrayan çocukların ve kadınların büyük bölümü yoksulluk içinde yaşıyordu ya da toplumsal olarak yükselmenin bir yolunu arıyordu. Ailesine destek olmak için umutsuzca paraya ihtiyaç duyan okul çağındaki kızlar, daha iyi bir iş umuduyla hareket eden üniversite öğrencileri… Yoksulluk çaresizlik yaratır ve zenginler bunu nasıl kullanacaklarını çok iyi bilir. Sistemin yarattığı uçurum düzeyindeki eşitsizlikler, uç toplumsal sonuçlar doğurur. Bizler, emeğiyle yaşayan insanlar, her gün onları daha da zenginleştirenler, onların gözünde yalnızca kullanılabilir varlıklarız.
6-Epstein skandalının kendisinden daha sarsıcı olan şey nedir? Toplumsal tepkinin yokluğu. Ne kitlesel gösteriler var ne büyük protestolar ne de öfke patlamaları. Sadece ne söyleyeceğini bilemeyen şaşkın insanlar ve sessiz kalmayı seçen başkaları… Aynı anda mağdurlar, kişisel bilgilerinin ifşa edilmesiyle yeniden travmatize ediliyor. Gerçekten, bize daha ne yapmaları gerekiyor? Daha ne olması gerekiyor ki sarsılalım? Bizi yönetenlerin, etraflarındaki bütün kurumlar tarafından korunan milyarderler olduğu bir sistemde yaşıyoruz. Barbarlığa alışmayalım. Çevremizdeki insanlarla konuşalım, düşünelim, analiz edelim ve bu çürümüş sistemi değiştirmeye hazırlanalım.
7-Kıbrıs’ta ise ne Hristodulidis’ten, ne hükümetten, ne ELAM faşistlerinden ne de Trump’ın diğer destekçilerinden tek kelime çıktı. Steven Bannon’un, Epstein’la doğrudan bağlantılı aşırı sağcı medya çevrelerinin önemli isimlerinden biri olduğu biliniyor. Buna rağmen Dışişleri Bakanı’nın onun kurduğu Breitbart kanalına röportaj verip çocuk istismarıyla suçlanan ABD başkanını Kıbrıs’a davet etmesi karşısında da hiçbir tepki gelmedi. Zaten empati, ahlak ya da değer taşımayan insanlardan başka ne beklenebilir?
Not:
ABD Başsavcısı Pam Bondi, Kongre’de Epstein dosyalarının örtbas edilmesine ilişkin sorulara nasıl yanıt verdi? “Yasadışı göçten” söz ederek. Sonunda görüyoruz ki en büyük “komplo teorisi”, sözde “göçmen sorunu”dur. Küresel elitlerin yarattığı bir günah keçisi. Yoksullaşma ve baskı nedeniyle işçi sınıfında biriken öfke ve nefreti, başka, yabancı ve daha yoksul emekçi kesimlere yönlendirmek için kullanılan bir araç. Gerçek sorumlulara değil. Öfkemizi artık onlara yöneltelim. Epstein Sınıfı için 21. yüzyılın giyotinlerini icat edelim.
*“Epstein Sınıfı” kavramı, Jeffrey Epstein ve çocuk istismarı, tecavüz, kadınlara yönelik taciz, yolsuzluk, örtbas ve diğer suçlarla ilişkilendirilen zengin ve güçlü kişiler ile kurumlar ağını ifade eder.




