AktüelGazeddablogHalil SavdaLarnaka Mahkemesi’nde başrolünde Almanya’nın olduğu korku filmi bitti! – Halil Savda

Kıbrıs’taki Larnaka Bölge Mahkemesi’nin küçük duruşma salonunu 20 Mart’tan 12 Temmuz Cuma gününe kadar bir yargılama yapıldı. 60 yaşındaki deneyimli Kürt devrimci Çerkez Korkmaz’ın kaderi ve onun gibi Kürt halkının siyasal, kültürel ve sosyal hakları için mücadele eden binlerce Kürt mültecinin seyahat ve ifade özgürlüğü bir hakim ve savcının elindeydi! Kıbrıs mahkemesi, Avrupa tutuklama emrini yerine getirme ile korumasında ki tanınmış bir siyasi mülteciye karşı yükümlülüklerini yerine getirme ikilemiyle karşı karşıya! Kıbrıs hükümeti, Almanya’nın iade talebi...
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısTemmuz 13, 2019
Djumba Hotel & Cafe
Kıbrıs’taki Larnaka Bölge Mahkemesi’nin küçük duruşma salonunu 20 Mart’tan 12 Temmuz Cuma gününe kadar bir yargılama yapıldı.

60 yaşındaki deneyimli Kürt devrimci Çerkez Korkmaz’ın kaderi ve onun gibi Kürt halkının siyasal, kültürel ve sosyal hakları için mücadele eden binlerce Kürt mültecinin seyahat ve ifade özgürlüğü bir hakim ve savcının elindeydi!

Kıbrıs mahkemesi, Avrupa tutuklama emrini yerine getirme ile korumasında ki tanınmış bir siyasi mülteciye karşı yükümlülüklerini yerine getirme ikilemiyle karşı karşıya! Kıbrıs hükümeti, Almanya’nın iade talebi nedeni ile zor günler yaşadı.

Alman yargı makamlarının 10 yıl hapis cezası ile yargılamak istediği Çerkez Korkmaz aleyhindeki suçlamalar nelerdir?

Çerkez Korkmaz, Hamburg bölgesindeki Kiel şehrinde bulunan Kürt Kültür Derneğinde 2013-14 yılları arasındaki siyasi ve kültürel çalışmaları nedeni ile “yerel PKK ofisinde müdürlük” yapmak suçlamasına maruz kalmış durumda. Kiel’deki Kürdistanlıların derneği Almanya Anayasası ve yasalarına uygun kurulmuş resmi bir dernek! Korkmaz, resmi dernek yöneticileri ile yaptığı yazışmalar, katıldığı açık toplantılar ve Kürt mültecileri piknik veya kitlesel açık hava organizasyonlarına taşıdığı için “PKK ofisinin Müdürü” olarak Almanya yargısı tarafından suçlanıyor.

Larnaka Mahkemesi’ndeki duruşmaları izleyen sağduyulu herkes Almanya’nın iade talebinin arkasında Türkiye’nin acımasız isteklerinin olduğunu biliyordu.

Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğüne karşı mücadele eden Kürt devrimcileri hala “terörist” olarak görmek ve öyle davranmak Almanya’nın üyesi olduğu Avrupa Adalet anlayışı ile tezat değil mi? Bu tezat duruma inat Almanya Kürt devrimcilerine dönük takip, yargılama ve cezaevin alma tutumunda ısrar ediyor.

Almanya’nın iade talebine Kıbrıs terörle mücadele ekipleri hızlı ve istekli yanıt verdiler; 20 Mart günü Larnaka’dan Atina’ya uçmak için pasaport kontrolünden geçen Kürt devrimciyi gözaltına aldılar.

Bu Kıbrıs’taki Kürt toplumu ve Kıbrıslı dostları için şaşırtıcı oldu. Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kürt toplumu hep iyi ilişki içinde oldular.

Kürt devrimci yaklaşık iki buçuk ay cezaevinde yattıktan sonra Mahkeme tarafından her gün imza vermek ve 120 bin Euro gibi abartılı bir kefalet şartı ile serbest bırakıldı.

60 yaşındaki Kürt devrimci Türk cezaevlerinde 10 yıl hapis yattı ve siyasi çalışmaları nedeni Türkiye’de aranıyor. Korkmaz Türk cezaevlerinde defalarca işkenceye maruz kaldı.

İade talebi ile yargılanması ve cezaevi yatması Kıbrıs’taki ilerici herkese dokundu. İlk günden itibaren Kurt toplumu ve çok sayıda siyasi parti, dernek, kulüp, sendika ve parlamentoda temsil edilen parti (AKEL, EDEK, DİKO, Ekolojistler Hareketi, Kürt Kültür Merkezi Theophilos vb.) Çerkez Korkmaz’ı gündemde tuttular. Tüm bu gruplar Almanya talebinin arkasında Türk istihbaratının olduğunu göstermeye çalıştılar.

Korkmaz hakkında uluslararası hukuka aykırı olarak Almanya savcısının talebi ile yakalama kararı çıkarıldı! Avrupa Birliği Adalet Divanı Alman savcılarının teminatlarının, Avrupa yasal çerçevesinin bağımsızlığı güvencesini yerine getirmediğine karar verdi. Bu kararın ardından yakalama emri sorgulandı ve yargılama durduruldu. Korkmaz serbest bırakılacak iken bir gün sonra Almanya bu kez bir Mahkeme kararı çıkardı!

Kürt devrimci 24 Haziran günü güçlü bir savunma yaptı. Alman makamlarının suçlamalarına karşı çıktı: “Ben PKK’li değilim. PKK Kürdistan’dadır, Avrupa’da değil. Ben Almanya’da ne yaptım ise yerel Almanya makamlarının huzurunda ve izni ile yaptım. Eğer benim yaptıklarım yasa dışı ise o zaman yaptığım çalışmalara izin verenlerde suçlu ve onlar da benimle birlikte yargılanmalılar. Benim Kiel’de çalışmalarına katıldığım dernek KCDK-E bünyesinde. KCDK-E bir federasyon ve onun çatısı altında yüzlerce dernek ve vakıf bulunuyor. Bütün çalışmaları Alman resmi yetkililerinin bilgisinde ve herkesin katılımına açıktır.”

‘Evet, ben bir teröristim’

Çerkez Korkmaz, savunmasının devamında I.Dünya Savaşında Osmanlı-Almanya işbirliğine ve 1923’te kurulan Cumhuriyetin Almanya ile ortak askeri anlaşmaları ve kanlı askeri işbirliklerine değindi!

Korkmaz, “Türkiye, Efrîn işgalini Alman leopar tanklarının öncülüğünde yaptı. Aynı leopar tankları bugün Kıbrıs’ın işgal edilmiş bölgesinde mesken tutmuş bulunuyorlar” dedi. Savunmasının devamında zorlu kişisel yolculuğunu anlattı:

“Halkımın kültür ve siyasi özgürlüğü için demokratik siyaset yaptığım için Türk devletinin kırbacı hep ensemde oldu; 10 yıl hapis yattım ve işkence gördüm.

Hapishaneden çıktığımda Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kuruluş çalışmalarında bulundum. İlk girdiğimiz seçimde 110 belediye kazandık. Bu başarı Erdoğan rejimi tarafından büyük bir öfke ile karşılandı ve bilinen KCK operasyonları için düğmeye basıldı! Yüzlerce arkadaşım tutuklandı. Ben 2009 yılında ülkemi terk etmek zorunda kaldım ve Kıbrıs’a iltica ettim.

Türkiye’de kalsaydım işkence görecek, mahkemeye çıkarılacak ve uzun yıllar hapis yatacaktım!

Bugün koruması altında bulunduğum Kıbrıs’ta mahkeme huzurundayım. Neden?

Her Kürdistan’ı devrimci gibi halkımın tarihini, kültürünü ve dilini bilerek yaşamasını istiyorum. Kiel’de Türkiye’de yasaklı olan dilimin, kültürümün öğretilmesinin teşviki için çalıştım. Türkiye’de halkımın gördüğü baskının ve yasaklamaların son bulması için Avrupalı siyasetçiler ve demokratik çevreler ile görüşmeler yaptım.

Bugün burada Almanya’nın terörist suçlaması nedeni ile bulunuyorum!

Kürtler Avrupa’da hangi tren istasyonunda bomba patlattı, hangi havaalanını havaya uçurdu?

Tek bir şey yaptık: Almanya ve Avrupa hukuku çerçevesinde ve ilgili ülke yetkili mercilerinin izni ve gözetiminde demokratik kültürel siyasi faaliyet!

Türkiye’nin Kürdistan’da ki faşist uygulamalarını ve işgal operasyonlarını protesto etmek ve halkımın özgürlük istemi için Almanya yetkili mercilerinin izni ve gözetiminde gösteri düzenlemek, panel yapmak ve kültürel çalışmalar için bina almaya çalışmak terörizm ise evet buradan ilan ediyorum BEN BİR TERÖRİSTİM!”

Korkmaz’ın bu sözleri duruşma salonunda bulunan herkesi duygulandırdı.

Korkmaz’ı bir avukat savunuyor. Yalnız o tek değil ona Yunanistan ve Almanya’dan başka hukukçular da destek oluyorlar.

Korkmaz’ın kaderini Larnaka Mahkemesi Hakiminin elindeydi.

Almanya, Kıbrıs Larnaka Mahkemesine Korkmaz’ın Almanya’ya iade edilmesi durumunda Türkiye’ye göndermeyeceğini garanti etti. Yine Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri de Larnaka Mahkemesi’ne Korkmaz’ın korumaları altında olduğunu ve Almanya’da yargılaması bittiğinde aynı korumayı sürdüreceklerini söylediler.

Alman makamları ve Kıbrıs yetkililerinin gözden kaçırdığı husus şuydu: Korkmaz, Kıbrıs’taki oturum iznini her üç yılda bir yenilemek zorunda. Vizesi 2020’nin ilk aylarında bitiyor ve o bunu yenilemek için en geç 2020’nin Ocak ayında Kıbrıslı makamlara şahsen başvuru yapmak zorunda. Larnaka Mahkemesi 12 Temmuz günü iade kararı verirse Korkmaz Almanya’ya gönderilecekti. Almanya’daki yargılamanın ne kadar süreceği ise belli değil! Ancak 2020 Ocak ayına kadar yargılamanın bitmeyeceğini bilmek için hukukçu olmaya gerek yok. Bu durumda Korkmaz Kıbrıs’taki oturumunun uzaması için başvuru yapamayacak ve Kıbrıs’taki ikamet izninin ve uluslararası korumayı kaybetme riski ile karşı karşıya kalacaktı.

Almanya şimdiye kadar birçok Kürt devrimciyi “terörist” iddiası ile yargıladı ve cezalandırdı. Korkmaz’da benzer bir muamele görme ihtimalinden endişe ediliyordu.

Korkmaz’ın sonrasında akıbeti ne olacaktı?

Meçhul..!

Erdoğan 2016’da düzenlediği bir basın toplantısında şunu itiraf etmişti: “Sayın Şövalyeye (Merkel) 4 bin kişilik liste verdim. Şu an 4 bin 500 oldu.”

Erdoğan’ın Merkel’e verdiği dosya da Çerkez Korkmaz’ın ismi var mı?

Bilmiyoruz.

Ancak bu tarihten sonra Almanya’daki Kürt siyasetçilerinden dönük Alman hükümetinin baskılarının artmış olması dikkat çekici.

Kürtler ve dostları haftalarca mahkeme hakiminin kararını beklediler. Endişeliydiler. 12 Temmuz Cuma günü öğlen saat 13:00’da Korkmaz ve dostları duruşma salonuna girdiler. Avukatlar, siyasi parti temsilcileri, gazeteciler ve Korkmaz’ın arkadaş ve dostları heyecanlıydılar. Birkaç dakika sonra gong çaldı ve Mahkeme başkanı salona girdi!

Yüzünden bir şey okuma imkanı yoktu. İade talebinin reddedilecegi umudu olsa  da iade yönünde de karar çıkabilirdi!

Mahkeme Başkanı yerine oturdu. Kararını çok kısa anlattı:

“Çerkez Korkmaz’ın iade talebinin reddine.”

Yüzler güldü!

Hakim salondan çıktıktan sonra duruşmayı izleyenler kararı alkışladılar. Çerkez Korkmaz destek için gelen herkese sarıldı; herkes ona sarıldı!

Küçük ada ülkesinin sade ve ufak Mahkeme salonunun Hakimi Kürt devrimciyi Almanya’ya iade etmeyi reddetti!

Avrupa’nın en küçüğü en büyüğünü geri çevirdi! Duruşma salonunda ve adliye koridorlarında duygusal sahneler yaşandı; mutluluk gözyaşları aktı, kahkahalar yükseldi!

Karara mahkeme üç gün itiraz süresi var! Savcılık veya Alman makamları buna itiraz eder mi? Bilmiyoruz fakat itiraz etme ihtimali yüksek. Eğer karara itiraz edilirse dava Kıbrıs Yüksek Mahkemesi’ne gidecek ve Yüksek Mahkeme itirazdan sonraki 10 gün içinde kararını verecek. Kişisel kanaatim şu: Dava yüksek mahkemenin önüne gitse bile Mahkeme kararının değişme ihtimali zayıf!

Theofilos’un ülkesinin adaleti Kürt halkı ile dostluğun lekelenmesine izin vermedi.

Onur ve adalet kazandı!

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda ne şirketlerin reklamlarıyla ne de siyasi partilerin katkılarıyla yaşıyor. Gönüllülerin emeği ve okuyucuların katkılarıyla üretmeye devam ediyoruz. Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Gazedda’nın daha da güçlenerek yoluna devam etmesi okuyucularının onu sahiplenmesinden geçmektedir. Kolektif yayıncılık ilkesiyle yayınlarını sürdüren Gazedda, yine aynı kolektif anlayış ile ihtiyaçlarını karşılamak, dayanışma kültürünü geliştirmek istemektedir. Gazedda’nın kazanç uğruna ne diğer tüm gazetelerin sahip olduğu şekliyle reklam piyasasına girmesi, ne de kendisine bir güç odağı bulup yamanması düşünülebilir. Kısacası bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gelin Gazedda için, Gazedda’nın okuyucularının dayanışma katkılarıyla bir fon oluşturalım. Tamamen müşterek, katılımcı ve demokratik bir şekilde Gazedda’ya, barış gazeteciliğine, kolektif yayıncılığa sahip çıkalım. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

Music will never ends..

Gazeddakıbrıs yurttaş gazeteciliği anlayışı ile yayın yapan, yurttaştan yana taraf olan ve gazetecilikte meslek etiği ilkelerine inanan bir yayın organıdır.
Gazeddakıbrıs unutulanları, unutturanlara inat hatırlatandır.
Gazeddakıbrıs her koşulda barıştan yanadır.
Gazeddakıbrıs yurttaşın kendisi, O’nun sözüdür.

Gazeddakıbrıs, 2019©