Sosyal psikolojide “Crab Barrel Theory” yani “Yengeç Fıçısı Teorisi” diye bilinen bir kavram vardır. Yengeçler bir fıçıya konduğunda, biri yukarı çıkmaya çalıştığında diğerleri onu aşağı çeker ve hiçbiri fıçıdan kurtulamaz. Basit bir metafor gibi görünse de, modern toplumlarda da sık sık karşımıza çıkar. Özellikle Kıbrıs’ta, bu metafor sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel hayatın da tam ortasına düşüyor.
Ada, yıllardır siyasi bölünmüşlüğün gölgesinde yaşıyor. Ama sorun sadece sınırlar değil. İçimizdeki rekabet, kıskançlık ve topluluk baskısı da, bireylerin yükselme çabasını sınırlıyor. Genç girişimciler yeni iş kurmak istediğinde, aile ve arkadaş çevresinden “çok riskli, yapamazsın” sesleriyle yüzleşmek durumunda kalabiliyor. Yaratıcı bir genç sanatçı, sosyal medyada paylaşacağı ilk eserini kendini küçük düşürecek diye geri çekebiliyor. Bu durum, aslında modern bir “yengeç fıçısı” durumunu gözler önüne seriyor. Toplum kendi içindeki dinamizmi, bilinçsizce frenliyor, yükselişte olanı, aşağıya çekiyor.
Ekonomik fırsatların sınırlı olduğu bir ortamda, bu etki daha da belirgin. Kuzeyde gençler iş bulmakta zorlanıyor, küçük girişimler desteklenmek yerine kısıtlanıyor ya da küçümseniyor. Başarı, bir tehdit olarak algılanıyor; yükselen bireyler engelleniyor. Sonuç olarak da, adadaki gençler, dallarını hayatın hangi alanına eğerse eğsin, potansiyelini tam anlamıyla kullanamıyor.
Modern sosyolojinin çizdiği parametreleri gözettiğimizde, bilgi paylaşımı, mentorluk ağları ve topluluk dayanışması, yengeç fıçısını tersine çevirebilir. Başarılı bir genç girişimciyi desteklemek, bir sanatçının eserini görünür kılmak, kolektif bir kazanım yaratır. Yani bir kişi yükseldiğinde, tüm toplum biraz daha yukarı taşınır.
Kıbrıs’ta toplumsal dayanışma kültürü, ekonomik ve kültürel modernleşme için kritik. Yengeç fıçısını kırmak, birlikte yükselmeyi öğrenmekle mümkün. İşte o zaman ada, hem bireylerin hem toplumun potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyabilecektir.
Kıbrıs’ta hepimiz bir yengeç fıçısının içindeyiz. Peki, ne zaman birlikte çıkmayı deneyecek kadar cesaretleneceğiz?
