Amerika Birleşik Devletleri’nin Kıbrıs Konsolosu, 3 Ocak 1861 tarihinde İngiltere Konsolos Yardımcısı T.B. Lane’e, Kıbrıs’a 5.000 Çerkesin getirileceği ve bunun yerel halkı ciddi şekilde endişelendirdiği bilgisi olduğunu bildirerek, Larnaka’ya bir İngiliz savaş gemisi gönderilmesini talep eder.
19. yüzyılın ikinci yarısında Çerkes halkı, Kafkas–Rus savaşlarının ve Rus yayılmacı politikalarının sonucu olarak zorunlu göç, kitlesel yerinden edilme ve sürgün sürecine zorlandı. Osmanlı Devleti bu nüfus hareketini yalnızca insani bir sığınma meselesi olarak değil, aynı zamanda imparatorluk coğrafyasında demografik denge ve idari kontrol arayışlarıyla bağlantılı bir iskân politikası çerçevesinde ele aldı.¹ Bu kapsamda Kıbrıs da, 1860’lardan itibaren Çerkes yerleştirme girişimlerinin hedef bölgelerinden biri hâline geldi.

1860: Lefkoşa’dan Babıali’ye iskân talebi
1860 yılında Lefkoşa’daki Osmanlı idari makamları, Babıali’ye başvurarak adaya 1.000–1.500 civarında Çerkesin kalıcı yerleşim amacıyla gönderilmesini talep etti. Bu girişim, dönemin konsolosluk yazışmalarına da yansıdı. Fransız konsolosu Darrasse, 27 Ağustos 1860 tarihli raporunda, Çerkeslerin adaya taşınmasının ciddi toplumsal gerilimlere yol açabileceğini bildiriyordu. Aynı dönemde Amerikan konsolosu da, Kıbrıs’a geleceği bildirilen kalabalık Çerkes kafilelerinin yerel halkta kaygı yarattığını ve Larnaka’ya bir İngiliz savaş gemisi gönderilmesi talebini Londra’ya iletti.²
Bu tepkiler, Kıbrıs’taki Hristiyan toplumunun Çerkeslerin adaya iskân edilmesine yönelik politik ve demografik kaygılarını ortaya koyuyordu. Buna karşın, birkaç yıl sonra yaşanan sevkiyat, sürecin tamamen durdurulamadığını gösterdi.
1864: Çerkes kafilelerinin Kıbrıs’a sevki
Çerkes gruplarının Kıbrıs’a taşınması Sultan Abdülaziz döneminde, Ekim 1864’te fiilen gerçekleşir. Kaynaklar, Osmanlılar tarafından yaklaşık 2.700 Çerkesin üç brik gemiyle adaya sevk edildiğini aktarır.³
Deniz yolculuğunun ağır koşullarda gerçekleşmesine bağlı olarak yetersiz beslenme ve hastalıklar çerçevesinde yüksek oranda ölümler yaşanması ve ölenlerin denize atılması uygulaması karantina ve kamu sağlığı kaygılarını daha da artırdı.
Kafilelerin yaklaşık 1.400’ü karaya çıkarıldı; bunların 500 kadarı Lefkoşa’ya gönderildi, ancak yıl sonuna kadar yalnızca yaklaşık 200 kişinin hayatta kaldığı kaydedildi.⁴
Bazı kaynaklar, hayatını kaybeden Çerkeslerin defin işlemlerinin Müslüman pratiklere uygun şekilde gerçekleştirilmesi için ölmeden kısa süre önce veya defin öncesinde dinî ritüeller uygulandığını belirtir.⁵ Bu bilgi, dönemin yerel idaresi ve dinî otoritelerinin, göçmenlerin kimlik ve aidiyetini hukuki–dini statü üzerinden tanımlama arzusunu da yansıtır.
Hristiyan-Rum toplumunun itirazı ve yardım gerilimi
Kıbrıslı Hristiyan-Rum toplumunun tepkisi esas olarak Çerkeslerin kalıcı iskânına yönelikti. Bu itiraz demografik denge endişesi ve yükselen Yunan ulusal bilinç ile ilişkiliydi. Yunan devrimde savaşmış olan birçok Kıbrıslı Rum Yunanistan’dan adaya dönerek Yunan milliyetçiliğinin canlanmasını hedefiyle çalışmalar yürütüyordu. Bunu karakterize eden bir örnek, öğretmen Erato Kariki tarafından 1864 yılında yazılıp dağıtılan ve Yunanistan ile birleşme fikrinin ilk belirtilerini gösteren bildiriydi.
Kıbrıslı Hristiyan-Rum toplumu adaya Çerkeslerin iskan edilmesine karşı çıkarken, adaya ulaşan ve zor durumda bulunan göçmenlere yönelik insani yardım girişimleri de ortaya çıktı. Osmanlı yerel idaresi ise yerli ve Avrupalı Hristiyan cemaatlerin yardım faaliyetlerini sınırlandırdı; özellikle yetim çocuklara barınak ve yiyecek sağlanmasını kısıtladı, Çerkeslerle Hristiyan nüfus arasında toplumsal temasın mümkün olduğunca daraltılmasına çalıştı.⁶

1877–78: İkinci iskân teşebbüsü
1877–78 Osmanlı–Rus Savaşı’nın ardından Kafkasya ve Doğu Anadolu’da Rus hâkimiyetinin genişlemesiyle birlikte yeni bir Çerkes göç dalgası oluştu. Bu süreçte de Mart 1878’de yaklaşık 600 Çerkesin Kıbrıs’a iskan edildiği kaydedilir.⁷
Bu kez yerel tepki çok daha belirginleşti, idareyi kararından vazgeçirmek için dilekçeler verildi. Hristiyan-Rum nüfus, adaya yeni Müslüman yerleşimci getirilmesine karşı çıkarken, Çerkes mültecilerin “haydut karakterli” olduğu yönündeki dönemin stereotip ve ötekileştirici söylemi de yaygınlaştı.
Aynı dönemde, Suriye’nin Lazkiye limanına gitmesi planlanan yaklaşık 3.000 kişilik bir Çerkes kafilesinin gemisi rotadan saparak Karpaz Yarımadası’na yanaştı. Yerel tepkilerin büyümesi üzerine göçmenler adaya yerleştirilmeden Antalya’ya yönlendirildi.⁸
Bu olay, Osmanlı idaresinin stratejik iskân hedefleri ile yerel toplumsal–siyasal direnç arasındaki gerilimin en görünür örneklerinden biri olarak değerlendirilir.
Yarım kalmış yerleşimin belleği
Kıbrıs’a yönelik Çerkes iskân girişimleri; zorunlu göç mağduriyetinin insani boyutu, Osmanlı’nın nüfus politikaları ve yerel toplumun siyasal kaygıları arasındaki çok katmanlı bir sürecin parçasıydı.
Girişimler, yüksek ölüm oranları, ağır koşullar ve toplumsal–siyasal itirazlar nedeniyle kalıcı bir yerleşime dönüşmedi; ancak “Çerkez Çiftliği” gibi yer adları ve arşiv izleri, bu kısa ama çarpıcı tarihsel bölümün adanın belleğinde bıraktığı tortuyu günümüze taşıyor.
Cherkez (Yunanca’da Tserkezoi), Limasol bölgesindeki Akroteri yarımadasında bulunan bir köydür. Limasol şehrinin yedi kilometre güneybatısında ve Asomatos/Gözügüzel köyünün iki kilometre kuzeydoğusunda yer alır. Cherkez, Türkçe’de “Çerkes” anlamına gelir ve bu isim, 1864 yılında bazı Çerkes mültecilerin yerleşimi için kullanılan bir çiftlikten türemiştir. Rus saldırısından kaçan bu mültecilerin yerleşmesinden sonra, köy Çerkez Çiftliği olarak anılmaya başlanmıştır. Yerleşmelerinden kısa bir süre sonra, bu Çerkeslerin çoğu sıtmaya yakalanmış ve ya ölmüş ya da başka yerlere taşınmıştır.⁸
Tarihsel nüfus
PRIO’ya göre 1901 yılına kadar Çerkez köyünde çoğunlukla Müslümanlar yaşıyordu. 1901’de köyde 31 Müslüman, 5 Hristiyan yaşıyordu. 1911’den sonra köyün Müslüman nüfusu önemli ölçüde azaldı. İngiliz yönetimi döneminde köyün nüfusu dalgalanmalar gösterdi. 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk nüfus sayımına göre köyün nüfusu 56 idi. Nüfusun 13’ü Kıbrıslı Türk, 43’ü ise Kıbrıslı Rum’du.
1950’li yılların çatışmalı döneminde köyden kimse yerinden edilmezken. 1963-64 yıllarında yaşanan toplumlar arası çatışmalar nedeniyle, tüm Kıbrıslı Türkler Ocak 1964’te köyü terk ederek Polemidya köyüne sığınarak, 1974 yılına kadar burada kaldılar.
Çerkez Çiftliği / Fasuri: Bir yerleşimin kaybolan izi
Kıbrıs’taki Çerkes varlığına dair en somut mekânsal izlerden biri, Limasol yakınlarında yer alan Fasuri–Çerkez Çiftliği (Τσερκέζ Τσιφτλίκ) bölgesidir. 1935 tarihli bir Kıbrıs gazetesine dayanan anlatımlara göre, Çerkesler bu bölgeye 1860’lı yıllarda, muhtemelen 1864 civarında yerleştirildi. Ancak bölgenin bataklık ve sazlık yapısı kısa sürede ölümcül sonuçlar doğurdu. Yaklaşık 500 kişilik topluluk, yaygın sıtma (malarya) nedeniyle hızla kırıldı.
Çerkes Çiftliği’nin arazisi daha sonra tütün yetiştiren bir Türk büyük toprak sahibinin, ardından Lefkoşa Halk Bankası ve 1930’lardan itibaren Cyprus Palestine Plantation Company (Phassouri Plantations) şirketinin eline geçti. David Slonin, 1933 yılında Fasouri Çiftliği’nin müdürü olarak Kıbrıs’a geldi. 1934 yılında bir Kıbrıs gazetesinde verdiği demeçte, bölgeyi bataklık bir araziden cennete dönüştürmek istediğini belirtti. Bu dönemde bölgede “ıslah ve kurutma çalışmaları” yürütüldü; sulak alanların kurutulması için çevreye on binlerce selvi ve okaliptüs ağacı dikildi ve tarımsal üretim narenciye ve tütün yönünde yeniden yapılandırıldı.
1940’larda, Nikolas Panagi Lanitis, Çerkes Çiftliği’ni satın aldı ve buraya “Lanitis Çiftliği” adını verdi. Bu isim günümüze kadar kullanılmaktadır.
Köy, uzun süre küçük ve karma bir nüfus yapısını korudu. 1974 ve sonrasında ise bölgedeki demografik yapı yeniden dönüştü. Buna rağmen, toponim hafızası kalıcı oldu: Bölge, kısa ömürlü bir yerleşimin, ada tarihindeki sessiz izlerinden biri olarak. halk arasında uzun yıllar boyunca “Çerkes Çiftliği” olarak anılmaya devam etti.
Kaynaklar / Referanslar
¹ Musa Şaşmaz, “Immigration and Settlement of Circassians in the Ottoman Empire on British Documents (1857–1864),” OTAM 9 (1999): 331–366.
² Fransız konsolosu Darasse’nin raporu ve 1860 Lefkoşa talebi için bkz. Μεγάλη Κυπριακή Εγκυκλοπαίδεια (“Κιρκάσιοι / Τσερκέζοι”).
³ R. H. Lang to W. Stuart, 17 October 1864, FO 97/424, British Foreign Office, The National Archives (Kew).
⁴ Sir George Hill, A History of Cyprus, vol. IV, 261–262; Sir Harry Luke, Cyprus Under the Turks, 1571–1878, 258–259.
⁵ Hill ve Luke’un aktardığı defin uygulamalarına ilişkin kayıtlar, 1864 sevkiyatındaki ölüm oranları bağlamında değerlendirilmelidir.
⁶ “Η Κυπριακή Δημοκρατία και οι Θρησκευτικές Ομάδες,” ilgili bölüm; ayrıca konsolosluk yazışmaları.
⁷ 1878 tahsisi ve yerel tepki için bkz. CVAR – Costas & Rita Severis Foundation, “Did You Know? Circassians.”
⁸ Aynı metin; ayrıca PRIO Displacement Database, “Cherkez / Çerkez Çiftliği” yerleşim profili.



