AktüelPolitikaÇember daralıyor, kıracak mıyız, sızlanacak mıyız?

Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği, Devlet Tiyatroları’nın son tavrının, kültür sanat alanına yönelik “toplum mühendisliğinin” sonuçlarından yalnızca birisi olduğunu belirtti.
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısAğustos 17, 2019
Djumba Hotel & Cafe

Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği, Devlet Tiyatroları’nın son tavrının, kültür sanat alanına yönelik “toplum mühendisliğinin” sonuçlarından yalnızca birisi olduğunu belirtti.

Birliğin konuyla ilgili açıklamasında, UBP-HP hükümetinin göreve gelir gelmez imzaladığı Mali Protokol’deki “Kültürel Alan” başlığı altında sıralananların, bu adımların habercisi olduğunu belirterek, “İki yıl önce vurguladığımız gibi; kültürel kimliğimize yönelik asimilasyon çabaları açıktan ve saldırgan bir şekilde yapılmaya başlandı” denildi.

Açıklamada, Anayasanın 62/1 maddesinin, “herkesin, kültür yaşamında yer almak; bilimsel gelişmelerden ve bu gelişmelerin uygulanması sonuçlarından yararlanmak; bilimsel edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan yararlanmak hakkını korumaktan” söz etse de geçici 10. Madde”nin gölgesinde kaybolup gittiği savunuldu.

1990’lı yıllardan bu yana, Özerk Sanat Kurumu oluşturulması; Kültür Sanat’ın “Devlet Eliyle” değil, yalnızca desteğiyle sürdürülmesini savunduklarını anımsatan birlik, kültür sanatın siyasilerin elinde “Şov malzemesi”ne dönüştürülmesine; nitelikli olanın görmezden gelinip, “devlete yakın güruhun” kollanmasına da hep karşı çıktıklarını hatırlattı.

İşte açıklamanın tam metni:

SANSÜRCÜ ZİHNİYET, KÜLTÜREL ASİMİLASYONUN SONUÇLARINDAN YALNIZCA BİRİDİR. ÇEMBER DARALIYOR; KIRACAK MIYIZ; SIZLANACAK MIYIZ?

2017 yılının Temmuz’unda, Kıbrıs Yazarlar Birliği ile yayınladığımız ortak bildiride özetle şöyle diyorduk:

Bu “3. Harekat”ın tek hedefi, Kıbrıs’ın Kuzey’indeki TC egemenliğini kalıcı bir boyuta taşımak; Adamızı “Stratejik-ekonomik bir ÜS” haline getirmek; Barış ve çözüm sürecini tamamen bertaraf edip; tüm zenginliğimizin (doğalgaz dahil) üstüne kalıcı şekilde oturmaktır….
Kendi deyişleriyle, “Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti”ni korumak ve güçlendirmek için “ekonomik tedbirler” kadar “kültürel tedbirlerin” de gerekli olduğunun bilincinde yürütülen sinsi “toplum mühendisliği”, bugünden sonra açıktan ve saldırgan bir şekilde yapılacaktır.…

Devlet Tiyatroları’nın son tavrı, kültür sanat alanına yönelik “toplum mühendisliğinin” sonuçlarından yalnızca birisidir.
UBP-HP hükümetinin göreve gelir gelmez imzaladığı mali Protokol’deki “Kültürel Alan” başlığı altında sıralananlar da, bu adımların habercisiydi aslında…
İki yıl önce vurguladığımız gibi; kültürel kimliğimize yönelik asimilasyon çabaları açıktan ve saldırgan bir şekilde yapılmaya başlandı.
Görünen odur ki, bu şekliyle de (her alanda) sürdürülecektir.
Sorunun odak noktasında, yalnızca yasal düzenlemelerdeki eksiklikler yatmıyor.
Anayasamızın 62/1 maddesi, (her ne kadar) “herkesin, kültür yaşamında yer almak; bilimsel gelişmelerden ve bu gelişmelerin uygulanması sonuçlarından yararlanmak; bilimsel edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan yararlanmak hakkını korumaktan” söz etse de; (diğer Anayasa maddeleri gibi) “Geçici 10. Madde”nin gölgesinde, kaybolup gitmektedir.
1990’lı yıllardan bu yana, Özerk Sanat Kurumu oluşturulması; Kültür Sanat’ın “Devlet Eliyle” değil, yalnızca desteğiyle sürdürülmesini savunan Birliğimiz; Kültür Sanat’ın siyasilerin elinde “ŞOV Malzemesi”ne dönüştürülmesine; nitelikli olanın görmezden gelinip, “devlete yakın güruhun” kollanmasına da hep karşı çıkmıştır.
Ulus inşacılığı ve milliyetçi siyasi görüşlere odaklanmış bir devlet anlayışıyla yönetilen resmi kültür-sanat kurumları elbette ki yeri geldiğinde kendini temsil etmeyen etkinliklere destek belirtmeyecektir; çünkü bu, işin tabiatına aykırıdır. Son yaşanan olayda sansürden de öte bir düşünce uyuşmazlığı ortaya çıkmıştır. Önemli olan bu yönetim ve sanat anlayışını ilkesel olarak reddetmektir.
Yapılması gereken, bir an önce gerçek anlamda özerk yönetime sahip bir sanat kurumunun yapılandırılmasıdır. Evrensel normların ve niteliksel parametrelerin esas alınacağı özerk bir sanat kurumunun ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bunun aksi olmaya devam ettikçe, siyasi ortamın içine sürüklendiği vasatlık her türlü entelektüel alanı baskısı altına almakta tereddüt etmeyecektir. 

Kıbrıs Sanatçı Ve Yazarlar Birliği
Yönetim Kurulu

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda ne şirketlerin reklamlarıyla ne de siyasi partilerin katkılarıyla yaşıyor. Gönüllülerin emeği ve okuyucuların katkılarıyla üretmeye devam ediyoruz. Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Gazedda’nın daha da güçlenerek yoluna devam etmesi okuyucularının onu sahiplenmesinden geçmektedir. Kolektif yayıncılık ilkesiyle yayınlarını sürdüren Gazedda, yine aynı kolektif anlayış ile ihtiyaçlarını karşılamak, dayanışma kültürünü geliştirmek istemektedir. Gazedda’nın kazanç uğruna ne diğer tüm gazetelerin sahip olduğu şekliyle reklam piyasasına girmesi, ne de kendisine bir güç odağı bulup yamanması düşünülebilir. Kısacası bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gelin Gazedda için, Gazedda’nın okuyucularının dayanışma katkılarıyla bir fon oluşturalım. Tamamen müşterek, katılımcı ve demokratik bir şekilde Gazedda’ya, barış gazeteciliğine, kolektif yayıncılığa sahip çıkalım. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

Music will never ends..

Gazeddakıbrıs yurttaş gazeteciliği anlayışı ile yayın yapan, yurttaştan yana taraf olan ve gazetecilikte meslek etiği ilkelerine inanan bir yayın organıdır.
Gazeddakıbrıs unutulanları, unutturanlara inat hatırlatandır.
Gazeddakıbrıs her koşulda barıştan yanadır.
Gazeddakıbrıs yurttaşın kendisi, O’nun sözüdür.

Gazeddakıbrıs, 2019©