• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Salı, Temmuz 28, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
31 °c
Nicosia
31 ° Çar
30 ° Per
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Birlikte Yaşanan Köyden Toplu Mezara: Aleminyo

Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların uzun yıllar yan yana yaşadığı Aleminyo, 20 Temmuz 1974’te milliyetçi şiddetin hedefi oldu. Öldürülen 13 Kıbrıslı Türk aynı toplu mezara gömüldü; köyün ortak hayatından geriye kayıplar, suskunluk ve yarım kalmış bir yüzleşme kaldı.

NURİ SILAY NURİ SILAY
28 Temmuz 2026
Okuma Süresi: 18 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

13 Kıbrıslıtürk’ün kalıntıları, kaybedilmelerinden 33 yıl sonra 2007’de ailelerine verildi. Tanıkların yıllarca anlattığı infaz, daha sonra Kıbrıs Cumhuriyeti polisinin yürüttüğü soruşturmayla doğrulandı; polis, en az sekiz kişinin esir alındıktan sonra öldürüldüğünü belirledi. Ancak adı konulan savaş suçu, kamuoyuna yansıyan bir yargı sürecine dönüşmedi.

12 Temmuz 2007’de Lefkoşa’da 13 küçük tabut yan yana taşındı.

Tabutların içinde, Aleminyo’da öldürüldükten sonra bir toplu mezara gömülen 13 Kıbrıslıtürk’ten geriye kalanlar vardı. Aileleri onların öldürüldüğünü yıllardır biliyordu; ancak mezarlarının açılmasını, kalıntılarının kimliklendirilmesini ve kendilerine verilmesini bekliyordu.

Kudret Özersay o gün babasını ve üç amcasını toprağa verdi. Törende yaptığı konuşmada, yakınlarını 33 yıl önce kalplerine gömdüklerini, artık onları kendi inançlarına ve geleneklerine göre defnetme hakkına kavuşabildiklerini söyledi.

Tören askerî nitelikteydi. Törene bayraklar, üniformalar ve resmî temsilciler eşlik ediyordu. Fakat tabutların başında duyulan ses, resmî tarihlerin ve milliyetçi anlatıların sesi değildi. Cyprus Mail muhabirinin aktardığına göre, yaşlı bir kadın oğlunun tabutunun ardından “Çocuğum, Ali’m! Bu acıya nasıl dayanacağız?” diye ağlıyordu.

Aradan 33 yıl geçmişti. Onun için zaman geçmemişti.

İki toplumlu bir köy

Larnaka kazasındaki Aleminyo, 1974’e kadar Kıbrıslıtürklerle Kıbrıslırumların birlikte yaşadığı karma köylerden biriydi. Köyün içinden geçen küçük dere, iki mahalle arasında doğal bir sınır oluşturuyordu. Kıbrıslıtürklerin evleri daha çok derenin doğusunda, Kıbrıslı Rumların evleri ise batısında toplanmıştı.

1960 nüfus sayımında köyde 564 kişi yaşıyordu. Bunların 251’i Kıbrıslıtürk’tü. Aleminyo, 1950’lerin sonundaki toplumlararası gerilimde ve 1963-64 çatışmalarında bütünüyle boşaltılmamıştı. Köydeki ilk büyük zorunlu göç 1974’te yaşandı.

Sevgül Uludağ’ın yıllar sonra görüştüğü Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum köylülerin anlattıkları, 1974 öncesinde iki toplum arasındaki ilişkinin yalnızca komşuluktan ibaret olmadığını gösteriyor. Birlikte ekilen tarlalar, ortaklıklar, emanet edilen ürünler ve yıllar boyunca kurulmuş güven ilişkileri vardı.

15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki askerî cuntanın Kıbrıs’taki darbesi başladı. Beş gün sonra Türkiye, askerî harekâtı Girne kıyılarına yaptığı çıkarmayla adanın kuzeyinden başlattı. Adanın kuzeyindeki çıkarma ve ilerleme hattında Kıbrıslırum nüfus yoğundu. Kıbrıslıtürklerin önemli bir bölümü ise adanın güneyinde, birbirinden kopuk köylerde ve enklavlarda yaşıyordu.

Türkiye’nin kuzeyden başlattığı harekât, güneyde yaşayan ve Türk ordusuyla doğrudan bağlantısı bulunmayan Kıbrıslıtürkleri savunmasız bıraktı. Türk ordusunun ilerlediği bölgelerde Kıbrıslırumların öldürülmesi, kaybedilmesi ve zorla yerinden edilmesi ise güneydeki Kıbrıslıtürk sivillere yönelen şiddetin EOKA-B’li faşistler tarafından “misilleme” olarak sunulmasına zemin hazırladı. Bu sivillerin, Türk ordusunun Kıbrıslırumlara yönelik eylemlerinde hiçbir sorumluluğu yoktu.

Temmuz 1974, Bozkurt Gazetesi

Temmuz 1974’te hayatın normal akışında devam ettiği Aleminyo’ya yönelik saldırı, askerî harekâtın daha ilk gününde, Kıbrıslıtürklerin topluca hedef alındığı bu şiddet ortamının ilk örneklerinden biriydi.

20 Temmuz günü

Politis gazetesinin 2019’da yayımladığı araştırmaya göre, Kıbrıs Ulusal Muhafız Ordusu’na bağlı 395. Piyade Taburu 20 Temmuz 1974’te Aleminyo’nun Kıbrıslı Türk mahallesine saldırdı. Yaklaşık yarım saat süren çatışmada 5 Kıbrıslırum ile 13 Kıbrıslıtürk hayatını kaybetti.

Olayın hemen ardından ölümlerin nasıl gerçekleştiğine ilişkin birbirinden farklı iki anlatı ortaya çıktı.

Kıbrıslırum tarafının Birleşmiş Milletler’e ilettiği ilk anlatıya göre Kıbrıslıtürk erkekler teslim olmayı reddetmiş, köyün Kıbrıslıtürk mahallesi ele geçirilirken açılan ateşte öldürülmüşlerdi.

Kıbrıslıtürklerin anlatısı ise farklıydı. Erkeklerin esir alındığı, bir duvarın önüne dizildiği ve yakın mesafeden ateş açılarak öldürüldüğü söyleniyordu. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar Kıbrıslırum okulunda tutulmuştu. Tanıklardan Ahmet İbrahim, silahlı bir grubun erkeklerin arkasına yaklaştığını ve ateş açtığını anlatmıştı.

Bu iki anlatı, 28 Temmuz 1974’te Aleminyo’dan geçen The New York Times muhabirinin haberinde yan yana yer aldı. Dönemin uluslararası basını kesinleşmemiş sayılar kullandı; bazı haberlerde 14 Kıbrıslıtürk’ün öldürüldüğü yazıldı. Yıllar sonra toplu mezardan çıkarılan ve DNA yoluyla kimliklendirilen kalıntılar ise 13 kişiye aitti.

St. Petersburg Times — 29 Temmuz 1974

Ahmed İbrahim The New York Times‘a anlattı

20 Temmuz’daki olaydan sekiz gün sonra, 28 Temmuz’da Aleminyo’dan bildiren The New York Times muhabiri Terence Smith, köyün 75 yaşındaki sakinlerinden Ahmed İbrahim’in tanıklığını kayda geçirdi. İbrahim’e göre, otomatik silahlar taşıyan altı Kıbrıslırum, teslim alınan erkeklerin arkasına geçti ve yaklaşık altı metre mesafeden 14 kişiyi sırtlarından vurdu. On beşinci kişi ise kaçmaya çalışırken birkaç metre ileride öldürüldü. İbrahim, silah seslerini evinden duyduğunu söyledi.

İbrahim daha sonra Smith’i, infazın gerçekleştiğini söylediği, evinden yaklaşık 90 metre uzaklıktaki eski taş ahıra götürdü. Muhabir, ahırın köy merkezine bakmayan kahverengi taş duvarında kurşun izlerine benzeyen çok sayıda oyuk bulunduğunu, duvarın dibindeki toprağın ise yakın zamanda kazılmış göründüğünü aktardı. Ibrahim’e göre toprak, kan izlerini gizlemek amacıyla olayın ertesi günü Kıbrıslırum köylüler tarafından kapatılmıştı.

Haberde Kıbrıslırum köylülerin farklı anlatılarına da yer verildi. Bir anlatıya göre ahırın üst katında direnmeyi sürdüren altı kişi kaçmaya çalışırken öldürülmüştü. Kyriakos Styllis adlı Kıbrıslırum köylü ise bazı Kıbrıslıtürk esirlerin gizli bir silah deposunun yerini göstermek üzere askerlerle birlikte götürüldüğünü, yol üzerinde kendilerine eşlik eden askerlerin silahlarını almaya çalışmaları üzerine çıkan çatışmada öldürüldüklerini savundu. Smith’in haberi, bu anlatımlar arasında kesin bir hükme varmadı; ancak bir Birleşmiş Milletler görevlisinin özel görüşmesinde Kıbrıslıtürklerin anlattığı infaz biçimine inandığını da kaydetti.

Kıbrıslırumların anlattığı çatışma

Aleminyo’daki Kıbrıslırumların daha sonraki yıllarda aktardığı anlatı, 1974’te Birleşmiş Milletler’e verilen kısa resmî açıklamadan daha ayrıntılıydı.

Bu anlatıya göre saldırının ardından Kıbrıslıtürklerin bir bölümü beyaz bayrak kaldırarak teslim oldu. Kadınlar ve çocuklar Kıbrıslırum okuluna götürüldü. Ancak bütün silahlı erkeklerin teslim olmadığı, bazılarının evlerde veya mevzilerde kalarak ateş açmayı sürdürdüğü ileri sürüldü.

Çatışmanın sona erdiğinin düşünüldüğü sırada dört Kıbrıslırum, taburun geri kalanına haber vermek üzere Fiat 850 model bir otomobille köyden ayrıldı. Araç, merkezdeki Kıbrıslıtürk mevzisinden açılan ateşin hedefi oldu. Araçtaki iki Kıbrıslırum öldü, Aleminyolu sürücü yaralandı.

Bir Kıbrıslırum köylü, o gün ölen diğer iki Kıbrıslırum’un da köy içinde açılan düzensiz ateşte öldürüldüğünü; beşinci kişinin ise köye yapılan saldırı sırasında vurulduğunu ileri sürdü.

Bu anlatı, beş Kıbrıslırum’un da aynı gün öldürüldüğünü ve köyde yalnızca tek taraflı bir silahlı eylem yaşanmadığını gösteriyor. Ancak çatışmanın varlığı ve Kıbrıslırum askerlerin öldürülmesi, esir alınmış kişilerin öldürülmesini savaşın olağan bir sonucu hâline getirmiyor.

Nitekim yıllar sonra yürütülen polis soruşturması da Fiat 850’ye açılan ateşin askerler arasında öfkeye yol açtığını kaydetti; fakat ardından yaşananları çatışma sırasında meydana gelen ölümler olarak değil, esirlerin soğukkanlı biçimde öldürülmesi olarak değerlendirdi.

Polis soruşturması resmî anlatıyı değiştirdi

Kıbrıs Cumhuriyeti polisinin Aleminyo’yla ilgili soruşturması 2012’de, dönemin başsavcısının talimatıyla başlatıldı. Polis Genel Müdürlüğü’nün suç soruşturma birimi, Aleminyo’ya saldıran 395. Piyade Taburu’nun bölüğünde yer alan Kıbrıslırum askerlerin ifadelerini aldı. Tanıklıklarda infazlarda belirleyici rol oynadığı ileri sürülen “Psias-Psias”ın ise EOKA-B üyesi olarak aranan bir kişi olduğu belirtiliyordu.

2013’te hazırlanan bulgular kamuoyuna ancak 2019’da, Mihalis Theodoru imzalı Politis araştırmasıyla ayrıntılı biçimde yansıdı.

Polisin ulaştığı sonuca göre Kıbrıslırum askerler, Kıbrıslıtürklerin kullandığı mevziyi ele geçirmiş, içeride bulunan sekiz kişiyi esir aldıktan sonra öldürmüştü. Soruşturma, üç Kıbrıslırum erkeğin bu savaş suçuna karıştığını belirtiyordu.

Böylece Kıbrıslıtürk aileler ve tanıklar tarafından yıllardır dile getirilen, 13 kişiden en az sekizinin esir alındıktan sonra öldürüldüğü yönündeki anlatı, Kıbrıs Cumhuriyeti polisinin soruşturmasıyla doğrulanmış oldu.

Soruşturmanın yeniden kurduğu olay dizisine göre, mevzilerdeki Kıbrıslıtürklerle köydeki kadınlar ve çocuklar çatışmanın sonunda teslim oldu. Tabur komutanının talimatıyla yola çıkan Fiat 850’ye merkezdeki başka bir Kıbrıslıtürk mevzisinden ateş açıldı. İki askerin ölmesi ve sürücünün yaralanması, saldırıyı gerçekleştiren birlik içindeki öfkeyi büyüttü. Ardından yalnızca araca ateş açmaktan sorumlu tutulan kişiler değil, daha önce esir alınan başka Kıbrıslıtürkler de öldürüldü.

Polis, aynı gün ölen diğer beş Kıbrıslıtürk’ün hangi koşullarda hayatını kaybettiğini belirleyemedi. Bununla birlikte 13 kişinin tamamı, Aleminyo’daki Orta Çağ kulesinden yaklaşık 100 metre uzaklıktaki aynı yere gömülmüştü.

Bu ayrım önemlidir: Kıbrıs Cumhuriyeti polisinin bulguları 13 kişinin tamamının aynı biçimde öldürüldüğünü kesinleştirmiyor. Fakat en az sekiz kişinin, silahlı çatışma sona erdikten sonra esir alındıkları hâlde öldürüldüğünü ortaya koyuyor.

20 Temmuz 1974 tarihinde Aleminyo’lu 13 Kıbrıslıtürk’ün, köydeki ortaçağ kulesinin (Alaminos Koulas) karşısında gömüldüğü yer.

Sessizliği bozan Kıbrıslıtum tanıklar

Polis soruşturmasından önce de bazı Kıbrıslırum askerler konuşmuştu.

Gazeteci Andreas Paraschos, 15 Temmuz 2007’de Politis’te yayımladığı araştırmada Aleminyo saldırısına katılan beş askerin tanıklıklarına yer verdi. Bu askerlerden ikisi, teslim alınan Kıbrıslıtürklerin öldürülmesinde belirleyici rol oynadığını ileri sürdükleri kişiden “Psias-Psias” takma adıyla söz etti. Aynı kişinin adı daha sonra bölge sakinlerinden alınan başka ifadelerde de geçti.

Bu tanıklıklar bir mahkeme hükmü değildir. Hakkında iddia bulunan kişilerin yargılandığını veya suçlu bulunduğunu gösteren kamuya açık bir kayıt da yoktur. Fakat Kıbrıslırum askerlerin kendi birliklerinin gerçekleştirdiği infazı anlatması, yıllarca korunan suskunluğun kırılması bakımından önemlidir.

Politis’in yayımladığı Kıbrıslırum tanıklıklarından birinde, ele geçirilen mevzideki kişilere Fiat’a kimin ateş açtığının sorulduğu, cevap alınamadıkça sırayla ateş edildiği anlatılıyordu. Bu anlatı, soruşturmanın ulaştığı sonuçla aynı noktada birleşiyordu: Öldürülenler arasında, araca ateş açtığı kanıtlanmayan ve daha önce esir alınan kişiler de vardı.

Toplu mezarın üzerindeki yol

Kayıpların gömüldüğü yer, köyde bütünüyle bilinmeyen bir sır değildi.

Politis’in 2019’daki araştırmasına göre, 13 kişinin gömüldüğü alanın yakınından daha sonra Aleminyo-Mazoto yolu geçirildi; kaldırımın bir bölümü mezarın üzerine kadar uzandı. Gazete, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin ilk araştırmaları sırasında bazı Kıbrıslırum köylülerin bilgi vermeye yanaşmadığını da yazdı.

Mezarın yerinin kesinleştirilmesi ve korunmasında Ksenofon Kallis’in çalışması belirleyici oldu.

Sevgül Uludağ’ın aktardığına göre, o dönemde Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslırum üye yardımcısı olan Kallis mezarın yerini buldu. Kalıntıların gizlice çıkarılıp başka bir yere taşınmasını önlemek için alanın üzerini betonla kaplattı. Kallis, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin denetimindeki bölgelerde gömülü kayıp Kıbrıslıtürklerin bulunmasının ve ailelerine verilmesinin Kıbrıslırum tarafının sorumluluğu olduğuna inanıyordu.

Bu çalışma, bugün bildiğimiz iki toplumlu kazı ve kimliklendirme programından önce başlamıştı.

Aralık 2002’de Physicians for Human Rights örgütü Aleminyo’da keşif kazısı yaptı. Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı o günlerde çalışmayı ailelerin yakınlarının akıbetini öğrenme ve kalıntıları inançlarına uygun biçimde defnetme hakkıyla ilişkilendiriyordu. Bununla birlikte açıklamalarda olay hâlâ “silahlı çatışmada ölenler” biçiminde anlatılıyor, infaz iddiası kabul edilmiyordu.

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin iki toplumlu kazı, antropolojik inceleme ve DNA eşleştirme programı 2006’da faaliyete geçti. Komite 2 Haziran 2007’de, iki laboratuvar ve iki toplumlu bilim ekibinin çalışması sonucunda 28 kayıp kişinin kimliğinin belirlendiğini duyurdu. İsimler ailelerin mahremiyetini korumak amacıyla açıklanmadı.

Aleminyo’daki toplu mezardan çıkarılan 13 kişinin kalıntıları bu ilk büyük grubun içindeydi. Bir ay sonra ailelerine verildiler ve 12 Temmuz 2007’de Lefkoşa’da toprağa verildiler.

Sevgül Uludağ’ın yayımladığı isimler şunlardı:

Tahir Osman Kaptanoğlu, Hasan Ali Kandıralı, Ali Hasan Cenk, Güney Hüseyin Alaminyolu, Zafer Hasan İmamoğlu, Osman Mehmet Reis, Mehmet Ali Bodo, Ali Ali Bodo, Hüseyin Dildar Özersay, Hasan Dildar Özersay, Ahmet Halil Alkım, Mustafa Ali Taşbel ve Ömer Ali Taşbel.

Artık yalnızca bir toplu mezar, bir sayı veya iki toplumun birbiriyle yarışan resmî anlatılarındaki bir başlık üzerinden anılmıyorlardı. İsimleri ailelerine geri dönmüştü.

Neden bazı kaynaklarda 14 veya 15 kişi deniyor?

Aleminyo’da öldürülen Kıbrıslıtürklerin sayısı farklı kaynaklarda 13, 14 veya 15 olarak geçiyor.

Toplu mezardan çıkarılarak DNA yoluyla kimliklendirilen ve 2007’de ailelerine verilen kişi sayısı 13’tür. Polis soruşturması da değerlendirmesini bu 13 kişi üzerinden yaptı.

1974’teki ilk uluslararası haberlerde ve 2002’de kazının başladığını duyuran bazı yayınlarda 14 sayısı kullanıldı. Daha sonraki bazı anma törenlerinde ise Aleminyo’nun diğer kayıpları da aynı listeye eklenerek 15 kişiden söz edildi.

Bu sayılar aynı insan grubuna karşılık gelmiyor. Bu nedenle toplu mezar ve polis soruşturması anlatılırken doğrulanmış 13 kişi esas alınmalıdır. Aleminyo’da bu 13 kişinin dışında başka kişilerin de kaybedilmiş veya öldürülmüş olması, toplu mezardaki 13 kişiyle ilgili adli sonucu değiştirmez; fakat onların hikâyeleri ayrı ayrı araştırılmayı gerektirir.

Bu ayrımın dışında kalan isimlerden biri, Sevgül Uludağ’ın yazılarında köyde “Arif Dede” olarak anılan 84 yaşındaki Mehmet Arif Tabakki’dir. Tabakki, toplu mezardan çıkarılan 13 kişi arasında değildi. Tabakki’nin Aleminyo’nun kayıpları arasında anılmasının ardındaki hikâye, başka bir Bellek çalışmasında ele alınacaktır.

Bir mezarı korumak: Ksenofon Kallis’in yüzleşmesi

Aleminyo’nun hikâyesi yalnızca işlenen suçtan ve onu örten sessizlikten ibaret değil. Kıbrıslırum toplumunun içinden bu sessizliği bozan kişilerden biri Ksenofon Kallis’ti.

Ksenofon Kallis

O dönemde Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslırum üye yardımcısı olan Kallis, toplu mezarın yerini buldu. Sevgül Uludağ’ın aktardığına göre, kalıntıların gizlice çıkarılarak başka bir yere taşınmasını önlemek amacıyla mezarın üzerini betonla kaplattı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin denetimindeki bölgelerde gömülü kayıp Kıbrıslıtürklerin bulunması, kimliklendirilmesi ve ailelerine verilmesi için uzun yıllar çalıştı.

Kallis’in yaptığı yalnızca bir mezar yerini işaretlemek değildi. Kendi toplumundan kişilerce işlenmiş bir suçun izlerinin silinmesini engelliyor, öldürülen insanların kalıntılarının ailelerine dönmesi için sorumluluk üstleniyordu. Uludağ’a anlattıkları, Kıbrıslırum tarafının kayıplar konusunda üzerine düşeni yapması gerektiğine ve bunun bir vicdan sorumluluğu olduğuna inandığını gösteriyor.

Bu kişisel yüzleşmenin ardından başka adımlar da geldi. Kıbrıslırum askerler Andreas Paraschos’a konuşup infazı anlattı. Kıbrıs Cumhuriyeti polisi, yıllar sonra da olsa soruşturma yürüttü ve en az sekiz esirin öldürüldüğü sonucuna ulaştı. Mihalis Theodoru ve Politis, soruşturmanın bulgularını yayımlayarak kendi toplumlarının resmî anlatısıyla çelişen bir savaş suçunu Kıbrıslırum kamuoyunun önüne koydu.

Bu girişimlerin hiçbiri tek başına adaletin yerini tutmuyor. Fakat Kallis’in mezarı korumakla başlayan çabası, inkârın mutlak olmadığını ve Kıbrıslırum toplumu içinde bu suçla yüzleşerek öldürülenlerin hatırasına sahip çıkan insanların bulunduğunu gösteriyor.

Ulaşılabilen kaynaklarda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Ulusal Muhafız Ordusu’nun veya başka bir yetkili kurumun Aleminyo’da öldürülenlerin ailelerinden doğrudan özür dilediğine ilişkin bir açıklama bulunmuyor.

Aleminyo’da yüzleşmenin bazı parçaları var: mezarın korunması, tanıklık, kimliklendirme, soruşturma ve gazetecilik.

Eksik olan ise açık bir kurumsal sorumluluk, özür ve adalet.

Gerçek ortaya çıktı, adalet halen yok

Aleminyo’yla ilgili soruşturma, üç Kıbrıslırum erkeğin en az sekiz esirin öldürülmesine karıştığını kaydetti. Buna rağmen kamuya açık kaynaklarda herhangi bir kişinin suçlandığına veya yargılandığına ya da dosyanın nasıl sonuçlandığına ilişkin bir bilgi bulunmuyor.

Soruşturmanın tam raporu da yayımlanmadı. Diğer beş Kıbrıslıtürk’ün ölüm koşulları açıklığa kavuşturulmadı. Ailelerin yıllarca taşıdığı anlatı doğrulanmış olsa da cezasızlık ortadan kalkmadı. Aleminyo’da toplu mezar açıldı, kalıntılar ailelerine döndü ve uzun yıllar korunan resmî anlatı çözüldü. Fakat adalet hâlâ tecelli etmedi.

Aleminyo’da öldürülüp toplu mezara gömülen 13 kişi artık kayıp değil. İsimleri ve mezarları biliniyor; en az sekizinin nasıl öldürüldüğüne ilişkin bir polis bulgusu var.

Eksik olan, gerçeğin bilinmesi değil; bilinen gerçeğin hukuki ve siyasi bir sorumluluk doğurmasıdır.

Bir toplumun kendi adına işlenen suçlarla yüzleşebilmesi, öteki topluma verilen bir taviz değildir. Bu yüzleşme, birlikte yaşama iradesinin ve barışın ilk şartıdır. Aynı zamanda bu adanın bütün kayıplarına olan borcumuzdur.


Kaynaklar

  • Sevgül Uludağ, “CSI (Olay Yeri İnceleme) Kıbrıs: Toplu mezarların hikâyeleri (6)”, Yenidüzen, 26 Temmuz 2023.
  • Sevgül Uludağ, “The story of Tabakki”, Politis’te 31 Mayıs 2015’te yayımlanan yazının İngilizce metni.
  • Mihalis Theodoru, “Πόνος ’74: Φως στις συνθήκες θανάτου του πατέρα του Οζερσάι”, Politis, 20 Temmuz 2019.
  • “Exhumations to identify Turkish victims of 1974 Alaminos gun battle”, Cyprus Mail, 6 Aralık 2002.
  • Kayıp Şahıslar Komitesi, “CMP Identifies Twenty-eight Missing Persons”, 2 Haziran 2007.
  • “Turks bury Alaminos missing with full military honours”, Cyprus Mail, 13 Temmuz 2007.
  • PRIO Cyprus Displacement, “Alaminos/Aleminyo”.
  • “A Mass Killing in Cyprus: Two Versions of Its Cause”, The New York Times, 29 Temmuz 1974.

Etiketler: 20 temmuz 1974katliamKıbrıs 1974kıbrıs sorunuKıbrıs Tarihimilliyetçiliksavaş suçlarıtanıklıktoplu mezartoplu mezarlaryüzleşme
NURİ SILAY

NURİ SILAY

Aktivist/Vicdani Retçi

Aşşa’nın Son Düğünü
BELLEK & TARİH

Aşşa’nın Son Düğünü

NURİ SILAY
22 Temmuz 2026
Kıbrıs 1974: Herkes Her Şeyi Biliyordu
BELLEK & TARİH

Kıbrıs 1974: Herkes Her Şeyi Biliyordu

NURİ SILAY
19 Temmuz 2026
Darbe Sabahı Atina’nın Önündeki İstihbarat Raporu: 15 Temmuz 1974’te Ne Biliniyordu?
BELLEK & TARİH

Darbe Sabahı Atina’nın Önündeki İstihbarat Raporu: 15 Temmuz 1974’te Ne Biliniyordu?

NURİ SILAY
16 Temmuz 2026
Kıbrıs: 15 Temmuz 1974 ve Bir Fotoğraf
BELLEK & TARİH

Kıbrıs: 15 Temmuz 1974 ve Bir Fotoğraf

Gazedda
15 Temmuz 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft