AktüelAnalizGazeddablogHalil KarapaşaoğluYorumBir Polis, Bir Adalet ve Tabaklar… – Halil Karapaşaoğlu

Annemlere yemeğe gitmiştim… Çocukluğumdan kalma, şeffaf, yonca yapraklı desenlerin olduğu tabağa yemeğimi koymuştu… “Çok sağlam çıktı bu tabaklar” dedim. 30 yıldır kullanıyordu belki de… Annem onların “74’den kalma olduğunu” söyledi… 45 yıldır vardı o tabaklar… Belki de o tabaklardan Kıbrıslırum bir aile yemek yemişti… Belki de yarım asırdan fazla vardı o tabaklar… *                                          *                                            * Pazartesi günü Milletvekili Bertan Zaroğlu… Polisin haksız bir şekilde arabasına el koyduğundan, şikâyet ediyordu… Sosyal medyada canlı yayın yaptı… Polisin kendisine...
Halil Karapaşaoğlu Halil KarapaşaoğluNisan 18, 2019
Şiddete Karşı Yan Yana - LTB

Annemlere yemeğe gitmiştim…

Çocukluğumdan kalma, şeffaf, yonca yapraklı desenlerin olduğu tabağa yemeğimi koymuştu…

“Çok sağlam çıktı bu tabaklar” dedim.

30 yıldır kullanıyordu belki de…

Annem onların “74’den kalma olduğunu” söyledi…

45 yıldır vardı o tabaklar…

Belki de o tabaklardan Kıbrıslırum bir aile yemek yemişti…

Belki de yarım asırdan fazla vardı o tabaklar…

*                                          *                                            *

Pazartesi günü Milletvekili Bertan Zaroğlu…

Polisin haksız bir şekilde arabasına el koyduğundan, şikâyet ediyordu…

Sosyal medyada canlı yayın yaptı…

Polisin kendisine adaletsiz davrandığını…

Gazeteci Hüseyin Ekmekçi’nin kendisine hakaret davası açtığını…

Avukatlar aracılığıyla Hüseyin Ekmekçi’nin bu davayı çekmek karşılığında 15 Bin TL aldığını…

Tabii ki kendisinin de 15 Bin TL ödediğini…

Kendisinin Türk milliyetçisi olduğunu, kendisinin ve partisinin Kıbrıslıtürk ve Türkiyeli ayrımcılığı yapmadığını, yapanın şerefsiz olduğunu bağıra bağıra söylüyordu…

Adaletin herkese lazım olacağına, değindi…

Vicdani retçilere de takıldı…

Bu devleti mandıra olarak nitelediğimizden bahsetti…

Yardımcısının olduğunu öğrenmiş olduk bu arada, polisin arabasına el koymasıyla…

Milletvekili maaşıyla bir yardımcınız da olabilirmiş…

Hatta ona da bir araba kiralayabilirmişsiniz…

*                                          *                                            *

Bu memlekette bir gazeteciye hakaret etmenin bedelinin 15 Bin TL olduğunu öğrenmiş olduk…

Gazetecinin de 15 Bin TL’ye kendisine hakaret edilebileceğini kabul ettiğini gördük…

Sn. Erhan Arıklı’ya televizyonda ne zaman denk gelsem dinliyorum…

Sürekli kök Kıbrıslı kavramından bahsediyor…

Kök Kıbrıslı ne demektir, ben bilmiyorum…

Kök Kıbrıslı varsa, kök Kıbrıslı olmayan da var demektir…

Sn. Erhan Arıklı’ya şerefsiz mi demek istiyor?

Ötekileştirmeyi, ötekileştirerek o meclisin içine girdiklerinin farkında değiller mi?

Kıbrıslıtürkler, Türkler, Kıbrıslırumlar, Yunanlılar ve Kürtler Orta Doğu’da dosttur…

Dost halklardır…

Kıbrıslıtürkler’in Kıbrıs Cumhuriyeti’nde anadilde eğitim hakkı olduğu gibi…

Kürtlerin de Türkiye Cumhuriyeti’nde anadilde eğitim hakkı vardır…

“Kıbrıs Cumhuriyeti sizlere anadilde eğitim veremiyorum” diyor, bunun yerine “istediğiniz özel okulda çocuğunuzun eğitim harcamalarını karşılayacağını” söylüyor…

Ama Kürtler Türkiye Cumhuriyeti’nde bu hakkı talep ettikleri için cezaevlerine atılıyor…

Ülkemizde de Kürtçe kitap ve şarkı bulundurduğu için tutuklanan Kürt dostlarımız var…

Adalet herkese lazım öyle değil mi?

*                                          *                                            *

Bu taraftan belediye başkanları makam araçlarının fotoğrafını paylaşıyor…

Usulsüzlük varsa ceza kesebilirsiniz diyor…

İnsanlar, milletvekilleriyle aralarında herhangi bir ayrımın olmaması gerekliliğini vurguluyor…

Arabaya el koyan polisi tebrik ediyorlar…

Herkes adalet istiyor…

Herkes eşitlik istiyor…

Bakanlar, milletvekilleri ve insanlar…

Masadaki tabaklar size bir şey çağrıştırıyor mu?

*                                          *                                            *

Devlet okulunda eğitim alan çocuklar var…

Özel okula giden çocuklar da var…

Birinin parası var diğerinin parası yok…

Devlet hastanesine giden de var…

Özel hastaneye giden de var…

Birinin parası var diğerinin yok…

45 yıl önce toprağını, evini, ağaçlarını bırakıp göç eden de var…

Hiçbir emek, alın teri akıtmadan bu mallara konan, bu mallara yerleşen de var…

Biri ağlayarak gitmiş, diğeri gülerek kullanımına almış…

Adalet herkese lazım öyle değil mi?

Bir tarafta vergi borcunu, araba yakarak sildirenler de var…

Diğer tarafta dükkânını daha açmadan vergicilerin iş yerini bastığı genç işletmeciler de var…

Devlet dairelerinde işi olsun diye tanıdık arayanlar var…

Tanıdık aramayıp, sinir krizleri geçirip, işlerini halledemeyenler de var…

Birileri öldürmek istemiyorum, deyip hapse atılıyor…

Diğerleri gazetecileri öldürmek isteyip özgür kalıyor…

Masadaki tabaklar size bir şey çağrıştırıyor mu?

*                                          *                                            *

İşgal edilen topraklardaki ganimet helaldir, diyen bir imparatorluk…

Onun hasta ruhunun bir ürünü KKTC…

Bakanı da, milletvekilleri de, insanları da adalet istiyor…

KKTC’den adalet istiyor herkes…

Hem de hiç utanmadan…

Kimin nasıl vatandaş olduğu…

Kimin nasıl yolsuzluk yaptığı…

Kimin nasıl milletvekili olduğu…

Kimin nasıl kamu mallarını kiraladığı…

Kimin nasıl bu ülkede para akladığı…

Hiç düşünülmedi…

Bunun hesabı hiç sorulmadı…

Herkes adalet istiyordu…

Masadaki tabaklar masa da öylece duruyordu…

Adalet masa da duruyordu…

Adalet masadaki tabaklarda duruyordu…

Peki, masadaki tabaklar neyi çağrıştırıyordu?

_______________

Bu yazı ilk kez Afrika gazetesinde yayınlandı

Halil Karapaşaoğlu

Halil Karapaşaoğlu

Halil Karapaşaoğlu 1985 yılında Kıbrıs’ta doğdu. 2008 yılında, Doğu Akdeniz Üniversitesi, İngiliz Dili Edebiyatı ve İnsani Bilimler bölümünden mezun oldu. 2018 yılında, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Radyo, TV ve Sinema bölümünde, mastere başladı. 2013 yılında ilk şiir kitabı “Acı Biberli Aşk”ı yayınladı. “Ahir Zaman Âlemi” isminde yeni şiir dosyası yayınlanmayı beklemektedir.

Music will never ends..