AktüelKıbrıs Sorunu“Acıların yaşandığı bu tarih bayram olamaz”

Babasını 20 Temmuz 1974'te savaşta kaybeden Murat Dağman, 20 Temmuz'un neden "bayram" olarak kutlanmaması gerektiğini GazeddaKıbrıs'a anlattı. Dağman, "bu tarihte bir savaş oldu. Kıbrıslıtürklerin de, Kıbrıslırumların da kayıpları oldu. Kimi kadın genç yaşta dul kaldı, kimi çocuklar annesiz babasız kaldı. O günlerde herkes inancına göre mevlit okur, yasını tutar. Ama bir de bakıyoruz ki ellerinde biralarla şafak nöbeti tutuyorlar, kokteyl yapıyorlar. Adına da Barış ve Özgürlük Bayramı deniyor" dedi.
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısTemmuz 23, 2020
Şiddete Karşı Yan Yana - LTB

Çiğse Dedeoğlu

Kıbrıs bugünkü fiziki, siyasi, sosyo-kültürel bölünme haline gelene kadar birçok önemli tarihi olaya tanıklık etti. 1963 olayları…15 Temmuz 1974 darbesi…20 Temmuz 1974 Türkiye’nin askeri müdahalesi…Bunların her biri arkasında sayısız acı, çeşitli hikayeler ve uzun soluklu çözülemeyen sorunlar bırakmış olsa da, bir “bayram” bırakmamıştır.

Savaşların kazananı değil, kaybedenleri olur. Kimi sevdiklerini kaybeder, kimi özgürlüklerini. Savaş görmüş bir toplumun zaferleri ve mutlulukları olmaz. Acıları olur ve acıların bayramı olmaz.

Savaşın bıraktığı acıları en derinlerinde yaşayanlardan bir tanesi Murat Dağman. 1974’te 7 yaşındayken, babasının şehit olduğu haberini alan Dağman, 44 yıl sonra babasının başka bir yerde gömülü olduğunu öğreniyor. Dağman o günleri şöyle anlatıyor:

“Babam İbrahim Ramadan, 1973 yılına kadar şu anki Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası’nın başkanıydı. 71-72 yıllarında Boğaz’da yeni bir ev yaptı, oraya yerleştik. Babam 74’teki savaşta şehit düştü. İlk önce cenazesi bulunamadı, sonra bize bulunduğunu ve Tekke Bahçesi’ne gömüldüğünü söylediler. Devlet tarafından cenazenin bir mezara nakledildiğine dair bir yazı geldi ve bize bir mezar gösterdiler. 44 yıl boyunca aynı mezara gittik. O mezara sevincimizi, üzüntümüzü anlattık. Babam şehit olduktan sonra Boğaz’dan taşındık. Annem orada kalamadı. 4 kardeşin en küçüğüydüm. Hepimizi annem büyüttü.”

“Yıllarca boş bir mezarla konuşmuşuz”

“1 buçuk yıl önce bizden DNA testi alındı ve Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından yapılan kazılarda, babamın cenazesi 5 şehitle birlikte bulundu. Bize gömülü olduğu söylenen mezarın 15-20 metre ilerisinde…

Yıllarca ben ve kardeşlerim boş bir mezarla konuşmuş, dertleşmişiz meğer. 30 yaşlarında kocasını kaybeden anneme, 80 yaşında ikinci kez aynı acıyı yaşattılar. Bunu yaşatan devlet yetkilileri de bize hala bayramdan bahsediyorlar. Toplumda lider diye lanse ettiğimiz kişilerin bu olaylardan haberi olmaması mümkün değildir. Hem ölüleri gömüp, sahte mezar yapıldı, hem de devlet eşiniz/babanız burada gömülü diye yalan söyledi. Bu bir savaş suçudur.

Hazmedemediğim bir diğer konu ise, geçen gün 7 kayıp şahıs daha bulundu, kimlik tespitleri yapılıyor. Ne milliyetçi geçinen sağ partilerimizden, ne de sol kesimden bu konuyla ilgili ses çıkmıyor. Maalesef yaşamayanlar bu acıları bilemez.

Tekke Bahçesi’nde başka savaş suçları da olabilir. Orada gömülü Kıbrıslırumlar da olabilir. O mezarların açılıp bakılması lazım. Mezarların kolay kolay açılamadığı şeklinde bir düşünce var. O dönemde, şehitleri toplu bir şekilde toprağa atmak o yüzden kolay olmuştu. Biz bir şekilde babamızın cenazesini bulduk ama Kıbrıslırumlardan ve Kıbrıslıtürklerden bugüne kadar babasının, annesinin, kardeşinin cenazesini bulamamış insanlar var.”

Kıbrıslırumlar’a bir kinim olamaz

“Nefret besleyen bir insan değilim. Savaş dediğimiz kötü bir olaydır ama bu yapılan farklı bir olaydı. Savaşa halklar isteyerek girmez. Diktatörler faşizm ve milliyetçilik duyguları adı altında kendilerini tatmin ederler. Savaşlarda halk kullanılır ama acıyı çeken de halktır. Benim bu yüzden Kıbrıslırumlara bir kinim olamaz. Çünkü karşı tarafta da benim gibi aynı acıyı yaşayan binlerce insan var. Benim canımı esas sıkan, şehitleri toplu mezarlara gömmeleri, bize sahte mezar göstermeleri ve sonra çıkıp şehitler üzerinden siyaset yapmalarıdır.

Son zamanlarda 20 Temmuz’la ilgili dikkatimi çeken şey; bunu bir bayrama dönüştürmeleridir. Bu tarihte bir savaş oldu. Kıbrıslıtürklerin de, Kıbrıslırumların da kayıpları oldu. Kimi kadın genç yaşta dul kaldı, kimi çocuklar annesiz babasız kaldı. O günlerde herkes inancına göre mevlit okur, yasını tutar. Ama bir de bakıyoruz ki ellerinde biralarla şafak nöbeti tutuyorlar, kokteyl yapıyorlar, adına da Barış ve Özgürlük Bayramı deniyor.

Acıların yaşandığı bu tarihte bayram olmaz. Ancak bu düzenin getirdiği ganimetlerden faydalananlar için bayram olur. Çoğu kendine bir sürü avantaj sağladı. Bir de şehitler, bayrak, kan üzerinden rant kazanıp makam sahibi oldular. Onlar için bayram olabilir. Bir anma günü olsaydı anlaşılabilirdi, bunun dışında bayram havasına çekilmesi yanlıştır.”

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

Music will never ends..