AktüelEkolojiABD ve Kanada’daki aşırı sıcaklıklar iklim değişikliğinin doğrudan sonucu

Yayınlanan yeni bir analize göre ABD ve Kanada'da yaşanan ekstrem sıcaklıklar insan kaynaklı iklim değişimi olmasa meydana gelmeyecekti.
Gazedda Kıbrıs Gazedda KıbrısTemmuz 9, 2021
Gazedda_Patreon
Muzakere_CDF
SOS_Reklam

Önde gelen iklim bilimcilerinden meydana gelen uluslararası bir ekip tarafından gerçekleştirilen ilişkilendirme analizi, geçtiğimiz hafta ABD ve Kanada‘nın bazı bölgelerinde tarihte görülmemiş ölçekte yaşanan sıcak dalgalarının, insan faaliyetleri sonucu meydana gelen iklim değişikliği olmasa gerçekleşemeyeceğini ortaya koyuyor.

Bilim insanları, sera gazı emisyonlarının neden olduğu iklim değişikliğinin, sıcak dalgalarını en az 150 kat daha olası hale getirdiğini belirtiyor.

50 dereceye varan sıcaklar

ABD’nin Pasifik Kuzeybatı bölgelerinde ve Kanada’da rekor sıcaklıklar kaydedildi. 49.6ºC’nin kaydedildiği Lytton köyündeki sıcaklık, Kanada’nın ulusal ölçekteki sıcaklık rekoru olan 45ºC’yi ciddi farkla geçiyor. Sıcaklık rekorunu kırmasından kısa bir süre sonra Lytton köyünün büyük bölümü, orman yangınıyla yok oldu.

Bugün meydana gelen sıcak hava dalgalarının tamamı, iklim değişikliğinin etkisiyle daha olası ve daha yoğun hale geliyor. Küresel ölçekte sıcaklıklar, 1800’lerin sonlarından bu yana yaklaşık 1,2°C arttı.

Bilim insanları, iklim değişikliğinin yüksek sıcaklıklar üzerindeki etkisini nicel olarak ölçmek üzere, küresel ısınma öncesindeki iklimi günümüzdeki haliyle karşılaştırıyor. Analizde bilimsel gözlem ve bilgisayar simülasyonu yöntemleri kullanılıyor.

Geçmişte gözlemlenen aralığın dışında

Yaşanan aşırı sıcaklıklar, geçmişte gözlemlenen sıcaklık aralığının oldukça dışında seyrediyor. Bu sebeple aşırı hava olaylarının, insan faaliyetleri sonucu oluşan iklim değişikliğinin olmadığı durumda ve günümüzdeki iklimde ne sıklıkta gerçekleşeceğini belirlemek güçleşiyor.

Ancak araştırmacılar, insan etkisinin olmadan bu aşırı hava olaylarının gerçekleşme olasılığının “neredeyse imkânsız” olduğu sonucuna varıyor.

İlk senaryo: Isı kubbesi

Araştırmacılar, iklim değişikliğinin aşırı sıcaklıkların gerçekleşme olasılığını ne şekilde artırdığına dair iki olası senaryo ortaya koyuyor. Bunlardan ilki, iklim değişikliğinin aşırı sıcak hava dalgalarının gerçekleşme olasılığını artırmasına rağmen, bu sıra dışı olayların, mevcut iklim koşullarında nadiren gerçekleşen bir durum olması.

Bu senaryoda, süregelen kuraklık ve olağandışı atmosferik dolaşım koşulları anlamına gelen ve ‘ısı kubbesi’ olarak bilinen olayların, iklim değişikliğinin etkileriyle birleşmesiyle oldukça yüksek sıcaklıklar meydana geliyor.

Sıcak dalgası sayısı artacak

Bu varsayım, iklim değişikliğinin etkisi olmaması durumda kaydedilen en yüksek sıcaklıkların, günümüzde kaydedilenlerden yaklaşık 2°C daha düşük olmasını gerektiriyor.

Sera gazı emisyonlar sınırlandırılmazsa, küresel sıcaklıkların artmaya devam etmesi bekleniyor. Bu durum, bu tür olayların daha sık ortaya çıkacağı anlamına geliyor. Örneğin bilim insanları, küresel sıcaklık artışının 2°C ile sınırlandırıldığı durumda dahi, bu ölçekte bir sıcak hava dalgasının her 5 ila 10 yılda bir meydana gelebileceğini öne sürüyor.

İkinci senaryo: Eşiğin aşılması

İkinci senaryo, iklim sisteminin geri dönüşü olmayan bir eşiği aştığına işaret ediyor. Bu senaryo, küresel ısınmada kaydedilen küçük ölçekli bir artışın, aşırı sıcaklıkların gerçekleşme olasılığında hızlı bir artışa neden olabileceği anlamına geliyor.

Bu durum, geçtiğimiz hafta meydana gelen ve rekor sıcak hava dalgalarının gerçekleşme olasılığının, iklim modellerinin öngördüğünden daha sık gerçekleşmesi anlamına geliyor.

Uyum planları buna göre tasarlanmalı

Bu son olay, şu anda beklenen sıcaklık aralığının çok üzerinde seyreden aşırı sıcaklıkların, 50. kuzey enlemi bölgesinde gerçekleşebileceğine dair uyarı niteliği taşıyor. Bu bölgede ABD, Fransa, Almanya’nın bazı kısımları, Çin ve Japonya yer alıyor.

Bilim insanları, iklim değişikliğine uyum planlarının yakın geçmişte tanık olunan aralığın çok üzerindeki sıcaklıklar için tasarlanması gerektiğinin altını çiziyor.

‘Emsali bulunmuyor’

Çalışma, Dünya Hava İlişkilendirme Girişimi (World Weather Attribution, WWA) bünyesinde Kanada, ABD, Almanya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve İngiltere’deki üniversitelerde ve meteoroloji kurumlarında görev yapan 27 araştırmacı tarafından gerçekleştirildi.

Oxford Üniversitesi bünyesindeki Çevresel Değişim Enstitüsü’nden Friederike Otto, “Gördüklerimizin emsali bulunmuyor. Kaydedilen en yüksek sıcaklıklardaki artışta dört veya beş derecelik artış rekoru kırılmaması gerekiyor. Yaşanan olağandışı durum, günümüzde yaşanan aşırı sıcaklıkların daha yüksek seviyelerdeki küresel ısınma sonucu beklediğimiz durumdan önce ortaya çıkabileceği olasılığını göz ardı edemeyeceğimizi gösteriyor” dedi.

Hollanda Meteoroloji Enstitüsü’nden Geert Jan van Oldenborgh, “Isı dalgalarının daha sık ve yoğun hale gelmesi beklenir bir durumdu. Ancak, bu bölgede bu sıcaklığı görmeyi beklemiyorduk. Bu durum, iklim değişikliğinin ısı dalgalarını nasıl daha sık ve ölümcül hale getirdiğini derinlemesine anlayıp anlamadığımızı gündeme getiriyor” ifadelerini kullandı.

‘Sera gazı emisyonları sınırlandırılmalı’

İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü (ETH Zürich) Atmosfer ve İklim Bilimi Enstitüsü’nden Sonia Seneviratne, “İklim değişikliği, sıcak hava dalgaları gibi oldukça nadir görülen olayların sıklığında artış yaşanmasına sebep oluyor. Bilinmeyen sularda yüzüyoruz. Geçtiğimiz hafta Kanada’da yaşanan aşırı sıcaklıklar, Las Vegas’da veya İspanya’da dahi rekor kırabilirdi. Ancak sera gazı emisyonlarını sınırlandırmayı ve küresel ısınmayı durdurmayı başaramazsak, bizleri çok daha yüksek sıcaklık rekorları bekliyor” dedi.

Uluslararası Kızılhaç Örgütü İklim Merkezi ve Twente Üniversitesi’nden Maarten van Aalst, “Isı dalgaları hem 2019 yılında hem de 2020’de küresel ölçekte en ölümcül felaketler arasında zirveye yerleşti. Ne yazık ki bu durum artık bir sürpriz olmak yerine, oldukça endişe veren küresel bir eğilimin parçası haline gelmiş durumda. Bu bölgede ve dünyada karşı karşıya olduğumuz ölümlerin büyük bölümü, yaşam alanlarının daha yüksek sıcaklıklara uyum kapasitesinin artırılmasıyla önlenebilir” açıklamasını yaptı.

 ‘Sıcağa bağlı ölümler önlenebilir’

Washington Üniversitesi Sağlık ve Küresel Çevre Merkezi’nden Kristie L. Ebi, “Amerika Birleşik Devletleri’nde ısıya bağlı ölümler, hava koşulları sebebiyle gerçekleşen ölümlerde ilk sırayı alıyor. Ancak bu ölümlerin neredeyse tamamı önlenebilir nitelikte. Isı eylem planları, sıcak hava dalgası erken uyarı sistemleri ve müdahale sistemleri gibi sıcaklıkla ilgili acil durumlara yönelik hazırlığımızı artırarak ve daha sıcak bir geleceğin ölümcül olmaması için yaşam alanlarımızda değişiklik yapılmasını önceliklendirerek, günümüzde ve gelecekte ısı sonucu gerçekleşen hastalık ve ölüm oranlarını azaltabiliriz” yorumunu yaptı.

Vrije Universiteit Amsterdam Çevre Araştırmaları Enstitüsü ve Hollanda Meteoroloji’nden Dim Coumou ise”Bu durum önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Günümüzde, bu ölçekteki olağan dışı yükseklikteki sıcaklıklara yol açan mekanizmaları iyi anlayamıyoruz. İklim sisteminde, küresel ısınmada az miktardaki artışın aşırı hava olaylarında daha fazla etki yarattığı bir eşiği geçmiş olabiliriz” görüşünü ifade etti.

Gazedda Kıbrıs

Gazedda Kıbrıs

Gazedda'yı hem yaşatabilmek hem de içeriklerini daha da zenginleştirebilmek için okuyucu katkısına ihtiyacımız var. Bağımsız ve özgür olmak, öyle kalmak ve bu sesi yaygınlaştırmak, daha fazla paylaşmak istiyoruz. Bunun da yolu sizlerin desteğinden, yani yurttaşların, Gazedda’yı sahiplenen insanların gönüllü oluşturacakları fondan geçmektedir. Gazedda’ya patreon üzerinden destek olabilirsiniz. https://www.patreon.com/gazedda

LGBT kitapcık