Eleni Sioufta | Philenews
Mihail Kaşşalos’un resimlerinin tarihsel yönü hâlâ yeterince aydınlatılmış değil. “Kaza” adlı tablosu üzerine yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı yeni bilgiler, sanatçının 1949 yılında çok sayıda insanın hayatını kaybettiği gerçek bir olayı resmettiğini gösteriyor. Kaşşalos, bu eserinde resim sanatını aynı zamanda bir bellek aracına dönüştürüyor.
21 Aralık 1949 Çarşamba günü, Kıbrıs’ta büyük bir felaket yaşandı. Günlerdir adayı etkisi altına alan sağanak yağışlar, akşam saat 7.00 sıralarında Katouliaris Nehri’nin su seviyesini tehlikeli biçimde yükseltti. Nehrin taşan suları, Aşşa ile Afanya köyleri arasındaki köprü civarında yolu ölümcül bir tuzağa dönüştürdü.

Azgın sular bir otobüsle askerî aracı sürükledi. Araçların içindeki yolcular kendilerini suların ortasında, ölümle burun buruna buldu. Dönemin gazetelerinde yayımlanan resmî açıklamalara göre, felakette 17 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin beşi Aşşa, sekizi Strongilos, biri Afania, biri Gönyeli, biri Voni köylerindendi. Hayatını kaybedenler arasında Büyük Britanyalı bir asker de vardı.
O günlerdeki kötü hava koşulları başka felaketlere de yol açacak, adanın acısını daha da büyütecekti. Yaşananlar, o sırada 64 yaşında olan Aşşalı naif ressam Mihail Chr. Kaşşalos’u da derinden etkilemiş görünüyor. Sanatçının “Kaza” adlı tablosu, işte bu trajediyi konu alıyor.
Kyriakos Kaşşalos’un tanıklığı (2 Mart 2022 tarihli görüntülü söyleşi, Eleni Sioufta arşivi) ve tablodaki bazı ayrıntılar, eserin bu olayla bağlantılı olduğunu destekliyor.
Sözlü ve yazılı tanıklıklara göre Kaşşalos, gerçek kişileri veya tarihsel olayları resmederken gerçeğe mümkün olduğunca sadık kalmaya özen gösteriyordu. Bunun için insanların ve nesnelerin fotoğraflarını inceliyor, kimi zaman da resmedeceği nesneleri yakından gözlemliyordu. Amacı, onları olabildiğince doğru biçimde tuvale aktarmaktı.
Neos Kypriakos Fylax gazetesinin 23 Aralık 1949 tarihli ön sayfası (24. yıl, sayı 38962), sanatçıya ilham vermiş görünüyor. Kaşşalos, büyük olasılıkla gazetedeki olay anlatımından yararlandı ve aynı olayı konu alan bir kompozisyon oluşturdu. Gazetede yayımlanan dört fotoğraftan üçünü de tablosuna taşıdı: Yıkılmış köprüyü, sırtüstü yatan cansız bir kadını ve arkasında okaliptüs ağaçlarının yükseldiği otobüsü.

Fotoğraf kaynağı: KC Basın ve Enformasyon Dairesi.
Günümüze ulaşan fotoğrafların görüntü kalitesi düşük. Bu nedenle, ressamın o dönemde görebildiği bazı ayrıntıları bugün seçebilmek pek mümkün değil. Ancak fotoğrafların altındaki açıklamalar, tablodaki unsurları tanımamıza önemli ölçüde yardımcı oluyor.
“Kaza” tablosunun en çarpıcı görüntüsü, yarısı yıkılmış köprünün yanında ters dönmüş hâlde duran otobüs. Suyun şiddetiyle köprünün taşları etrafa savruluyor. Otobüsün içinde ve dışında görülen insan figürleri ise sarsıcı. Hepsi suyun içinde. Kaşşalos, bedenleri farklı yönlere doğru bükerek ve döndürerek bir yandan felaketin hareketini, diğer yandan ölümün hareketsizliğini resmediyor.
Figürlerin saç uzunluklarına ve kıyafetlerine bakıldığında, ressamın çizdiği 14 kişiden yedisinin kadın olduğu, kesin olmamakla birlikte, düşünülebilir. Bu sayı, kazada hayatını kaybeden kadınların gerçek sayısıyla da örtüşüyor. Ancak burada akla bir soru geliyor: Kaşşalos, ölen 17 kişiden diğer üçünü neden resmetmedi?
Dönemin gazete haberlerine göre, hayatını kaybedenler listesindeki üç kişi Ortodoks Hristiyan değildi. Tabloda ağaçların altında mezarı andıran üç şekil görülüyor. Ancak bunlar Ortodoks defin geleneğine ait mezarlara benzemiyor. Eğer gerçekten mezarlarsa, ressamın bu üç kişiyi de sembolik olarak kompozisyonuna dâhil ettiği söylenebilir. Böylece, bilinçli olsun ya da olmasın, ölüm karşısında hepimizin eşit olduğunu hatırlatıyor. Çünkü ölüm, hiçbir ayrım gözetmeden bütün insanların üzerine örtüsünü seriyor.
Tablonun geometrik kompozisyonu da dikkat çekici. Otobüs ve insan figürleri, tuvalin yalnızca yedide birini kaplıyor. Peki Kaşşalos neden ağaçlara, suya, gökyüzüne ve çevredeki manzaraya böylesine geniş bir yer ayırmayı tercih etmiş olabilir?
Belki de ressamın fırçası burada felsefi bir düşünceye yöneliyor. Yalnızca yaşananları anlatmakla yetinmiyor, insanın trajedisini zamanın ve dünyanın sonsuzluğu içinde ele alıyor. Ağaçlar, nehir ve gökyüzü, sanki doğanın kesintisiz varlığını insan yaşamının şiddetle son buluşuyla karşı karşıya getiriyor. Kara toprağa kök salmış okaliptüsler felaketin sessiz tanıkları olarak ayakta duruyor. Yıkıma yol açan nehir durmaksızın akarken gökyüzü iyilerin de kötülerin de üzerine uzanıyor. Köprü ve otobüs gibi insan elinden çıkmış şeylerin de tıpkı insanın kendisi gibi geçici olduğu anlaşılıyor.
“Kaza”, Kaşşalos’un o ölümcül kış akşamıyla bağlantılı tek tablosu olmayabilir.

Kaynak: “I Aşşa” Kültür Derneği Fotoğraf Arşivi.
Sanatçının 13-21 Ekim 1962 tarihleri arasında Lefkoşa’daki Ledra Palace Oteli’nde düzenlenen kişisel resim ve heykel sergisinin fiyat listesinde, ikinci sırada “Kadınlar Boğulan Afanialıya Ağlıyor” adlı eser yer alıyor. Bugün “I Aşşa” Kültür Derneği’nin Fotoğraf Arşivi’nde korunan bu belgede geçen “Afantias” sözcüğü, Afania köyü için kullanılan başka bir ad. 21 Aralık 1949’daki felakette hayatını kaybeden Nikolas Georgallis de bu köydendi.
Bugün nerede olduğunu ve tam olarak neyi resmettiğini bilmediğimiz bu tablonun kazayla ve hayatını kaybeden gençle bağlantılı olabileceğini düşündüren başka bir ayrıntı daha var. 24 Aralık 1949 tarihli Neos Kypriakos Fylax (24. yıl, sayı 38963) ve Neos Dimokratis (1. yıl, sayı 230) gazetelerinin ön sayfalarında, Georgallis’in ailesinin yaşadığı acıyı gösteren fotoğraflar yayımlanmıştı. Aile üyelerinin yas tuttuğu bu görüntülerde kadınlar özellikle dikkat çekiyor.
Ressamın oğlu Kyriakos Kaşşalos’un anlatımına göre (2 Mart 2022 tarihli görüntülü söyleşi, E. Sioufta Arşivi), Katouliaris Nehri’yle bağlantılı bir başka tablo daha bulunuyor. Özel bir koleksiyonda yer alan “Nehirdeki Yılanlar” adlı bu eser, çok daha sevindirici bir olayı anlatıyor: 11 Kasım 1920’de nehrin azgın sularında ölüm tehlikesi geçiren yedi Aşşalıdan beşinin kurtarılmasını. Üç erkeğin boğularak hayatını kaybettiği bu olay hakkında Aşşalı Georgios Pakkos’un yazılı tanıklığı da bulunuyor. (Georgios P. Pakkos, Aşşa Köyünün Tarihi, “I Aşşa” Kültür Derneği, Lefkoşa, 2013.)

Aşşalı naif ressam Mihail Kaşşalos’un eserlerini derinlemesine incelemek son derece heyecan verici. Çünkü onun resimleri, sanatına yönelik değerlendirmelerde sıkça öne çıkarılan Aşşa’daki gündelik yaşamın sade ve pastoral tasvirlerinden çok daha fazlasını barındırıyor.
İnsanı merkeze alan “Kaza” tablosu, Kaşşalos’un 21 Aralık 1949’da yaşanan ve adamızı derinden sarsan olayları resimlerine taşıma gücünü ortaya koyuyor. Sanatçının bu tanıklığı, samimiyetiyle bugünün izleyicisini hem şaşırtıyor hem de duygulandırıyor. Çünkü düğünleri ve ovadaki hasadı şiirsel bir duyarlılıkla resmeden aynı elin, aynı güçle ölümle, kayıpla ve yasla da yüzleşebildiğini görüyoruz.
Kapak Fotoğrafı: Mihail Kaşşalos, Kaza, yaklaşık 1960, ahşap üzerine yağlıboya, 38,5 × 64 cm, özel koleksiyon. Fotoğraf kaynağı: Dafni Nikita (ed.), Mihail Kaşşalos: Resim Sanatının Gizli Cazibesi, Larnaka Belediyesi–Pierides Vakfı, Larnaka, 2000.




