• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Perşembe, Ağustos 6, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
31 °c
Nicosia
29 ° Cum
30 ° Cts
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

1974 Bombardımanı: Athalassa’nın Unutulan Kurbanları

20 Temmuz 1974’te bombalanan Athalassa Psikiyatri Hastanesi’nde 31 hasta ve iki hemşire hayatını kaybetti. Tanıklıklar, aceleyle yapılan gömüleri ve 43 yıl sonra açılan mezarlarda bulunanları anlatıyor.

Gazedda Gazedda
6 Ağustos 2026
Okuma Süresi: 11 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

“Bazılarını, bedenlerine saplanmış cam parçalarıyla bulduk. Birinin bükülmüş elinde, üzerinde Serenace yazan küçük bir cam ilaç şişesi vardı. Bu türden 30 kadar küçük cam ilaç şişesi bulduk. Onları, tanıkların tarif ettiği gibi battaniye ve çarşaflara sarılmış halde bulduk. Bir kadın hastanın kırmızı elbisesi naylondan yapıldığı için hiç bozulmamıştı.”

Bu sarsıcı anlatım, Athalassa Hastanesi’ndeki mezar açma çalışmalarını yürüten arkeologlardan Mihalis Yakovidis’e ait. Kasım 2017’de başlayan ve haftalarca süren kazılarda, 20 Temmuz 1974’te Türk hava kuvvetlerinin hastanenin iki koğuşunu bombalaması sonucu hayatını kaybeden hastalara ait kemikler arandı. Bombardıman, yaşları 22 ile 80 arasında değişen 33 kişinin ölümüne yol açmıştı.

Hayatını kaybedenlerin 31’i hastaydı; bunların üçü Kıbrıslı Türk’tü. Bombardımanda iki hemşire de öldü. Ölen iki kişinin naaşı o dönemde yakınlarına teslim edilerek doğdukları yerlerde toprağa verildi.

Athalassa Hastanesi’nin yakınında depo olarak kullanılan bir askerî kamp vardı. Türk ordusunun hedefinin burası olduğu düşünülüyor. Can kayıplarının, askerî depolara daha yakın olan 1 ve 2 numaralı koğuşlarda yaşanmasının nedeni de buydu.

Yakovidis, mezarların açılmasına giden süreci Kıbrıs Haber Ajansı’na (KHA) anlattı. Çalışmalar, hayatını kaybeden Ksenofon Kallis’in uzun ve ısrarlı çabalarının ardından, dönemin Cumhurbaşkanlığı Komiseri Fotis Fotiou’nun desteğiyle başlatılmıştı. Kallis, gerek güneyde gerek kuzeyde kayıplara ait kemiklerin bulunması için kazı yapılması konusunda en fazla çaba harcayan kişiydi.

Sürecin nasıl ilerlediğini anlatan arkeolog, “Ksenofon Kallis, Athalassa Hastanesi’ndeki mezar açma çalışmalarını öncelikleri arasında üst sıralara koymuştu,” diyor.

Saatler süren bombardıman, krater ve aceleyle yapılan gömüler

Bombardıman, 20 Temmuz 1974 sabahı saat 09.00’dan öğleden sonra 13.30’a kadar aralıksız sürdü. Bombardıman sona erdiğinde görevdeki hemşireler, 1 numaralı koğuşun tamamen yıkıldığını, 2 numaralı koğuşta ise yaralılar olduğunu fark etti.

Kallis’in ekibindeki arkeolog, o kazıya ait günlüğün sayfalarını çevirirken şunları hatırlıyor:

“1 numaralı koğuşa düşen bombalardan biri 500 librelikti. Koğuşun yarısı büyüklüğünde bir krater açtı. Daha sonra o krateri kazdık.”

Bombardımanda hastanede kalan 31 kişi ile iki hemşire hayatını kaybetti. Olay anında ölen 10 ya da 11 kişi, bugünkü Lefkoşa Genel Hastanesi’ndeki morgun arkasında, bombanın açtığı kratere aceleyle gömüldü.

“Krateri bomba açmıştı. Toplu mezarları açtığımızda yanık tabakasına rastladık. Kükürt kokusu vardı,” diyor.

Hemşireler o dönemde kayıt tutmuş ve hayatını kaybedenlerin listesine 33 kişiyi yazmıştı.

“Ölüleri, kolay kolay bozulmayan o kahverengi battaniyelere sarıyorlardı. Başka koğuşlardaki yataklara taşıdıktan sonra çarşaflara da sardılar. Hava çok sıcak olduğu için naaşlar kokmaya başlamıştı ve gömülmeleri gerekiyordu. Böyle bir kriz ortamında herhangi bir protokol bulunmadığını tahmin edersiniz. Yaz mevsimiydi ve gömülmeleri gerekiyordu. Yanmışlardı. Koku inanılmaz derecede ağırdı,” diye anlatıyor arkeolog. Kazının yapılabilmesini sağlayan hemşire tanıklıklarını da hatırlıyor.

Naaşlar kratere gömüldü. Daha sonra bulunan kalıntılar, bazı bedenlerin parçalandığını gösteriyordu; kemikler kraterin farklı noktalarına dağılmıştı.

Tanıklıklar ve çember hâlindeki servi ağaçları

Peki, 2017’deki mezar açma çalışmalarına uzanan süreç nasıl başladı?

Bombardıman sırasında hemşire olarak görev yapan Takis Agathokleous, Mayıs 1993’te meslektaşlarıyla birlikte bölgeye giderek, kraterde bulunduğu düşünülen kişi sayısını temsil eden 11 servi ağacı dikti.

“Amaç, bölgenin çevresini belirleyecek bir işaret bırakmaktı. Biz kazdığımızda 10 kişiye, bulunan kafataslarına göre belki 11 kişiye ait kalıntılar bulduk. Kraterde en az 10 kişiye ait kalıntı tespit edildi. Ancak kesin sayı, hâlen devam eden antropolojik incelemeler tamamlandıktan sonra belirlenebilir. Agathokleous daha 1981’de Ksenofon Kallis’e tanıklık vermişti. Konunun peşini bırakmayan da Kallis oldu. Cumhurbaşkanlığı Komiseri’nin danışmanlığına getirildiğinde Noratlas ve Psikiyatri Hastanesi vakalarını, diğer bazı dosyalarla birlikte öncelikleri arasına aldı,” diye anlatıyor arkeolog Mihalis Yakovidis.

İlk deneme amaçlı sondaj kazısı 3 Ağustos 2017’de yapıldı.

“Tanıklıkların doğru olup olmadığını görmek için üç arkeologla birlikte bir sondaj kazısı yapıldı. Battaniyelere ve kemiklere de orada rastlandı,” diyor arkeolog.

Sondaj kazısının ardından gerekli izin ve ödenek sağlandı. Asıl kazı 1 Kasım 2017’de başladı.

“Servi ağaçlarının kesilmesi gerekiyordu. Orman Dairesini çağırdık; 11 ağacın dokuzunu kestiler. Bölgede asbest bulunduğu için danışmanlık ve teknik destek sağlamak üzere özel bir şirket de çağrıldı. Bize uygulanması gereken protokolü anlattılar. Asbest solumamak için toprağı tankerlerle suluyorduk. Toplam 100 metreküp asbest ve yapı malzemesi topladık; bunlar kontrollü biçimde gömülmek üzere gönderildi. İskelet kalıntılarını elle çıkarma çalışmaları 16 Kasım’da tamamlandı ve 10 kişiye ait kemikler bulduk,” diye anlatıyor arkeolog.

Daha önce de belirttiği gibi kesin sayı, antropolojik incelemeler tamamlandıktan sonra belirlenecek.

Diğer kurbanlara ne oldu?

Mezar açıldıktan sonra Ksenofon Kallis’i başka bir soru daha düşündürüyordu. Tanıklardan biri, hayatını kaybeden 31 kişinin yer aldığı bir liste vermişti.

Arkeologlar, tanıklıklara ve arşiv kayıtlarına ulaşmak için Basın ve Enformasyon Dairesi, Kıbrıs devlet televizyonu RIK ve Başpiskoposlukta araştırma yaptı.

“Kallis beni Yunan Mezarlığı’na gönderdi. Mezarlığın o dönemki sorumlusu Andreas Karayiannis’le görüştüm. Çok yardımcı oldu; arşivi açtı ve birlikte araştırdık. Yirmi kişinin, geldikleri yer hanesinde ‘akıl hastanesi’ kaydıyla buraya gömülmüş göründüğünü tespit ettim. O gün Pambos Alkiviadis de oradaydı. 1965’ten 2000’e kadar mezarcılık yapmıştı. Bana, darbe sırasında hayatını kaybedenler için yapılan anıtın karşısındaki alanı gösterdi ve akıl hastanesinden getirilen yanmış kişilerin oraya gömüldüğünü söyledi,” diye anlatıyor.

Mezar taşlarının üzerinde “İşgalde hayatını kaybedenler” yazıyordu.

Rum Mezarlığı’nın arşiv kayıtlarına göre, cenaze hizmetlerini yürüten Andreas Kekkouris de arkeoloğa, akıl hastanesinden getirilen kişilerin gömülmüş olabileceği yerleri gösterdi.

“Bu kişilerin altısı 23-25 Temmuz 1974 arasında, diğerleri ise ekim ayına kadar hayatını kaybetmiş. Muhtemelen yaralıydılar ve daha sonra öldüler. Buna göre 10 ya da 11 kişi olay anında hayatını kaybetmişti. Oysa ölenler listesinde çok daha fazla kişi bulunuyordu,” diye açıklıyor arkeolog.

2017’deki mezar açma günleri

Kalıntılara ulaşılan gün, her arkeolog için kuşkusuz sarsıcıdır. Athalassa Hastanesi vakası, kayıplarımızın belki de unutulmuş insan hikâyelerinden biridir. Bu insanlar bombardımanda yanarak hayatını kaybetti. Psikiyatrik tedavi görmüş olmanın yarattığı ağır damga nedeniyle kimse onları aramadı.

Yakovidis’e, mezarların açıldığı günlerden zihnine kazınan bir an olup olmadığını soruyoruz. Duygulanarak anlatıyor:

“Kraterin 2,5 metre derinliğinde, hayatını kaybedenleri tam da tanıklarda tarif edildiği gibi bulduk. Battaniyelerin ve çarşafların içindeydiler. Bedenlerine saplanmış cam parçaları, yapı malzemeleri ve üzerinde Serenace yazan küçük cam ilaç şişeleri bulduk. Yaklaşık 30 küçük cam ilaç şişesi vardı; bir kişi bunlardan birini bükülmüş elinde tutuyordu.”

“Bir kadının üzerinde kırmızı bir elbise vardı. Naylondan yapılmıştı; erimemiş, kusursuz biçimde korunmuştu. Dört metre derinliğe kadar kazdık ve bombanın parçalarını bulduk. Mezarlar 43 yıl sonra açılmış olmasına rağmen toprak hâlâ kükürt kokuyordu. Kraterin içinde siyah bir yanık tabakası vardı.”

Rum Mezarlığı’ndan alınan tanıklıklara göre dört ya da beş kişi, Komandolar Anıtı’nın arkasında, güneyde bulunan 102 numaralı bölüme gömülmüş olmalı. Burada, üzerlerinde “İşgalde hayatını kaybedenler” yazan altı mezar bulunuyor.

Diğer kişilerin mezarlığın farklı noktalarına gömüldüğü anlaşılıyor. Rum Mezarlığı numaralandırılmış bölümlere ayrılıyor ve her bölümde yaklaşık 100 ile 120 mezar bulunuyor. Arkeolog, “Bu nedenle işaretsiz mezarların yerini belirlemek son derece güç,” diyor.

Hemşireler ısrar etti, Psikiyatri Hastanesi’ndeki kazı genişletildi

Psikiyatri Hastanesi’ndeki kazı tamamlandığında tanıklar Takis Agathokleous, Yorgos Tsolakis ve Kipros Dimosthenous yeniden geldi. Üçü de 1 numaralı koğuşun arkasında başka bir mezar daha bulunabileceği konusunda ısrar etti.

“Çalışma alanını genişlettik ve kazılara devam ettik. Hemşirelerin ofislerinin bulunduğu yerde gerçekten bir krater bulduk. Ortada ana koğuş, arka bölümde ise tuvaletler vardı. Kipros Dimosthenous, banyoların arkasında bir fosseptik çukuru bulunduğunu söylüyordu. Orayı kazdık ancak mezar bulamadık. 2 numaralı koğuşun başka noktalarında da kazı yaptık. Geniş bir alanı taradık ama ne yazık ki herhangi bir bulguya ulaşamadık,” diye anlatıyor arkeolog Mihalis Iakovidis.

Yeni Lefkoşa Genel Hastanesinin morgu inşa edilmeden önce Ksenofon Kallis’e bilgi verildi. Kallis de servi ağaçlarının ve toplu mezarın varlığını yetkililere bildirdi; bunun üzerine inşaat planları değiştirildi.

“Yakın geçmişte PASİDİ Anaokulu inşa edileceği sırada dolgu çalışmaları başlayınca Kallis yine devreye girdi. Önce kazı yapılması, ardından inşaata geçilmesi gerektiğini söyledi. Kallis yapılması gereken ne varsa yaptı. Basın ve Enformasyon Dairesi, RIK ve Başpiskoposluk arşivlerinin incelenmesi ve Rum Mezarlığında araştırma yapılması da onun fikriydi,” diye vurguluyor arkeolog.

Sonunda alanda 10 kişiye ait kemikler bulundu; bunlardan yedisinin kimliği belirlendi. Kimliği belirlenenlerin altısı Kıbrıslı Rum, biri Kıbrıslı Türk’tü.

O gün görevde olan bir başka hemşirenin tanıklığı

KHA, 20 Temmuz günü görevde olan bir başka hemşirenin, Tasos Hristodoulou’nun tanıklığına da ulaştı.

“Sabah saat altıydı. 20 Temmuz Cumartesi günüydü. Koğuştan çıkıp arabama doğru giderken, Türk hava kuvvetlerine ait nakliye uçaklarının uğultusunu duydum ve Mia Milia’ya  doğru baktım. Uçaklar Mia Milia’ya paraşütçü indiriyordu. Ne olduğunu anlayana kadar saat yaklaşık sekiz olmuştu. Bombardıman uçakları, Ulusal Muhafız kampının da bulunduğu bölgedeki Psikiyatri Hastanesi’ni vurmaya başladı. Aldığımız bilgilere göre orada patlayıcı madde depoları vardı ve onları bombalamak istiyorlardı. Bir meslektaşımla birlikte bir koğuştan diğerine ulaşmaya çalışıyorduk. Küçük bir köprünün altına saklandığımızı hatırlıyorum. Sabah saat 11’e kadar orada kaldık,” diye anlatıyor hemşire.

Her şey yatıştıktan sonra ölenleri ve hayatta kalan hastaları aramaya başladıklarını, karşılaştıkları manzaranın ise çok acı olduğunu söylüyor.

“Hastaların bulunduğu koğuşlardan biri havaya uçtu ve çok derin bir krater açıldı. Yaklaşık 20 hastanın naaşını toplamaya başladık. Kamyonlarla eski Lefkoşa Hastanesi’nin morguna götürüldüler. Yaralı hastaları bir koğuşta topladık. Lefkoşa Hastanesi’nden gelen doktorlarla birlikte onlarla ilgilenmeye, mümkün olan yaralara dikiş atmaya başladık. Bu çalışma akşam saat beşe kadar sürdü. Her yer yıkılmıştı. Koğuşlar bombalandığında birçok hasta kurtulmak için dışarı koşmuştu. Bu görüntüler insanın zihninden hiçbir zaman silinmiyor,” diyor derin bir acıyla.

1974’te Athalassa Hastanesi’nin hasta koğuşları ile diğer yapılarının bulunduğu alana, Lefkoşa Genel Hastanesi morgunun yakınına, hayatını kaybedenlerin tamamının isimlerini taşıyan bir anıt Şubat 2023’te dikildi.

Kayıpları arama çalışmalarının başladığı dönemde Cumhurbaşkanlığı Komiseri olan Fotis Fotiou da “Athalassa Hastanesi hastalarına ilişkin dosyaların ve çevredeki mezar alanlarının ele alınış biçimi için” özür dilemişti.

Fotiou, ailelere verilecek yanıtların “uzun yıllar önce verilebileceğini ve verilmesi gerektiğini, ancak ne yazık ki bunun yapılmadığını” söyledi.

Kaynak: KHA
Gazedda

Gazedda

Sınırların ötesine bakan özgür bir kolektif. | A free collective looking beyond borders. | Μια ελεύθερη συλλογικότητα που κοιτάζει πέρα από τα σύνορα.

Darbe ile Müdahale Arasında: Londra ve Ankara’nın Beş Günü
BELLEK & TARİH

Darbe ile Müdahale Arasında: Londra ve Ankara’nın Beş Günü

NURİ SILAY
31 Temmuz 2026
Birlikte Yaşanan Köyden Toplu Mezara: Alaminyo
BELLEK & TARİH

Birlikte Yaşanan Köyden Toplu Mezara: Alaminyo

NURİ SILAY
28 Temmuz 2026
Aşşa’nın Son Düğünü
BELLEK & TARİH

Aşşa’nın Son Düğünü

NURİ SILAY
22 Temmuz 2026
Kıbrıs 1974: Herkes Her Şeyi Biliyordu
BELLEK & TARİH

Kıbrıs 1974: Herkes Her Şeyi Biliyordu

NURİ SILAY
19 Temmuz 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft