• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Çarşamba, Mayıs 13, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
30 °c
Nicosia
21 ° Per
21 ° Cum
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Ardel Biran: Kıbrıs’tan Avrupa Sahnelerine Uzanan Bir Yolculuk

HAKAN ÇOBAN HAKAN ÇOBAN
13 Mayıs 2026
Okuma Süresi: 8 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Ardel Biran’ın hikâyesi, Kıbrıs’ta başlayan ama erken yaşta adanın sınırlarını aşarak Avrupa sahnelerine uzanan bir yolculuk. Çocukluk yıllarında tiyatroya duyduğu ilgi, ailesinin desteğiyle önce İngiltere’de yatılı müzikal tiyatro eğitimine, ardından Kıbrıs’ın güneyinde süren çalışmalara ve İspanya’daki Institute of the Arts Barcelona’ya kadar uzanıyor. Eğitimini tamamladıktan sonra Disneyland Paris’te performans sanatçısı olarak sahneye çıkan Biran, bugün İstanbul’da oyunculuk kariyerini sürdürüyor.

Onun anlatısında yalnızca genç yaşta yakalanmış uluslararası bir deneyim değil, aynı zamanda adadan ayrılmanın, başka kültürlerin sanat anlayışlarıyla karşılaşmanın ve bütün bu birikimi kendi oyunculuk pratiğine dönüştürmenin izleri var. Disneyland Paris’in büyük prodüksiyon disiplininden Zorlu PSM’de sahnelenen Satıcının Ölümüne uzanan bu hikaye, Ardel Biran’ın sahneyle kurduğu ilişkinin giderek derinleştiğini gösteriyor.

Hakan Çoban sordu; Ardel Biran çocukluktan bugüne tiyatroyla kurduğu bağı, yurt dışı deneyimlerinin kendisine kattıklarını, Disneyland Paris sahnesinin görünmeyen tarafını, Kıbrıs’ta hayal ettiği büyük müzikal prodüksiyonu ve bugün İstanbul’da sürdürdüğü oyunculuk yolculuğunu anlattı.

Ardel Biran kimdir?

Bu soruya cevap vermek benim için her zaman biraz zor, ama kısaca şöyle anlatabilirim: 12 Temmuz 2003, Kıbrıs doğumlu bir oyuncuyum. Dört kişilik bir çekirdek ailede büyüdüm; ancak çocukluğumun büyük bir kısmı, kuzenlerimle birlikte aile apartmanında geçti.

Tiyatroya olan ilgim küçük yaşlarda başladı. Ailemin desteğiyle 15 yaşımda İngiltere’de yatılı müzikal tiyatro eğitimi alma fırsatı buldum. Orada edindiğim vizyon, bu işi sadece bir ilgi alanı değil, hayatımın merkezine koymak istediğim bir meslek olarak görmemi sağladı.

Kıbrıs’a döndükten sonra Güney Kıbrıs’ta müzikal tiyatro eğitimime devam ettim. Ardından Erdoğan Kavaz ve Suzan Polat’ın desteğiyle konservatuvar sınavlarına hazırlandım ve kabul aldığım okullar arasından İspanya’daki Institute of the Arts Barcelona’yı tercih ettim.

Eğitimimin hemen ardından Disneyland Paris’te performans sanatçısı olarak çalıştım. Şu anda ise İstanbul’da oyunculuk kariyerime aktif olarak devam ediyorum.

Çok erken yaşta “adamızdan taşıp” Avrupa’nın sanat camiasına girmeyi başardın. Tebrikler. Peki bu yolculuğun sana neler kazandırdı, senden neler götürdü?

Tabii ki yurtdışına çıkan birçok Kıbrıslı gibi ben de ilk başta benzer zorluklar yaşadım. Ada hayatından ve aile ortamından çıkıp, ana dilini konuşmadığın ve kimseyi tanımadığın bir ülkede sıfırdan bir düzen kurmaya çalışmak kolay değil. Ama bu süreç, düşündüğümden daha kısa sürede adapte olmayı öğrendiğim bir deneyime dönüştü.

Gerek üniversite yıllarımda gerekse sonrasında Disneyland Paris’te çalıştığım dönemde, farklı ülkelerden oyuncularla, dansçılarla ve sanatçılarla bir arada olma fırsatı buldum. Bu yolculuğun bana en büyük katkısı, farklı kültürlerin sanata yaklaşımını yakından gözlemlemek oldu. Çünkü okul sana teknikleri öğretir; ama o tekniklerin oyuncular tarafından nasıl yorumlandığını görmek asıl farkı yaratıyor.

Bu süreçte kendimce bir “havuz” oluşturduğumu düşünüyorum. Farklı kültürlerden olan oyunculuk yaklaşımlarını, prova alışkanlıklarını ve çalışma biçimlerini bu havuzda biriktirdim. Şu an bir projeye hazırlanırken, o havuzun içinden projeye en uygun olanları seçip kendi yöntemimle birleştiriyorum.

Tabii bu yolculuğun götürdükleri de oldu. Aileden, alıştığın düzenden ve o aidiyet hissinden bir süre uzak kalmak kolay değil. Ama dönüp baktığımda, bu mesafenin beni hem kişisel hem de mesleki olarak daha bağımsız ve güçlü biri haline getirdiğini söyleyebilirim.

Bir dönem Disneyland Paris’te performans sanatçısı olarak çalıştın. Bu deneyim senin için nasıldı?

Gelelim Disneyland Paris’e… “Dünyanın en mutlu yeri” deniyor ve açıkçası ilk gittiğimde ben de kendimi gerçekten bir rüyanın içindeymiş gibi hissettim. O atmosferin içine girmek, sahnenin bir parçası olmak çok etkileyiciydi.

Her ne kadar dışarıdan bir eğlence parkı gibi görünse de, aslında içeride çok ciddi bir prodüksiyon disiplini ve yüksek kaliteli müzikal yapımlar var. Ben de bu süreçte Together: A Pixar Musical Adventure adlı müzikalde performans sergileme şansı yakaladım. Sahnedeki ekip 10–15 kişiden oluşuyor olabilir ama sahne arkasında kostümden koreografiye, teknik ekipten dans kaptanına kadar 50’den fazla kişinin çalıştığı çok büyük bir sistem var.

Bunun dışında Disney’de olan parade de dans etme, karakter olarak meet & greet ve character dining gibi deneyimler de yaşadım. Tüm bunlar hem sahne hakimiyetimi hem de performans disiplinimi ciddi anlamda geliştirdi.

Ama işin daha gerçek tarafına gelirsek, giydiğimiz o büyük kostümler ilk günlerde biraz klostrofobik hissetirdi 🙂

Zamanla o tempoya ve düzene alıştım ama bu da deneyimin daha öğretici bir parçasıydı diyebilirim.

Kıbrıs’ta sınırsız bir bütçen olsaydı ve dilediğini yapabilseydin, nasıl bir proje hayata geçirirdin?

Tabii ki Kıbrıs’ta hayata geçirmek istediğim daha küçük çaplı projeler de var. Ancak bu soruya, en büyük hayalimle cevap vermek isterim. Böyle bir projeyi gerçekleştirmek için yalnızca istemek yeterli değil; ciddi bir bütçe ve doğru zaman gerekiyor. Ben bu tür hayallerin aceleye gelmesi gerektiğini düşünen biri değilim. Zamanı geldiğinde, gerekli şartların bir şekilde oluşacağına inanıyorum.

Yıllardır yurt dışında edindiğim deneyimler sayesinde, çok değerli sanatçılarla tanışma fırsatı buldum. Büyük yönetmenlerle çalışmış oyunculardan, üst düzey koreograflara, fiziksel tiyatro ve müzikal alanında uzman isimlere kadar geniş bir çevre edindim. Çocukluğumdan beri müzikal tiyatroya özel bir ilgim var; her ne kadar oyunculuk eğitimi almış olsam da bu alanda da kendimi naçizane geliştirdim.

Kıbrıs’ta — hem Kuzey’de hem Güney’de — uluslararası standartlarda, büyük ve nitelikli bir müzikal prodüksiyonla nerdeyse hiç  karşılaşmadım. Bu yüzden en büyük hayallerimden biri, yurt dışındaki bu güçlü network’ü kullanarak Kıbrıs’ta büyük ölçekli bir müzikal hayata geçirmek.

Böylesine kapsamlı bir proje; oyuncuların ulaşımından konaklamasına, teknik ekipten dekor, kostüm ve sahne tasarımına kadar ciddi bir yatırım gerektiriyor. Ama hayal ettiğim ekiple bu projeyi gerçekleştirebilirsem, ortaya çıkacak işin çok güçlü ve ses getiren bir yapım olacağına inanıyorum.

Acelesi yok ama halledeceyik…. 😉

Yurt dışından Kıbrıs’a seni ziyarete gelen dostların olduğunda, adaya dair en çok gurur duyduğun şey ne oluyor?

Bence Kıbrıs’ın yazı gerçekten bambaşka. Bu yüzden yurt dışından beni ziyarete gelen arkadaşlarımı genelde yaz aylarında davet ediyorum. Daha havaalanından çıkar çıkmaz o sıcaklık, o rahatlık hissi hemen onları sarıyor. Adada görülmeye değer pek çok güzel yer var ama benim için en özel olan yer kesinlikle Karpaz. Doğası, denizi ve o dokunulmamış hissiyle insanı gerçekten etkiliyor. Genelde misafirlerimi oraya götürdüğümde, şehir hayatının o koşturmacasından tamamen koptuklarını hissediyorum.

Ama aslında en çok gurur duyduğum şey sadece doğası değil; adalı olmanın getirdiği o samimiyet ve sıcaklık. İnsanların birbirine yaklaşımı çok daha içten ve doğal. Özellikle yurt dışındayken bir Kıbrıslıyla karşılaştığınızda, hiç tanımasanız bile aranızda anında bir bağ oluşuyor. O yabancılık hissi bir anda kayboluyor ve kendinizi ait hissediyorsunuz. Bence bu duygu, her ülkede kolay kolay bulunabilecek bir şey değil ve Kıbrıs’ı benim için asıl özel kılan da bu.

Şu anda İstanbul’dasın. Nelerle meşgulsün, hangi projeler üzerinde çalışıyorsun? Yakın zamanda bizi neler bekliyor?

Aslında çoğu oyuncunun da deneyimlediği gibi, bizim meslekte bazen çok yoğun olursunuz, bazen de bir anda durulur ve yeni projeleri beklersiniz. Ben şu an o yoğun ve üretken dönemlerden birindeyim.

Şu sıralar Zorlu PSM’de, Arthur Miller’ın klasik eseri olan ve Rufus Norris tarafından yönetilen Satıcının Ölümü oyununda yer almaktayım. Şubat sonunda prova sürecine başladık ve 26 Mart’ta prömiyerimizi gerçekleştirdik. Şu an her şey çok güzel gidiyor, benim için gerçekten çok kıymetli ve öğretici bir deneyim. Sezon boyunca da sahnelenmeye devam edecek.

Tiyatronun yanı sıra son dönemde seslendirmeye de ciddi bir ilgi duymaya başladım. Dublaj yapıyorum; birkaç dizi ve reklam projesinde yer aldım, onlar da devam ediyor.

Yakın gelecekle ilgili ise bu mesleğin doğası gereği çok net konuşmak zor. Gerçekten her an her şey olabilir. O yüzden ben de gelen fırsatlara açık olup üretmeye devam ediyorum.

Etiketler: ardelbiranoyunculuksanatsöyleşitiyatro
HAKAN ÇOBAN

HAKAN ÇOBAN

Aktivizmi, yaratıcılığı ve edindiği küresel deneyimleri bir araya getirerek toplulukları birbirine yakınlaştırmayı amaçlayan yazar, aktivist ve stand-up komedyen | A writer, activist, and stand-up comedian who brings together activism, creativity, and global experiences with the aim of bringing communities closer together.

Prag’da Bir Mimar: Yusuf İkinci
SÖYLEŞİ

Prag’da Bir Mimar: Yusuf İkinci

HAKAN ÇOBAN
28 Nisan 2026
Belçika’da Bir Uçak Mühendisi: Yağmur Kalfaoğlu
SÖYLEŞİ

Belçika’da Bir Uçak Mühendisi: Yağmur Kalfaoğlu

HAKAN ÇOBAN
16 Mart 2026
Varoluşsal Krizler, Trajikomik Kimlikler: Beren Rojin Durmaz
Hakan Çoban

Varoluşsal Krizler, Trajikomik Kimlikler: Beren Rojin Durmaz

HAKAN ÇOBAN
2 Mart 2026
Tahini Molasses: “Güvercin Olurdum, Ordan Oraya Uçardım”
Hakan Çoban

Tahini Molasses: “Güvercin Olurdum, Ordan Oraya Uçardım”

HAKAN ÇOBAN
24 Ocak 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.