• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Perşembe, Nisan 16, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
26 °c
Nicosia
20 ° Cum
18 ° Cts
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Yargının Bağımsızlık ve Tarafsızlığı

Yargı Bağımsızlığı, Kuvvetler Ayrılığı Ve Yargı Kurumlarının Mali̇ Özerkli̇ği̇

MEHMET ÖNER EKİNCİ MEHMET ÖNER EKİNCİ
16 Nisan 2026
Okuma Süresi: 19 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Yargı bağımsızlığı ve anayasanın üstünlüğü ilkesi hukuk devletinin önkoşullarındandır. Demokratik toplumların gelişmişlik düzeyi, büyük ölçüde yargının tarafsız ve bağımsız işleyişiyle doğru orantılıdır. 

Yargı bağımsızlığının sağlanabilmesi için mahkemelerin ve dolayısıyla mahkemelerde görev yapan yargıçların bağımsız olması, yani kurumsal ve kişisel bağımsızlığın sağlanmış olması zorunludur. 

Yargıç bağımsızlığını sağlamanın koşulu yargıç güvencesidir. Yargıç güvencesini sağlayacak kurum, bağımsız ve tarafsız bir kurum olmak zorundadır. Bu kurumun siyasal iktidara bağımlı olması halinde, yargıçlar üzerinde bir baskı oluşturması kaçınılmazdır. Baskı altındaki yargıçların bağımsız mahkemelerin üyesi olması mümkün değildir. Bağımsız olmayan mahkemelerin olduğu yerde hukuk devletinden söz etmek mümkün değildir.

Yargıç bağımsızlığı, yargıçların kararlarını verirken hiçbir kişi, kurum veya otoriteden emir, talimat, tavsiye veya telkin almaması ve etkilenmemesi anlamına gelmektedir. Yargıçlar, görevlerini yerine getirirken Anayasa, yasalar ve hukukun genel ilkelerine uygun hareket etmekle yükümlüdür. Hukuka bağlılık, keyfi kararların önlenmesi ve hukuk devleti ilkesinin korunması için esastır.  KKTC Anayasası’nın 136’ncı maddesinde, “Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz” denilmektedir.

Yargı bağımsızlığı, özellikle yürütme ve yasama tarafından gelebilecek baskı ve müdahalelerden ayrışık olmasında belirir. Gerçekten de yasama kolay bir şekilde yargıya yönelik düzenlemeler getirirse, yürütme de bu ortamda anayasal kurguyu zorlama pahasına uygulamalar gerçekleştirirse yargı bağımsızlığından söz edilemez. Dolayısıyla yasama ve yürütmenin tasarrufundan ve eylemlerinden yargının bağışık tutulması gerekir.

Yargının bağımsız olması hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve adil yargılanmanın temel güvencesidir. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması bakımından bireylerin adalete olan güveninin tesisinde yargının bağımsız olması zorunludur. Yargının bağımsızlığının sağlanabilmesi için Yargıçların bağımsız ve güvenceli olmaları gerekir. Yargı bağımsızlığı ve yargıçlık güvencesi birbirinin tamamlayıcısı olan unsurlardır. Yargıçların yargısal görevlerini icra ederken endişe etmeden hukuka uygun vicdani kanaatlerine göre karar verebilmeleri gerekir. Bunu sağlamanın yolu anayasal veya yasal boyutuyla hâkimlere çeşitli güvencelerin tanınmasıdır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hukukunda yargı bağımsızlığı ve yargıçlık güvencesi Anayasa’nın 136’ncı ve 137’nci maddelerinde düzenlenmektedir. 136’ncı madde yargıçların görevlerinde bağımsız olduğu ifade edilerek bunun ölçütü hiçbir organ, merci, makam veya kişiden emir, talimat, tavsiye alamayacakları şeklinde belirlenmiştir. Bu düzenleme, bağımsızlığın yasama, yürütme, yargı ve çevresel faktörlerden gelebilecek baskılara karşı korunması şeklinde en geniş anlamıyla anlamak gerektiğine işaret etmektedir. Ancak bu noktada yargıçların karar verirken kendilerini bağımsız hissedebilmeleri için kendilerine birtakım kişisel güvencelerin sağlanması gerekir. 

Yargıya ilişkin düzenlemelerin anayasal statüye kavuşturulması yargı bağımsızlığı açısından kaçınılmazdır. Yargının, özellikle de Anayasa Mahkemesi ile Yüksek İdare Mahkemesinin Anayasa ile üstlendirildiği yetki ve görevlerin, yargının  anayasal rolünün, hem yürütme hem de yasama organlarından gelen siyasi baskılara karşı korunması gerekliliğini öne çıkarmaktadır.

Nitekim Venedik Komisyonu Yargıçların Bağımsızlığı Raporu’nda da belirtildiği gibi, yargıya ilişkin ve yargının bağımsızlığını sağlamaya yönelik kurucu ilke ve kurumların anayasal ya da buna eşdeğer metinlerde yer alması gerektiği belirtilmiştir. Buradaki yargı bağımsızlığının vurgulanmasının yanında; yargıçların sadece yasalara bağlı olmaları, yasayla önceden belirlenmiş doğal yargıç ilkesinin benimsenmesi ve yargıçların azledilmemeleri gibi ilkelerin benimsenmesi zorunludur. 

Yargı bağımsızlığına ilişkin en geniş tabanlı çalışma Birleşmiş Milletler Örgütü (BM) tarafından yapılmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Yargı Bağımsızlığının Temel İlkeleri  başlığı altında, 13 Aralık 1985 tarihinde 40/146 sayılı kararıyla önemli bir düzenlemeyi kabul etmiştir (BM, 1985). Öyle ki bu ilkesel ve kurumsal yaklaşım Birleşmiş Milletler Yargı Bağımsızlığı Temel İlkeleri’nde (m. 1) de belirtilmiştir.

Öte yandan,Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Yargıçların Bağımsızlığı, Etkinliği ve Sorumlulukları hakkında üye devletlere yönelik CM/Rec(2010)12 sayılı Tavsiye Kararı da, yargı bağımsızlığını hukukun üstünlüğünün temel taşı olarak tanımlar. Karar; Yargıçların dış baskılardan korunmasını, atama ve terfilerin nesnel ölçütlere (liyakata) dayanmasını, disiplin süreçlerinin bağımsız kurullarca yürütülmesini ve yargı etiği ilkelerinin yargıçlar tarafından belirlenmesini savunur.

Bu karar, R(94)12 sayılı önceki kararı güncelleyerek, yargı bağımsızlığının sadece yapısal değil, aynı zamanda işlevsel ve etik boyutlarını da güçlendirmiştir  Bu Karara göre:

  •  Yargıçlar, yürütme ve yasama organlarının yanı sıra yargı hiyerarşisi içindeki diğer yargıçlardan da bağımsız olmalıdır. 
  • Yargıçların atanması, terfisi ve disiplin işlemleri, üyelerinin çoğunluğu yargı içinden seçilen bağımsız bir kurul (örneğin yargı bağımsızlığına etkili işlerlik kazandıracak şekilde yeniden yapılandırılmış Yüksek Adliye Kurulu) tarafından yönetilmelidir.
  • Yargıçlar, verdikleri kararlar nedeniyle kişisel olarak sorumlu tutulamaz ve rızaları dışında başka bir yere atanamazlar ve görev yerleri keyfi bir biçimde değiştirilemez..(Örneğin bizdeki uyulamada olduğu gibi her adli yıl görev ve yer değişikliğine bağlı tutulamaz. Bu tür işlemlerin nesnel olarak yasalarla önceden belirlenmesi gerekir).
  • Bağımsızlık, hesap verebilirlik ile dengelenmiştir. Yargıçlar, meslek etiği kurallarına uymak ve görevlerini etkin bir şekilde yerine getirmekle sorumludurlar. 
  • Yürütme ve yasama organları; genel af, özel af ve benzeri tedbir kararları dışında, yargı kararlarını geçersiz kılacak kararlar almamalıdır.
  • Yürütme ve yasama organları, Yargıçların kararları hakkında yorumda bulunmaları durumunda, yargının bağımsızlığını zedeleyecek veya kamuoyunun yargıya olan güvenini sarsacak herhangi bir eleştiride bulunmaktan kaçınmalıdır.
  • Yargı bağımsızlığı ilkesi, her yargıcın, hüküm verme görevlerinin ifasında bağımsız olması anlamına gelir. Yargıçlar, kararlarını verirken bağımsız ve tarafsız olmalı ve yargı bünyesindeki merciler de dâhil olmak üzere herhangi bir çevreden gelebilecek doğrudan veya dolaylı kısıtlamalardan, usulsüz nüfuz kullanmaktan, baskı, tehdit veya müdahalelerden uzak bir şekilde hareket etmelidir. Yargıdaki hiyerarşik yapı, bireysel bağımsızlığı zedelememelidir.
  • Üst derece mahkemeleri, hukuk yolları hakkında yasaya uygun olarak karar verme süreci veya ön karar aşaması dışında, yargıçlara, davaları ne şekilde karara bağlamaları gerektiği konusunda talimat vermemelidir.
  • Mahkemelerde davaların dağıtımı, bağımsız ve tarafsız bir yargıç tarafından yargılanma hakkının güvence altına alınması amacıyla, önceden belirlenmiş nesnel ölçütlere göre gerçekleştirilmelidir. 
  • Yargı kurulları, yargının ve bireysel olarak Yargıçların bağımsızlığını güvence altına almayı ve böylelikle yargı sisteminin etkin bir şekilde işlemesine katkı sağlamayı amaçlayan, yasayla veya anayasa uyarınca kurulmuş bağımsız organlardır. Bu tür kurulların üyelerinin en az yarısı, yargıda çoğulculuk anlayışı dikkate alınmak suretiyle, yargının tüm seviyelerindeki meslektaşları tarafından seçilen yargıçlardan oluşmalıdır. Yargı kurulları, yargıçlara ve topluma karşı son derece şeffaf olmalı ve bu bağlamda, ilgili usulleri önceden belirlemeli ve kararlarını gerekçelendirmelidir. Yargı kurulları, görevlerini ifa ederken, bireysel olarak Yargıçların bağımsızlığına müdahale etmemelidir.
  • Yargıçların seçim ve kariyerlerine ilişkin kararlar, yasayla veya ilgili makamlarca önceden belirlenmiş olan nesnel ölçütlere dayanılarak alınmalıdır. Bu tür kararlar alınırken liyakat esası geçerli olmalı ve bu bağlamda, davaları insan onuruna saygı çerçevesinde yasaları uygulamak suretiyle karara bağlamak için gereken ehliyet, nitelik ve beceriler göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Yargıçlara veya yargıç adaylarına karşı cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka bir görüş, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa mensubiyet, servet, maluliyet, doğum, cinsel yönelim ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapılmamalıdır. Yargıç veya yargıç adayının ilgili devletin vatandaşı olması koşulu, ayrımcılık olarak değerlendirilmemelidir.
  • Yargıçların seçim ve kariyerleri hakkında karar veren merci, yasama ve yürütme organlarından bağımsız olmalıdır. Söz konusu merciin bağımsızlığının güvence altına alınması için üyelerinin en az yarısının meslektaşları tarafından seçilecek yargıçlardan oluşması gerekir.
  • Yargıçların görev süresi yasayla belirlenmelidir. Tayinle göreve getirilen bir yargıcın görevine, ancak yasayla belirlenen disiplin veya ceza hükümlerini ağır şekilde ihlal etmesi halinde veya adli görevlerini yerine getiremeyecek olması durumunda son verilebilir.
  • Yargıçlar, faaliyetlerini, meslek etiği ilkeleri rehberliğinde gerçekleştirmelidir. Söz konusu ilkeler, disiplin cezası verilebilecek görevleri içerdiği gibi, aynı zamanda hâkimlere ne şekilde davranacakları konusunda da rehberlik eder. Söz konusu ilkeler, kamuoyunun yargıçlara ve yargıya güven duymasını sağlaması gereken yargı etiği belgelerinde yer almalıdır. 

Kuvvetler/Erkler Ayrılığı İlkesi ve Yargı Bağımsızlığı

Hukuk devleti ilkesi, özgürlükçü, çoğulcu, çağdaş demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Hukuk devleti, hukukun üstünlüğünün yaşama geçirildiği, yönetimde keyfiliğin önlendiği, devletin hukuka bağlı olduğu, yargının bağımsız niteliğiyle siyasal baskı ve karışmalardan etkilenmeden çalıştığı, hukuk kurallarının herkese eşit uygulandığı, hak ve özgürlüklerin güvenceye alındığı, bireylere hukuk güvenliğinin sağlandığı bir sistemi ifade eder. Hukuk devletinden söz edebilmek için genel, soyut, önceden bilinebilir, anlaşılabilir ve istikrarlı kurallardan oluşan bir hukuk düzeni mevcut olmalı ve hukuk kuralları yönetilenler kadar siyasi iktidarı kullanan devlet organlarını ve yöneticilerini de bağlamalıdır

Hukuk devletinin gereklerinden biri de kuvvetler ayrılığı prensibidir. Hukuk devleti ile kuvvetler ayrılığı arasındaki ilişki, yani kuvvetler ayrılığının hukuk devletinin kurucu öğelerinden biri olması tartışmasız kabul edilmektedir. Kuvvetler ayrılığı, siyasi iktidarın kullanımını yasama, yürütme ve yargı organlarına dağıtmak suretiyle, iktidarın tek bir elde toplanmasını önler. Siyasi iktidarın devlet içinde dağıtılması hem farklı organlara düşen güç payını azaltır, hem de bu organların birbirlerini dengelemesine imkân verir. Kısaca kuvvetler ayrılığı, devlet iktidarını sınırlandırır ve özgürlükleri güvence altına alır.

Kuvvetler/Erkler ayrılığı, anayasacılığın temel ilkelerinden biri olarak, devletin yasama, yüürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrılması ve bu sayede gücün kötüye kullanılmasının engellenmesini sağlamaktadır.

Kuvvetler ayrılığı, devletin üç temel işlevi olan yasama, yürütme ve yargının farklı kurumsal yapılara ve farklı kişilere verilmesini öngören anayasal bir ilke olarak karşımıza çıkmaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi ile ulaşılmak istenen hedef, devlet iktidarını farklı kurumsal yapılar ve kişiler nezdinde bölüştürerek keyfi yönetimin önüne geçmek ve bu suretle temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu bir siyasal düzen inşa etmektir. 

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin temelinde kuvvetlerin bir diğerinin görev ve yetki alanlarına müdahale etmeksizin kendi özerk alanlarında işlevlerini yerine getirebilmeleri düşüncesi yatmaktadır. Bir başka deyişle bu ilke; yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinin işlevine karışmaksızın kendi çalışmalarını yönetebilmesi olanağı şeklinde de ifade edilebilir. 

Kuvvetler ayrılığı ile hukuk devleti kavramlarının ortak kesişim noktalarından biri ‘Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı’ ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Literatürde ‘Yargı/Yargıç/Mahkemelerin-Bağımsızlığı/Tarafsızlığı’ şeklinde ifade edilen bu konseptin pratiğini siyaset ile yargı ilişkilerinde belirleyici etki yapmasında görmekteyiz. Şayet yargı bağımsızlığını sağlayan güvenceler yeterli ise hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı hayata geçirilebilmekte, bu güvenceler yetersiz ise yargı siyaset denklemi eşitlik değil, negative sonuç vermektedir.

Adalet ilkesi, hukuk düzeninin temelini oluşturur. Bu işlevin anlam kazanabilmesi ve yaşama geçirilebilmesi için etkili, üretken, işlevsel ve hızlı işleyen bir adalet sisteminin kurulması kaçınılmazdır. Bu niteliklere sahip bir adalet sisteminin kurulması herşeyden önce bağımsız ve tarafsız bir yargı erkinin varlığını gerekli kılmaktadır. Başka bir deyişle, yargı erkinin anayasa ile yüklendiği denetim işlevini eksiksiz yapabilmesi için bağımsız ve tarafsız olması zorunludur.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi çağdaş devlet yapılanmalarının ve demokratik anayasaların temel bir değeridir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi her türlü normatif düzenlemede dikkate alınması gereken bir öneme sahiptir. Örneğin, yargı gücünün bağımsız ve tarafsız olmasını zedeleyebilecek bir yasal düzenleme kuvvetler ayrılığını ihlal edeceği için Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebilmeli ya da yürütmenin yetki alanını aşarak yasamanın kural koyma işlevini gasp eden bir düzenleyici işlem yine kuvvetler ayrılığına aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle normatif yönden denetlenebilmeli ve ortadan kaldırılabilmelidir. 

Birçok çağdaş Anayasa’da açıkça düzenlenmiş olan bu ilke, 1985 KKTC Anayasası’nın, “Egemenlik” başlıklı 3’üncü maddesinin (2)’nci fıkrasında “Halk, egemenliğini, Anayasanın koyduğu ilkeler çerçevesinde, yetkili organları eliyle kullanır”  biçiminde ifadesi bulmakta; 4’üncü maddesinde yasama yetkisinin Cumhuriyet Meclisine ait olduğu; 5’inci maddesinde, Yürütme yetki ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, bir başka deyişle Yürütme organı tarafından Anayasaya ve yasalara uygun olartak kullanılıp yerine getirileceği; 6’ncı maddesinde  ise Yargı yetkisini bağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmek suretiyle Anayasal çerçevede düzenlenmiş bulunmaktadır. 

Erkler Ayrılığı ve Yargı Bağımsızlığı Açısından Yargının Mali/Bütçesel Özerkliği:

Erkler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ilkeleri kapsamında, yargının mali veya bütçesel özerkliği, yargı organının yürütme organından bağımsız olarak kendi finansal/mali kaynaklarını yönetebilmesi ve adalet hizmetlerini serbestçe yürütebilmesi anlamına gelir.

Kuvvetler ayrılığı, devletin yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız ve dengeli bir şekilde yapılandırılmasını anlatır. Yargının mali özerkliği, bu erkler arasında en önemli bağımsızlık unsurlarından biridir. Yargı organının bütçesini hazırlama, yönetme ve harcama yetkisine sahip olması, yürütmenin baskısından korunmasını ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasını güvence altına alır.

Yargının mali özerkliği, yürütme organının yargı üzerindeki olası baskılarını engelleyerek kuvvetler ayrılığını işlevsel kılan en önemli mekanizmalardan biri olduğu kadar,  tam bağımsız yargıdan söz edebilmenin koşullarından da biridir.  Her düzeydeki mahkemeler ile, yargı bağımsızlığına etkili işlerlik kazandıracak yeniden yapılandırılmış Yüksek Adliye Kurulu dahil tüm yargı kuruluşlarının mutlaka mali özerkliğe kavuşturulması kaçınılmazdır. Bu, aynı zamanda, Anayasa’daki “yargı bağımsızlığı” ve “kuvvetler ayrılığı” ilkelerinin gereğidir.

Mahkemelerin ve Yüksek Adliye Kurulu’nun mali özerkliği, yargı bağımsızlığının ve hukuk devletinin temel taşıdır; bu özerklik, yargının yürütme organının mali baskısından kurtularak tarafsız kararlar alabilmesini, bütçesini serbestçe hazırlayabilmesini ve demokratik rejimde hukukun üstünlüğünü güvence altına almasını sağlar. 

Mahkemeler, bir bütün olarak yargı kurumları, kendi bütçelerini yapmalı ve bütçelerindeki parayı nereye harcayacaklarını kendileri belirleyebilmelidir. Anayasadaki üç erkten biri olan yargı, günümüzde yetersiz mali kaynaklarla görev yapmaktadr. Bu durum, hızlı ve kaliteli adalet hizmeti verilmesini güçleştiren bir olgudur.

  Yargı kurumlarının, özellikle yüksek mahkemelerin (Anayasa Mahkemesi vb.), bütçelerini yürütmeden bağımsız olarak hazırlama, savunma ve yönetme yetkisine sahip olması gerekir. Mali bağımsızlık, sadece mali kaynaklara sahip olmak değil, bu kaynakları kullanımda serbestlik demektir. Mali bağımsızlığın zayıflaması, yargının yürütmekle yükümlü olduğu yargısal hizmetlerin etkili, verimli ve hızlı bir biçimde yerine getirilmesini güçleştirebilir. Bu nedenle, yargı teşkilatının bir bütün olarak işleyişi, bütçesi ve personel yönetimi konusunda yürütmeden bağımsız olması gerekir.

Şunu özellikle vurgulamak gerekir ki, yargı bağımsızlığı, sadece kararlarda değil, aynı zamanda yargının işleyişi için gerekli olan altyapı, personel ve maaş gibi mali imkanların da yürütmenin baskısı veya tasarrufu altında olmamasını gerektirir. Mali özerklik, yargıçların ve mahkemelerin yürütmeye mali açıdan bağımlı olmamasını sağlar. Yargı hizmetlerinin serbestçe organize edilmesi ve ihtiyaçlara göre gerekli tedbirlerin alınabilmesi için bütçe üzerinde tasarruf yetkisi gereklidir.

Yargı kadrosu ve bütçe işlemlerinin siyasi iktidarın (yürütmenin) etkisi altında kalmadan yapılması, erkler ayrılığının korunması ve idari vesayetin önlenmesi açısından önem arzeder. Yargının mali açıdan güçlü olması, idarenin eylem ve işlemlerinin yargısal denetimini (yargısal bağımsızlığı) etkin kılar. 

  Yargı bağımsızlığı, sadece yargıçların karar verirken baskı altında olmaması değil, aynı zamanda idari ve mali olarak yürütmeden bağımsız olmalarıdır. Yargının bütçesinin, doğrudan meclis (yasama) tarafından belirlenmesi ve yargının kendi bütçesini yönetmesi, mali özerkliğin temelidir.

Venedik Komisyonu, yargının gerçek anlamda bağımsızlığı için bütçe özerkliğinin koşul olduğunu ve özellikle anayasa mahkemelerinin bütçelerinin, devlet bütçesinden ve diğer yargı organlarından ayrı, özel olarak güvence altına alınması gerektiğini vurgular.

Yetersiz bütçe, adalet hizmetlerinin etkinliğini azaltırken, yargıyı yürütmeye mali açıdan bağımlı hale getirmekte ve tarafsızlığı gölgeleyebilmektedir. 

Özetle, erkler ayrılığının gerçek anlamda işleyebilmesi için yargının sadece idari değil, mali açıdan da kendi kendine yeten, yürütme etkisinden arındırılmış bir bütçeye sahip olması gerektiği vurgulanmaktadır

Günümüzde, yargı bağımsızlığını güçlendirmek için yüksek mahkemelerin bütçelerini kendilerinin yönettiği veya yargı bütçesinin bağımsız bir “Yargı Yüksek Kurulu” tarafından , (örneğin bizde var olan Yüksek Adliye Kurulu tasrafından) yönetildiği modeller ön plana çıkmaktadır. 

Kuvvetler ayrılığının işlerliği, yargının yürütme organına mali olarak göbekten bağlı olmamasına (mali özerkliğe) doğrudan bağlıdır. Yargı, bütçesini kendi ihtiyaçlarına göre belirleyemezse, tarafsızlığını ve bağımsızlığını korumakta zorlanır.

Yargının Mali özerkliği, yargı bağımsızlığı için kaçınılmaz olmasına karşın, bugüne kadar maalesef yargının bağımsızlığının gereklerini yerine getirme konusunda, söylem ötesinde herhangi bir girişimde bulunulmuş değildir.

Nitekim 41/2019 sayılı  Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasasına göre, Bağımsız ve Özerk Kurum ve Kuruluşlar, Özel Bütçeli İdareler olarak değerlendirilirken ve  Bütçeleri Kendileri tarafından hazırlanıp Parlamentoya ayrı ayrı bütçeler olarak sunulurken ve kendi bütçelerinden harcama yapma yetkisi ve bütçelerini uygulama yetkisi özel bütçeli kuruluşlara aitken, Yürütmenin her türlü müdaalesinden korunması gereken yargı organının bütçesinin Genel Bütçe içinde yer alması ve Maliye Bakanının denetiminde olması kabul edilemez.

Yapılması gereken şey, Anayasada yapılacak bir değişiklik ve düzenleme ile, Yargı Bütçesinin, yargının mali özerkliği çerçevesinde Yargı tarafından hazırlanıp parlamentonun onayına sunulmasını sağlamaktır.

Bu husus hem erkler ayrılığı ilkesinin, hem hukuk devleti ilkesinin, hem de yargı bağımsızlığının gereğidir.

Kaynaklar:

Fahri Bakırcı , ‘Yargı Bağımsızlığının Sağlanmasında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İle Anayasa Mahkemesine Üye Seçimi Üzerine’ (2022) XIX(1) Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Sf.1-70.

 Semih Batur KAYA, Yargının Bağımsızlığı Üzerinden Hâkimler ve Savcılar Kuruluna Dair Bir Analiz, İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ, Cilt: 5 | Sayı: 9 | 2024. Sf.

 Yüksel Metin, “Türkiye’de Yargı Bağımsızlığına İlişkin Kimi Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, Anayasa Yargısı Dergisi, 27(2010), Sf.220-221.

 Bkz. https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/Dosyalar/51159f30-8d0e-4bb4-becc-1446b51d1a5d.pdf.

 Yüksel Metin, “Türkiye’de Yargı Bağımsızlığına İlişkin Kimi Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, Anayasa Yargısı Dergisi, 27(2010), Sf.220-221.

 Yüksel Metin, “Türkiye’de Yargı Bağımsızlığına İlişkin Kimi Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, Anayasa Yargısı Dergisi, 27(2010), Sf.220-221.

Etiketler: anayasabağımsızlıkmahkemeyargıyargıç
MEHMET ÖNER EKİNCİ

MEHMET ÖNER EKİNCİ

| YAŞAM VE HUKUK | Hukuk, toplumsal yaşamın, kamu düzeninin ve insan hak ve özgürlüklerinin yeşerdiği bir temeldir.

Yargı Bağımsızlığı ve Yüksek Yargı Kurulları
Mehmet Öner Ekinci

Yargı Bağımsızlığı ve Yüksek Yargı Kurulları

MEHMET ÖNER EKİNCİ
30 Mart 2026
Bu Bozuk Düzen Değişmelidir
Mehmet Öner Ekinci

Bu Bozuk Düzen Değişmelidir

MEHMET ÖNER EKİNCİ
5 Şubat 2026
Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarısının Eleştirisi
Mehmet Öner Ekinci

Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarısının Eleştirisi

MEHMET ÖNER EKİNCİ
19 Ocak 2026
İktidar,  İstikrar ve İstikrarsızlık
Mehmet Öner Ekinci

İktidar,  İstikrar ve İstikrarsızlık

MEHMET ÖNER EKİNCİ
26 Aralık 2025
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.