• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Çarşamba, Nisan 8, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
11 °c
Nicosia
15 ° Per
15 ° Cum
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Peaky Blinders Filmi Bu Popülist Zamanlara Göz Kırpıyor

Bunu en iyi ben bilirim, çünkü filmdeki Nazi babam

KONUK YAZAR KONUK YAZAR
7 Nisan 2026
Okuma Süresi: 5 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Francis Beckett | The Guardian

Yeni Peaky Blinders filmi The Immortal Man, Britanyalı bir Nazi olan John Beckett adlı bir karakter sunuyor. 1937’de, William Joyce ile birlikte Britanya’daki ilk Nazi partisinin iki kurucusundan biri gerçekten de John Beckett adında biriydi; daha önce İşçi Partisi’nden milletvekilliği yapmıştı. Oswald Mosley’nin Britanya Faşistler Birliği’nde yayınlardan sorumluydu, ancak o yıl Mosley ile arası açıldı. Beckett’ın biyografisini ben yazdım. Aynı zamanda onun oğluyum.

Tim Roth, Peaky Blinders: The Immortal Man filminde John Beckett karakterini canlandırıyor.

Bu yüzden şunu açıkça söyleyebilirim: Filmdeki karakterle gerçek Beckett arasında en ufak bir benzerlik yok. Filmdeki Beckett, insan öldürmekten haz alan ve Kasım 1940’ta (filmin geçtiği yıl) “Almanya için bu savaşı belirleyecek bir ihanet eylemine katılmaya hazır olduğunu bilmem gerekiyor” diyen, klişe bir kötü karakter.

Gerçek John Beckett böyle bir şey söylemezdi. Ayrıca filmdeki gibi Britanya ekonomisini çökertmeye yönelik karmaşık planlar kuracak ne iradeye ne de beceriye sahipti. Zaten Kasım 1940’ta, savaş döneminde habeas corpus hakkını askıya alan bir düzenleme kapsamında Brixton Hapishanesi’nde tutuluyordu.

Bu ne kadar önemli? Tek başına bakıldığında belki çok da önemli değil. Ama bu durum, popüler filmlerin ikinci dünya savaşı hakkında popülist mitler üretme eğiliminin bir parçası ve bu mitler, 2026’da faşizmin yeni yüzüyle karşı karşıya kalırken bize gerçek zarar verebilir.

2017 yapımı Darkest Hour, 1940’ta Winston Churchill’in Londra metrosuna bindiği son derece saçma bir sahneyle haklı olarak alay konusu olmuştu. Metroda “gerçek” Britanyalı işçiyle karşılaşır ve işçi ona cesurca “Dayanırız efendim Churchill, o meşhur bulldog ruhu var bizde” der. Oysa Churchill gerçekten metroya inseydi, dönemin Mass Observation verilerine bakılırsa çok daha farklı bir tabloyla karşılaşırdı: kötü örgütlenmiş bir hükümete yönelik öfke, gündelik hayatın altüst olması ve azımsanmayacak ölçüde yenilgicilik.

Daha önemlisi, film Churchill’i 1940’ta Hitler’le barış yapılmasına karşı tek başına direnen bir figür olarak sunar; sanki yanında yalnızca Kral VI. George vardır. Oysa kralın bu süreçle bir ilgisi yoktu. Churchill’in en önemli desteği İşçi Partisi liderliğinden, Clement Attlee ve yardımcısı Arthur Greenwood’dan geliyordu.

2025 yapımı Nuremberg filminde ise dramatik ironiye dayanan bir sahne vardır. Aşırı antisemitik Der Stürmer gazetesinin editörü Julius Streicher, idam sabahı çöker, bağırır ve ağlar; son anlarında Alman asıllı ABD askeri Çavuş Howie Triest tarafından sakinleştirilir. Seyirci bilir ama Streicher bilmez: Triest bir Yahudidir ve akrabaları Holokost’ta öldürülmüştür.

Böylece bir Yahudinin, Yahudi düşmanını darağacına giderken teselli ettiği dokunaklı bir sahne ortaya çıkar. Ama bu tamamen uydurmadır. Streicher asla çökmedi. Darağacına yürüdü, “Heil Hitler” diye bağırdı, Yahudilere saldırdı ve idam edildi.

The King’s Speech (2010) filmi de, kekemelik sorunu yaşayan VI. George’un konuşma terapistini anlatırken, tahttan çekilme krizini fazlasıyla basitleştirir: tahttan çekilmesini isteyen “iyiler” ve karşı çıkan “kötüler”.

Oysa Churchill, kralın kalmasını isteyenler arasındaydı. Tahttan çekilmeden dört gün önce Avam Kamarası’nda bunun Britanya monarşisine telafisi mümkün olmayan zararlar vereceğini söylemeye çalıştı, ancak susturuldu.

Film yapımcılarının çözümü ise basit. Churchill’i yalnızca VI. George’u tebrik eden bir grubun içinde göstererek, sanki kralın çekilmesini isteyenler arasında yer alıyormuş gibi bir izlenim yaratıyorlar.

John Beckett da Mosley ile yolları ayrılmadan önce, onun baş propagandacısı olarak VIII. Edward’ı destekleyen kampanyalarda yer aldı ve “Stand by the king” sloganını ortaya attı. Babam pek çok açıdan kötü bir insandı: faşistti, ırkçıydı, antisemitikti. Ama Peaky Blinders’ta çizildiği gibi tek boyutlu bir kötü karakter değildi; rastlantısal kahramanlar tarafından alt edilen bir figür hiç değildi. Belki de senaristler bir karakter uydurduklarını düşündüler, gerçek birini anlattıklarını değil. Öyleyse neden ona babamın adını verdiler?

Bu filmleri yapanlar, tarih değil drama yaptıklarını söyleyebilir. Ama bu dört örneğin hepsinde gerçek, yaratılan mitten en az onun kadar dramatiktir. Churchill’in Attlee tarafından desteklenmesi de en az kral tarafından desteklenmesi kadar çarpıcıdır. Ama belki bu, film yapımcılarının çağımızın popülist ruhu olarak gördükleri şeye daha az uygundur.

Ve işte bu yüzden mesele önemlidir. Hakikat sonrası bir dünyada yaşıyoruz. Donald Trump için ve giderek daha fazla aşırı sağ lider için gerçek, işine geldiği şeydir. Tam da bu yüzden tarihe gözümüzü kaçırmadan bakmalıyız. Kahramanlık mitleri üretmemeliyiz. Bunu yapanlar Nazilerdir.

Francis Beckett, gazeteci, yazar ve oyun yazarıdır.

Kaynak: The Guardian
Via: Gazedda
Etiketler: filmikinci dünya savaşınazi
KONUK YAZAR

KONUK YAZAR

Gazedda'ya konuk olarak yazan ve/veya yazıları başka mecralarda yayınlanan yazarlar.

İran’a Saldırmanın “Doğru” Bir Yolu Yoktu
DÜNYADAN YAZARLAR

İran’a Saldırmanın “Doğru” Bir Yolu Yoktu

KONUK YAZAR
25 Mart 2026
Petrol 200 Dolara Çıkarsa Dünya Nasıl Bir Yer Olur?
DÜNYADAN YAZARLAR

Petrol 200 Dolara Çıkarsa Dünya Nasıl Bir Yer Olur?

KONUK YAZAR
24 Mart 2026
Medya İran Konusunda Nasıl Hizaya Geliyor
DÜNYADAN YAZARLAR

Medya İran Konusunda Nasıl Hizaya Geliyor

KONUK YAZAR
23 Mart 2026
İsrail’in Nükleer Silahları Var ve Bunları Kullanabilir
DÜNYADAN YAZARLAR

İsrail’in Nükleer Silahları Var ve Bunları Kullanabilir

KONUK YAZAR
19 Mart 2026
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.