• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Çarşamba, Mart 25, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
14 °c
Nicosia
13 ° Per
15 ° Cum
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

İmparatorun Üsleri: Her Şeyi Söyleyip Hiçbir Şey Vaat Etme Sanatı

Hristodulidis, bir yandan kendi topraklarında faaliyet gösteren İngiliz üsleri nedeniyle Kıbrıs’ın bir çatışmaya sürüklenmesini istemediğini söylerken, öte yandan Kıbrıs’ın NATO ve AB aracılığıyla Batı savunma mimarisine daha derinden entegre edilmesi gerektiğini savunuyor.

MERTKAN HAMİT MERTKAN HAMİT
25 Mart 2026
Okuma Süresi: 7 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis Bloomberg TV’ye bir röportaj verdi ve yalnızca kameraların önünde duran bir adamın derleyebileceği türden bir edayla, Kıbrıs’taki İngiliz Egemen Üs Bölgelerinin geleceğine ilişkin ‘her şeyin masada olduğunu’ ilan etti. Öte yandan üsleri ‘sömürgeciliğin bir kalıntısı’ olarak nitelendirdi. Etkileyici sözler. Bir gazeteci için sürmanşet, bir tarihçinin ise kadehini doldurmasına yetecek türden.

Gelin, Bloomberg TV’nin sormayı unuttuğu şu bariz soruyu bir sormaya çalışalım: hiçbir caydırıcı gücünüz, hiçbir zaman çizelgeniz, hiçbir hukuki stratejiniz yokken ve aynı hafta içinde Londra ile ‘güçlü ortaklığınızı’ teyit ederken ‘her şey masada’ lafı tam olarak ne anlama geliyor?

Merhaba sevgili okuyucu, Kıbrıs’ın kadim geleneğine: sömürgeciliğe karşı eylem olmaksızın sömürge karşıtı söylem üretme eğlencesine siz de hoş geldiniz…

Başkanın Söyledikleri …

Hristodulidis bu hafta akılda kalıcı birkaç cümle söyledi. Bunları ciddiyetle ele alalım.

“Kriz sona erdiğinde, her şeyi masaya yatırmalı, üslerin geleceğini birlikte tartışmalı ve birlikte karar vermeliyiz.”

Meali: mevcut bölgesel kriz yatıştığında – ki bu aylar, yıllar, hatta hiç gerçekleşmeyebilir – Kıbrıs Londra ile nazik bir görüşme yapmak istemektedir. Büyük ihtimalle çay eşliğinde.

“Ülkemizin hedef olmasını istemiyoruz.”

Makul ve tamamen haklı bir kaygı. Üsler Orta Doğu’daki askeri operasyonlarda kullanıldığında – üstelik ilk kez değildir üsler defalarca kullanılmıştır – Kıbrıs’ın coğrafyası onu son derece kırılgan bir noktaya hapsetmektedir. Sorun şu ki bu kaygıyı bir Bloomberg röportajında dile getirmek bir politika değil, kamuoyuna yansıtılmış bir endişedir.

“Başbakan ile bu krizin yönetimi konusunda beğenmediğimiz bazı gelişmeler hakkında zaten bir görüşme yaptım.”

Görüşme yapmış. Beğenmediği şeyler hakkında. Üslerin sahibi ülkenin Başbakanı ile. Ve bu görüşmenin sonucu… kamuoyuyla paylaşılmamış. Ama içiniz rahat olsun, görüşme gerçekleşmiş. Kelimeler alınıp verilmiş. Kaygılar kayıt altına alınmış, tutanaklar da tutulmuştur.

Eksik Olan Ne ?..

Başkanın teşhisi temelsiz değil. Egemen Üs Bölgeleri gerçekten de sömürgeciliğin bir kalıntısıdır. Bu bir mecaz ya da siyasi bir süsleme değil; hukuki ve tarihsel bir gerçektir. Kıbrıs 1960’ta bağımsızlığını kazandığında, İngiltere adanın yaklaşık yüzde üçü üzerindeki egemenlik hakkını elinde tuttu ve Kıbrıs devletinin kuruluşunun bir koşulu olarak iki askeri enclave’ı sınırları dışında bıraktı. Kıbrıs halkına bu konuda anlamlı bir danışma yapılmadı. Bağımsızlık sonrası devletlerin sömürge döneminin sınırlarını olduğu gibi devralması gerektiğini öngören uti possidetis ilkesi, daha ilk günden ihlal edilmişti.

Kıbrıs’ta kaderini tayin hakkını incelediğim doktora tezinde: Kıbrıs’ın sömürge sonrası sürecinin hiçbir zaman tam anlamıyla tamamlanmadığını. İngiltere, Taksim ve Enosis tehditlerini siyasi bir koz olarak kullanarak ‘egemen üs bölgelerini elde ederek Kıbrıs’tan çıktı’ ve Kıbrıs’ın egemenliğini başından itibaren ‘tuhaf biçimde uygulamaya’ bıraktı.

Hristodulidis bu tarihi biliyor, çünkü tarih eğitimi görmüş bir siyasetçi. Ancak tarihi seçici biçimde kullanıyor. Eksik olan söylem değil onu destekleyecek hukuki altyapı.

Başkanın tutumundan dikkat çekici biçimde üç şey yok ortada:

Birincisi: Chagos emsali. Uluslararası Adalet Divanı’nın Chagos Adaları’na ilişkin 2019 tarihli danışma görüşü, İngiltere’nin bağımsızlık sırasında Chagos’u Mauritius’tan ayırmasının kaderini tayin etme hakkını ihlal ettiğini ve İngiltere’nin yönetimine son vermekle yükümlü olduğunu tespit etti. Üs Bölgeleriyle yapısal benzerlik çarpıcı: bağımsızlık sırasında İngiliz askeri çıkarlarına hizmet etmek amacıyla eşitsiz bir pazarlık ortamında koparılan topraklar anlatısı üzerine oluşturulmuş bir karar var. Kıbrıs Cumhuriyeti o davada Üs Bölgelerini vurgulayan yazılı bir bildiri sunmuştu. Hristodulidis bu argümanı resmi bir uluslararası hukuki pozisyona dönüştürmesi için hukuk ekibine talimat verdi mi? Görünürde hayır, ya da en azından kamuoyuna yansıyan bir şey yok.

İkincisi: ‘Masadaki her şeyin’ tanımı. Bu, egemenliğin devredilmesini mi kapsıyor? Toprağın Cumhuriyet’e iadesi mi? Gelir paylaşımı mı? Sunset clause maddeleri içeren yeniden müzakere edilmiş bir kira sözleşmesi mi? Ortak yönetim mi? Üs bölgelerinde İngiliz yargısı altında yaşayan 10.000 Kıbrıslı için tazminat mı? Cumhurbaşkanı bunların hiçbirini söylemiyor. ‘Her şey masada’ ifadesi, maksimalist görünürken tam anlamıyla hiçbir şeye bağlanmamak için tasarlanmış bir deyimdir.

Üçüncüsü: Kıbrıslı Türklerin boyutu. Üsler bölünmüş bir adada yer alıyor. Adanın kuzey kesimini ve Kıbrıslı Türk toplumunun bu sömürge mirasıyla kendi ilişkisini göz ardı eden her türlü Üs Bölgesi çerçevesinin yeniden müzakeresi ya eksik kalacak ya da araçsallaştırılma riskiyle karşı karşıya olacaktır. Kıbrıs’ın sömürge tarihi yalnızca Rum Kıbrıslılar tarafından yaşanmadı. Bu konudaki sessizlik tesadüfi değil; siyasi bir hesabı yansıtıyor. Böl ve yönet zihniyetini aşacak bir biçimde düşünemedikten sonra, adanın geleceğini bütüncül bir şekilde ele almanın imkansızlığını gösteriyor.

AB Hamlesi…

Cumhurbaşkanına hakkını teslim etmek gerekirse, mevcut krizi üretken bir biçimde kullanmaya çalışıyor. AB Antlaşması’nın 42.7. maddesini (karşılıklı savunma hükmünü) gündeme getirmesi ve Kıbrıs’ı vazgeçilmez bir AB-Orta Doğu arabulucusu olarak konumlandırması siyasi açıdan zekice. Eğer AB stratejik özerklik konusunda gerçekten ciddiyse, Kıbrıs’ın Brüksel’in tarihsel olarak yeterince değerlendirmediği gerçek bir coğrafi ve diplomatik değeri var.

Ancak bu stratejinin özünde bir gerilim bulunuyor. Hristodulidis, bir yandan kendi topraklarında faaliyet gösteren İngiliz üsleri nedeniyle Kıbrıs’ın bir çatışmaya sürüklenmesini istemediğini söylerken, öte yandan Kıbrıs’ın NATO ve AB aracılığıyla Batı savunma mimarisine daha derinden entegre edilmesi gerektiğini savunuyor. Bu iki pozisyon zorunlu olarak çelişkili değil ama mevcut mesajlaşmada dikkat çekici biçimde eksik olan düzeyde bir stratejik tutarlılık gerektiriyor.

Üslerin egemenliğinizi tehdit eden bir sömürge kalıntısı olduğunu savunurken aynı anda kendinizi hevesli bir NATO entegrasyonu adayı olarak bu ikisini nasıl bağdaştırdığınızı açıklamadan konumlandıramazsınız . Tabii ki plan, İngiliz sömürge kaldıracını NATO kolektif kaldıracıyla değiştirmekse, ki bu rasyonel bir tercih olabilir, söylemsel bir retoriğe bürünmeden bunu açıkça söylemesi beklenir.

Sonuç…

Hristodulidis üsleri gündeme taşımakta haksız değil. Haksız olduğu nokta, bunu müzakere masası için değil basın toplantısı için hesaplanmış bir biçimde yapması. Bloomberg TV’de bir şeye ‘sömürgeciliğin kalıntısı’ demek hiçbir şeye mal olmuyor. Hukuki strateji geliştirmek, uluslararası koalisyonlar kurmak, Chagos emsal kararını işletmek, Kıbrıs’ın gerçekte ne istediğini tanımlamak ve Kıbrıslı Türk boyutuna ilişkin dürüst olmak — bunlar siyasi sermaye gerektiriyor ve entelektüel cesaret istiyor.

Üsler, çeşitli biçimlerde, 1960’tan bu yana gündemdedir. Eğer bu anın tek somut çıktısı bir Bloomberg röportajı ve ‘her şey masada’ vaadiyse, 2026’da da gündemde olmaya devam edecekler.

Edward Said’in bir zamanlar yazdığı gibi, tarihin bir ağırlığı vardır. Hukuki talepleri biçimlendirir. Neyin mümkün olduğunu şekillendirir. Bu ağırlığı basın bültenlerinin dilinde kabul etmek, onunla uluslararası hukukun dilinde yüzleşmekle aynı şey değildir.

Etiketler: askeri üsBritanyakıbrısnikos hristodulidissömürgecilik
MERTKAN HAMİT

MERTKAN HAMİT

Tarihsever, ekonomist, Levant insanı...

“Sıfır KDV” Meselesi…
MERTKAN HAMİT

“Sıfır KDV” Meselesi…

MERTKAN HAMİT
27 Ocak 2026
“Unutma” Emri
MERTKAN HAMİT

“Unutma” Emri

MERTKAN HAMİT
21 Ocak 2026
Asgari Ücret ve Popülizm
MERTKAN HAMİT

Asgari Ücret ve Popülizm

MERTKAN HAMİT
15 Ocak 2026
Kuzeylilerin Öfkesi… 
MERTKAN HAMİT

Kuzeylilerin Öfkesi… 

MERTKAN HAMİT
10 Aralık 2025
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.