Sendika Kooperatif Bankalarında Neler Oluyor? – 2 – Mertkan Hamit

Yazar

Mertkan Hamit

Yorum

Ekonomist, Araştırmacı. İnsan Hakları üzerine Doktora adayı. Mağusa İnisiyatifi ve MAGEM aktivisti.

Geçen hafta yayınlanan yazıda, genel ekonomik koşullara dair bir çerçeve ortaya koyarak, TC’deki faiz kararlarının Kıbrıs Türk bankacılık sektörünü derinden etkilediğini anlatmıştım. Aynı zamanda da finansal aracıların tamamen ortadan kaldırılabilmesinin güçlüğünü belirterek; buradaki stratejik olarak gerçekçi davranışın ilişki biçiminin çeşitlendirilmesinin gerekliliğinden bahsetmiştim. 

Bankacılık sektörünün temelinin bir güven ilişkisi üzerinden geliştiğini hatırlatmak gerekir. Eğer sektörün geneline, ya da sektörün içindeki bankalardan birine yönelik güven sarsıntısı yaşanırsa bu genel ekonomik sistemde büyük yıkıcı etkiler yaratır. Finansal aracı bir kuruma karşı oluşan güvensizlik etkili bir biçimde o kurumun terk edilmesine sebep olurken; bu bir bankadan çıkıp genele yayılırsa finansal sistemde önemli yıkımların yaşanacağı bilinen bir gerçektir. 

Bu açıdan; kooperatif bankalarının – özellikle de sendikal geleneğe ait olan kooperatif bankaların – müşteri ilişkilerini daha farklı kurduğunu söyleyebiliriz. Bu farklılığı özellikle, üyelerin güvendiği ve dayanışma ağını kurduğu bu bankaların yönetimi sadece duru bir kapitalist ilişki değildir. Aynı zamanda sorumluluğu da temsil etmektedir. 

Bu dair en çarpıcı örneklerden biri geçtiğimiz yıllarda Limasol Türk Kooperatif Bankası çalışanlarının arasında birkaç kişinin kamu sınavına girmesi ile gerçekleşen işten çıkarmaların kooperatifçilik anlayışına uzak olduğu tartışmasında da yaşanmıştı. Özel sektörde yada diğer ticari bankalarda gerçekleşecek işten çıkarmalar ile ilgili çok ses çıkmazken, Limasol Türk Kooperatif Bankası örneğinde önemli tepkiler verilmişti. Aynı zamanda Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası, eylem kararı almıştı. Bu eylemi DEV-İŞ, KTÖS ve KTOEÖS destek vermişti. O dönem KTAMS başkanı olan Ahmet Kaptan “insanlar sınava girdi diye havadan sebepler, sudan sebepler uydurarak ekmeğinden ve aşından ediliyorlar” demişti. Aynı şekilde, DEV-İŞ Genel Başkanı Mehmet Seyis, “Limasol Türk Bankası Yönetim Kurulu üyeleri görünüyor ki kendilerini yasaların üzerinde görüyor artık” demiş; KTÖS Genel Sekreteri Şener Elçil ise “LTKB Yönelik Kurulunun icraatının bir kooperatife yakışmayan tavır olduğunu, bir kooperatifin çalışanına sahip çıkması gerektiğinin“ altını çizmiş, KTOEÖS Genel Başkanı Tahir Gökçebel bankada örgütlü sendikanın neden açıklama yapmadığını sorgulamıştı. Ayrıca “Hükümet tavrını belirlemiştir. Hükümet sermayenın yanında durmaya devam ediyor” diyerek meselenin ideolojik tarafını da ortaya koymuştu.

Bu olay gerçekleştiğinde açıklama yapan sendikalardan DEV-İŞ hariç tümünün bir kooperatif bankası vardır. Bu açıdan gerçekleşen açıklamalar kooperatif bankacılık yapan diğer bankalar arasında bir farklılaşmayı göstermekteydi. Başka bir deyişle, bazı bankalar kapitalizme teslim olup acımasız bir biçimde sömürü ilişkilerine dahil olurken, bir diğer grup kooperatif bankaların bu konuda daha hassas olduğu emek ve sömürü ilişkisinde sorumlu olduğu imajı yaratılmak istenmekteydi. 

Doğrusu, sendikal kooperatifler her zaman kafamı kurcalayan bir mesele olmuştur. Sendikanın gelir arttırma faaliyetine girmesi garipsenecek bir durum gibi gelmektedir. Bir sendikanın sermaye birikimini riskli yatırım alanlarına yönlendirmek, doğrudan üretim alanına dahil olmamayı tercih etmesi kendi içinde çelişkiler barındırdığı doğrudur. Ancak diğer taraftan kapitalizmin dahil odluğu her alanda alternatif bir yapılanma ile orada bulunmanın; karşı hegemonya faaliyetleri yaratabileceği için belki de kapitalizme karşı kapitalist kar maksimizasyonu anlayışını aşan bir bankacılık anlayışını oluşturarak mücadele vermek yerinde olabileceğini söyleyebiliriz.

Tüm bu noktaları daha iyi kavrayıp, yapıcı bir tartışma zemini yaratmak adına sendikal kooperatif bankalar ile paydaşları arasında oluşturulan ilişkinin niteliğinin farklılıklarını etraflı bir şekilde ortaya koymak gerekmektedir. İkinci kısım olarak bu bankaların yönetsel karar alma biçimlerine yönelik belli varsa farklılaşmaları ve bunun niteliğini belirlemek gerekmektedir. Bu nitelikler değerlendirildikten sonra daha gerçekçi bir zeminde sendikal kooperatif bankalarla ilgili anlamlı yargılara ulaşmakta mümkün olacaktır. 

Önümüzdeki hafta bu ilişki biçimine yönelik bulgularla tartışmaya devam edeceğim.

Yazının ilk bölümü için tıklayınız:

Sendika Kooperatif Bankalarında Neler Oluyor?  – Mertkan Hamit

 

Yazar

Mertkan Hamit

Yorum

Ekonomist, Araştırmacı. İnsan Hakları üzerine Doktora adayı. Mağusa İnisiyatifi ve MAGEM aktivisti.