Geçinemiyoruz – Hasan Yıkıcı

Her akşam günü bir zam haberiyle kapıyoruz.

Her sabah güne TL’nin değer kaybetmesiyle başlıyoruz.

Geçinemiyoruz.

*

Bankalara borcu olanlar neredeyse borcunu ödeyemez hale geldi.

Döviz üzerinden borç ödeyenleri kur,

TL üzerinden borç ödeyenleri faiz bitiriyor.

Geçinemiyoruz.

*

Orta sınıf kişiler nereden kısamaya başlayacağının hesabını yapıyor,

Dar gelirliler “daha neyi kısayım” diye iç çekiyor

Hayatın hesabı içinde gittikçe küçülen rakamlara dönüşüyoruz

Geçinemiyoruz.

*

Hükümet toplumsal seferberlik diyor, zengine dokunmuyor

Sendikalar toplumsal seferberlik diyor zümrelerine dokundurmuyorlar

Herkes hiçbir şey değişmeden her şey devam etsin istiyor

ama herkes bir diğerini seferberliğe davet ediyor

ve hayat akıp gidiyor

Geçinemiyoruz

*

Ekonomi Bakanı müjde verir gibi elektriğe zam yolda diyor

Çaresizliğini ve öfkesini sosyal medyada ifade eden insanları “sosyal medya kahramanı” diye küçümsüyor

Halbuki unuyor ekonomi bakanı, ne ekonominin, ne kullandığı paranın üzerinde egemen olmadığını

ve o sırada benzine yine zam geliyor

Geçinemiyoruz.

*

Güvencesiz ve kırılgan bir hayat bu

50 yıllık garantörümüzün bir teveccühü…

50 yıllık arada kalmışlığın,

50 yıllık iplerinden kopamayan kukla-oluşların bir neticesi…

Şimdi herkes öfkeli, boşlukta salınıp salınıp kaybolan kötü bir rüzgarın izleri gibi,

Geçinemiyoruz.

*

Bu sabah kahvaltıda bir dilim ekmek az yedim

Bir bardak su az içtim

Her ay aldığım kitapların sayısını azalttım

Gideceğim mesafeleri kısalttım

azar azar uzun bir yolculuğa çıkıyoruz

Geçinemiyoruz.

*

Olağan üstü koşullarda olağan önemler alınarak geçer sanılıyor,

Olağan üstü koşullarda olağan direnişlerle altından kalkarız sanılıyor,

Nasıl ki yıllarca olağan üstü koşullarda olağan yaşamlar sürebileceğimiz yanılgısıyla yaşadık

İşte şimdi idrak etmenin zamanıdır bu topraklarda olağan üstü olanın kural olduğunu

Geçinemiyoruz.

*

Bu ülkede çıkacağımız tek sefer kendimizi yeniden var kılma seferidir

Konformizmlerimizin, sendikal ve bürokratik statükolarımızın içine sığınarak değil,

Kendimizi yerinden ederek yeniden yaratma seferi…

Her şeyin aynı kalmasını isteyerek hiçbir şeyi değiştiremeyiz,

Hiçbir şeyin altından kalkamayız, kendimiz aynı yerde çakılıp kaldıkça

Evet, geçinemiyoruz ve

Sözden kaçan bir çığlık gibi iplerimizi koparmanın zamanıdır

Yeniden fakat bu kez telafisiz bir şekilde.