YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Kıbrıs’ın kuzeyine dağıtılan keyfi vatandaşlıklarla ilgili yaptığı açıklamada “güzellik uzmanı”nın vatandaşlığı ile ilgili ilk dava devam ederken 2. dosya ile ilgili yargı sürecinin ise 28 Şubat Cuma günü 10.30’da başlayacağını açıkladı.
Kanatlı açıklamasında, YKP, BKP, TDP-TKP olarak 2022 yılında Bakanlar Kurulu’nun keyfi olarak vermeye devam ettiği vatandaşlıklar için sembolik olarak 2 dava dosyalandığını hatırlatarak “YKP, alt yönetimi olunan devletin vatandaşlarına buranın da vatandaşlığının verilerek egemenliğin daha da Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilmesine, vilayetleştirmeye karşı mücadeleyi sürdürmede kararlıdır” dedi.
Konu ile açıklama şöyle:
YKP, BKP, TDP-TKP olarak 2022 yılında Bakanlar Kurulu’nun keyfi olarak vermeye devam ettiği vatandaşlıklar için sembolik olarak 2 dava dosyalamıştık.
19 Ekim 2022’de Mahkemeler önünde Avukatımız Öncel Polili keyfi şekilde verilmesinin en güzel örneği dediği 2 Bakanlar Kurulu kararı ile verilen 2 vatandaşlığın iptali için dava dosyalığımızın da bilgisini vermişti.
Bu süreçte açtığımız “güzellik uzmanı”nın vatandaşlığı ile ilgili ilk dava devam ederken 2. dosya ile ilgili yargı süreci ise 28 Şubat Cuma günü 10.30’da başlıyor.
Bunun yanında YKP adına külliyenin mimarına açtığımız vatandaşlığın iptali davası ise uzun bir süreçten geçip tam önemli bir yere geldiğinde 28 Ocak 2025 tarihinde Bakanlar Kurulu yeni aldığı karar ile vatandaşlık verdiği 14 Eylül 2021 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmiş ama ayni gün yeni bir karar ile yeniden vatandaşlık vermiştir! Bu, bir süredir hükümet olduklarını iddia edenlerin yargı organlarını bypass etmek için kullandıkları yaygın bir usüldür, yasadışı faaliyetlere yaratılan kılıftır. Usül gereği ilgili Bakanlar Kurulu kararına dava açıldığı için bu davamız düştü ama sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz…
Davalar neden önemli
O gün yaptığımız açıklamada “Bakanlar Kurulu kararları ile güzellik uzmanı ihtiyacı olduğu ya da avukatın yatırım yaptığı veya 74 gazisi olduğu gerekçesi ile verilen vatandaşlıklar, tıpkı öğrenci iken bakanlar kurulu kararı ile Bertan Zaroğlu’na verilen vatandaşlık gibi, bir sonraki seçimde güzellik uzmanı, gazi, avukat ve diğer keyfi verilen yeni vatandaşların milletvekili olmasının koşulları yaratması ayrıca yalnızca 2022’deki verilen vatandaşlıkların şimdiden bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminin dengelerini değiştirecek niteliğe ulaşması nedeniyle birçok uluslararası antlaşma ile güvence altına alınan seçme seçilme hakkının açıkça ihlal edilmesidir, bu nedenle açılan davalar önemlidir” demiştik..
Uluslararası hukuka atıfta bulunup herkesin vatandaş olma hakkı var demek önemlidir, doğrudur, her ülke ayrımcılık yapmadan yasal mevzuatı dahilinde elbette vatandaşlık vermesi gerekir ancak uluslararası hukukun seçmeli uygulanan bir tarafı da yoktu, oraya atıfta bulunulacaksa, örneğin BM Cenevre Konvansiyonu da uluslararası hukukun bir parçasıdır. Cenevre Konvansiyonunda haklı veya haksız diye ayırmaksızın askeri operasyon yapılan, işgal edilen bir bölgeye nüfus taşıma yasaklanmış, taşınması savaş suçu olarak tanımlanmıştır. Kıbrıs’ın kuzeyindeki vatandaşlığı konuşacaksak, bununla beraber konuşmamız gerekir…
AİHM kararları da iç hukukun da parçadır. Orda açıkça Kıbrıs’ın kuzeyi için Türkiye’nin yerel alt yönetimi denmektedir. Türkiye’nin alt yönetimi olan bir iradenin Türkiye vatandaşlarına kendi iradesi ise vatandaşlık verdiğini söylemek bu nedenle de mümkün değildir.
YKP hem uluslararası alanda hem de bu coğrafyada demografik yapının değiştirilmesi, seçme seçime hakkının ihlal edilmesi karşı mücadele verdi, vermeye de devam edecek…
YKP, alt yönetimi olunan devletin vatandaşlarına buranın da vatandaşlığının verilerek egemenliğin daha da Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilmesine, vilayetleştirmeye karşı mücadeleyi sürdürmede kararlıdır.
2022’deki mahkemeler önündeki basın toplantısında Avukat Öncel Polili “vatandaşlık demek bir ülkenin egemenliğinin kaç tane vatandaş varsa arasında paylaşılması demektir, biz egemenliğimiz böyle kolay şekilde verilmemesi için dava dosyaladık” demişti.