Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’te Öcalan’a yaptığı çağrı 27 Şubat 2025’te yanıt buldu.
PKK lideri Abdullah Öcalan şu vecizeyi yaptı:
“1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.”
90’lı yıllardan itibaren bir anlam yoksunluğu içinde tekrarı yaşayan PKK neden bugüne kadar feshini yapmadı?
Öcalan ve PKK yönetiminin yanıt vermesi gereken en can alıcı soru bu!
Çünkü bu fesih yapılmadığı için 10 binlerce Kürt kadın ve erkeği can verdi, binlercesi ömrünü hapiste bitirdi. Acı çok, ölüm çok…
Bütün ömrünü Kürt sorununun çözümüne adayan ve 26 yıldır İmralı Hapishanesinde tecrit altında olan Öcalan bugün ne öneriyor?
Metinden okuyalım:
“Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.”
Ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist yaklaşımlar çözüm olamıyor ise çözüm nedir?
Öcalan buna “demokratik uzlaşı” diyor!
Şu iki soru önem kazanıyor;
1-)Demokratik uzlaşı nedir?
2-)Demokratik uzlaşı Kürt Halkına ne kazandıracak?
Öcalan bu iki soruya yanıt vermiyor!
Bu sorulara yanıt vermeyen Öcalan şu güçlü çağrıyı yapıyor:
“Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”
Öcalan, PKK dese de aslında ortada bir PKK yok; çağrı yaptığı KCK! Çünkü PKK 2002’de kendisini feshetti; KADEK, KONGRA-GEL ve son olarak KCK adını aldı. PKK, KCK yönetimi tarafından 2007 yılında yeniden kurulsa da bir eğitim kurulu gibi varlığını sürdürüyor!
Öcalan, olmayan PKK’ye çağrı yaparak aslında suya mı üfledi?
KCK Eş Başkanı Cemil Bayık kameranın karşısına çıkıp ‘PKK silahsız bir kaç arkadaşın çalıştığı ideolojik bir eğitim kurulu. Başkan APO istedi ise feshederiz’ derse kim ne diyecek…
Çağrının asıl muhatabı KCK yönetimi.
Cevabı aranan soru şu: KCK yönetimi kendisini feshedip silah bırakacak mı?
Bilmiyorum.
Yine de şunu biliyorum: KCK’nin feshi ve silah bırakma bir günde veya bir haftada gerçekleşmez!
Öcalan’ın açıklaması kısa ama güçlü.
Bu açıklama sonrasında KCK yönetimi hangi adımı atacak?
KCK Kongresini toplayacak mı?
Bu soruların yanıtları yok!
Basın toplantısının sonunda DEM İmralı Heyeti üyesi Sırrı Sürreya Önder Öcalan’ın şu notunu paylaştı:
“Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin feshi demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir”
Demokratik siyaset ve hukuki boyut için görev Bahçeli’nin üyesi olduğu TC Hükümetine düşüyor. Hükümet adım atacak mı veya hangi adımları atacak?
Kimse bilmiyor!
TC Hükümetinin Dili ve icraatı kayyum ve askeri çözüm!
Bu evrilir mi?
Belirsiz…
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan açıklamadan bir gün önce şunu demişti: “Öcalan ezber bozacak.”
Öcalan TC devletinin ezberini bozdu mu bilmiyorum ama Kürt halkının ve KCK yönetiminin ezberlerini bozdu!
Ezberi bozulan KCK yönetimi Öcalan’ın çağrısına ne yanıtı verecek?
Kritik soru bu!
Görünen ve her iki tarafın -AK Parti ve KCK Yönetimi- yaptığı açıklamalara bakılınca sorumluluk alan tek kişi İmralı Hapishanesindeki Abdullah Öcalan.
Öcalan şöyle diyor:
“Silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.”
Bu sorumluluk nedir?
Bunu da bilmiyoruz. Cezaevinde olan bir kişinin sorumluluğu ne olabilir…!
Vicdani Redçi ve Anti-Militarist olan sevgili Yavuz Atan’dan bir alıntı yapmak istiyorum:
“Aslolan toplumun umut hakkıdır. Yani Adalet ve Özgürlük!
Paçaları hemen sıvamayalım.”