• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Salı, Ocak 20, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
11 °c
Nicosia
9 ° Çar
10 ° Per
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Kuirler Üretmez, Var Olur

Kuir bireyler neden bu kadar çok şey başarmak zorundaymış gibi hisseder?

CEYHUN BAKKALOĞLU CEYHUN BAKKALOĞLU
20 Ocak 2026
Okuma Süresi: 3 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Toksik üretkenlik çoğu zaman modern hayatın yan ürünü gibi anlatılır: kapitalizm, rekabet, geç kalma korkusu. Hayat hızla devam ederken, yetişme çabası, sosyal medyadan başlayarak hayatımızın her alanına yansımış korkunç hızlı tüketim alışkanlığı. Oysa bazı bedenler ve kimlikler için bu durum bir tercih değil, erken yaşta öğrenilmiş bir hayatta kalma biçimidir, kendini duyurabilme alanıdır. Kuir bireyler için üretkenlik, yalnızca bir alışkanlık değil; varoluşun gerekçesi hâline gelebilir.

Kuir çocuklar büyürken, çoğu akranının hazır bulduğu kimlik yapılarına sahip değildir. Bir çoğunuzun görmezden geldiği bu çocuklar içinse durum bir hayli kaotiktir. Heteronormatif toplum, “normal” kabul edilen hayatı baştan tanımlar: kimi seveceğini, nasıl bir gelecek kuracağını, hangi aşamalardan geçeceğini. Hatta bireylerin hayallerini, ya da hayal kırıklıklarını bile önceden tanımlamıştır. Kuir birey ise bu senaryonun dışında bırakılır. Bu durum, sosyolog Erving Goffman’ın tanımladığı damgalanmış kimlik (stigma) kavramıyla açıklanabilir. Kuir çocuk, henüz kendini tanımlayamadan, yanlış, eksik ya da sorunlu olabileceği hissiyle karşılaşır. Bu noktada ise Ilan H. Meyer tarafından ortaya atılmış Azınlık Stresi Teorisi (Minority Stress Theory) devreye girer. Teoriye göre kuir bireyler, kronik ve süreğen bir stres altında büyür: gizlenme zorunluluğu, reddedilme ihtimali, içselleştirilmiş homofobi/transfobi ve sürekli tetikte olma hâli. Bu stres yalnızca psikolojik değildir; bedene yerleşir. Güvende hissetmeyen beden, durmayı risk olarak algılar. Üretkenlik ise bu riskten kaçmanın en kabul edilebilir yoludur.

Toksik üretkenlik tam olarak burada kendini gösterir. Üretken olmak artık bir araç değil, ahlaki bir ölçüt olur. Dinlenmek suçluluk yaratır; boşluk bireyin varoluşu için tehditkâr görünür hale gelir. Bunu travma sonrası gelişen hiper-fonksiyonellik ile de açıklayabiliriz elbette.

Travmatik ya da güvensiz ortamlarda büyüyen bireyler, kontrol hissini korumak için sürekli “işleyen” bir hâlde kalır. Kuir birey için bu bilinç dışı da olsa, işleyen demir ışıldar, üreten kuir varolur anlamına gelir.

Kimlik gelişimi açısından bakıldığında, Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramı da önemli bir çerçeve sunar. Erikson’a göre ergenlik, “kimliğe karşı rol karmaşası” evresidir. Ancak kuir bireyler bu evreyi çoğu zaman bastırarak, erteleyerek ya da yalnız geçirir. Kendini deneme ve hata yapma alanı daraltıldığında, kimlik sorusu yetişkinliğe sarkar. Böylece “Ben kimim?” sorusu, “Ne işe yarıyorum?” sorusuyla yer değiştirir. Üretkenlik, kimliğin yerine geçer. Kuir bireyler ise zaten toplum tarafından “fazladan” sorgulandıkları için bu duruma daha sıkı tutunur. Başarılı olmak, görünür olmak, takdir edilmek; tüm bunlar varoluşun kabulüyle karıştırılır. Judith Butler’ın işaret ettiği gibi, bazı kimlikler toplumsal alanda ancak performans yoluyla tanınır. Üretkenlik de bu performansın en güvenli maskelerinden biridir.

Ancak toksik üretkenlik sürdürülebilir değildir. Bedeni ve duyguları bastırarak ilerler; yas tutmaya, kayıp yaşamaya, yavaşlamaya izin vermez. Sürekli üretmek, bu yasla yüzleşmemek için kullanılan bir kaçış hâline gelir.

Asıl soru şudur: Kuir bireyler neden bu kadar çok şey başarmak zorundaymış gibi hisseder? Belki de cevap basittir. Çünkü toplum, kuir varoluşa hâlâ koşullu bir değer atfeder. Sadece var olmak yetmez; faydalı, ilham verici, güçlü ve üretken olmak gerekir. Ancak en güçlü duruş, yavaşlayabilmektir. Dinlenmenin, yavaşlamanın ve boşluğun da bir hak olduğunu kabul etmektir. Kuir özgürlük, yalnızca görünür olmakla değil; durabilmekle de ilgilidir.

Belki de toksik üretkenlikten kurtulmak, kuir bireyler için yalnızca kişisel bir iyileşme değil, politik bir eylemdir.

Etiketler: homofobikuirpsikolojstrestravmaüretkenlik
CEYHUN BAKKALOĞLU

CEYHUN BAKKALOĞLU

Genelde, bazen ama çoğu zaman aktivist Evde bitkileriyle konuşuyor

İçerik Yok
Devam Et
Gazedda

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • Ana Sayfa
  • HABER
    • KIBRIS
    • DÜNYA
    • İKLİM KRİZİ | EKOLOJİ
    • KİTAP & KÜLTÜR & SANAT
    • KORONAVİRÜS
  • MULTİMEDYA
    • GAZEDDAPOD
    • GAZEDDAWEBTV
  • KARŞI AKIM
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
    • YAZARLAR
      • GAZEDDA YAZARLARI
      • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • DÜNYADAN YAZARLAR
    • RÖPORTAJ

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.