• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Salı, Ocak 6, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
12 °c
Nicosia
14 ° Çar
14 ° Per
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Kolektif Travmanın Sömürülmesi

Travmanın geçmişinin bir parçası olduğunu kabul etmek, ancak geleceğinin ölçütü olmadığını kabul etmek cesaret ister.

Maria Siakalli Maria Siakalli
5 Ocak 2026
Okuma Süresi: 3 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Bir toplumun travması, sadece bireysel yaraların toplamı değildir. Çoğu zaman sessizce nesilden nesile aktarılan, anlatılarda, törenlerde, yokluklarda ve siyasi tercihlerde yer alan  kolektif bir hafızadır. Böyle bir travma metaya çevrildiğinde, ki bu mutlaka bilinçli bir sinizm eylemi değildir; çoğu zaman acıların ahlaki, siyasi veya sembolik bir sermayeye dönüştürüldüğü bir süreçtir.

Karşılığını almak genellikle anlam arayışından başlar. Şiddet, yerinden edilme, baskı veya kayıp yaşamış bir toplum, geçmişi haklı çıkaran ve bugünü düzenleyen bir anlatı arar. Travma, kimliğin temeli haline gelir: “Bizler acı çekenleriz”. Bu kimlik, tutarlılık ve dayanışma sağlayarak iyileştirici bir etki yapabilir. Ancak aynı zamanda travmayı kalıcı bir durum olarak pekiştirebilir.

Siyasi düzeyde, kolektif travma genellikle meşrulaştırma aracına dönüşür. Travmaya başvurmak, sert politikaları, dışlamaları veya eleştirel düşüncenin askıya alınmasını haklı gösterebilir. Hakim anlatıyı sorgulayanlar, hain, duygusuz veya “toplum dışı” olarak nitelendirilme riskiyle karşı karşıya kalır. Böylece travma, artık kaçınılması gerekenleri hatırlatmak için değil, neyin yapılabileceğini savunmak için kullanılır.

Karşılığı, uluslararası sermaye biçiminde de olabilir. Toplumlar tanınma, anlayış veya maddi destek talep ederek travmalarını dışa vururlar. Bu her zaman olumsuz bir şey değildir; tanınma, adaletin sağlanması için sıklıkla bir ön koşuldur. Ancak, travma tek “pazarlık kozu” haline geldiğinde, toplum sonsuza kadar kurban kimliğine hapsolur ve acının ötesinde kendini hayal edemez hale gelir.

Kâr elde etmenin en sinsi yanı, sıklıkla bellek olarak sunulmasıdır. Ancak gerçekte bu, seçici bir bellektir, geçmişin bazı yönleri aşırı derecede öne çıkarılırken, sorumluluklar, çelişkiler, iç çatışmalar görmezden gelinir. Böylece travma, öz farkındalığa değil, ahlaki öz yeterliliğe yol açar.

Alternatif bir yol var mı? Belki de cevap, bellek ile belleğin sömürülmesi arasındaki ayrımda yatmaktadır. Bir toplum, acısını metalaştırmadan hatırlayabilir. Travmasını, düşüncesine sınır veya kalıcı bir mazeret haline getirmeden kabul edebilir. Ancak böyle bir şey cesaret gerektirir. Travmanın geçmişinin bir parçası olduğunu kabul etmek, ancak geleceğinin ölçütü olmadığını kabul etmek cesaret ister.

Travmanın politik bir araç olarak kullanılması veya metalaştırılması, korku, nefret ve bölünmeyi sürdürebilir. Buradaki mesele, travmayı sadece kullanmak değil, dayanıklılığı, anlayışı ve nihayetinde uzlaşma olasılığını güçlendirecek şekilde kullanmaktır.

Kıbrıs’ta travmaların tarihi sadece kayıpların tarihi değil, aynı zamanda dönüşümün de tarihidir. Bu travmaların telafi edilme şekli, adanın sadece bugününü değil, geleceğini de belirleyecektir. Gerçek değeri, acıyı sömürmek değil, kolektif bir uyanış ve tüm toplumlar için ortak bir alan yaratmak için sunabileceği güçtür. Kolektif bir travmanın gerçek anlamda telafisi, bu travma sömürülerek değil, kim olduğumuzu ve ne olabileceğimizi tamamen belirleyen bir unsur olmaktan çıktığında gerçekleşir. Bir iktidar aracından bir anlayış alanına ve belki de daha olgun bir kolektif bilincin başlangıç noktasına dönüştüğünde.

Etiketler: geçmişgelecekkıbrıs sorunutravma
Maria Siakalli

Maria Siakalli

"Standart bir Rum"

Kıbrıslılığa Nasıl Geldik?
Maria Siakalli

Kıbrıslılığa Nasıl Geldik?

Maria Siakalli
13 Aralık 2025
Devam Et
Gazedda

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • Ana Sayfa
  • HABER
    • KIBRIS
    • DÜNYA
    • İKLİM KRİZİ | EKOLOJİ
    • KİTAP & KÜLTÜR & SANAT
    • KORONAVİRÜS
  • MULTİMEDYA
    • GAZEDDAPOD
    • GAZEDDAWEBTV
  • KARŞI AKIM
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
    • YAZARLAR
      • GAZEDDA YAZARLARI
      • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • DÜNYADAN YAZARLAR
    • RÖPORTAJ

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.