• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Pazartesi, Ocak 5, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
16 °c
Nicosia
13 ° Sal
13 ° Çar
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Kedi, Yavrularını Yemeğe Karar Verdiğinde, Onları Fareye Benzetirmiş!

Mustafa Onurer Mustafa Onurer
4 Ocak 2026
Okuma Süresi: 15 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Erhürman’a, bizi yalancı çıkarmadığı için teşekkür mü etmek lazım, yoksa halkını aldattığı için nalet mi okumak lazım, bilemedim! 

En iyisi, yazının sonunda bu kararı siz okuyucuların vermesi… 

Teşekkür etmek lazım, çünkü; en azından 2024 yılından beridir, partisinin hazırladığı ve kendisinin de parti başkanı sıfatıyla her fırsatta dillendirdiği “4 Maddelik Çözüm Önerileri”ni ilk eleştirdiğimde, bazıları bizi “komplo teorisi” kurmakla, hatta CTP’ye  “iftira atmak”la suçlamışlardı. (1)

Komplo teorisi soyut varsayımlarla yapılır. Halbuki, benim bu yazıda vardığım sonuçlar somut önerilerin ve yaşanmakta olan bazı verilerin yorumlanmasının eseriydi. 

Seçimler oldu-bitti, Erhürman Cumhurbaşkanı oldu, ilk ziyaretini Erdoğan ile görüşmek üzere Ankara’ya yaptı. Gitti-geldi, ardından da “Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Hristodulidis ile ilk görüşmesini yaptı ve “4 Maddelik Çözüm Önerilerini” Hristoduldis’in önüne resmen koydu. 

Görüşme sonrası basının önüne geçen Erhürman’ın ifade ettikleri basına şu şekilde yansıtıldı:  

“Kıbrıs meselesinde, çözüm atmosferi yok, yaratılması için çaba gösterilmeli” diyen Cumhurbaşkanı Erhürman, söz konusu atmosferin oluşması için 10 maddelik öneriler de sundu.

Çözüm atmosferi oluşması için 10 maddeyi gündeme getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erhürman, maddeleri şu şekilde sıraladı:
“1. Karma evliliklerden doğan çocukların AB vatandaşlığı hakkı ve bu kişilerin Güney’e geçişlerde yaşadığı sorunlar.
2. Metehan geçiş noktasında kabin sayısının üçe çıkarılması ve her kabinde sürekli görevli bulundurulması.
3. Bostancı ve Derinya kapılarında seyrüsefer izni verilerek geçişlerin kolaylaştırılması.
4. 14 yaş altı çocukların dostluk maçları yapabilmesi için adım atılması.
5. Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmaları bağlamında iki liderin ortak ziyaret gerçekleştirmesi.

6. Mülkiyetle ilgili tutuklama ve yargılamaların ortamı olumsuz etkilediği, bu konuda adım atılması.
7. Hellim konusunda Bureau Veritas Paris’in yetkilendirilmesi ve yeni bir teknik komite kurulması.
8. AB Uyum Komitesinin tekrar çalışmaya başlamasının önünün açılması.
9. İki tarafın güvenlik kuvvetleri arasında iletişim kanalı kurulması.
10. Metehan’daki ara bölge yol genişletme çalışmalarının başlangıcına iki liderin birlikte katılm
ası.”

Cumhurbaşkanı Erhürman, 4 maddeyi de ilk kez resmi olarak anlatma fırsatı bulduğunun altını çizdi.” (2)

Bu 4 maddenin önşart mı, değil mi sorusunu, KSP Genel Sekreteri Mehmet Birinci şöyle yanıtladı bir sosyal medya paylaşımında; “Bu metodoloji dediğiniz bal gibi de önşarttır!”. Doğru söze ne denir ki …

Bütün bu gelişmelerle, sözünü ettiğim (CTP ne öneriyor ve Tatar’dan farkı ne?) yazımı “komplo teorisi” veya “iftira” olmaktan çıkardığı için ona ve tabi ki CTP’ye teşekkür borçluyum.

İlginç olan, bu yazıma sadece CTP’den değil, diğer partilerden de bir tepki gelmemesiydi. Neden acaba? Nedenini anlamak için, o yazımın sonunda vardığım sonuçlara bir kez daha bakmak lazım: 

“Gelin şimdi siz söyleyin, CTP’nin iki egemen devleti savunanlardan ne farkı var? Bence fark, tıpkı Akıncı ile Tatar arasında neyse, aynısı CTP için de geçerlidir; kimi, “denedik, olmuyor o zaman iki ayrı egemen devlet!” derken, kimi de,“son bir kere daha deneylim, gene olmazsa, o zaman iki ayrı egemen devlet!” demektedirler…

İşte, ülkemizin farklı burjuva partileri arasındaki fark bundan ibarettir.

Kıbrıs sorununa burjuva çerçeve ve zeminde çözüm arandığı takdirde, ister federasyon, isterse de konfederasyon diye formüle edilsin hem çözüm bulunması imkansızdır, hem de sonu hüsrandır!”

Yazıdan çıkan sonuç bu olunca, destekçi bulmak da zor olur, hele de kendini burjuva sistemin dışında tahayyül edemeyen, tüm yaşamını, son tahlilde burjuva sisteme borçlu olan siyasetlerin bu sonucu onaylaması ve ona uygun hareket etmesi mümkün değildir. Bu siyasetler açık burjuva partiler olabileceği gibi, sınıf mücadelesinden bahseden, anti emperyalist olduğunu iddia eden partiler de olabilirler. Marksist-Leninist olduklarını iddia ederler, emperyalizme karşı olduklarından bahsederler, ama Marksizm-Leninizm’in ‘milletler sorunu’ konusundaki görüşlerini yokmuş sayarak, emperyalist çözüm cephesinde yerlerini almaktan da bir an geri durmazlar. Onlar, Rum burjuvalarının boyunduruğundan kurtulayım derken, Türk burjuvalarının boyunduruğuna girdiklerinin farkındadırlar, ama ‘hem ağlar, hem gider’ pozisyonlarını terketmeyi hayal bile edemezler. Bırakın terketmeyi, bu durumlarına bahaneler uydurmaktan da geri durmazlar. Neymiş efendim, “Erhürman’ın gerçek yüzü seçimden sonra ortaya çıkacakmış…” Halbuki Erhürman gerçek yüzünü hiç gizlemedi ki! İşgal deyenlere; “Hayır, yoktur!” deye yanıt verdi. Türkiye’ye rağmen çözüm deyenlere; “Türkiyesiz çözüm olmaz!” dedi, üstüne basa basa. Garantörlükler kaldırılsın deyenlere; “Türkiye’nin garantisi kırmızı çizgimizdir” demiştir hep… 

Ve, bu Erhürman’ı Tatar’dan farklı göstermek için ortaya atılan son yalan da bu kesimlerin eseridir. Neymiş efendim, “Erhürman federasyoncuymuş da, Tatar gibi iki eşit egemen devletçi değilmiş…” 

Bir an için Erhürman’ın gerçekten federasyon istediğini kabul edelim. Nasıl bir federasyonmuş bu? Daha doğrusu federasyon nedir, en temel özellikleri nelerdir, konfederasyondan farkları nelerdir? (3) İşte bu sorulara objektif cevaplar bulursanız ancak, Erhürman’ın federasyoncu olup olmadığından söz edebilirsiniz. Yoksa, karşınızda bir konfederasyocu size kendini federasyoncu olarak satmaktadır ve siz de, hangi sebepten olursa olsun, bunu satın almaktasınız. 

Bu yazımın yayınlanmasından (24 Eylül 24) yaklaşık bir yıl sonra (7 Ağustos 25), Erhürman’ın 19 Ekim 25 Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olduğunu açıklamasının üzerine, aynı konuda ikinci bir yazı daha kaleme almak zorunda kaldım. (4)

Bu yazıda, Erürman’ın savunduğu tez ve düşünceleri dikkate alındığında, Kıbrıs Türk alkının değil, Ankara’nın adayı olduğunu, onun adaylığı etrafında oluşturulmaya başlanan “federasyoncu cephe”nin aslında “iki eşit, egemen devlet temelinde çözüm” cephesi olduğunu göstermeye çalıştım.

O yazı şu satırlarla sonlanmaktadır:

“Evet, şimdi tekrardan düşünün, Erhürman kimin adayıdır?

Bizim açımızdan hiç şüphe yok ki; mevcut adaylar tezler ve hedefler düşünüldüğünde üçü de (5) Türkiye’nin adaylarıdırlar!

KSP’nin, bu durum karşısında aday çıkarması ve halka TC politikaları dışında bir seçenek sunması bir zorunluluktu!”

Tamam, bu görüşlerimizi  Kamu-Sen Başkanı Metin ATAN ve Kamu-İş Başkanı Ahmet SERDAROĞLU veya TAM Parti kurucusu Serdar DENKTAŞ’ın anlamasını beklemiyorduk. Dürüst olacaksam, TDP ve BKP’nin de anlamasını ve ona göre pozisyon takınmasını da beklemiyorduk. Ama, sürekli sınıf mücadelesinden bahsedenlerin, partilerini ‘emekçilerin partisi’ diye tanıtanların ne olduklarından çok, ne olmadıklarını veya olmamaları gerektiğinin bilincinde ve ayırdında olmalarını beklerdik. Açıkçası, bir BY’nin neyi savunmasından çok, neyi savunmaması, KSP ile birlikte hareket etmesinden çok, ‘Ankara güdümlü cephe’de yer almamasını beklerdik.

Yanılmışız, BY ‘Ankara güdümlü cephe’de meğer yerini çoktan almış da bizim haberimiz yokmuş…

BY’nin bu ‘Ankara güdümlü cephe’de, M. Atanlarla, A. Serdaroğlularıyla, Z. Çelerlerle, S. Denktaşlarla, J. R. Rogers, Ayşegül Baybars ve G. S. Manavoğlularla ve daha niceleriyle yan yana saf tutmakta bir beis görmemesi gerçekten düşündürücüdür. Düşündürücüdür, çünkü; birincisi, BY sadece Erürman’ın gerçek niyetlerini anlamamış görünerek ona dolaylı bir destek sunmakla yetinmiyor. Aynı zamanda, oluşturulmakta olan bu ‘Ankara güdümlü cephe’ konusunda tek bir olumsuz cümle bile kurmuyor, tersine bu cepheyi nerdeyse ‘kutsar’ bir duruş sergiliyor. (6) KSP’nin Erhürman ve bu cephe konusundaki tavrı konusunda ‘eli-yüzü düzgün’ bir eleştiri getirmek bir yana, adeta ‘Ankara güdümlü cephe’yi olumlamak için emperyalist politikalara teslimiyetin ‘avukatlığını’ yapıyor…  

Bakın, BY’nin eski Başkanlarından, şimdilerde BY Güzelyurt Sorumlusu Celal Özkızan, BY’nin 19 Ekim seçimlerine aday çıkarmamalarını ve KSP adayını neden desteklemediklerini nasıl izah ediyor:

“Osman Zaimağa Parti bu seçimde aday çıkarmama gararı aldı Osman abi. Parti zaten oylarını bir yere yönlendirmek istese, aday çıkarır, kendisine oy isterdi  Adaylara gelecek olursak, zaten seçimde 4 aday var. Tatar’a oy vermeyin dedik, kaldı geriye 3 aday. Adaylardan biri Hasgüler, ve Kıbrıs Cumhuriyetçi bir çizgiyi izliyor. Bağımsızlık Yolu ise federasyondan yanadır. Yani Hasgüler zaten BY çizgisi için bir seçenek değildir. KSP’nin adayı Osman Zorba ise, çizgi olarak bize en yakın adaydır. Ancak kendisine destek belirtmedik, çünkü zaten bu seçimde emek-temelli anti-emperyalist bir çizginin bir adayla temsil edilmesi gerektiğini düşünseydik, zaten kendimiz aday çıkarırdık. Yine de, KSP adayına oy vermek isteyen üyelerimiz elbette olacaktır.

Geriye kaldı Erhürman. Parti oy çağrısı yapmıyor Erhürman’a, ama bir parti üyesi “sırf Tatar’dan gurtulalım diye ben Erhürman’a oy verecem” diyerek da oy verebilir, “kağıt üzerinde da olsa federasyonu savunan bir partinin adayıdır” diyerek da oy verebilir. Öyle veya böyle, Erhürman seçilirse, ensesinde muhalefet yapmaya devam edeceyik zaten.” (7)

Özkızan, açıkça, “emek-temelli anti-emperyalist bir çizgi” savunduğu için KSP adayını savunmadıklarını itiraf ediyor. BY resmi açıklamalarında istediği masalları anlatsın, işin özü budur: BY, anti emperyalist, emek temelli politikalara karşı, sermaye temelli ve emperyalizm yanlısı politikalara destek veriyor.

Bunu ortaya koymaya başladık diye BY, ortaya koyduğumuz siyasi gerçekler konusunda masallar okumaya devam ederken, KSP’ye nerdeyse ‘aldığın oy kadar konuş!’ dercesine, KSP’yi alınan az oyun “özeleştirisini” yapmaya çağırıyor.

Evet, KSP 19 Ekim seçiminde istediği oyu almamış olabilir ve bu tartışılabilir de. Ama, aynı soru BY için de sorulmalı; 19 Ekim seçiminde BY kaç oy almıştır? ‘BY aday değildi ki!’ diyecek olanlar çıkacaktır elbet, ama BY liderliği BY’nin seçimlerde taraf olduğunun, hem de aday çıkarmayarak taraf olduğunun çok iyi farkında olmalıdırlar ki, seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz ‘bütün öngörülerimiz doğru çıktı!’ kabilinden açıklamalar yapmaya başladılar. BY’nin,  “emek-temelli anti-emperyalist bir çizgiyi” desteklememekten ve “federasyon yanlısı” politikalardan yana tavır koyduğuna göre, çıkan sonuçta da, şöyle veya böyle rolü ve payı vardır. Yani, KSP adayının ‘az oy’ almasında da, Erhürman’ın ‘çok oy’ almasında da BY liderliğinin rolü ve payı vardır.

Hatta, Erhürman’ın, en azından Kıbrıs sorunu ve görüşmeler sürecinde ortaya koymaya başladığı ve giddikçe netleşmeye başlayan Ankara odaklı siyasetinin halkta yaratacağı ‘hayal kırıklığında’ da BY’nin rolü ve payı olacaktır!

Şimdi, kimse kalkıp, ‘bilmiyorduk, federasyoncu sanıyorduk, ama “muğlak” bir federasyoncu olduğu için “ensesinde olacağız” diyorduk.” yalanına başvurmasın. Bal gibi de biliyordunuz Erhürman’ın Ankara’ya rağmen değil, Ankara ile birlikte bir yol yürüdüğünü. 

Bakın, eski başkanınız Özkızan ne diyor bir sosyal medya paylaşımında: 

“Hiç yorum katmadan sadece gözlem olarak söylüyorum: Tufan Erhürman’ın bu videoda “benim çözüm modelim” diye tarif ettiği şey federasyon değil, iki devletli çözüm modelidir.”(8)

Ne zaman diyor bunu Özkızan? 4 Ekim 25 tarihinde, yani seçimden önce.

Hade bizim yazdıklarımızı okumadınız, ya da okudunuz ama Erhürman’ın Tatar’dan öz itibarıyla farksız olduğu iddialarımızı, onun da Ankara’nın işbirlikçisi olduğu yönündeki iddialarımızı doğru bulmadınız diyelim, kendi lider kadronuzdan birinin bu iddialarını da mı doğru bulmadınız? Özkızan, Erhürman’ın çözüm modelinin “federasyon değil, iki devletli çözüm modeli” olduğunu ilan etmesi, yani; Erürman ile Tatar arasında özde bir fark olmadığını iddia etmesi durumunda seçim stratejinizde bir değişiklik oldu mu? Hayır! 

Erhürman ve tabi ki CTP, çözümcü ve barışçı görünerek halkı kandırmaktadır. Bu yeni bir olgu değildir. Bu, en az 20 senedir açığa çıkmış, bilinen bir olgudur. CTP, aynı imaj ve sahte duruşuyla halkını Annan Planı sürecinde de kandırmış bir partidir. CTP, 2000’li yıllarda Kıbrıs Türk halkının yürüttüğü ‘Bu Memleket Bizim’ kavgasını Erdoğan’a satan partidir. CTP, Erdoğan’a, daha doğru söylemek gerekirse Ankara’ya sadakatini ta o dönemden kanıtlamış bir partidir. CTP, sırf bu tavrı nedeniyle bile, Kıbrıs halkı nezdinde lanetlenmesi gereken bir parti ve siyasettir!

CTP’nin bu, halkına ihanet çizgisini lanetlemeyenler, CTP’nin bu ihanet çizgisini, bu Ankara’ya hizmet çizgisini “muğlak” ve benzeri sıfatlarla süslemeye ve gizlemeye çalışanlar da CTP ile birlikte lanetlenmesi gereken siyasetlerdir.

Ve, biz de, tam da bunu yapıyoruz!

Ve, bu siyaset lanetlenmeden ne Ankara, ne de genel anlamda emperyalizme karşı mücadele mümkün olmayacaktır!

____________________________________________________

Dip Notlar:

(1)  O yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz: 

(2) Referans için tıkla

(3) Federasyon ile konfederasyon arasındaki en temel farklar nelerdir? Bakın Yapay Zeka bu soruya nasıl bir yanıt veiyor;

“Federasyon ve konfederasyon arasındaki temel farklar, genellikle devletler topluluğu bağlamında ele alınabilir. İşte ana hatlarıyla bu farklar:

Devlet Biçimi Açısından:

  1. Egemenlik ve Yetki Dağılımı:
    • Konfederasyon: Üye devletler egemenliklerini büyük ölçüde korurlar. Merkezi otoritenin yetkileri sınırlıdır ve genellikle üye devletlerin onayı olmadan bağlayıcı kararlar alamaz. Merkezi yönetim, üye devletler arasında yapılan bir antlaşma ile kurulur ve üye devletlerin ayrılma hakkı genellikle saklıdır.
    • Federasyon: Egemenlik, merkezi (federal) devlet ile federe devletler (eyaletler/bölgeler) arasında anayasa ile bölünmüştür. Federal hükümetin belirli konularda (örneğin dış politika, savunma, para politikası) üstün bir otoritesi vardır. Federe devletlerin ayrılması çok zordur, hatta çoğu federasyonda anayasal olarak yasaklanmıştır.
  2. Kuruluş Biçimi:
    • Konfederasyon: Bağımsız devletler tarafından uluslararası bir antlaşma ile kurulur.
    • Federasyon: Tek bir anayasa ile kurulur ve federal devlet bir bütündür; federe devletler kendi anayasalarına sahip olsalar da, federal anayasaya tabidirler.
  3. Tarihsel Rol:
    • Konfederasyon, tarihsel olarak genellikle federal devlet biçimine geçiş aşaması olarak görülmüştür (örneğin ABD’nin ilk yılları, İsviçre). Günümüzde saf konfederasyon devlet biçimine nadiren rastlanmaktadır.

Özetle, siyasi anlamda federasyon daha güçlü bir merkezi otoriteye ve kalıcı bir birliğe işaret ederken, konfederasyon üye devletlerin bağımsızlığını daha çok koruduğu, gevşek ve geçici olabilen bir yapıyı ifade eder.”

Bu bilgiler ışığında, bakın bakalım Erhürman federasyon mu ister, yoksa konfederasyon (iki eşit egemen devlet) mu ister? 

İki eşit egemen devlet üzerinden federasyon kurulmaz, konfederasyon kurulur.

Niyet, iki toplumun ortak devleti olmadıktan sonra, adına ne isterse densin bu yapı bir federasyon olmayacaktır.

(4) Referans için tıkla

(5) Bu yazı yazılırken henüz sadece üç aday vardı; Tatar, Hasgüler ve Erhürman.

(6) Referans içib tıkla

(7) Referans için tıkla

(8) Referans için tıkla

Etiketler: bağımsızlık yoluctpfederasyonkıbrıs sorunutufan erhürman
Mustafa Onurer

Mustafa Onurer

Yeniden Merhaba!
Mustafa Onurer

Yeniden Merhaba!

Mustafa Onurer
24 Aralık 2025
Direnişin Anası Bilim Olmalı! Ama, Hangi Bilim?
Mustafa Onurer

Direnişin Anası Bilim Olmalı! Ama, Hangi Bilim?

Mustafa Onurer
21 Mart 2025
“36 tane üniversite ön açma izni verirsen, denetleyemezsin”
Mustafa Onurer

CTP ne öneriyor ve Tatar’dan farkı ne? | Mustafa Onurer

Mustafa Onurer
23 Eylül 2024
Narin’i kim öldürdü? | Mustafa Onurer
Mustafa Onurer

Narin’i kim öldürdü? | Mustafa Onurer

Mustafa Onurer
9 Eylül 2024
Devam Et
Gazedda

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • Ana Sayfa
  • HABER
    • KIBRIS
    • DÜNYA
    • İKLİM KRİZİ | EKOLOJİ
    • KİTAP & KÜLTÜR & SANAT
    • KORONAVİRÜS
  • MULTİMEDYA
    • GAZEDDAPOD
    • GAZEDDAWEBTV
  • KARŞI AKIM
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
    • YAZARLAR
      • GAZEDDA YAZARLARI
      • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • DÜNYADAN YAZARLAR
    • RÖPORTAJ

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.