• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Çarşamba, Mart 11, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
18 °c
Nicosia
13 ° Per
12 ° Cum
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

İspanya, Trump’ın Yasadışı İran Savaşına Nasıl Karşı Çıkılacağını Avrupa’ya Gösteriyor

Donald Trump, İspanya başbakanı Pedro Sánchez’in İran’a yönelik savaşı desteklememesi nedeniyle öfkeli. Sánchez’in tutumu aslında radikal sayılmaz; ancak Avrupa’nın neredeyse tamamı Trump’ın arkasında hizaya girmişken artık öyle görünüyor.

KONUK YAZAR KONUK YAZAR
11 Mart 2026
Okuma Süresi: 11 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Pablo Castaño | Jacobin

Pedro Sánchez bunu yine yaptı. İspanya başbakanı, bu kez Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş konusunda Donald Trump’a karşı duran büyük Avrupa ülkeleri arasındaki neredeyse tek ses oldu.

Madrid hükümeti, Pentagon’un İspanya’nın Rota ve Morón kentlerinde bulundurduğu üslerin Washington tarafından kullanılmasına izin vermedi. Hükümet, söz konusu “tek taraflı eylemin” uluslararası hukuka uygun olmadığını savunuyor; bunu yaparken İran’daki baskıcı diktatörlüğü açık biçimde kınamayı da ihmal etmiyor. ABD başkanının tepkisi ise gecikmedi. Öfkelenen Trump, İspanya ile her türlü ilişkiyi kesmek ve ticaret ambargosu uygulamakla tehdit etti. Ancak hem İspanya hükümeti hem de Avrupa Birliği yetkililerinin belirttiği gibi, İspanya AB ticaret bloğunun parçası olduğu için ABD’nin ülkeye özel gümrük tarifeleri uygulama yetkisi bulunmuyor.

Sánchez’in Sosyalistleri (PSOE) ile sol koalisyon Sumar’dan oluşan İspanya hükümetinin ABD ve İsrail saldırganlığına verdiği yanıt, diğer Avrupa ülkelerinin ve Avrupa Birliği’nin tutumundan keskin biçimde ayrılıyor. Siyasetinin ayırt edici özelliği hâline gelen boş ve ikiyüzlü dil içinde Avrupa Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen, ilk bombardımanların ardından “uluslararası hukuka saygı” çağrısında bulundu; ancak saldırının yasadışı niteliği konusunda sessiz kaldı ve İran’ın misillemesini “kabul edilemez” olarak niteledi.

Birleşik Krallık hükümeti ise Keir Starmer liderliğinde, saldırının hukuki meşruiyetine ilişkin şüpheler nedeniyle cumartesi günü gerçekleşen ilk ABD bombardımanlarında Diego Garcia’daki (Hint Okyanusu’nda bir ada) üssünün kullanılmasına başlangıçta izin vermedi; ancak daha sonra tutumunu değiştirdi. Bu değişiklik Trump için çok geç geldi. ABD başkanı, İngiliz başbakanından “çok hayal kırıklığına uğradığını” ilan ederken üsleri yine de kullandı. İmparator, isteklerinin yerine getirilmesinde gecikmeye tahammül etmez.

Bu sırada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın nükleer cephaneliğini genişletme planlarını açıklayarak ve “savunma” gerekçesiyle Doğu Akdeniz’e nükleer bir uçak gemisi göndererek tepki verdi. Macron, ABD saldırısının “uluslararası hukukun dışında” olduğunu ancak Sánchez’in açıklamaları ve Trump’ın İspanya’ya yönelik tehditlerinden sonra, yani ilk sessizliğini bozarak söyledi. Buna rağmen Macron, ABD ve İsrail’in öncülük ettiği saldırı için Fransız askerî üslerinin kullanılmasına izin verdi; böylece sözleri ile eylemleri arasındaki alışıldık çelişkilerinden birini daha ortaya koydu.

Daha da üzücü olan ise Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in tutumuydu. Merz salı günü Beyaz Saray’da Trump ile görüştü ve İran rejimini devirmek hedefi konusunda ABD başkanıyla “aynı sayfada” olduğunu söyledi; üstelik bunu hızlı bir şekilde gerçekleştirmesi çağrısında bulundu. Oysa tüm analistler, İslam Cumhuriyeti kadar köklü bir yapının yalnızca bombardımanlarla ortadan kaldırılmasının imkânsız olduğu konusunda hemfikir. Trump ise bunun gerçekten kendi amacı olup olmadığı konusunda bile kuşku uyandırmış durumda. Ancak Merz için gerçeklik ikincil bir engel gibi görünüyor.

Kendisini Avrupa’nın bağımsızlığının savunucusu olarak sunan Alman şansölyesi, Trump’ın İspanya’ya yönelik hakaret ve tehditlerini dile getirdiği sırada oradaydı. Buna rağmen verdiği tek yanıt, Sánchez’i askerî harcamaları artırma konusunda ABD liderinin taleplerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını söylemek oldu. Bu tutum, son dönemde çeşitli Batılı liderlerin Beyaz Saray ziyaretlerinde sergilediği boyun eğme sahnelerinin bir tekrarından ibaretti.

İspanya dışişleri bakanı, Almanya’nın böylesine yakın bir ortağı savunmamasını protesto etmek için Alman mevkidaşıyla temasa geçti. Bununla birlikte Madrid, Avrupa Konseyi başkanı (ve eski Portekiz başbakanı) António Costa’dan ve birkaç Avrupa liderinden destek aldı.

İspanya’nın tutumu aslında çok da radikal değildir. Asıl temsil ettiği şey, uluslararası hukukun açık bir savunusudur. Uluslararası hukuk, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı gibi tek taraflı ve provokasyonsuz saldırıları kesin biçimde yasaklar ve çatışmaların çözümü için diyalogu savunur. Sánchez çarşamba günü yaptığı açıklamada bunun “Ukrayna ya da Gazze konusunda benimsediğimiz tutumla aynı olduğunu” söyledi. Bu tamamen doğru sayılmaz: İspanya, Rus işgaline karşı kendini savunması için Ukrayna’ya milyarlarca dolarlık silah gönderdi; Gazze konusunda ise İsrail’e yalnızca kısmi bir silah ambargosu uygulamakla yetindi.

Buna rağmen İspanya’nın görece tutarlı tutumu bile, Trump’ın gözüne girmeye çalışan diğer Avrupa başkentlerinden yükselen anlamsız söylemlerle keskin bir tezat oluşturuyor. Ukrayna savaşında ABD’nin Kiev’in yanında kalmasını sağlama isteği, Avrupa’nın bu boyun eğişini kısmen açıklayabilir; ancak bunu haklı çıkarmaz. Üstelik bu yaklaşım Trump’ın Ukrayna’ya desteğini garanti de etmez; ABD başkanı Avrupa’nın görüşünden bağımsız olarak bu desteği herhangi bir anda kesebilir.

Avrupa Birliği kendisini dünyaya ahlaki bir güç olarak sunmayı sever. Ancak son yıllarda uluslararası sahnede yaşadığı itibar kaybı şaşırtıcı değildir. Bir yanda Ukrayna’ya yönelik retorik ve pratik dayanışma, diğer yanda Gazze’deki İsrail soykırımına verilen açık ya da örtük destek, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı ve Nicolás Maduro’nun kaçırılması, şimdi de İran’ın bombalanması arasında açık bir ikiyüzlülük bulunmaktadır.

İki aydan kısa bir süre önce Trump’ın, Avrupa Birliği üyesi Danimarka’nın egemenliği altındaki bir bölge olan Grönland’a yönelik doğrudan tehditleri, Avrupa elitlerini hayallerinden uyandırmış gibi görünüyordu. Bu tehditlerin sonunda Washington’un artık güvenilir bir müttefik değil, öngörülemez bir rakip olduğu kabul edilmişti. Avrupa Parlamentosu bile Temmuz 2025’te Trump’ın İskoçya’daki golf sahasında Ursula von der Leyen’e dayattığı aşağılayıcı ticaret anlaşmasının uygulanmasını askıya almıştı.

Ancak bu bir seraptan ibaretmiş. Avrupa Komisyonu başkanı da, kıtanın başlıca devlet liderleri de Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist gündeminden kopabilecek durumda görünmüyor. Trump’ın askerî müdahaleciliğine destek vererek, bir gün Avrupa’nın kendisine de yönelebilecek bir canavarı beslediklerini görmekten hâlâ acizler.

Serbest Bir Aktör

Sánchez’in başında bulunduğu hükümet, daha önce de Avrupa Birliği’nin felaket sayılabilecek ortak tutumundan sapmıştı. Gazze’deki soykırım konusunda Sánchez, sert söylemler kullandı — Batılı liderler arasında “soykırım” ifadesini kullanan ilk isimlerden biriydi — ancak sosyal hareketlerin ve hükümetteki daha açık biçimde solcu ortaklarının başından beri talep ettiği İsrail’e yönelik somut boykot adımlarını atma konusunda büyük bir direnç gösterdi. Hükümet nihayet geçen eylül ayında kısmi bir silah ambargosu onayladı. Bu adım yetersiz bir jestti, ancak yine de İspanya’yı Avrupa Birliği içinde İsrail’e en isteksiz destek veren ülkelerden biri konumuna getirdi.

Sánchez ayrıca askerî harcamaların artırılması konusunda da ortak çizgiden ayrıldı. İspanya hükümeti, NATO’nun 2014’te aldığı karar doğrultusunda savunmaya gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2’sini ayırma taahhüdünü üstlendi. Askerî ittifakın hesaplamalarına göre İspanya, önceki yıllardaki artışların ardından bu hedefe geçen ağustosta ulaştı. Ancak geçen yıl ağustos ayında düzenlenen Atlantik İttifakı zirvesinde Sánchez, askerî harcamaların GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarılması yönündeki Trump talebini kabul etmeyen tek hükümet başkanı oldu. Bu, Avrupa’daki NATO üyeleri için yılda 500 milyar avro ek harcama anlamına geliyor — yani Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2015’te 2030 yılına kadar açlığı ortadan kaldırmak için gerekli olduğunu hesapladığı miktarın iki katı. Trump buna karşılık gümrük tarifeleri tehdidinde bulundu; ancak İspanya’nın AB ticaret bloğunun parçası olması nedeniyle bu uyarı sonuçsuz kaldı.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı ve Nicolás Maduro’nun kaçırılması da İspanya’nın Washington’a boyun eğmek yerine uluslararası hukuku tercih ettiği bir başka örnek oldu. Avrupa Komisyonu, ABD’nin yasadışı müdahalesini eleştirmeye dair tek bir ifade içermeyen bir başka boş bildiri yayımlarken, Sánchez Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Uruguay gibi Latin Amerika ülkeleriyle birlikte askerî müdahaleyi ve Venezuela devlet başkanının kaçırılmasını kınayan ortak bir açıklamaya katıldı.

İspanya İstisnasını Açıklamak

İspanya’nın Trump’la art arda yaşadığı bu gerilimler uluslararası basında çoğu zaman Sánchez’in kişisel kahramanlığının bir göstergesi olarak sunuluyor. Bu anlatıda Sánchez, Mar-a-Lago’nun Golyat’ına karşı her ne pahasına olursa olsun durmaya hazır bir Davut gibi tasvir ediliyor; tek ve asil amacı ise uluslararası hukuku ve barışı savunmak olarak gösteriliyor. Bir siyasetçinin kararlarında ne kadar değerlerin, ne kadar hesapların rol oynadığını bilmek mümkün değildir. Ancak Sánchez gibi siyasi zekâsı yüksek bir figürde hesap her zaman vardır. Başkalarının yapmadığı bir anda dünyanın en güçlü adamına karşı çıkmak cesaret gerektiriyorsa, İspanya iç siyasetindeki bazı faktörler de onun uluslararası konumlanışını açıklamaya yardımcı olur.

Sánchez, kendisini sürekli olarak Trump’ın emperyalizmine ve İsrail’in suçlarına karşı daha radikal tutumlar almaya zorlayan sol bir koalisyon olan Sumar ile birlikte iktidarda. Özellikle Tel Aviv’e uygulanan eksik silah ambargosunun, Çalışma Bakanı (ve Sumar’ın görevden ayrılmak üzere olan lideri) Yolanda Díaz ve onun kabinedeki müttefikleri olmadan gerçekleşmemiş olması oldukça muhtemeldir. Filistin halkını savunan kitlesel seferberliklerin gücü de belirleyici oldu; özellikle İsrailli bir takımın yarışa katılmasını protesto etmek amacıyla La Vuelta bisiklet yarışının son etabının kesintiye uğratılması dünya çapında viral hâle geldi.

Bir diğer önemli unsur ise hükümetin parlamentodaki diğer partilere bağımlılığıdır. Hem ülke çapında hem de bölgesel düzeyde faaliyet gösteren bu partiler PSOE’nin solunda yer almakta ve Sánchez’in partisinin geleneksel olarak savunduğu güçlü transatlantik ilişkilerden daha açık biçimde anti-emperyalist ve pasifist bir çizgiye sahiptir. Sánchez aslında Fransa’nın eski liderleri François Mitterrand veya Jacques Chirac’tan bile daha Amerikan yanlısıdır. Ancak Avrupa’daki çağdaşlarının sergilediği aşırı itaatkârlık, Sánchez’i olduğundan daha radikal gösteriyor.

İspanya’daki sol partilerin konumlanışı, seçmenlerinin ABD karşıtı geleneğine dayanır. İspanya’nın NATO üyeliği konusunda 1986’da yapılan referandumda “evet” oyu, büyük ölçüde dönemin başbakanı olan karizmatik sosyalist Felipe González’in bu seçeneği güçlü biçimde desteklemesi sayesinde kazanmıştı. Bu tercih, Franco sonrası İspanya’nın modernlik ve ilerlemenin simgesi olarak görülen Avrupa kulübüne entegrasyonunun bedeli olarak kabul edilmişti. Buna rağmen seçmenlerin yüzde 43’ü NATO’ya karşı oy kullandı ve radikal sol, o günden bu yana ittifaktan çıkılması ve İspanya topraklarındaki ABD üslerinin kapatılması çağrısını sürdürmektedir. Bugün Sánchez ile Trump arasındaki gerilimin merkezinde de bu üsler yer alıyor.

İspanya başbakanının iç politikada tüm rüzgârı arkasına aldığı söylenemez. Son yıllarda yapılan anketler hükümetine verilen desteğin azaldığını gösteriyor; bu da muhafazakâr aşırı sağ blok için gelecekte parlamentoda çoğunluk ihtimaline işaret ediyor. Sánchez, tabanını harekete geçirirken Trump’la yaşadığı çatışmayı halk desteğini artırmak için kullanmayı amaçlıyor. Meksika’da Claudia Sheinbaum ve Kolombiya’da Gustavo Petro’nun da yararlandığı “bayrak etrafında toplanma etkisini” elde etmeyi hedefliyor; her iki lider de Cumhuriyetçi milyardere karşı nispeten kararlı durdukları için seçmenleri tarafından ödüllendirilmişti.

Yakın tarihli bir ankete göre İspanyolların yüzde 80’i Trump’ı barış için bir tehdit olarak görüyor. Sánchez’in mobilize etmeyi umduğu ilerici seçmenler arasında bu oran yüzde 90’a ulaşıyor. Hatta muhafazakâr Partido Popular seçmenleri arasında bile yüzde 70’e yaklaşıyor; bu parti, Sánchez kendisini ABD müdahalesine karşı İspanya’nın egemenliğini savunan bir figür olarak sunduğu için nasıl bir pozisyon alacağını bilemiyor.

Nitekim bazı analistler Sánchez’in bu “bayrak etrafında toplanma” etkisinden yararlanmak için erken seçim çağrısı yapabileceğini öne sürüyor. PSOE liderinin konuşmalarında sık sık kullandığı basit slogan — “No a la guerra” (“Savaşa hayır”) — tesadüf değildir. Bu slogan, 2003’te muhafazakâr başbakan José María Aznar’ın İspanya’yı dahil ettiği Irak işgaline karşı milyonlarca İspanyolun sokaklara çıktığı gösterilerin sloganıydı. Onun yerine gelen sosyalist José Luis Rodríguez Zapatero’nun ilk kararı Irak’taki birlikleri geri çekmek olmuştu. Bu karar, anti-emperyalist bir ulusal gurur anı yaratmıştı; Sánchez şimdi o atmosferi yeniden canlandırmaya çalışıyor.

Sebebi ne olursa olsun, İspanya başbakanı Trump’ın açtığı yeni jeopolitik dönemde Avrupa için Washington’a boyun eğmenin tek yol olmadığını gösterdi. Avrupa’daki diğer liderlerin onun izinden gitmesi ne kadar gecikirse, kıtanın zaten zedelenmiş uluslararası itibarı o kadar fazla zarar görecek ve Avrupa’nın kaba güç yerine kurallara dayalı bir uluslararası düzeni savunan özerk bir aktör olarak ciddiye alınma ihtimali o kadar azalacaktır.

Pablo Castaño, serbest gazeteci ve siyaset bilimcidir. Barselona Özerk Üniversitesi’nden (Universitat Autònoma de Barcelona) siyaset bilimi alanında doktora derecesi almıştır. Ctxt, Público, Regards ve The Independent gibi yayınlar için yazılar kaleme almıştır.

Kaynak: Jacobin
Via: Gazedda
Etiketler: abavrupadonal trumpiranispanyapedro sanchezsavaş
KONUK YAZAR

KONUK YAZAR

Gazedda'ya konuk olarak yazan ve/veya yazıları başka mecralarda yayınlanan yazarlar.

Gazze’deki Soykırım Sona Ermedi
DÜNYADAN YAZARLAR

Gazze’deki Soykırım Sona Ermedi

KONUK YAZAR
5 Mart 2026
Tehlikeli Bir Dönüm Noktası: Trump Savaşlarını Yapay Zekâ ile Yürütüyor 
DÜNYADAN YAZARLAR

Tehlikeli Bir Dönüm Noktası: Trump Savaşlarını Yapay Zekâ ile Yürütüyor 

KONUK YAZAR
4 Mart 2026
ABD-Türkiye Krizi | Halil Savda
DÜNYADAN YAZARLAR

Erdoğan Trump İle Yeni Bir Dostluk Kurabilir Mi? | Paul Taylor | The Guardian

Gazedda
29 Ocak 2025
Doların Küba’ya Dönüşü: Uzun Bir El Sürgündekilerin Cebine Dalıyor | Carla Gloria Colomé | EL PAÍS 
DÜNYADAN YAZARLAR

Doların Küba’ya Dönüşü: Uzun Bir El Sürgündekilerin Cebine Dalıyor | Carla Gloria Colomé | EL PAÍS 

Gazedda
27 Ocak 2025
Devam Et
Gazedda

© 2026 Gazedda - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV

© 2026 Gazedda - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.