• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Cuma, Ocak 23, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
10 °c
Nicosia
10 ° Cts
10 ° Paz
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Işığın Düştüğü Yer: Güven, Dünya ve Algı Üzerine

Doğru yere tutulan bir ışık ve aceleye getirilmemiş bir güven duygusu, insanı hem dünyaya hem kendine yeniden bağlayabilir.

MEHVEŞ BEYİDOĞLU MEHVEŞ BEYİDOĞLU
22 Ocak 2026
Okuma Süresi: 5 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Dünya halleri, iç dünyamdaki karmaşa ve hayal gücümün beni götürdüğü yerler, son zamanlarda birbirine yaklaşmış gibi. Kutuplaştıkça temas eden üç alan… Dış dünyanın gürültüsüyle içimdeki sorular aynı frekansta çarpıyor. Kime güvenilir, neye bakılır, ne görmezden gelinir? Bu sorular artık yalnızca politik değil; neredeyse varoluşsal.

Dünyaya baktığımda karşıma çıkan tablo, güven duygusunu sistematik biçimde aşındıran bir manzara. Küresel siyasetin dili giderek daha hoyrat, daha keyfi ve daha gösteri odaklı. Donald Trump’ın dönemsel olarak yeniden dolaşıma giren söylemleri —Grönland’ı “satın alma” fikrinden uluslararası kurumları küçümseyen çıkışlarına kadar— siyasetin bir reality show estetiğine teslim oluşunun simgesi gibi duruyor. Nobel Barış Ödülü’nün zaman zaman tartışmalı figürlere verilmesi ise “barış” kavramının nasıl kolayca içi boşaltılabildiğini gösteriyor.

Putin’in güce dayalı jeopolitik hamleleri, Çin’in uzun vadeli ama şeffaflıktan uzak stratejileri, İngiltere’nin bazı coğrafyaları fiilen “güvensiz” ilan edip bazılarını görmezden gelen ikiyüzlü politikaları… Gazze’de süregiden yıkım, Afganistan’da çocukların neredeyse dünyanın dikkatinden tamamen düşmüş bir coğrafyada sessizce hayattan koparılması, Ukrayna’da savaşın sıradan bir haber başlığına dönüşmesi.

Ama bu manzaranın içinde beni en çok sarsanlardan biri, İran halkının mücadelesi oldu. Çünkü orada güven, soyut bir kavram değil; bedeli olan bir eylem. Kadınların, gençlerin ve sıradan insanların baskıya rağmen sokağa çıkması, ses çıkarması, görünür olmayı seçmesi… Dünyanın büyük kısmı bu mücadeleyi ya temkinli bir sessizlikle izledi ya da hızla başka gündemlere geçti. Oysa İran’da yaşananlar, güvenin devletler arası değil, insan onuru üzerinden kurulabileceğini hatırlatıyor. Korkuya rağmen dayanışmayı seçen insanların varlığı, küresel güven krizinin ortasında küçük ama inatçı bir ışık gibi duruyor.

Bu dış dünya manzarası, kaçınılmaz olarak iç dünyamda yankılanıyor. Güven meselesi tam da burada kişisel bir hâl alıyor.

İç dünyama döndüğümde, güven üzerine düşünmenin ağırlığı daha da belirginleşiyor. Güvenmek çok güçlü bir duygu; bu yüzden hafife alınmaması gerekiyor. İnsan hayatını güven üzerine kurmalı ama bu, kör bir teslimiyet anlamına gelmemeli. Güven çoğu zaman ya romantize ediliyor ya da hayal kırıklıkları nedeniyle bütünüyle reddediliyor. Oysa bu iki uç da insanı gerçeğe yaklaştırmıyor.

Filozof İoanna Kuçuradi, güveni etik bir ilişki biçimi olarak ele alır. Ona göre güven, karşıdakini idealize etmek değil; insanı, insan olduğu için ciddiye almaktır. Güven, duygusal bir körlük değil; bilinçli bir tutumdur. Karşımızdakinin eylemlerini, sorumluluklarını ve insanî değerini birlikte düşünmeyi gerektirir. Bu yüzden güvenmek, risk almadan mümkün değildir; ama bu risk bilinçle alındığında insanı zayıflatmaz, aksine berraklaştırır. Güvensizlik ise çoğu zaman koruyucu gibi görünse de uzun vadede insanı dünyadan koparır.

Bu noktada, üçgenin üçüncü köşesine geliyorum: hayal dünyama. Beni ayakta tutan, nefes almamı sağlayan yere. Kendimi bildim bileli hafif bir uçuş hâlim olabilir. Bir bulutun güzelliğine kapılıp gitmek, bir rengin içinde kaybolmak, bir yüzeye düşen ışığın gün içinde nasıl değiştiğini izlemek gibi… Hayal etmek benim için dünyadan kopmak değil; dünyaya dayanabilmenin bir yolu.

Işığa olan ilgim de tam burada anlam kazanıyor. Çünkü ışık, yalnızca estetik ya da teknik bir unsur değil; insan psikolojisini doğrudan etkileyen bir araç. Aydınlatma tasarımı alanının öncülerinden Richard Kelly, ışığın niceliği yerine niteliğine odaklanarak üç temel işlev tanımlar: ambient light, focal glow ve play of brilliance.

Bu ayrım yalnızca mekânlar için değil, zihinsel dünyamız için de geçerlidir. Hayatta da her şeyi eşit aydınlatamayız. Neye odaklandığımız, neyi geri planda bıraktığımız, algımızı ve duygularımızı belirler.

Sanatta ve fotoğrafta bu bilinç açıkça görülür. Rembrandt ışığı, yüzün bir tarafını karanlıkta bırakırken diğer tarafını yumuşak ama yönlü bir ışıkla aydınlatır. Bu yalnızca estetik bir tercih değildir; insanın içindeki ikiliği, kırılganlığı ve derinliği görünür kılar. Modern sinema ve fotoğraf da aynı şeyi söyler: Ne kadarını aydınlatırsan, o kadarını görürsün.

Belki de bütün mesele, dünyayı nasıl aydınlattığımızla ilgili. Kime, neye ve ne kadar baktığımızla. Güven de ışık gibi; her yere eşit dağıtıldığında anlamını yitiriyor, doğru yere yöneltildiğinde ise yön bulmamızı sağlıyor. Sürekli aydınlık bir dünya yok, ama tamamen karanlık bir dünya da yok. Aradaki geçişler, gölgeler, yarı tonlar var.

Bugün yaşadığımız küresel karmaşa, belki de en çok bu yüzden yorucu: Neye bakacağımızı, neye inanacağımızı, hangi bilginin gerçekten “önemli” olduğunu seçmek zorundayız. İç dünyamızda da durum çok farklı değil. Her şeyi aynı şiddetle ciddiye almak, insanı körleştiriyor. Oysa bazen geri çekilmek, ışığı kısmak, sadece bir noktayı aydınlatmak gerekiyor.

Hayal gücüne sığınmak bu yüzden bir kaçış değil benim için; bir ayakta kalma biçimi. Işığın bir duvara düşüşünü izlemek, bir yüzün yarısını karanlıkta bırakmayı kabul etmek, her şeyin tam ve net olmak zorunda olmadığını hatırlatıyor. Güven de böyle bir şey belki: Her şeyi bilmeden, ama tamamen de karanlıkta kalmadan yürüyebilmek.

Belki dünyayı kurtaracak büyük bir cümle yok. Ama bakmayı öğrenmek var. Ne kadarını aydınlatacağımıza, neyi gölgede bırakacağımıza bilinçli biçimde karar vermek var. Çünkü hâlâ inanıyorum: Doğru yere tutulan bir ışık ve aceleye getirilmemiş bir güven duygusu, insanı hem dünyaya hem kendine yeniden bağlayabilir.

Etiketler: afganistandünyagazzegüvenhayal gücüiranışıkkarmaşaukrayna
MEHVEŞ BEYİDOĞLU

MEHVEŞ BEYİDOĞLU

Sanatçı

Bir Piyano, Bir Ses ve Başka Türlü Bir İhtimal
MEHVEŞ BEYİDOĞLU

Bir Piyano, Bir Ses ve Başka Türlü Bir İhtimal

MEHVEŞ BEYİDOĞLU
25 Aralık 2025
Arzunun Yüzeyleri: Temasın, Yokluğun ve Çatlağın Estetiğine Dair
MEHVEŞ BEYİDOĞLU

Arzunun Yüzeyleri: Temasın, Yokluğun ve Çatlağın Estetiğine Dair

MEHVEŞ BEYİDOĞLU
10 Aralık 2025
Devam Et
Gazedda

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • Ana Sayfa
  • HABER
    • KIBRIS
    • DÜNYA
    • İKLİM KRİZİ | EKOLOJİ
    • KİTAP & KÜLTÜR & SANAT
    • KORONAVİRÜS
  • MULTİMEDYA
    • GAZEDDAPOD
    • GAZEDDAWEBTV
  • KARŞI AKIM
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
    • YAZARLAR
      • GAZEDDA YAZARLARI
      • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • DÜNYADAN YAZARLAR
    • RÖPORTAJ

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.