Ülkede bazı şeylerin çivisinin çıktığını bilinen bir gerçek.
Laguna konusunda Maraş’ta yaşanan deprem sonrası gündemde çok tartışıldığı barizdir.
Oysa ki, Laguna meselesi deprem felaketinden önce de bir sorundu. Dahası, Evkaf idaresinin yönetiminden tek sorunlu bina Laguna apartmanı kaldı gibi bir ilgi bir alaka var konuya…
Oysa ki, Evkafa ait birçok binanın sapır sapır döküldüğünü bilmeyen mi var? Diğer binalardaki insanların “yaşama hakkı” Laguna’dan neden değersiz olduğunu anlamak zor. Ancak, Evkaf idaresi sadece kendi konuşulması istediği konuları konuşturmakta başarılı bir propaganda süreci yürütüyor ve sağdan, soldan birçok gazeteciyi de etkilediği bir gerçek.
Üstelik bu yeni bir gelişme değil.
Evkaf idaresi uzun zamandır benzer propaganda taktiğini güdüyor. Maraştaki mallar vakıf malıdır diyor, mahkeme kararlarını falan görmezden gelerek kendi doğrusunun üzerinden kafa karıştırmakta bir sorun görmüyor. AİHM dediğinizde Mağusa mahkemesi, BM dediğinizde iki devletli egemenlikle konudan sıyrılabiliyor.
Benzeri durumu şimdi Laguna olarak bilinen yaşam alanında da gerçekleşiyor. İlgili yaşama alanıyla doğrudan mülkiyet ilişkim olduğundan dolayı, kamuoyunda herkes konuya dair fikrini dile getirdiğine göre, sanırım söz konusu binadaki yasal hak sahibi kişilerden olarak bir iki meseleyi artık gündeme getirmek durumundayım.
1- Benim takip edebildiğim kadarıyla, Laguna konusunda Evkaf’ın mülkiyet iddiasının nereden kaynaklandığı henüz belli değildir. Ayrca, Evkaf idaresi, kiracıları ile yaşadığı sorunu onlarca ayda çözüm konusunda büyük kabiliyetsiz olduğunu kanıtlamıştır. Bunca yıl topladığı kiraları binanın bakımına harcamamış olması, ardından da Evkaf iradesinin deprem felaketini “fırsata” çevirmesinin ahlaki tarafı bir yana iradenin güvenirliğini şüpheli bir biçime getirmesinin hesabını vermesi gerekmez mi ?
2- Binaya dair rapor güçlendirmenin gerekliliğinden bahsederken, yapılan yayınlarda güçlendirme vurgusunu görmezden gelerek yıkılması için çaba sarfetmesi, meşru olarak tasarrufunda olduğunun dahi şüpheli olduğu bir alan üzerinde son yetkili karar verme hakkı ondaymışçasına kafa karıştırması, paniğe sürükleyecek nitelikte açıklamalar yapması “sorumlu” ve “ciddi” bir kurum davranışı olarak kabul edilebilir mi?
3- Yaşam alanı içindeki onlarca mülkün Lordos vs Turkey olarak bilinen AİHM kararı ile “mülkiyet ilişkisinin evkafta olmadığı teyit edilmiş olmasının yaratacağı etkileri hangi noktada tartışmamız gerekeceğini yada bu yıkılma kararının sadece kktc içtihatı içinde ele alınmasının olası etkilerini tartışmadan, nihai karar vermek “toplum çıkarları” açısından doğru bir anlayış mıdır?
4- Binadaki geriye kalan 8 mülkün şahısların tapulu malı olduğunu ve bildiğim kadarıyla söz konusu tapu türlerinin “tahsis” veya “eşdeğer” değil; “türk malı” statüsünde olduğunun bu açıdan da yaşam alanı üzerinde yasal hakkı olup olmadığı teyit edilemeyen bir kurumun, propaganda aracı olarak kullanıp dayattığı çözümün, daha geniş mülkiyet ihlalleri için bir örnek teşkil etme ihtimali olup olmadığını tartışmak gerekmez mi?
Paniğin başladığı yerde, aklın yitmesi normaldir. Ancak eğer panik havası dağıldıysa; alınacak kararların uzun dönemli etkilerini düşünerek neticelendirmenin faydalı olacağına inanan ve maliyet hesapları sadece demir, çakıl değil yaratacağı diğer engeller ile birlikte karar verilmesinin, sorumlu bir kurumdan beklenen bir davranış olduğuna inanırım. Ancak tüm göstergeler akıl yerine paniği körükleyen tavrıyla evkaf’ın en azından benim gözümde uzlaşmaz ve sorumsuz bir tavır sergilediği gerçeğini güçlendirmektedir.
Sonuç olarak tüm bu soruların cevaplarını gündeme dahi getirmeden, bugün evkaf iradesi adına yapılan açıklamada “Laguna halka açık park alanı olsun (…) yürüyüş yollarının, çocuk oyun parklarının yer alacağı yepyeni bir alan” demiştir.
Söz konusu yaşam alanından yürüyerek 2 dakika uzağında çocuk parkı olması, çocukluğumdan beri Palm Beach bölgesinin yürüyüş alanı olarak kullanıldığı, hatta yine aynı bölgede yer alan kapalı maraş bölgesine erişim noktasının da zaten yürüyüş amaçlı olarak kullanıldığı bu bölgenin en az ihtiyaç duyduğu şey yürüyüş ve çocuk parkı olmasına rağmen, şimdi söz konusu yaşam alanının güçlendirilmesi yerine yıkılmasını ve 5 dönümlük arazisine minyatür bir park ve minyatür bir yürüyüş parkuru kondurma fikri yapıcı ve sorumlu bir açıklamaysa, ne mutlu bize; böyle “dahiyane” fikirler en öncelikli ihtiyacımız.