• Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Pazartesi, Ocak 5, 2026
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
10 °c
Nicosia
13 ° Sal
14 ° Çar
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
  • ANA SAYFA
  • YAZARLAR
    • GAZEDDA YAZARLARI
    • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • PENNA
    • DÜNYADAN YAZARLAR
      • PROJECT SYNDICATE
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
  • SÖYLEŞİ
  • BELLEK & TARİH
    • YERİN HAFIZASI
  • TÜM İÇERİK
    • HABER ARŞİVİ
      • KIBRIS
      • DÜNYA
      • KORONAVİRÜS
    • MULTİMEDYA ARŞİVİ
      • GAZEDDAPOD
      • GAZEDDAWEBTV
Bulamadık
Tümünü Gör
Gazedda
Bulamadık
Tümünü Gör

Eksilmenin Sessiz Çeperi

Aynılık arttıkça yalnızlık daha görünür hâle geliyor. Çağın görünmez hastalığı belki de tam burada başlıyor: şikâyet ettiğimiz şeyleri yaşamaya mecbur kalma hâlinde.

Kardelen Taş Kardelen Taş
3 Ocak 2026
Okuma Süresi: 3 dk
A A
0
https://bsky.app/profile/gazeddakibris.bsky.socialhttps://www.threads.net/@gazeddakibris

Bugün insan, kendi kararlarının mimarı olduğunu düşünse de çoğu zaman hazır bir ritme uyum sağlıyor. Modern hayatın sunduğu seçenekler özgürlük duygusu yaratıyor ama gerçekte çoğu, önceden tasarlanmış bir rolü tekrar etmekten ibaret.

İç sesimizle karşılaşmaktan çok, dışarıdan gelen buyruğa uyuyoruz: hızlan, üret, kabullen, unut ve devam et. Ritmin dışına çıkan ise “eksik”, “yanlış” ya da “yavaş” sayılıyor. Bu yüzden yalnızlık sadece kişisel bir his değil; toplumsallaşmış bir konum.

İnsan, kendi sesini duyuramamanın sesiyle yaşıyor. Çocukluktan kalan sezgisel aydınlık dağılıyor; yerini bilgiye teslim edilmiş soğuk bir varoluş alıyor. Oysa bilgi, sandığımız gibi doyum üretmiyor. Bilmek çoğu kez eksikliği keskinleştiriyor ve bu keskinlik insanın yetinememe hâlini ilk yalnızlıkla buluşturuyor. Bu yazı, tam da bu mesafeye bakıyor: bilginin ulaşamadığı yerlerde büyüyen yalnızlığa, değerleri sürekli uzağa koyma eğilimine ve geçmişin ağırlığını bugünün omzuna yığmamıza. Çünkü belki yeniden başlamak, yepyeni bilgilerle değil; eski suskunlukların kaynağını görerek mümkün. Bugün sevinç kelimesi bile anlamını kaybediyor. Onu imgelerle görünür kılıyoruz ama nereye işaret ettiğini hâlâ bilmiyoruz. Belki de sevinç bir sonuç değil; yaratılması gereken bir neden.

İnsan kendi sevinç anlamını kurmadığında, dışarıdan armağan edilen hiçbir şey yeterince ışımıyor. Değer dediğimiz şey de benzer biçimde sürekli ötede konumlanıyor; daima uzak bir yerde, başkasının hikâyesinde. Belki bu yüzden kendi yakınımızdaki çatlakları görmezden gelmeyi tercih ettik. Oysa merkez tam olduğumuz yerdeydi. Bu uzaklık yanılsaması, geçmişi ağırlaştırdı. Anılar yer yer kımıltısız kaldı, zamanın üstüne yapıştı ve bazen köpeksi bir sadakatle geri dönüp duruyor.

Aynılık arttıkça yalnızlık daha görünür hâle geliyor. Çağın görünmez hastalığı belki de tam burada başlıyor: şikâyet ettiğimiz şeyleri yaşamaya mecbur kalma hâlinde. Vazgeçemediğimiz konforlar, bırakmadığımız içerlemeler sessizliği büyütüyor. Çürüme sessizlikten değil; yarım bırakılmış cümlelerden sızıyor. Büyük dönüşümler çoğu zaman devrimsel kopuşlarla değil; küçük iç yıkımlarla başlıyor. İnsan, içindeki ilk çatlağı kabul ettiği anda yeniden başlıyor.

Bu akşam yağmur camın yüzünü siler gibi indiriyor kendini sokaklara. Hava biraz eksilmiş, biraz ağır. Masanın üzerinde bir bardak üzüm suyu duruyor evet üzüm suyu. Şarap deyince insanı dinsiz ilan edenlerin memleketindeyiz ne de olsa; tanımların içeriğinden çok sesi üzerinden hüküm verildiği bir çağdayız. Ne içtiğim değil, ne dendiği tartışmalı artık; nesneler değil adları savunma gerektiriyor. Fikret Kızılok’tan “Bir Harmanım Bu Akşam” çalıyor ve odanın içindeki kırıklığı toparlıyor. Dışarıda güneş bugün hiç görünmedi, gri gökyüzü ise yağmurla çoğaldı. Yağan su, sanki günün tortusunu sürükleyip götürüyor. Belki sevinç uzak değil; sadece bugün uğramadı. Muhtemelen yarına söz verdi.

Öperim Hırpalanmış Kalbinizden…

Etiketler: eksiklikinsanyalnızlıkYaşam
Kardelen Taş

Kardelen Taş

Aralığın Aralığında
Kardelen Taş

Aralığın Aralığında

Kardelen Taş
27 Aralık 2025
Uykusuzluğun Tragedyası
Kardelen Taş

Uykusuzluğun Tragedyası

Kardelen Taş
21 Aralık 2025
Credit: Gazedda AI
Kardelen Taş

Hafifleyen Dünyanın Üstünde

Kardelen Taş
12 Aralık 2025
Devam Et
Gazedda

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

  • Künye
  • Dayanışma
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Bulamadık
Tümünü Gör
  • Ana Sayfa
  • HABER
    • KIBRIS
    • DÜNYA
    • İKLİM KRİZİ | EKOLOJİ
    • KİTAP & KÜLTÜR & SANAT
    • KORONAVİRÜS
  • MULTİMEDYA
    • GAZEDDAPOD
    • GAZEDDAWEBTV
  • KARŞI AKIM
    • EDİTORYAL KOLEKTİF
    • YAZARLAR
      • GAZEDDA YAZARLARI
      • GÜNEYDEN YAZARLAR
      • DÜNYADAN YAZARLAR
    • RÖPORTAJ

© 2025 Gazeddakıbrıs - Copyleft

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız. Gizlilik ve Çerezler Politikası sayfamızı ziyaret edin.