On sekizinci yaşımı kutladıktan bir hafta sonra İngiltere’ye okumaya gittiğimde sene 2017’ydi. İlk heyecanlar, toyluklar, yeni başlangıçlar ve hayat akışının getirdiği kaçınılmaz sorumluluklar, hepsi masamdaydı. Kampüste ilk günüm, tüm çömezliğimle dersin olacağı amfiyi ararken birinin bana seslenmesiyle o anki panik halimden sıyrıldım.
Otuzlarının ortalarında,dudağının tam altında konuştukça oynaşan bir piercingi olan, mor Dr. Martens botlarıyla ve el örgüsü mor bir saç bandıyla, siyah kemik gözlüklü bir kadın konuşuyordu bana. Dani, üniversitedeki ilk arkadaşım. Yaklaşık aramızda on beş yaş fark vardı. Laboratuvar derslerimizde kahkalarla yaptığımız deneylerimiz, ders aralarında içtiğimiz kahveler, birlikte yaptığımız projeler ve kampüsteki yürüyüşlerimiz sırasında Dani’nin aslında bir sanatçı olduğunu, finansal olarak kendi kendine yetemediği noktada yeniden hayat yolunu değiştirdiğini öğrendim. Partneri ile yaşıyor, derslerini büyük bir merakla takip ediyordu.
Üniversite bittikten sonra ara ara da olsa Dani ile Facebook üzerinden konuşmaya devam ettik. Profilinde paylaştığı minik oyunlar vardı. Altı kart destesinin fotoğrafını paylaşıyor, arkadaşları da hangi desteyi ve kaçıncı kartı istediklerini yazıyordu. O da herkese tek tek cevap verip hangi kartı seçtiklerini yolluyordu.
2024 yılının eylül ayında Dani kendi hayatına son verdi.
Sessizce.
Yıllardır boğuştuğu depresyon son zamanlarda daha stratejik ve kendinden emin ilerledi. Bir paylaşımla gittiğini öğrendim.
Ona hiç ilk seslenişinin bendeki yerini anlatmadım.
Gülümseyen bir siyah beyaz anı olarak dondurduğum bir an var aklımda Dani ile ilgili.
Bazı şeyleri ertelememek gerekir. Sevdiğinizi söylemeyi, minnetinizi dile getirmeyi, birinin hayatınızdaki yerini ona anlatmayı… Zamanın hep var olacağından neredeyse eminiz, ama bazen hayat, o “çok söylemek istediklerim” cümlelerimizi içimizde bırakacak kadar sessizce değişir. Yarın ne olacağını bilemiyoruz, belki de birini yarın sevemezsin.
Eğer bir gün iç sesiniz sizi yavaşça hayattan uzaklaştırmaya başlarsa, bunu tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı hatırlayın. Destek istemek bir zayıflık değil, hayata tutunmanın en insani yollarından biridir. Birine ulaşın. Bir cümle kurun. İmkânınız varsa profesyonel yardım alın. Çünkü bazen insanı hayata geri bağlayan şey, yalnız olmadığını bilmektir.


