Geçtiğimiz günlerde malesef Avrupa’da göç ve geri gönderme konusunda korkunç bir gerileme daha yaşandı. Avrupa Parlementosu, ‘Geri Gönderme Tüzüğü’ kapsamında daha sert ve insan haklarını inanılmaz derecede daraltıp kısıtlayan bu tüzüğü oylayarak onayladı. Süreç henüz tamamlanmış değil ama görünen o ki göç konusunda Avrupa’nın tutumu daha da sertleşecek ve ilerleyen zamanlarda daha yıkıcı insan hakları ihlalleri gündemimizde olacak.
Bu düzenlemeyle birlikte gerek sığınma başvurusu reddedilen, gerekse yasal statüsü olmayan veya güvencesiz durumda olan insanlar, hiçbir bağı olmayan ülkelere gönderilecek, itiraz hakları zayıflayacak, ‘geri gönderme merkezi’ adı altında gizlenmeye çalışılan idari gözetim merkezlerinin yani gözaltıların kapsamı genişleyecek, temel hizmetlere erişimini kısıtlayacak ve ‘gönüllü dönüş’ dediğimiz kavramı giderek daha fazla baskı ve zorlamayla dönüştürecek aslında, ve insanları bir belirsizlik içinde bırakacak. Tabi ki bunu sadece Avrupa’daki bir gelişme olarak görmek doğru değil, malesef ki Kıbrıs’ın kuzeyinde çok uzun zamandır buna benzer yaklaşımların nelere sonuç verebileceğini gözlemleyebiliyoruz.
Göç giderek sağın ve aşırı sağın yönlendirmesiyle daha da fazla bir güvenlik meselesiymiş formuna sokulduğu için haliyle bu da hak odaklı, insan hakları temelli yaklaşımları önemsizleştirmeye, geri plana atmaya sebep veriyor ve tabi ki bunlar tesadüf değil. Dünya genelinde de geldiğimiz noktada aşırı sağın yarattığı ve ürettiği politikaların yükselişiyle insanlar göç etmek, sığınmak zorunda bırakıldığı durumlar için halehazırda kriminalize ediliyor, suçlu ilan ediliyor. Ve bütün bunlar olurken insanlar hala savaşlardan, çatışmalardan kaçmaya devam ediyor, ki şimdi de zaten İran ve bölgede yaşananlar şu an yaşadığımız günün gerçeği ve büyük bir örneği.
Geri gönderme ancak çok sınırlı koşullarda, uluslararası hukuka tam uyumla, geri gönderilmeme ilkesi gözetilerek ve gerçekten gönüllü olduğunda hak temelli olabilir. Bunun dışında kalan her hızlandırılmış, zorlayıcı ve genişletilmiş uygulama, doğrudan hak ihlali riskini daha da büyütecektir. İlerleyen zamanda daha nasıl kısıtlamalarla karşılacağımızı, bu yaklaşım bu şekilde devam ederse, ortaya çıkacak düzenlemenin sahada ne tür sonuçlar doğuracağını hep birlikte göreceğiz.



