Lee Mordechai ile Söyleşi | Jacobin
Kudüs’te yaşayan tarihçi Lee Mordechai, son iki yıldır Gazze’de sivillere yönelik İsrail şiddetini belgeliyor. Bu söyleşide, sözde ateşkese rağmen soykırımın neden sürdüğünü anlatıyor.
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde yaşanan yıkım, geçmişteki İsrail suçlarıyla kıyaslandığında bile benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştı. Bazı tahminlere göre maddi altyapının yüzde 80’inden fazlası yok edildi; İsrail güçleri dahi ölü sayısının 70 bini aştığını kabul ediyor. Sözde ateşkesin başlamasından sonra da İsrail ordusu mahalleleri buldozerlerle yıkmayı sürdürdü. Bazı insan hakları örgütleri, bunun suçlara dair kanıtların ortadan kaldırılması anlamına geldiğini ileri sürüyor.
Bu vahşete sırt çevirmeyi reddeden İsraillilerden biri, Doğu Roma İmparatorluğu tarihçisi ve Kudüs İbrani Üniversitesi Tarih Bölümü’nde kıdemli öğretim üyesi olan Lee Mordechai. Mordechai, son iki yıldır Bearing Witness adlı projesi aracılığıyla Gazze’deki savaşı belgeliyor. Girişim, sivillere yönelik şiddete dair tanıklıkları, medya haberlerini ve diğer kanıtları sistematik biçimde topluyor; Mordechai’nin sürmekte olan bir soykırım olarak tanımladığı sürece ilişkin olgusal bir kayıt oluşturmayı amaçlıyor.
Mordechai’ye göre, Ekim ayında ilan edilen İsrail-Hamas ateşkesine rağmen şiddet sona ermiş değil. Jacobin için verdiği bu söyleşide Elias Feroz’a, kurumsal kayıtsızlığın, medyadaki sessizliğin ve toplumsal normalleşmenin bu vahşetin büyük ölçüde denetimsiz biçimde sürmesine nasıl zemin hazırladığını anlatıyor. Kendi araştırmasını açıklarken, İsrailli akademisyenlerin neden büyük ölçüde sessiz kaldığını ve bu olayları belgelemenin tarihsel hesap verebilirlik açısından neden hayati olduğunu da vurguluyor.
Elias Feroz
İsrail’in Gazze’deki eylemlerini soykırım olarak nitelendiren ilk kamuya açık seslerden biriydiniz ve İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını belgeleyen Bearing Witness projesinin kurucususunuz. İsrail-Filistin meselesi sizin temel araştırma alanınız olmadığına göre, sizi bu çalışmayı üstlenmeye iten neydi?
Lee Mordechai
Evet, İsrail-Filistin tarihi üzerine eğitim almadım. 7 Ekim olduğunda Amerika Birleşik Devletleri’nde izinliydim. Olayları dışarıdan izlemek, özellikle de İsrail dışı medyayı ve bilhassa ana akım dışındaki alternatif kaynakları takip etmek benim için son derece etkili oldu. Tanık olduğum olayların dehşetini bu sayede fark ettim.
O noktada, gördüklerimi başkalarına, özellikle de daha geniş bir İsrail kamuoyuna duyurmam gerektiğini hissettim. Bunu yapmanın farklı yollarını denedim. Ailemle ve arkadaşlarımla konuştum, Haaretz’de köşe yazıları yayımlamaya çalıştım. Fakat bunların pek etkisi olmadı.
Aralık 2023’te Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu geldi. Seksen sayfayı aşan başvuru metninin tamamını okudum ve bunun aslında benim de yapabileceğim bir şey olduğunu düşündüm. Kaynaklar ve yöntemler, tarihçi olarak akademik çalışmalarımda kullandıklarımdan temelde farklı değildi.
7 Ekim’den önce de, maaşımı ödeyen topluma karşı akademik sorumluluklarım üzerine düşünüyordum. 7 Ekim’den sonra, bu gerçeklik içinde nasıl bir rol oynamam gerektiğini anlamaya çalıştım. Siyaset bilimci John Mearsheimer’ın şu görüşü de beni etkiledi: Kimse dinlemese bile konuşma ve argümanı kamuya açık biçimde kayda geçirme yükümlülüğünüz vardır; tarihin doğru tarafında yer almak için bunu yapmak gerekir. Kanıt toplamaya ve o dönem neredeyse hiç takipçisi olmayan sosyal medya hesaplarımda yayımlamaya başladım. Başta kimse pek ilgilenmedi ama devam ettim. Zamanla insanlar dikkat etmeye başladı. Ocak 2024 başında yayımlamaya başladım.
Elias Feroz
Projeniz birkaç hafta sonra viral oldu.
Lee Mordechai
Evet. İlk büyük dalga 2024 Mart ortasında geldi. Başlangıçta bireysel bir projeydi. 2024 yazında İsrail’e döndükten sonra Haaretz’te yayımlanan kapsamlı bir profil yazısı, çoğu Yahudi, bir kısmı Filistinli onlarca İsraillinin benimle iletişime geçmesine ve gönüllü olmak istemesine yol açtı. Şu anda İsrail vatandaşlığına sahip yaklaşık yüz gönüllümüz var. Bunların üçte ikisi İsrail’de, geri kalanı ağırlıklı olarak Avrupa ve ABD’de bulunuyor. Bir yılı aşkın süredir kanıtları belgelemek, sınıflandırmak ve korumak için çalışıyoruz.
Çalışmalarımızı İbranice, İngilizce ve umarım yakında Arapça yayımlıyoruz. Küçük bir azınlığı temsil etsek de, iyi koordine edilmiş nispeten küçük bir grubun anlamlı bir etki yaratabileceğini öğrendim; özellikle de dijital araçlar sorumlu biçimde kullanıldığında.
Elias Feroz
ABD’de bulunmanız sizi nasıl etkiledi? Bu sonuçlara varmanız için İsrail dışında olmak gerekli miydi?
Lee Mordechai
O dönemde İsrail’de olsaydım bu projeyi başlatabileceğimi sanmıyorum. Hem sahadaki gerçeklik hem de buradaki kamuoyu söylemi insanı kısa vadeli meselelerin içine çekiyor; bu da uzun süre tek bir işe odaklanmayı son derece zorlaştırıyor. İsrail’de olsaydım muhtemelen gösterilere katılır, bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olur ya da yerinden edilmiş İsraillilere pratik bir şekilde yardım ederdim.
ABD’deyken bunların hiçbiri mümkün değildi; başka bir yanıt yolu bulmam gerekiyordu. Ben bir tarihçiyim ve yazmak bildiğim şey. Bu anlamda yazmak en doğal çıkış yoluydu. Başta belirli bir kitle için yazmıyordum. Kendim için yazıyordum ama bu çalışmanın zamanla daha geniş bir kamuya ulaşmasını da umuyordum.
Elias Feroz
Projeniz ya da genel olarak tutumunuz nedeniyle İsrail’de kişisel olarak ne tür sonuçlarla karşılaştınız?
Lee Mordechai
Sonuçlar son derece sınırlı oldu. Polis, güvenlik servisleri ya da devlet yetkilileri benimle iletişime geçmedi. Pratikte istediğimi söyleyebiliyorum. Akademik çevrelerden bir miktar tepki geldi ama ara sıra gelen nefret maillerinden öteye geçmedi. Tehdit edilmedim ya da ciddi bir tacize uğramadım; açıkçası bu beni şaşırttı. Çok farklı bir tepki bekliyordum. İnsanların beni rahatsız edici ya da uygunsuz şeyler söyleyen biri, adeta bir köy delisi gibi gördüğünü düşünüyorum. Söylediklerimle ciddi biçimde yüzleşmektense görmezden gelmek daha kolay.
Elias Feroz
Gazze hakkında konuştuğunuzda öğrencileriniz nasıl tepki veriyor?
Lee Mordechai
Konuyla doğrudan bağlantılı iki ders verdim. İlki, 2025’in başında verdiğim, tarih öncesinden günümüze Gazze tarihi üzerine bir dersti. Daha yakın zamanda ise savaşın kendisine odaklanan bir seminer verdim. Her iki ders de olağan kapasitenin çok üzerindeydi. Elbette gerilimler vardı ama bu beklenen bir durumdu. Genel olarak öğrenciler içerikle ciddi biçimde ilgilendi ve derslerin onlar için önemli olduğunu düşünüyorum. Bu dersleri verme hakkımı kimse sorgulamadı ve kimse durmamı istemedi.
İlk derse yalnızca Yahudi İsrailli öğrenciler katıldı. İkinci derste ise az sayıda Filistinli İsrail vatandaşı ya da sakini vardı. Her iki durumda da tartışmalar büyük ölçüde İsrail içi bir çerçevede kaldı; bu anlaşılabilir bir durum. Genel deneyim olumluydu ve önümüzdeki yıllarda bu dersleri vermeye devam etmeyi planlıyorum.
Elias Feroz
Gazze’deki durum bugün İsrail akademik söyleminde ne kadar yer buluyor, özellikle de ders verdiğiniz İbrani Üniversitesi’nde?
Lee Mordechai
Büyük ölçüde yok sayılıyor. Hem akademide hem de daha geniş İsrail toplumunda Gazze’de olanları görmezden gelmek ve bir tür normalliğe dönmek nispeten kolay. İsrail’de günlük hayat aşağı yukarı olağan seyrinde devam ediyor. Gazze gündelik sohbetlerde nadiren yer buluyor ve çoğu zaman medyada da görünmüyor. Gazeteci bir arkadaşım, Haaretz’in bir sayısını baştan sona incelediğini ve Gazze hakkında tek bir makale bulamadığını söyledi. İsrail’in en çok okunan haber sitesi olan Ynet için de durum sıklıkla böyle.
Sonuç olarak çoğu insan Gazze üzerine ne düşünüyor ne de meseleyle ilgileniyor. Medya bu farkındalık eksikliğinin sürdürülmesinde aktif rol oynuyor. Biri özellikle bilgi aramazsa, her zaman öncelik kazanan başka ve daha acil meseleler bulunuyor.
Elias Feroz
Gazze söz konusu olduğunda hükümet ile akademi aynı çizgide mi?
Lee Mordechai
Büyük ölçüde evet. Pek çok akademisyen Gazze’de olanlardan rahatsızlık duyabilir ama bunu bir olağanüstü hâl dönemi olarak çerçeveleyerek sessizliklerini meşrulaştırıyorlar. Gazze politikasına yönelik eleştiri, sağ tarafından kolayca Hamas’a destek olarak sunulabiliyor. Bu tehdit siyasetçileri, yargıçları ve akademisyenleri caydırıyor.
Elias Feroz
Ateşkes olarak sunulan anlaşmaya rağmen yüzlerce Filistinli öldürüldü. Filistinlilerin şu anki acısını nasıl tanımlarsınız?
Lee Mordechai
Soykırımın sona erdiğine inanmıyorum. Gördüğümüz şey aynı sürecin farklı bir biçimde devamı. İsraillilerin çoğu şiddetin sürdüğünün büyük ölçüde farkında değil. Devam eden hava saldırıları, okulların yıkılması ve çoğu zaman kadınlar ile çocukları da kapsayan sivil ölümleri ya hiç haber yapılmıyor ya da neredeyse yalnızca “terörist” çerçevesinde sunuluyor. Bu yeni bir durum değil. 7 Ekim’den önce de Gazze uzak bir mesele olarak görülüyordu; en iyisi başkalarının ilgileneceği, İsrail toplumundan sürekli bir dikkat ya da ahlaki angajman talep etmeyen bir konu.
Elias Feroz
Soykırımın sona ermiş sayılabilmesi için sizce ne olması gerekir? Bakacağınız somut göstergeler var mı?
Lee Mordechai
Gerçek anlamda üzerinde uzlaşılmış bir siyasi çözüm ve buna eşlik eden açık ve kalıcı bir çatışmasızlık hali temel koşul olurdu. Teorik olarak farklı olası sonuçlar var. Bunlardan biri açıkça şiddet içeren bir çözüm olabilir; örneğin kitlesel sürgün, yani etnik temizlik. Bu, mevcut evreyi sona erdirirdi ama elbette olumlu bir anlamda değil. Diğer bir ihtimal ise Gazze’de hayatı istikrara kavuşturan ve oradaki Filistinlilerin temel yaşam koşullarını ele alan bir siyasi düzenleme olabilir; belki bir devlet aracılığıyla.
Elias Feroz
Ekim ayındaki ateşkesten kısa süre sonra İsrail’de kolektif bir amneziden ve Filistinlilerin yaşadığı acının kamusal bilinçten hızla silinmesinden söz etmiştiniz. Son İsrailli rehinelerin de dönmesiyle bu süreç hızlandı mı?
Lee Mordechai
Bu konuda bir hızlanmayı ölçmek zor. Asıl önemli olan sürecin kendisi. Yaşadığım yerden bir saat uzaklıkta yaklaşık iki milyon insan insani bir felaketin ortasında yaşıyor. Çoğu evini ve geçim kaynağını kaybetmiş durumda. Açlık ve yoksunluk yaygın. Buna rağmen İsrail’de günlük hayat normal görünüyor.
Gazze’ye daha yakın yerlerde bile hayat çoğu zaman olağan görünebiliyor; arada sırada duyulan patlamalar dışında. Bunlar hava saldırıları, yıkımlar ya da niteliği her zaman net olmayan patlamalar olabilir. Birisi özellikle dikkat etmeyi seçmezse, tüm bunların yaşandığını unutmak şaşırtıcı derecede kolay. Bir tarihçi olarak bunu son derece öğretici buluyorum. Yıllardır okuduğum durumlara benziyor: kitlesel acının hemen yakınında yaşayan ve sonradan bilmediklerini söyleyen insanlar. Gerçek şu ki bilmemek ya da bilmemeyi seçmek sandığımızdan daha kolay.
Elias Feroz
Batı Şeria’da yerleşimci şiddeti, Filistinli sivillere yönelik saldırılar ve ev yıkımları çoğu zaman kamuoyunda yeterince yer bulmuyor. Bu durum, sözünü ettiğiniz kolektif unutma örüntüsüne nasıl oturuyor?
Lee Mordechai
Batı Şeria’daki durum bir ölçüde farklı. Orada unutma daha sınırlı; çünkü Batı Şeria İsrailliler için görece erişilebilir. Pek çok sivil toplum kuruluşu sahada çalışıyor, ihlalleri belgeliyor ve kamuoyunun dikkatine sunmaya çalışıyor. Bu durumun iyi olduğu anlamına gelmez; değil. Ama Batı Şeria’daki münferit olaylar medyada yer bulabiliyor. Gazze için durum böyle değil. Bu, 7 Ekim’den önce de böyleydi, bugün de öyle.
B’Tselem gibi kuruluşlar Batı Şeria’da faaliyet gösterebiliyor. Aktivistler ve gazeteciler oraya gidip tanıklık toplayabiliyor, kameralar dağıtabiliyor ve uzun vadeli ağlar kurabiliyor. Gazze ise çok daha yalıtılmış durumda. Yaşadığım yerden Batı Şeria’nın pek çok noktasına yarım saat içinde ulaşabilirim. Gazze tamamen farklı; İsraillilere bütünüyle kapatılmış durumda. Bir de siyasi boyut var. Merkez sol bazı siyasi aktörler zaman zaman yerleşimleri ve yerleşimci şiddetini eleştirmeye istekli olabiliyor; en azından bu eleştiri siyasi çıkarlarıyla örtüştüğünde. Gazze söz konusu olduğunda böyle bir eleştiri alanı yok.
Yahudi liberal-Siyonist muhalefet içinde bile Gazze politikasına yönelik anlamlı bir eleştiri neredeyse yok.
Elias Feroz
İsrail son aylarda işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren onlarca yardım kuruluşunun çalışmalarını askıya aldı. Birleşmiş Milletler uzmanları bunu uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendiriyor. Ayrıca Kudüs’teki UNRWA merkezini yıktı. Bunun Gazze ve Filistin sivil toplumunun geleceği üzerinde nasıl bir etkisi olur?
Lee Mordechai
Uzmanlık alanımın sınırlarını belirtmeliyim. Uluslararası hukuk ya da sivil toplum yönetişimi konusunda uzman değilim. Daha genel bir yorum sunabilirim. Tanık olduğumuz şey, İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin, özellikle de Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan çerçevenin çözülüşü. Devletler, bir zamanlar kabul edilemez sayılan eylemleri giderek daha rahat yapabiliyor.
Güç artık eski normların önüne geçiyor. UNRWA tesislerinin yıkılması bunun açık bir örneği. Bir devletin BM mülküne el koyup yıkması beklenen bir durum değildir. Bunun gerçekleşebilmesi uluslararası kurumların zayıflığını gösteriyor. Uluslararası düzeni ayakta tutması beklenen ülkeler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ama aynı zamanda Batı Avrupa devletleri, büyük ölçüde bu düzenin çökmesine izin verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio kısa süre önce Münih’te, ABD’nin ve Batı’nın çıkarlarının küresel düzenin önüne konulması gerektiğini söyledi. Bazı Batılı hükümetler İsrail’e silah satışına kısıtlamalar getirdiklerini açıkladı, ardından bunu sessizce geri aldı. Almanya bunun yakın örneklerinden biri. İsrail’le askeri, ekonomik ve diplomatik iş birliğinin sürmesi, bu eylemlerin nihayetinde tolere edilebilir olduğu mesajını veriyor.
İsrail içinde bu durum bir normallik duygusu yaratıyor. Uluslararası ilişkiler olağan seyrinde devam ediyorsa, insanlar olağanüstü bir şey olmadığı sonucuna varıyor. Olağanüstü bir şey yoksa yön değiştirmek için de bir neden yoktur. Kısıtlamalar ancak ihlallerinin bir bedeli olduğunda anlam taşır.
Elias Feroz
Özellikle Almanca konuşulan medya ve siyasette BDS taktiği ve özellikle İsrail üniversitelerine yönelik boykot çağrıları solda bile eleştiriliyor. Bunun İsrail entelijansiyasının ilerici kesimini izole edeceği ve milliyetçilerin kucağına iteceği savunuluyor. Gazze’deki soykırıma karşı çıkan bir İsrailli akademisyen olarak bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?
Lee Mordechai
Bu argümanı ikna edici bulmuyorum. İsrail’deki ilerici akademik çevre çok küçük. Buna atıf yapmak çoğu zaman eylemden kaçınmanın bir yolu işlevi görüyor. Akademik bir boykot benim için rahatsız edici olurdu ama bunu anlayabilirdim. Gerçekten ilerici akademisyenlerin de bu tür önlemlerin gerekçesini anlayacağını düşünüyorum.
İsrail’de liberal akademik çevre ilerici çevreden çok daha geniş. Birçok liberal boykota şiddetle karşı çıkacaktır ama bu tür bir baskının onları milliyetçiliğe iteceğine dair bir kanıt görmüyorum. Daha genel olarak, İsrail akademisinde uluslararası akademik tanınma ciddi biçimde önemsenir. Bu tanınma meşruiyet sağlar ve pek çok akademisyen bu bağlantıları sürdürmeye büyük önem verir. Hükümet akademik BDS’ye daha az önem veriyor; hatta İsrail akademisini çoğu zaman siyasi bir rakip olarak görüyor. Bu, akademik baskının hükümet açısından anlamsız olduğu anlamına gelmez. Bu baskı, hâlâ uluslararası normlara ve statüye değer veren bir sektörü hedef alır.
Elias Feroz
ABD’ye sık seyahat ediyorsunuz. Kişisel olarak boykot ya da mesleki izolasyon çağrılarıyla karşılaştınız mı?
Lee Mordechai
Bildğim kadarıyla açık biçimde hayır. Ama bu aşamada bunun benim için pek önemi yok. Gerekli olduğuna inandığım şeyi yapmaya devam edeceğim. Bunun boykota yol açıp açmaması başkalarının kararıdır.
Elias Feroz
Bizans İmparatorluğu tarihçisi olarak, genel olarak tarihi incelemenin ve öğretmenin değerini nasıl görüyorsunuz? Özellikle Gazze’deki yıkımı izlerken, tarihin derslerinin tekrarlanan trajedileri önlemediğini görmek insanı hayal kırıklığına uğratmıyor mu?
Lee Mordechai
Tarihin basit ya da doğrudan dersler sunduğuna inanmıyorum. Felaketi önlemeye yönelik bir kullanım kılavuzu değildir.
Bununla birlikte tarihsel çalışmanın en az iki açıdan değeri vardır. Birincisi, bilginin kendine özgü bir değeri vardır. Geçmişi anlamak başlı başına önemlidir. İkincisi, tarih günümüz için hayati olan becerileri geliştirir: eleştirel düşünme, bağımsız muhakeme ve farklı kaynakları tutarlı bir yorum içinde birleştirme yeteneği.
Tarih ayrıca geçmişin bugünkü siyasi amaçlar için nasıl sürekli manipüle edildiğini görmeyi sağlar. Örneğin Gazze’nin tarihini özünde Yahudi olarak sunma çabalarında bunu görüyoruz. Gazze’nin her zaman Yahudi olduğu, orada her zaman bir Yahudi topluluğu bulunduğu iddia ediliyor. Bu, tarihsel iddialar üretmenin bir yolu. Bunlar geçmişe dair tarafsız anlatılar değil; siyasi araçlar.
Coğrafi, mesleki ve tarihsel olarak bu olayları yakından gözlemleyip sistematik biçimde belgeleyebileceğim bir konuma geldim. Kendi sorumluluğumu, bu malzemeyi mümkün olduğunca açık biçimde kaydetmek, analiz etmek ve düzenlemek olarak görüyorum; ister gelecekte biri bunlarla ilgilensin ister ilgilenmesin. Gazze’deki önceki şiddet dönemlerine baktığımızda, o anlarda çok az insan bunları yakından takip etti ya da sonradan geri dönüp inceledi. Bu yine olabilir. Ama bu ihtimal bugün yapılması gereken işi değiştirmez.
Elias Feroz
Sizce geleceğin tarihçileri 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşananlara nasıl bakacak?
Lee Mordechai
İki olası yanıt var. İyimser olanı şu: Gelecekte tarihçiler dehşet içinde geriye bakacak ve bu kadar çok insanın buna nasıl izin verdiğini soracak; belki de bu yargıyı kendi toplumlarını ahlaki açıdan sorumlu tutmak için kullanacaklar.
Ama bu yanıt safça olabilir. Küresel eğilimlere baktığımızda, bir zamanlar istikrarlı görünen pek çok norm artık öyle değil. Önceden kabul edilemez sayılan eylemler bugün ciddi bir dirençle karşılaşmadan gerçekleştirilebiliyor. Ulusal ya da uluslararası kurumlar zayıf olduklarını ya da en azından kolayca devre dışı bırakılabildiklerini gösterdi.
Zamanın mutlaka açıklık ya da ahlaki bir hesaplaşma getireceğine dair bir garanti yok. Uluslararası hukukun ve ortak normların daha az bağlayıcı olduğu, daha şiddetli bir uluslararası düzene doğru ilerliyor olmamız tamamen mümkün. Böyle bir senaryoda kolektif bir idrak ya da hesaplaşma anı hiç yaşanmayabilir.



